| gölge... Romanlarda mahfuzdu yüzün Müstehzi bir tebessüm diye yazardı Duymazdım Çocuktum denizi özlerdim upuzun İncecik dudaklarım sevdaya hayalden bir duman salardı Müstehzi’yi sorardım Kimse bilmezdi Tenhasına dokunurdum sonsuzun Gözlerimden yalnızlığım sızardı Ümmiydim Aşka lal Belledim lakin Tebessümde okunurmuş hüzün Uyuduğumda ölüydüm Hep uyanıkken görürdüm düşlerimi İki boyutlu ve yarı saydam Bir gölgeyim şimdi Billurdan Sen kaç yaşında gizlendin romanlara Ben neden hiç büyümedim de Dokunduğum tenhalara gömüldüm Akbabalar ırgalar ruhumu aşikar Çürüyen bir ruh ile neyleyim şimdi Senin düşlerine uyumak için ölürdüm Sessiz giderdin Ardın sıra götürürdün düşlerimi Yutkunurdum seni soranlara Aşka lal Sıkardım dişlerimi Kimse aldırmazdı Ölüydüm Bütün düşlerim ölüme dair Bila kayd-ı şart egemenmişim ruhuma bedenime Öyle dediydi şair Azaldıkça çoğalırmışım Katıksız sancılarım varmış Vesaire vesair Sancıların annesiydim oysa Titrek ellerimle müşfik Her gün yeni sancılara doğurgan Egemenliğim bedenimin bendesi Yanılmış şair Ve katıksız Sancıları ruhumun Aziz peygamberin dualarıydı İçimi esir eden özgürlüğe Ve özgürlüğünde ölen Düşlere ölen içimi Sonra dipdiri sancılara uyanan Sitemsiz uyanan Sineme saplanan düşlerle Bir yaraya düşen gönüldüm Bir sevdaya sürüldüm Bir rüyaya gömüldüm Parçalandım bölündüm Aşka lal idim İzbesinde mutlu düşlerin Bir metruk kalptim Acı ile büyüdüm Bilmediler Ölüydüm (alıntı) |