Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 10.05.2003, 21:48
Yabangülü

 
Yabangülü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2003
Mesajlar: 176
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Örtü neyi hatırlatır bizlere

Örtü neyi hatırlatır bizlere



Görüntüyle yenilgi kavramları birbirleriyle ne kadar ilgilidir? Kaybedenleri, yenilgileri hatırlatan görüntülerinden ne kadar kaçırabiliriz? 1942 Almanyası’nda herkesin gururla taşıdığı gamalı haç rozetinin 1945 yılından beri anlamı nedir söz gelimi. Yine aynı yıllar yenilgi ve sürgünlerin anlamı olan siyon yıldızının, 1948’den beri milli bir işaret olmasında bayraklaştığını da biliyoruz.
Taşıdığınız görüntünün, yenilgilerinize ve kaybedişlerinize rağmen hâlâ size “yük” gelmiyor oluşu, sizin o görüntüye atfettiğiniz değerle ilgili olduğu kadar, o görüntüyü nelerle örüp donattığınızla da ilgilidir.
Ancak “hür” ve “Müslüman” kadınların onurla taşıyabilecekleri bir görüntüdür o. Bununla birlikte sadece görüntü ve işaret olsaydı; zamana, değişen siyasetlere ve diğer kültürel değişkenlerin hareketliliğine anlam kayması da yaşayabilirdi. Fakat bin beşyüz yıldır Müslüman kadınlar onu, Allah’ın emri olduğu için kuşanıyolar, giyiniyorlar ve taşıyorlar. Üstelik sadece hür oldukları zamanların giysisi olarak da değil. Ama elbette; başörtüsünün olduğu her yerde hürriyet mücadelesinin anlamı ve eylemi de bitişiktedir. Bu manada örtü; sadece bir aidiyet-topluluk-cemaat imleci değildir. O, siz tek başınıza olsanız bile, Rabbinizle kurmaya çalıştığınız anlam bağının harflerinden bir harftir...
Örtü düşmanlarının aktif ve rijit manada “İslâm düşmanı” olmadıklarını... sadece onlara kendilerinin de ait oldukları ve yenilenlere dair tarihi fotoğraftaki yerlerini hatırlattıklarını... yenilgilere dair bu hatırlayıştan dolayı örtüye kızıldığını yazıyor bazı arkadaşlarımız. Doğrudur, yenilmek ve neredeyse Karlofça’dan beri hep yeniliyor olmak, moral bozucudur. Geri kalmışlık ve üçüncü dünyalılık da öyle.
Ama yenilgilerimizin sebebi elbette İslâm değildir. Fakat İslâm ahlakının; saldırgan, maddeci ve sömürgeci batı düşünüşüyle karşı karşıya olduğunu tespit etmek gerekir. İşkencenin, talanın, tecavüzün, yağmanın yasak, ayıp, günah ve aşağı addedildiği bir İslâm ahlakı... Affetmenin, merhametin, paylaşmanın, en önemlisi “selam”ın esas olduğu bir ahlak... Vahşi kapitalizmin, kuru ırkçılığın ve manifestosu sömürü olan batı düşünüşünün karşısında elbette “yeniliyor gibi” duracaktır.
Başörtüsünün işaret ettiği düzeyde kadınlara tecavüz eden Sırplara, kapılarına, “zenciler ve köpekler giremez” yazan Amerikalılara, atom bombası ile yok edilen Hiroşima’ya, kan revan içinde bıraktırılan bir Kamboçya’ya, çocukları ve nineleri buldozerlerle ezen bir İsrail’e... kesinlikle yer yoktur. Örtü katliamı, tecavüzü, işgali, sömürgeciliği kabul etmeyen bir başka ahlaka işaret eder.
Allah’a işaret eder.
Örtü; İslâm’a yani barışa, insan sevgisine, insan varlığına ve hukukuna, saygıya ve pek tabiidir ki herkesin diğerini incitmeden kendisi olabilme hakkına işaret eder.
Örtü, sürekli kaybeden bir coğrafyayı değil, dünyanın çoktan kaybettiği masumiyeti temsil ediyor...


sibel eraslan
__________________
_______________________
Eger ilim ümit ile olsaydi dünyadaki
bütün insanlar alim olurdu.HZ.Ali
Yabangülü isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla