Üyelik tarihi: 26.06.2007 Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| akp li danışmanın itirafi Kardeslerim alt taraftaki röportaj AKP intihara gidiyor kitabından alıntılanmıstır.Hiçbir akp li yetkili tarafından yalanmamıs hakkında tek bir işlem bile baslatılamamıstır.AKP nin nereye hizmet ettiğini acık secik ortaya dokuyor dikkatinize AKP İntihara Gidiyor' kitabindan alıntı
İşte, BİR AKP'Lİ DANIŞMANIN İTİRAFLARI
"Kuzey Irak'ta, askerlerimizin başına çuval geçirmelerini ve Genel Kurmayı zor duruma düşürmelerini, Amerikalılara biz söyledik." AKP'yi kuranların ve kurduranların, özellikle Tayyip Erdoğan'ın özel bir önem verdiği danışmanlarından ve operatörlerinden biri ile yemekte karşılaştık. Tam bir panik havasındaydı. "Hayrola işleriniz iyi gitmiyor galiba!" dedim.
AKP'li Danışman: "Tezkere krizinde oldu ne olduysa, büyü o zaman bozuldu, beklediğimiz sonuç çıkmadı, sonrasını zaten biliyorsunuz."
AA: "Katılmıyorum, Edelman'ın YSK'ya ziyareti, Londra, Washington, New York, Dubai ve bazı şehirlerde daha AKP kurulmadan önce verilen sözler sonunuzu hazırladı. Devleti tanımadan, Anayasal organlardan ve
milletten gerçek anlamda bir ‘olur' almadan küreyi yerinden oynatacak kararları alabileceğinizi sanmak çocukçaydı. Bu durum AKP'yi bitirdi."
AKP'li Danışman: "Hayır, bizi Özkök Paşa ve Paşalar bitirdi. Tezkere krizinde ne yapacağımızı bilemedik. Sorduk ne yapılmalı diye; "İktidar sizsiniz, karar almak sizin işiniz, biz kararı uygularız" dediler."
AA: "Ama zaten siz orduya sormadan informel olarak her türlü garantiyi vermiştiniz. Asıl hata o değil mi?"
AKP'li Danışman: "Tamam her türlü garantiyi ve tavizi verdik ama ABD'nin Doğu ve Güneydoğu'ya tam yerleşeceğini bilmiyorduk. Yani, ABD ve İngiltere Türkiye'yi işgal edeceklerdi, paniğe kapıldık."
AA: "Ama ABD'lilere bu garantinin AKP'nin kurulması aşamasında verdiniz."
AKP'li Danışman: "Evet, çok yanlış yaptık."
AA: "Peki o halde Özkök Paşa'nın ve Paşaların suçu ne?"
AKP'li Danışman: "Onlar diyebilirlerdi ki; "Tezkerenin çıkmasına karşıyız." Ancak asker kararı bize bıraktı!"
AA: "Normal, demokrasilerde zaten böyle olmaz mı?"
AKP'li Danışman: "Tamam da, tezkerenin faturasını sonunda AKP'ye kesti ABD'liler. Asker, "tezkereye karşıyız" deseydi, parti ile ABD değil, ABD ile TSK karşı karşıya gelecekti, biz
yırtacaktık!?."
AA: "Özkök Paşa ve Paşalar size tezkere çıkarmayın demedi mi?"
AKP'li Danışman: "Hayır demedi ama cesaret edemedik!"
AA: "ABD, Türk askerlerinin başına çuval geçirdi ama ceza olarak?!"
AKP'li Danışman: "Yahu o olayı hiç sorma. O Wolfowitz'in halt yemesi. Bizimkiler (AKP'liler), "tezkerenin öcünü TSK'dan alalım" diye ona akıl vermiş!..."
AA: "Yoksa sizin danışman arkadaşlarınızdan biri ve İstanbul'da iki işadamı Wolfowitz'e asıl suçlu AKP değil, TSK demiş olmasın?! Çünkü Amerika'ya söz verdiği gibi AKP tezkereyi çıkaracaktı! TSK'yı cezalandırma teklifi, iki işadamı ve bir danışmandan gitmedi mi?"
AKP'li Danışman: "Çok büyük, çok fahiş bir hata yaptık zaten Wolfowitz Türk ordusunu bizimkilerin teklifi üzerine cezalandırmaya karar verdi."
AA: "Tek başına mı?"
AKP'li Danışman: "Yok canım, Tayyip Erdoğan ve ve Gül'le paylaşıldı, onlar da "olur" dediler."
AA: "Yani Wolfowitz'in, ABD'nin bu çokbilmiş danışmanının ve İstanbul'daki iki işadamının: "Türk ordusunu cezalandırma önerisine" Tayyip Erdoğan ve Gül ya da Eş Genel Başkanlar "Evet" mi
dedi?"
AKP'li Danışman: "Maalesef öyle!... Tayyip ile Gül'ün gezileri bu plana göre ayarlandı. O gün Tayyip Erdoğan Rize'de, Gül de Kayseri'de olacaktı. Çok ters bir şey olursa ikisi ABD'liler tarafından alınacaktı. Bu planı Wolfowitz hazırlamıştı."
AA: "Ne tür bir terslik bekliyordunuz?"
AKP'li Danışman: "Tayyip Erdoğan ve Gül'e yönelik askeri bir hareket olabilir diye düşündük."
AA: "Yani AKP üst yönetimi, AKP'nin yıldız danışmanı ve İstanbul'daki iki işadamı Türk askerlerinin başına çuval geçirileceğini biliyor muydu?"
AKP'li Danışman: "Evet tabi... Yanılmıyorsam bir de emekli bir Paşa biliyordu."
AA: "Hiçbir kimse çıkıp ta Tayyip ve Gül'e bunun sonuçlarının çok ağır olabileceğine ilişkin görüş bildirmedi mi?"
AKP'li Danışman: "Tezkerenin mecliste reddedilmesine çok kızmıştık. ABD Savunma Bakanı arkamızdaydı. Kendimizi çok güçlü hissediyorduk!"
AA: "Ordunun sessiz kalacağını mı düşündünüz?"
AKP'li Danışman: "Biz değil, Wolfowitz öyle düşündü. Türk askerlerinin başına çuval geçirilince, Genel Kurmay Başkanı Özkök ve diğer Kuvvet Komutanı Paşalar'ın, o günkü Harekat'ın nöbetçisi Büyükanıt'ın isifa edip emekli olacaklarını öngörmüştük. Eğer o gün paşalar istifa etseydi, bizim Genel Kurmay Başkanımız hazırdı..."
Sizin Genelkurmay Başkanınız kim olacaktı?
AKP’li: Söyleyemem. Ama Paşalar istifa etmeyince dümen yarım kaldı. Paşaların kesin kararlı oluşu ve çuval olayını Türkiye’nin lehine kullanmaları, bizim oyunumuzu kökten boşa çıkardı. Paşalar istifa etmeyince Özkök Paşa’ya ‘Fetullah Hocacı’ diyelim ve Onu gözden düşürelim kararı aldık...
- Neden?
AKP’li: Çünkü Özkök Paşa’nın namaz kıldığı söylenmişti. Eğer Özkök Paşa’ya ‘Fethullah Hocacı’ diye iftira atar ve tutturursak, o da mecburen istifa eder, biz de böylece intikam alırız diye düşündük.
- Yani Özkök Paşa ‘Fethullah Hocacı’ değil mi?
AKP’li: Ne ilgisi var? Mümkün mü? Paşa samimi Müslüman bir adam. ‘Çamur at, izi kalır’ diye böyle yaptık!
- Ama sonuç alamadınız!
AKP’li: Kimse inanmadı. Bunun üzerine Emin Çölaşan gibi yazarlara Özkök Paşa’nın ‘Fethullah Hocacı’ olduğu yalanı sızdırıldı. Wolfowitz’in adamları bir psikolojik harp başlattı. Hulki Cevizoğlu, Emin Çölaşan, Mustafa Balbay, filan, bunları CIA ve MI6 iyi etkiliyordu. Hilmi Özkök’ün aleyhinde yayınlar yapıldı.
- Özkök Paşa istifa etseydi, yerine kim geçecekti? Büyükanıt Paşa mı?
AKP’li: Yok canım. Ancak Büyükanıt Paşa’yı Özkök Paşa’ya karşı sadece kullanmaya çalıştık. Aziz Yıldırım, ABD’deki bazı askerler Büyükanıt Paşa’yı etkilemeye çalıştı ama Büyükanıt oyuna gelmedi. O oyuna gelmeyince ‘Sabetayist’ olduğunu yaydık. (Vakit ve Yeni Şafak gazetelerinden falan...)
- Onun kabahati neydi?
AKP’li: Bizim (AKP’nin) Genelkurmay Başkan adayımız o değildi (Bizim adamımızın olması için, onun da kötülenmesi gerekliydi...)
- TSK’ya müdahale etmeniz saçma değil mi?
AKP’li: Arkamıza ABD Savunma Bakanı’nı, iki-üç tane çok önemli işadamını ve bir emekli paşayı da alınca, kolayca bu işten sıyrılırız ve kotarırız diye düşündük.
- Neden?
AKP’li: Özkök Paşa’yı, Büyükanıt Paşa’yı, Genelkurmay’ı ve galiba genel olarak TSK’yı çok basite indirgedik. Çok boş gördük onları. Ama öyle değilmiş yanıldık. Mesela sizin SESAR’ın ve Atatürkçülüğünden, milliyetçiliğinden emin olunan kalemlerin paşalara yönelik ağır eleştirileri işimizi kolaylaştıracağına, bozdu. Birçok operasyonda nasıl olsa siz ve diğerleri sonuç alır diye, biz el atmadık.
- Demek ki emekli bir paşa orduyu iyi analiz edememiş.
AKP’li: Sadece o değil, ABD’li, İngiliz, İsrailli, Fransız birçok uzmandan TSK’ya karşı yürüttüğümüz savaşta yardım aldık. Ama onlar da çuvalladı. Hepimiz çuvalladık. Bu kabinenin (AKP hükümetinin) listesi, Londra ve ABD’de oluşturuldu. Bakanlar Kurulu’nda İngilizlerin, Amerikalıların, İsraillerin, Almanların, Fransızların kotası olduğu söylendi. Biz itiraz ettik, iftira dedik. Ama maalesef realite bu. İngilizlerin elinde ipimiz. Dış güçlerin piyonu gibiyiz!..
- Sadece onlar mı?
AKP’li: Onlar (İngilizler), hem ABD’lileri, hem İsraillileri hem Almanları, hem de AB üyelerini parmaklarında oynatıyor. Barzani’yi, Talabani’yi, Kürtleri ve Arapları.
- İngiliz Büyükelçisi Westmacott?
AKP’li: O en büyük fitnebaşı. Hükümet’in içine düştüğü açmazın mimarı o, ‘Kürt devletini kabul edin, Arap ve Yahudi sermayesi Türkiye’ye akacak’ dedi. Bizi yanlış yönlendirdi...
- RTE’nin Kürt sorunu söyleminin mimarı o mu?
AKP’li: Öncelikle İngilizler ve tabii Westmacott. İsrailliler de var.
- Sana göre İngilizlerin amacı ne?
AKP’li: Onlar (İngilizler), Hindistan ve Çin’i arkalarına alarak dünyaya yeniden egemen olmayı planlıyorlar. ‘Güneş batmayan imparatorluk’ şehveti içindeler. ABD’yi Irak batağına çeken İngilizler ve Yahudilerdir. İngilizler ABD’yi bölgeden uzaklaştırıp, Kürt devleti ve İsrail ile ittifak kurup Ortadoğu’ya oturmak istiyorlar. Bu sebeple ABD ile İslam ülkelerinin arasını açtılar; özellikle 11 Eylül’den sonra. Westmacott bizimkine (RTE) demiş ki, İngiltere, Rusya, Çin ve Hindistan ile birlik oluşturuyoruz. ABD bölgeden tasfiye olacak.
- Tezkerenin suçlusu bu durumda İngiltere olmuyor mu? İngilizler, hem İsrail’i hem de ABD’yi yanıltıyor. AKP, bu İngiliz dümenini yenecek güçte mi?
AKP’li: Biz İngiliz malı bir partiyiz. Ya da Almanların deyimi ile ‘ankesörlü telefon’ gibiyiz. Jetonu kim atarsa, onun düdüğünü çalıyoruz. Hiçbir şeye hazır değilmişiz. Kullanılmışız. İngilizler ince ama vahşice, İsrail, ABD üzerinden, ABD IMF üzerinden, Almanlar, Fransızlar AB ve Kürtler üzerinden ama tüm düşmanlarımız, hem Kürtler, hem AB ve ekonomi üzerinden AK Parti hükümetini kullanıyor. Çok üzülüyor ve kahroluyorum. İstanbul’un Fethi Şenlikleri’ni düzenleyen bir maziden şimdi İstanbul’un işgalini tezgâhlayan bir parti konumuna ve işbirlikçi adamlara dönüştük.
- Çok ağır bir itiraf değil mi?
AKP’li: Daha özelleştirme ve rüşvetteki dolaplara gelmedim. Yabancılar (İngilizler, ABD’liler, İsrailliler, v.s.) muhalefete hakim. MHP İngiltere’ye teslim olmuş durumda, Ağar’ı çok rahat pasifize ederler. Erkan Mumcu İngilizler’in tam kontrolünde. WestTEZKERE ALEYHİNE 30 OY TOPLAYAN BAKAN
1 Mart tezkeresinin Meclis’teki görüşmeleri öncesinde çok ilginç gelişmeler yaşandı. AK Parti’deki direnişin öncülüğünü bazı bakanlar yapıyordu. Bir süre önce Ankara’da görüştüğümüz bir bakan, o günlerde yaşananları anlatırken aynen şunları söyledi: “Tezkerenin geçmemesi için ben de çalıştım. Herhalde 30 milletvekilini ikna etmişimdir!” Bu bakan neden tezkere aleyhine çalıştığını anlatırken şu gerekçeyi öne sürmekteydi: Madem Amerika sadece Irak’a girecekti, neden Türkiye’ye 62 bin asker konuşlandırıyordu? O kadar liman yetmedi bir de Samsun ve Trabzon limanını neden istedi? Bu iki limanın Irak savaşı ile ne ilgisi var? Tezkere reddedilmese Amerikalıları Türkiye’den sökmemiz mümkün değildi. Harekât sırası İran ve Suriye’ye gelecekti
Tezkere oylaması öncesinde söz konusu bakan ile Başbakan Erdoğan arasında Meclis’te bir tartışma yaşanıyor. Erdoğan siyasi yasağı sebebiyle milletvekili seçilmediği için sadece parti genel başkanı sıfatı vardı. Başbakan Abdullah Gül’dü, ama tezkerenin geçmesi sorumluluğu parti genel başkanı olarak daha ziyade Erdoğan’daydı. Erdoğan, tezkerenin reddedilmesi çabalarını AK Parti’yi bölmeye yönelik bir girişim olarak değerlendiriyordu. O süreçte bir gün bu bakanı Meclis’te kolundan tutup odasına götürüyor.]Partimi parçalıyorlar, sen de bu işe alet oluyorsun diyor. Başbakan Abdullah Gül de o süreçte çok sıkıntılı günler yaşadı. Bir AK Parti yetkilisi, Abdullah Gül, tezkerenin oylanacağı günün gecesi sabaha kadar uyumadı. Evinde ayakta dolaşıp durdu. Saçlarına beyazlar ilk o gece düştü!diyor.
Aslında tezkere görüşmelerinin ilk sürecinde ABD talepleri arasında Trabzon ve Samsun limanları yoktu. İstenen sadece Mersin ve İskenderun limanlarıydı. Sonradan Trabzon, Samsun ve İzmir limanları da ilave edildi. Aynı şekilde başlangıçta istenen havaalanları sadece İncirlik, Afyon, Diyarbakır ve Antalya’ydı. Sonradan havalanları sayısı da 14’e çıkarıldı. İstenen yeni hava alanları arasında Batman, İstanbul Sabiha Gökçen, Muş, Balıkesir, Konya, Van, Erzurum, Erzincan, Çiğli vardı. Aynı şekilde Türkiye’ye gelecek Amerikan uçağı sayısı başta 233 olarak belirtilmişken bu sayı 250’ye çıkarıldı. Türkiye’ye konuşlanacak Amerikan askeri sayısı da ilk önce 40 bin olarak düşünülmüş, sonra 80 bine çıkmış, müzakerelerle 62 bine inmişti.
[color=skyblue]İlginç olan tezkere öncesinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Tayyip Erdoğan’a, “60 bin Amerikan askeri ne zaman Türkiye’den çıkacak?” sorusunu yöneltmesi ve Erdoğan’ın “Vallahi ben de bilmiyorum.” cevabını vermesiydi. Konuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı bürokratlarının yaptığı değerlendirmede de şöyle deniliyordu: Burada söz konusu olan, Cumhuriyet tarihimizde görülmemiş büyüklükteki bir yabancı kuvvetin ülkemize kabul edilip edilmeyeceğidir… ABD, bir anlamda açık çek istemektedir. Bu açık çek, Türkiye’yi Kuveyt’in konumuna indirgeyecektir… Ülkemizde artan ABD mevcudiyeti, ABD’nin Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılması projesiyle bağlantılı olarak sürekli bir nitelik taşıyabilecektir.
Şüphesiz tezkerenin reddedilmesinde başka faktörler de etkili oldu. CHP’liler de aktifti. Bir CHP milletvekili Meclis kürsüsünden AK Partililere, “ABD’den değil, Allah’tan korkun.” diyordu. Bir AK Partili milletvekili ise rüyasında kefenleri içinde kendisinden hesap soran Iraklıları gördüğünden bahsediyordu.
Tezkerenin geçmesini Kuzey Irak’taki Kürt gruplar da istemiyordu. Örneğin, 1991’deki Birinci Körfez Savaşı’nda Saddam Hüseyin’den kaçarak Türkiye’ye sığınan kişilerden biri olan KDP yöneticisi Sami Abdurrahman, “Türk askeri Saddam’dan daha büyük tehlike.” diyordu. Irak’taki tepkiler tezkerenin reddinden sonra bile sürdü. 3 Mart günü Erbil’de toplanan 50 bin gösterici, “Kürdistan Türkiye’ye mezar olacak.” diye slogan attı. Felluce Belediye Başkanı, “Irak’a Türk askeri çağırmak, ABD’lilerin Iraklıları cezalandırması anlamına gelecektir.” diyordu.
1 Mart tezkeresi reddedildi; ama pek çok Amerikan özel kuvveti, askerî araç ve malzeme geçişine izin verildi. Türkiye savaşın başladığı gün hava sahasını ABD savaş uçaklarına açtı. Büyükelçi Deniz Bölükbaşı’nın açıklamasına göre, harekâtın sadece ilk günü Türkiye üzerinden Irak’a 145 füze fırlatıldı. Türk hava sahası, savaşın birinci günü, ilk kullanılan hava sahası oldu. İlk bir hafta on gün yoğun bombardıman için Türk hava sahası kullanıldı.
macott, ‘CHP bizimdir ve sizin en büyük yardımcınızdır’ dedi. AK Parti’nin durumu ortada.
- Rezalet.
AKP’li: Rezaletten de beter, tam işgal ve işgale bizler (AKP’liler) önayak oluyoruz. Sizin dedikleriniz doğru, hainler mangasıyız biz.
- Çok iyi bir sohbet oldu. Müsaade ederseniz ben bunları yazayım, siteden kamuoyuna yansıtalım. |