




Erbakan, yeryüzündeki kaostan kurtulmanın reçetesini sundu
İfsad değil ıslah
Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Toplum ve Aile Saadeti Sempozyumu’na katılan Millî Görüş Lideri ve 54’üncü hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, saadet isteyenlerin gereklerini de yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
“Taklitçi değil, öncü olmalıyız”
Saadetin temelini ailenin teşkil ettiğini kaydeden Erbakan, “Tarihimiz ve inancımıza göre; önce aile yapısının sağlam olması gerekir. Aile, çocuk ve kadının korunması, bir topluma yapılacak en büyük iyiliktir” dedi. Dünyada saadetin olması için mutlaka Yeni Bir Dünya’nın kurulması gerektiğini belirten Erbakan, bunun ifsad değil islah dünyası olduğunun altını çizdi ve “Zulüm, sömürü dünyası değil, saadet dünyası olması lazım. Bunun için her yıl Millî Görüş ve Adil Düzen toplantıları düzenliyoruz” şeklinde konuştu.
Toplum, aileyle sağlam olur
Geniş bir katılımla gerçekleşen sempozyuma Erbakan’ın yanısıra Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, Kadın Kolları Genel Başkanı Ayşenur Tekdal, genel başkan yardımcıları, eski bakanlar ve partili hanımlar ile vatandaşlar katıldı. Ayşenur Tekdal, aile kurumunu tahrip etmek için adeta küresel bir kampanya yürütüldüğünü söyledi. Saadet Partisi Lideri Kutan, fuhuş ve zinanın yaygınlaştığına dikkat çekerek, “Aile yapısı ne kadar sağlam olursa, toplum da o kadar sağlam olur. Çimento inançlarımız ve değerlerimizdir” dedi.
Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Aktif Metropolitan Otel’de düzenlenen ‘Toplum ve Aile Saadeti Sempozyumu’, Saadet Partili hanımların yanı sıra vatandaşların gösterdiği ilgi nedeniyle geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen Saadetli hanımlar, sempozyumu ilgiyle izledi. Sempozyumun açılışına, 54. Hükümetin Başbakanı ve Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, Kadın Kolları Genel Başkanı Ayşenur Tekdal, Genel Başkan Yardımcıları Mete Gündoğan ve Ertan Yülek, Genel Başkan Danışmanı Ahmet Tekdal, Devlet eski Bakanları Sacit Günbey ve Sabri Tekir, GİK Üyesi ve eski milletvekilleri Oya Akgönenç ve Cafer Güneş, Prof. Dr. Muhammed Mugisuddin katıldı. Sempozyumda Ayşenur Tekdal, Erbakan ve Kutan’a, besmele ve lale işlemeli bir seramik tablo hediye etti. İki günlük sempozyum, bugün akşam sona erecek.
Tekdal: Acilen tedbir alınmalı
Açılış konuşmasını yapan Kadın Kolları Genel Başkanı Ayşenur Tekdal, aile kurumunu tahrip etmek için adeta küresel bir kampanya yürütüldüğünü söyleyerek, bu çevrelerin aile kurumuna yönelik tahripkar çalışmalarının çok etkili olduğunu ve toplumun en sağlam yapı taşı olan aile kurumunu zayıflattığını kaydetti. Milli ve manevi değerleri tahribe yönelik bu ifsat edici faaliyetlere karşı sağlam karakterli ve güçlü iradeye sahip nesiller yetiştirilmesi gerekirken sahipsiz bırakılan gençlerin arasında uyuşturucu ve şiddete başvurma gibi olayların hızla arttığına işaret eden Tekdal, “Ülkemizde malum mihrakların etkisi altında kalan ve halkın manevi değerlerine yeterince sahip çıkmayan yönetimler, bu büyük tahribata ya seyirci kalmışlar veya destek olmuşlardır” dedi. Tekdal, ailenin korunması için gerekli tedbirlerin bir önce alınması gerektiğini söyleyerek, “Aile kurumunu korumak ve tahribattan kurtarmak için 54. Erbakan hükümetinde olduğu gibi gerekli tedbirlerin alınması ve tahribatı onarıcı uygulamaların yapılması gerekir” dedi.
Kutan: Fuhuş ve zina yaygınlaşıyor
Saadet Partisi Lideri Recai Kutan ise, ailede saadetin olması için toplumda bir takım şartların teşekkül etmesi gerektiğini belirterek, İslam medeniyetinin yüzyıllar önce toplumda saadetin şartlarını ortaya koyduğunu ve bunu asırlar boyunca gerçekleştirdiğini dile getirdi. İspanya’da kurulan Endülüs Devleti’ndeki beş saadet şartının adeta rehber olduğunu vurgulayan Kutan, bunların ‘alimlerin ilmi, devlet büyüklerinin adaleti, muttakilerin duası, zenginlerin cömertliği ve yiğitlerin kahramanlığı’ olduğunu kaydetti.
“Aile yapısı ne kadar sağlam olursa, toplum da o kadar sağlam olur” diyen Kutan, toplumu bir duvara benzeterek, “Bir duvar 2 bin yıl nasıl ayakta durur? Sağlam taşlardan yapıldığı zaman. Aile yapısının da taşları sağlam olursa, o toplum sağlam olur. Ailenin yapısındaki sağlam taşlar ise, çimento yani inançlarımız ve değerlerimizdir. Sevgi, muhabbet ile aile sağlam olur. Yoksa, aile dağılır” diye konuştu. Türkiye’deki aile yapısını tahribata yönelik faaliyetlerin son yıllarda hızla arttığını anlatan Kutan, “Batı dünyasına duyulan özenti ve modernlik gibi şeylerle toplum yapısı dinamitleniyor” dedi. Evliliğin artık önemini kaybettiğine ilişkin haberlerin her gün sıkça yer aldığını kaydeden Kutan, “Ünlü bir kadın, medyaya çıkıp 6 aydır birlikteydik. Anlaşamadık ayrıldık. Şimdi başka biriyle birlikte yaşıyorum diyor. Ortada evlilik falan yok” diye konuştu. 20 sene önce hiç kimsenin konuşamadığı bu tür şeylerin bugün doğal hale geldiğini belirten Kutan, “Bugün fuhuş, zina hızla yaygınlaşıyor. Ama toplumdan hiçbir bir tepki gelmiyor” dedi. AB’ye benzemek için AKP döneminde zinanın suç olmaktan çıkarıldığını da vurgulayan Recai Kutan, “Bir süre önce TCK’da yapılan değişiklikle resmi nikahtan önce dini nikah yapanlara da hapis cezası getirildi. Böylece toplumda birlikte yaşamak serbest, köyde imam nikahı ile yaşamak yasak maalesef” dedi.
Erbakan: Batıyı taklit değil öncü olmalıyız
54. Hükümetin Başbakanı ve Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan da sempozyumda yaptığı konuşmada toplumda saadeti isteyenlerin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Saadetin temelini ailenin teşkil ettiğini vurgulayan Erbakan, “Tarihimiz ve inancımıza göre, saadeti istiyorsan önce aile yapısı sağlam olması lazım. Bu sebeple, aile, çocuk ve kadının korunması bir topluma yapılacak en büyük iyiliktir. İnsanlık, saadetinin en büyük meselelerinden birisidir” dedi.
Aile saadetinin önemini anlatan Erbakan, “Biz bir yandan aile saadeti için çalışırken, yeryüzünde ifsat etmek için çalışanlarda var. Başka ülkelerde çürütmek ve kokutmak için programlı bir şekilde aileyi tahrip etmek çalışanlar var” diye konuştu. Bu sempozyumun alınacak önlemler için çok önemli olduğunu anlatan Erbakan, ailenin korunmasının öneminin daha iyi anlaşılması için TOBB Genel Sekreterliği ve Refah Partisi döneminden iki örnek verdi.
1967 yılında TOBB’un düzenlediği bir ihracat sempozyumunda bu işin organizasyonun Hükümet nezdinde bir başbakan yardımcısı tarafından yürütülmesi fikrinin yıllar sonra önemi anlaşılarak bugün hayata geçirildiği anlatan Erbakan, yine Oğuzhan Asiltürk’ün Refah Partisi döneminde Meclis’te başka partilerin ‘kadın erkek eşitliği’ konusunda bilinen konuşmaları üzerine yaptığı açıklamanın önemine işaret etti.
Oğuzhan Asiltürk’ün ‘Sizden bir ricamız var. Batıyı taklit ediyorsunuz da, batının 20-30 sene öncesini değil şimdisini taklit edin. Çünkü bu sizin söylediklerinizle felakete gittiğini görünce hepsini değiştirdi. Siz batının bu değişik fikirlerini incelemeden geliyorsunuz. Siz batı taklitçiliği yaparken, onların düştüğü bütün çukurlara düşürerek bizi yürütmeyin. Son noktaları dikkate alarak, bari felaketlerden ders alarak taklit edin’ şeklinde konuştuğunu anlatan Erbakan, Fransa’da 20-30 sene önce iş hayatında, evde kadın erkek eşitliği gündeme gelince nüfusun hızla azalmaya başlaması üzerine aileyi ve kadınların hakkını korumaya dönük yasaların çıkarıldığını hatırlattı.
“Biz batıyı taklit edecek değiliz. Tarihimiz, inancımız, kimliğimiz dolayısıyla, asırlar boyu batıya saadeti nasıl öğrettiysek bugün de öğretmek mecburiyetindeyiz. Onları taklit etmek değil öncü olmak zorundayız” diyen Erbakan, bunun için de Yaşanabilir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya’nın oluşması gerektiğini vurguladı. Dünyada saadetin olması için mutlaka Yeni Bir Dünyanın kurulması gerektiğini belirten Erbakan, bunun ifsat değil ıslah dünyası olduğunun altını çizdi. “Zulüm, sömürü dünyası değil saadet dünyası olması lazım” diyen Erbakan, bunun için de yılda iki kez önemli toplantı düzenlediklerini kaydetti.
29 Mayıs’ta İstanbul’un fethi kutlamalarında ve 29 Ekim’de adil bir düzeni içeren dünyanın nasıl kurulması gerektiğine ilişkin toplantıların yapıldığını anlatan Erbakan, iki toplantının da bunu gerçekleştirmeye yönelik engellerin tespiti ve aşılması için yapıldığını vurguladı. Milli Görüş ve Adil Düzen olarak nitelendirilen bu toplantılarda bütün insanlığın saadeti için çalışıldığını vurgulayan Erbakan, “Bu toplantıların en önemli amacını, aile yapısının korunması teşkil etmektedir” dedi. Önümüzdeki 29 Mayıs’ta diğer İslam ülkelerinden gelen temsilcilerle yapılacak toplantıda aile saadetine ilişkin çalışmaların da ortaya konulması gerektiğini anlatan Erbakan, “Müslüman ülkelerimizde insanların saadeti gayesi ile hakikaten pek çok toplantı yapılıyor. Ancak bu toplantılar münferit olarak yapılıyor” dedi.
Bu toplantıları bir kişinin ‘ben kapı üreteyim, ambara koyayım, ihtiyacı olan alıp kullansın’ mantığı ile özetleyen Erbakan, “Öyle kapı yapılmaz ki. Önce evin projesi yapılır. Sonra o ev için kapı yapılır. Yeni bir dünya projesini bilmemiz lazım ki, o yeni dünyaya lüzumlu olacak şekilde çalışma yapalım. Yoksa kapı, pencere yapalım, eve ihtiyaç olursa kullanırız. Kötü bir şey mi bu? Evet, kötü bir şey. Akıllı çalışmıyorsun, malzemeyi, zamanı her şeyi israf ediyorsun” dedi.
“Sarayın projesi elinde olacak. O saraya kapı, pencere yapmak marifettir” diyen Erbakan, “Ne yazık ki, İslam aleminde toplantılar kapı yapayım pencere yapayım zihniyetiyle yapılıyor. Ambara konuluyor ve orada kalıyor. Böylece insanlığa olan vazifemizi ifade edemeyiz. Önce projenin tamamını önümüze koymamız ve ondan sonra taşları yerine koymamız lazım. Bu sempozyumun yeni bir dünya projesinin yapı taşlarından birisidir. Laf olsun diye rastgele yapılmıyor” diye konuştu.