es.sa.ve.ra arkadaslar güzel baya bir cevaplar gelmis ii
ama bakiyorum tecknologieye kiziyorsunuz rahatlik batiyor diyorsunuz
hayir tecknologienin bir alakasi yok sanirim,burda cok önemli olani unutuyoruz EGITIM basta gelen malesef cocuklara ve genclere verilmeyen bir gercek,mektuba bakarsak bir ailenin en güzel sekilde gecim noktasi icin yazilmis bir mektup,bu sade bayanlar icin gecerli degildir erkeklerde alsin nasihat,ama bir evi disi kus yapar papatyacim malesef öyle,neden dersen erkek bütün gün disarda calismakta onun icin cocuk egitimi evin sorumu kadina kaliyor,erkekte elinden geldigi kadar elbette ugrasmasi lazim,onlara cocuk egitimi yasaklanmamis belirli bir zamandan sonra erkek cocuklari babaya aittir,onun sorumlusu artik baba dir,bizim isimiz kizlarimizi iyi bir aile icin yetistirip teslim etmek,onlar bizim en mükemmel emanetlerimiz,bizde o emanetleri emanet ediyoruz ama Rabbimin istigi bir sekilde,bakin size bir yazi ekliyorum egitim hakkinda
ASR-I SAADETTE ÇOCUK EĞİTİMİ
Karıncaların bir reisi, arıların beyi, turnaların bir kılavuzu vardır. Çocuk annesini-babasını, küçük, büyüğünü, öğrenci, öğretmenini taklit eder. Acaba bizim örneğimiz ve rehberimiz kim? Kimlere benziyor, kimlere benzemeye çalışıyor, kimler gibi olmaya çaba sarfediyoruz?
Başta peygamberler ve peygaberimiz, İslam büyükleri birer yıldız gibi bize ışık tutmaktadırlar. En büyük ışık, rehber ve önderimiz olan Peygamberimiz acaba yeni nesilleri nasıl yetiştirmiştir? Bu husus çok önemlidir. Çünkü müslümanlar, evlerinin köşelerinde ibadetlerini yaparken, nesilleri kötülüklere ve kötülere malzeme olmamalıdır. Bizim yetiştirdiğimiz, besleyip büyüttüğümüz nesillerimiz bizim olabilmesi için nelere dikkat etmeliyiz, neler yapmalıyız? Bütün bunların bilinmesi lazımdır. İşte bunu için de, insanlığın yaşadığı en mutlu dönemde yani Asrı saadette bu işler nasıl yapılıyordu? Bunları çok iyi bilmemiz ve uygulamamız gerekiyor.
Cündüb bin Abdullah (r.a.) der ki: ”Biz, ergenlik çağına ermek üzere birer genç iken Peygamber (s.a.v.) ile beraber idik. Kur`an-ı Kerim´i öğrenmeden önce imanı öğrendik. Ondan sonra Kur´an´ı öğrendik. Kur´an sayesinde de imanımız daha da kuvvetlendi.”
Öyleyse çocuklarımıza önce imanı öğretmeliyiz. İmanı öğrenen ve sağlam bir şekilde inanan kimsenin, amel etmesi, Kur´an´a uyması daha kolay ve sağlıklı olacaktır. Yine Peygamberimizin mektebinde yetişen Abdullah ibni Ömer (r.a.) bu hususta şöyle diyor: ” Bir zamanda yaşadık ki, kimimiz kur´an (ayetlerinin tamamı) inmeden iman etti. Sonra sureler indi. Helal-haram, emir ve nehyi öğrendiler. Bunların anlayamadığı birşey olmazdı. Halbuki bir takım kimseler gördüm ki, İman etmeden evvel kendisine Kur´an geldiği halde (yani imanı tam kavramadığı halde) Fatiha´dan sonuna kadar okur da, emrinden nehyinde birşey anlamadığı gibi, üzerinde de durmaz, hurmanın yaramayanı gibi onu karıştırır durur.”
”Biz Peygambere Kur´an gelmeden iman ettik. Birtakım kimseler gelecek ki, iman etmeden (imanı tam kavramadan) Kur´an kendilerine verilecektir (Kur´an okumayı öğrenecekler). Onlar, harflerine riayet edecek, fakat hududunu aşacak, hükmünü çiğneyeceklerdir. ”Biz okuyucuyuz, bizden daha iyi okuyan kimdir? Biz alimiz, bizden alimi kimdir?”derler. İşte Kur´an´dan hisseleri ancak budur. Diğer bir ifade ise, işte bunlar bu ümmetin fenalarıdır.”
Sahabe ve selefi salihin çocukları mescidlerde yetiştirmişlerdir. Anne ve babaların, çocuklarına mescitleri sevdirmeleri gerekir.
Sahabe çocukları Resulullah (s.a.v.) ile birlikte mescitte namaz kılmaya özen gösterirlerdi. Cabir bin Semura (r.a.) çocukluğundan ve Resulullah ile beraberliğinden bahsederken diyor ki: ”Ben Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldım, sonra ailesinin yanına çıktı, ben de O´nunla çıktım. Hemen çocuklar Peygamber´i (a.s.) karşıladılar. Hz. Peygamber onların yanaklarını sıvazladı, benim de yanaklarımı sıvazladı. O´nun elinde bir serinlik ve bir koku hissettim. Sanki elini bir kokucu sepetinden çıkarmıştı.”
Ebu Malik el-Eş´ari, ”Ben size Hz. Peygamber´i anlatayım mı?” der ve kendi sorusunun cevabını kendisi verir: ”Namaz için kamet ettirir, erkekleri saf yapar, sonra çocukları onların arkasına alır ve onlara namaz kıldırırdı.”
Çocuklar, Peygamberimizin ilim ve sohbet meclislerinde hazır bulunurlardı. Babaları onların ellerinden tutar, o güzel toplantılara getirirlerdi.
Çouklar, Peygamberimizin konuşmalarını dinlerler, tavsiyelerini öğrenirler ve büyüklerini de örnek alarak yetişirlerdi. Hatta Peygamberimiz: ”Mecliste baba ile oğul arasına oturulmasın” tavsiyesinde bulunmuştur.
Görüldüğü üzere, çocukların camilere, sohbetlere, ilim meclislerine büyükleriyle birlikte götürülmeleri gerekiyor. Çünkü çocuklar, büyüklerinden görerek, duyarak öğreneceklerdir. Hal ile eğiteleceklerdir. Onlara şefkat ve merhamet gösterilecek, asla küçümsenmiyeceklerdir, aksine değer verilecektir. Bu hususta Hz. Lokman´ın (a.s.) tavsiyelerini göz önünde bulunduralım. (31/Lokman, 13-19)
Îman ve imanla ilgili bilgiler mutlaka sağlıklı bir biçimde verilecek, iman ve islam sevdirelecektir. İşte o zaman yetişen nesiller bizim olacaktır.
insaallah bundan birazda olsa faydalanirsak ne mutlu bize
selam ve dua ile