Tekil Mesaj gösterimi
  #15
Alt 20.04.2007, 20:44
atalay442

 
Üyelik tarihi: 06.03.2007
Mesajlar: 487
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
bakalım bunuda inkar edecekler mi

Sultan Bahaeddin Veled -kuddise sırruh- Hazretleri’nin;

"Onun tevâzusu bütün peygamberlerden fazla olduğundan, yerinde olarak ona ‘Hâtemü’l-evliyâ’ denilir... Bu yüzdendir ki Musâ Aleyhisselâm; ‘Yâ Rabb’i! Beni Muhammed’in ümmetinden kıl’ buyurmuştur." ("Ma‘ârif", s. 143)


Ulü’l-Azm Peygamberlerin

"Hâtemü’l-Velâye" Mertebesi’nde

Gördükleri Kimsenin Durumu:

"Tezkiretü’l-Evliyâ"da nakledildiğine göre; Bâyezîd-i Bestâmî -kuddise sırruh- Hazretleri yalnız velîlerin değil, peygamberlerin bile gıpta ettiği bir mertebe olan "Hâtemü’l-velâye" mertebesine vâris olan zâtın, ayakları yerin dibinde olduğu hâlde başı "A‘lâ-yı İlliyyîn"i aşan bir kimse olduğuna işaret etmiş; bâzı "Ulü’l-azm" peygamberlerin ise bu iki mesâfe arasında kalmaları nedeniyle, kendilerini ümmet-i Muhammed’e dahil edip bu makama eriştirmesi için Allah-u Teâlâ’ya duâda bulunduklarını haber vermiştir:

"Ibrâhim, Mûsâ ve İsâ -aleyhimüsselâm-ın:

‘Allah’ım! Bizi Muhammed’in ümmetinden kıl!’ dedikleri rivâyet edilir.

Sen zannediyor musun ki, onlar azıcık bir riyâset elde etmek uğrunda Hakk’ın huzûrunda rüsvay olmayı arzu ettiler? Hâşâ ve kellâ!.. Bilâkis onlar bu ümmet içinde öyle şahsiyetler görmüşlerdir ki, bunların ayakları yerin dibinde olduğu hâlde başları A‘lâ-yı İlliyyîn’i aşmış ve onlar da bu arada kaybolup gitmişlerdir." (Ferîdüddîn Attâr, "Tezkiretü’l-Evliyâ", s. 226)



Hazret’in hususiyetle İbrahim, Musâ ve İsâ Aleyhisselâm gibi "Ulü’l-azm" peygamberleri zikretmesi, "Hâtemü’l-evliyâ" olan zâta ihsan buyurulan makamın büyüklüğünü ve erişilmezliğini gözler önüne serdiği gibi; diğer peygamberlerin de bu has mertebeyi Allah-u Teâlâ’dan niyâz ettiklerini göstermektedir. Zîrâ ulü’l-azm peygamberlerin durumu böyle olursa, onlardan aşağıda bulunan diğer peygamberlerin durumu acaba nedir?

Bâyezîd-i Bestâmî -kuddise sırruh- Hazretleri’nin bu sözü, İmâm-ı Rabbânî -kuddise sırruh- Hazretleri’nin "İrşad kutbu" olan Hâtemü’l-evliyâ hakkındaki; "Onun nûru yerin dibinden arşa kadar uzanır!" şeklindeki beyânının(1) ve Abdülkâdir-i Geylânî -kuddise sırruh- Hazretleri’nin; "Selvi dalları gibi yücelere çıkar, Arş onu kucaklar; kökü zemin derinliğinde saklıdır." ifşaatının(2) bir nevî şerhi ve izâhı mâhiyetindedir.

(1) "Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî", 260. Mektup.

(2) "Fethu’r-Rabbânî", 5. Meclis.



Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri "Ankâ'-i Mugrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ" adlı eserinde; Hâtemü'l-evliyâ'nın Hazret-i Mehdî ya da İsâ Aleyhisselâm olduğunu zannedenlerin, veya bu iki zâttan başka Hâtemü'l-evliyâ bulunmadığını iddiâ edenlerin, bu taassuba nefislerinin hastalıkları nedeniyle saplandıklarına dikkati çekerek; bu hususta avâm kimselerin boş iddiâlarına değil, ancak keskin görüş ve basîret ehli velîlerin sözlerine itibâr etmek gerektiğini haber vermiştir:

"Bil ki Allah-u Teâlâ, kendisine tâbi olunan en büyük imamı; velâyet bayrağının ve mühürünün taşıyıcısı, cemaatin ve hikmet ehlinin öncüsü olan bu kerem sahibi 'Hatm'i zikretmiş; Azîz Kitab'ının pek çok yerinde ondan haber vererek, bir ayırım ortaya koymak için, onun mertebesiyle ilgili olarak tembihte bulunmuştur.

İmam Mehdî, kendisine tâbî olunan bir imam olduğu vakit, Peygamber Aleyhisselâm'ın ehl-i beyt'ine mensup olacaktır. İşi duyanlar kimi zaman (onu), onun sıfatı üzere bir şahsa benzetirler ve ondan dolayı onun kim olduğunu karıştırırlar.

'İsâ Aleyhisselâm'a gelince; onun alâmetleri husûsunda ise herhangi bir ortaklık ortaya konulmaz. Zîrâ onun bir peygamber olduğunda hiçbir şüphe ve karışıklık yoktur.

'Hatm' ve 'Mehdî' ortaya konulduğu vakit, kimi zaman her iki velînin ikisinin birden karıştırıldığı vâki' olur ve nefsin hastalıkları nedeniyle bir taassup husûle gelir. Zira bu büyük işle ilgili olan şeyleri haber verebilmek, ancak keskin görüş ve basîret ehli olan için geçerlidir. Avâm'a gelince; onların sözü bizimkiyle bir değildir. Dolayısıyla onların parçaları birleştirip genişletmeleri mümkün de değildir." ("Ankâ'-i Mugrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ' ve Şemsü'l-Mağrib", s. 72 bas.: Mısır, 1954)

kalbin hasta olduğunu söylüyor. banada laf düşmez
atalay442 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla