Hangi taraf, evladım elden gitti diye düşünürse, gençlerin yuvasını da, karşı aileyi de, sıkıntıya sokar. Bu düşüncenin kuvvetine göre, sıkıntının şiddeti artar. Bu geçimsizlikleri, elden çıkan evladını kurtarmak için yapar, hatta yuvayı da yıkar. Güya evladını kurtardığı için, zerre kadar üzülmez, savaş kazanmış kumandan edasına bürünür. Ama yuva yıkılmıştır. Her iki taraf, çocuklarının aile düzenine karışmamalıdır.
Her iki taraf da, kendilerinin bir zamanlar yaptığı gibi çocuklarının da, artık yeni bir aile olduklarını kabul etmeleri, Onları salih bir komşu, salih bir arkadaş gibi görmeleri, evladım evladım diye yanıp tutuşmadan, gerçeği kabul etmeleri gerekir. İnsanın salih arkadaşı, eşiyle mutlu ise, onun ailesiyle iyi geçiniyorsa, nasıl memnun oluyorsa, evladının da, eşiyle ve onun ailesiyle, iyi geçinmesine, böyle çok sevinmeli. Evladım elimden gitti diye düşünmemeli. Bilmeli ki, onlar da, artık yeni bir ailedir, onların da, kendi hayalleri var, kendi prensipleri, kendi zevkleri var. Nasihati gerektirecek durumlarda, tatlılıkla nasihat etmeli, maddi yardımı gerektirecek durumlarda yardım etmeli. Evladım diye yanan, evladını da yakar, yuvasını da yakar. Ama bunun sıkıntısını hem dünyada, hem ahirette fazlasıyla çeker. Herkes nefsine hâkim olmalı, gerçekleri kabul etmelidir.
alıntı
www.mehmetalidemirbas.com