Tekil Mesaj gösterimi
  #13
Alt 11.06.2007, 17:54
musabbinumeyr

 
musabbinumeyr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.03.2007
Mesajlar: 2.049
Teşekkür etti: 0
13 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Aşk Derdin Dermanı

Hekimlerin ilacını bulamadığı, derman olamadığı tek derttir aşk. Hatta onlar çare bulsalar bile âşık bu ilacı istemez. Bu açıdan bakıldığında Mecnun, modern tıbbın bütün tedbirleriyle bile asla tedavi edilemeyecek bir aşk hastasıdır.

Fuzulî'nin aşk derdine tabip istemeyen tavrı da biraz bu yüzdendir. Hani der ya: Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabîb Kılma derman kim helakim zehr-i dermanındadır Demek olur ki: "Ey tabib! Aşk derdiyle başım hoş benim; yaramdan el çek sen. Bana derman hazırlama ki senin merhemlerin benim ölümüm sayılır." Çünkü eğer aşk yarası iyileşirse sevgiliden uzaklaşmış olacak, belki de onu sonsuza dek kaybedecektir. Oysa aşk öyle bir şeydir ki acılar içinde lezzet, elem içinde mutluluk olunca gerçekliğine erilir. Şair bir yandan aşksız yaşayamayacağını, asıl ölümün aşksız kalmak olduğunu vurgularken diğer yandan ilaçların genellikle acı (zehir gibi) olduğunu zikrederek sanat da yapmaktadır. Aşk hastasının can ve gönül derdine en hazık hekim, hiç şüphesiz sevgilinin ya kendisi (yakın olsun diye) veya dudağıdır (bir çift söz ederek, tıpkı Hz. İsa gibi ölü gönülleri diriltsin diye). Öte yandan sevgilinin aşkı hem derttir, hem de o derdin dermanı, veya tabibi. Gamzesi bir cerrah olup âşıkın bağrını yarınca gerekli aşk tedavisi de başlamış demektir. Yahut bunun tam tersi; dudaklarından çıkıverecek bir çift söz ile canını alma. Bu söz, sitem de olsa hatta!... Ahmet Paşa der ki: Hak bu kim can derdmendinin tabîbidir lebün Hokka-i la'lin açıp derde devâlar gösterir Bu dahi, "Hakikati söylemek gerekirse ey sevgili, dudağın, senin derdini çeken canımın tabibidir. Öyle ki kırmızı la'l hokkasını açıp derde devalar gösteriyor." Şairin la'l hokka dediği şey sevgilinin yakut kırmızısı dudağı ile eski hekimlerin ilaç taşıdıkları yakut hokkayı birlikte karşılar. Böylece hokkadan dökülecek ilaç ile sevgilinin dudağından dökülecek sözler aynı şifalı etkiyi gösterecektir. Eski şairler kendilerini aşk hastası, sevgiliyi de bu hastalığı tedavi edebilecek yegane tabib olarak düşündükleri için bu konuya dair pek çok mazmunlar yapmışlardır. Hemen hepsinin istediği şey, tabibin (sevgilinin) her daim yanlarında olmasıdır. O yanlarında olursa ölmek kolay, can vermek nimet olur. Hani Rıza Tevfik'in o muhteşem şiiri Humma-yı Aşk'ta söylediği gibi: Okuyalım: Hastayım, yalnızım, seni yanımda Sanıp da bahtiyar ölmek isterim Mahmûr-ı hülyayım câm-ı lebinden Kanıp da bahtiyar ölmek isterim Şimdi sormak lazım; acaba sevgilisini yanında sanınca bile bahtiyar ölen bir âşık, onu bizzatihi yanında bulursa sevincinden can vermez mi?!.. Hekimi her daim başında bekleyen bir hasta, diğerlerine göre daha bahtiyar değil midir? Hele hülyalara dalarak sarhoş olmuş bir âşık, sevgilisinin dudağının kadehinden (veya hokkasından) kanarak sarhoş olursa (veya ilacını alırsa), bunun karşılığında sevgiliye can vermez (kurban olmaz) mı!?.. Şiirin devamını merak edenler için kaydedelim: Bir olmaz emelin düştüm peşine Vuruldum hüsnünün şen güneşine Ela gözlerinin aşk ateşine Yanıp da bahtiyar ölmek isterim. Tâliin kahrı var her hevesimde Boğulmuş figânlar titrer sesimde O nazlı ismini son nefesimde Anıp da bahtiyar ölmek isterim. BİR KİTAP OKUDUM Tarihe ait hurde teferruat, ayrıntılar, kimsenin iltifat etmediği konular hep onun işidir. Ne zaman tarihin satır aralarında aklınıza takılan bir şey olursa, varın Dursun Gürlek'e sorun, o bilir, size kaynak ve yol yordam gösterebilir. Ayaklı Kütüphaneler de titizlikle hazırladığı bu tür kitaplardan biri. İçinde Osmanlı'dan çağımıza uzanan bir çizgide 16 kitap kurdu bilginin biyografisi var. Bir zamanlar aramızda yaşayan kimi allâme, kimi mütebahhir, kimi üstâd, kimi zarif, kimi beyefendi bu insanların tatlı bir üslub ve ilginç anekdotlar ile zenginleştirilen hayatlarını okurken tarihin içinde kaybolup gidiyorsunuz. BİR ŞARKI Ellili yıllar... Beste, Lemi Atlı. Makam hicaz... Bir şair; İzmirli Avukat Nahit. Belli ki bir halk adamı. Biraz da siyasetle ilgili. Üstadın şiirini tehzil ediyor. Adı Hummâ-yı Siyaset. Şarkı bir müddet de böyle okunuyor: İşte şarkının o versiyonu: Halkçıyım, yalnızım, halkı yanımda Sanıp da bahtiyar ölmek isterim Meclûb-ı ikbâlim bu son demimde Kanıp da bahtiyar ölmek isterim. Bir olmaz emelin düştüm peşine Vuruldum rakipsiz devlet işine Demokrat partinin aşk ateşine Yanıp da bahtiyar ölmek isterim. Feleğin kahrı var her hevesimde Bir yığın zırvalar titrer sesimde İktidar ismini son nefesimde Anıp da bahtiyar ölmek isterim.
musabbinumeyr isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla