Tekil Mesaj gösterimi
  #6
Alt 09.07.2007, 12:04
Ali

 
Ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.893
Teşekkür etti: 129
208 Teşekkür 127 Mesaja aldı
BÜYÜK DOĞU – NECİP FAZIL (X)



Büyük Doğu’nun, Anadolu’ya, hususen Malatya’ya teveccühü boşuna değildi. Gerçekten de Necip Fazıl, “süper zeka” ve hamle gücüne bir ma’kes ararken onu, İstanbul’dan ziyade Anadolu’da, bilhassa Malatya gibi fikri heyecanı taze muhitlerde bulmuştu.



Mesela, Büyük Doğu 1946’larda, “Edebiyat Alakalıları Arasında” bir sanat kültürü müsabakası açmıştı. Bu yarışmada Malatya en önde geliyordu. O müsabakada birer yıllık abone kazanan 31 kişinin yarıdan fazlası Malatya’dandı. Sırasıyla bunlar Selahaddin KERMEN, Burhan Cahit ÜNAL, Ramazan TUNÇER, Saime GÜRGER, Fahri ÖZPAZARBAŞI, Abdullah ÖZTEMİZ, Turgut UÇAR, Orhan PAK, Hacı MERMUT, Muzaffer GÜNBEK, Mehmet KATANLI, İbrahim KIRÇUVAL, İbrahim DORGUN, Recai KUTAN, Nedim AKYÜREK, İbrahim ERDEMİR idiler ve hepside Malatya’dandı.



Yukarda zikredilen bu isimler arasından, sonraları “Büyük Şair”, bakan ve herkesin göze alamayacağı; büyük bir cesaret isteyen B.D. yayın müdürlüğünü yüklenen kimseler çıkacaktı. Dr. Abdullah Öztemiz, Yahya Kemal’den sonra Türk aruzunun önde gelen mümessillerinden olarak sanat dünyasında yer alır. Recai Kutan bir koalisyon hükümetinde Bayındırlık Bakanıdır. Ramazan Tuncer ise, Büyük Doğu’nun kritik dönemlerinden birinin müdürüdür.


Malatya’daki bu kesif kültür, fikir ve edebiyat faaliyeti, bizzat Necip Fazıl’ın da garibine gitmiş olacak ki, 6 Eylül 1946 tarih ve 45 sayılı Büyük Doğu’da aynen şöyle yazılıyordu: “…şu hayret ve dikkate şayan noktayı belirtmeden duramıyoruz ki, bunlar arasında 16’sı birden Malatya’lıdır. Malatya’lı okuyucularımızın zeka ve irfanından emin olmakla beraber, bilhassa aralarından birinin bu hususta pek ileri ve cömert olduğunu kabul etmek galiba daha doğru. Bravo Malatya’lılara.”


Aslında Malatyalı gençler sadece böylesine sanat ve edebiyat yönünde değil, diğer sahalarda da Büyük Doğu’ya ilgi duyuyor, alakalarını esirgemiyorlardı. Necip Fazıl’ın mecmuacılık sahasındaki üstün kabiliyet, kalemindeki fikri, heyecana dönüştürebilen hareketlilik, hepsinden daha önemlisi, yılmayan bir “Medeni Cesaret” taşıyan gözüpeklik, Türk gençliğini coşturmuş bulunuyordu. İmana susamış gençliğin bir parçası olan Malatya gençliği de tabiatıyla etkileniyordu.



Onun gazetecilik yönü de hayli etkiliydi. Neşrettiği ve bazen müstehcen görülebilecek resimleri bile estetikleştirilmiş tarzda ve fakat hicvederek, hakir görerek ; ayıplayarak veriyor; ama yine de mümin okuyucularının katlanabileceği bir eda içerisinde sergiliyordu. Yaman bir tesiri vardı. O kadar büyük hamulelerle geliyordu ki Büyük Doğu, onun aksayan taraflarını cılız tenkidler dışında kimse ele alamıyordu, almıyordu. Malatyalı genci de çeşitli düşüncede olsa bile Büyük Doğu’yu ısrarla takip eder buluyoruz. Bugün, günün gazeteciliğinde hayli mesafe alan Şemsi BELLİ (1946, sayı : 50), Musa ESER (1948, sayı ;74), Mümtaz GÜRTEKİN (1948, sayı : 81) Şinasi KUTLUTÜRK (1948, sayı : 85) gibi Malatyalıları Büyük Doğu’nun “Davanız Davamız” sütunlarında görebiliyoruz.


Malatyalı olup da, üniversitede okuduğu için Malatya’da bulunmayan, fakat diğer hemşehrileri gibi Büyük Doğu’ya içtenlikle ilgi duyan gençler de nisbeten az sayılmazdı. Mesela, o zamanlar askeri tıbbiyede mümin talebeler arasında, operatör Dr. Fahir Sağol gibi genç arkadaşlarıyla İslam neş’esini paylaşan, şimdi Malatya’da muayenehanesinde yine de İslam neş’esiyle yaşayan Dr. Esad KEŞŞAFOĞLU, o zamanlar Büyük Doğu’da “BİR ÜNİVERSİTELİNİN DUASI” başlığı altında şöylesine içli bir niyazda bulunmuştu ki: (İmza müstear’dı)


“Yarabbi! İslam dinin faziletleriyle bu milleti nura çıkar! Sadece beşer terbiyesi, millet selameti için tek çıkar yolun İslam olduğunu, rametinle bu millete idrak ettir! Gaflet ve zulmet içinde boy atan edep ve haya düşmanı manzaraları, bu hayat tarzını, lutfunla sona erdir! Şenaatlar karşısında vatan, tarih ve ecdadının izzet ve kutsiyetine sarılmış asil Müslüman – Türk mücahitlerini, eğer onlar için haykırma zamanı gelmediyse, sabır ve imandan ayırma! Aslında her biri Fatih’lerin imanıyla yoğrulmuş kudretli İslam – Türk neslinin nurlu sinesinde esen soğuk batı rüzgarlarını dindir! Uyuşan beyinlerimizin, kamaşan ruhlarımızın asli halini iade et!... hayatı basit, maddi ve hedefsiz bir oluş bilen, bütün gayret ve hamlesi nefse doğru akan nesilleri atık intibaha getir! büyük tevhit heyecan ve zevkini, bize, meydanlara akseden içtimai bir mikyasta tattır! Bize… Resûlü’nün azminden bir zerre aşıla! Yarabbi, lutfet, rahmet et!..” (2.4.1948, sayı :87)


Malatya, taa baştan beri, Büyük Doğu’nun en başta gelen mihraklarından biri ve tutunduğu bir şehir olduğu, belki kendince de henüz berraklaşmamış olan davasını her çareye baş vurarak zafere ulaştırmak istiyordu.


http://www.kriter.org/index.php?opti...=435&Itemid=52
Ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla