Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 17.07.2007, 22:35
Tevhid

 
Tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.11.2006
Yaş: 32
Mesajlar: 428
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Rasul (Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.v)’in Bilinmesi)

Rasulümüz Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalib b. Haşim'dir.
Haşim Kureyş kabilesinden, Kureyş Kinane soyundan, Kinane araplardan, araplar da İbrahim (a.s)'in oğlu olan İsmail (as)'in soyundan gelmişlerdir. İbrahim (a.s) Nuh (a.s)'un soyundandır. Nuh (a.s) da, Adem (a.s)'dendir. Adem (a.s) ise topraktan yaratılmıştır. Bu konuda Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra "Ol!" dedi ve oluverdi." (Al-i İmran: 3/59)

Muhammed (s.a.v) nübüvvetten önce kırk ve nübüvvetten sonra da yirmi üç olmak üzere, toplam altmış üç yıl yaşadı. Alak süresinin ilk ayeti olan "İkra=Oku" ile nebi, Müddessir suresinin ilk ayetiyle de rasul oldu.
Allah (c.c), Rasulullah (s.a.v)'i, insanları şirkten korkutmak ve tevhide davet etmek için gönderdi.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Ey örtüye bürünen! Kalk da uyar. Rabbini yücelt, elbiseni temizle. Kötü şeylerden sakın. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma, Rabbin için sabret." (Müddessir: 74/1-7)

Ayetteki:
"Kalk da uyar," şirkten korkut, tevhide çağır demektir.
"Rabbini yücelt elbiseni temizle" ise putlardan ve putlara tapanlardan uzak dur demektir.
Rasulullah bu konu üzerinde tam on üç sene durdu.
Müşrikler Rasulullah (s.a.v)'ı yalanladılar, kendisine ezada bulundular, onu öz beldesinden uzaklaştırdılar. Kendisi için; yalancı, sihirbaz, büyücü dediler. İşte bunun üzerine yüce Allah şu ayeti indirdi:
"Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah'tan başka şahitlerinizi de çağırın."(Bakara: 2/23)

Rasulullah (s.a.v)'in bisetinden (nebi olmasından) on sene sonra İsra ve Miraç hadiseleri oldu.
İsra, Rasulullah'ın bir gece evinden alınarak Kudüs'te bulunan Mescidi Aksaya götürülmesi olayıdır.
Miraç hadisesi ise, Mescidi Aksa'dan semaya yükseltilmesi olayıdır.
Semada beş vakit namaz farz kılındı. Rasulullah, bu farz kılınan namazları Mekke'de üç sene kıldı. Daha sonra Medine'yi Münevvere'ye hicretle emrolundu.
Hicret, şirk beldesinden İslam beldesine, bid'at beldesinden sünnet beldesine göç etmektir. Hicret müslümanlara kıyamete kadar farz kılınmıştır.
"Nefislerine zulmedenlerin canlarını aldıkları zaman melekler: "Ne yapıyordunuz" deyince "Yeryüzünde biz zayıf kimselerdik" derler. Melekler de: "Allah'ın arzı geniş değilmiydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte onların barınacakları yer cehennemdir. O ne kötü dönüş yeridir." (Nisa: 4/97)

"Erkek kadın ve çocuklardan çaresiz kalan, yol bulamayanlar müstesnadır. İşte onları Allah'ın affetmesi umulur. Şüphesiz Allah affedendir, bağışlayandır." (Nisa: 98-99)
Birinci ayetin nüzul sebebi hakkında Buhari şöyle rivayet ediyor:
Mekke ehlinden Resulullah (sav) ile beraber hicret etmemiş bir topluluk hakkında inmiştir. Bunlar, Bedir harbinde, fitneye düşerek müşriklerle beraber müslümanlara karşı savaşmışlardı. (Bu kimseler müslüman olduklarını gizliyorlardı. Bedir harbi çıkınca müşrikler bunları harbe katılmak için zorladılar. Onlar da müslüman olduklarını açıklarlarsa öldürülecekleri korkusuyla Bedir harbine katıldılar.) Allah (c.c) onların özürlerini reddetti. Ve onları cehennemle cezalandırdı.
İkinci ayetin manası ise: Yaşlı, çocuk ve kadınlardan hicret edemeyip de, hicret etmelerini engelleyecek gerçek özürleri olanları, Allah'ın affetmesi umulur.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. Yalnız bana kulluk ediniz." (Ankebut: 29/56)

Bu ayet-i kerimede Allah'u Teala, mü'minlere, Allah'a ibadet etmek ve tevhid dinine uygun olarak yaşamak için; tevhid dininin gereklerini yerine getiremedikleri ve şirke düşmek için zorlandıkları yerden hicret etmelerini emrediyor. Hicret, kıyamete kadar bu ümmete farz kılınmıştır.
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyuruyor:
" Tevbe kapısı kapanmadan hicret kapısı kapanmaz. Tevbe kapısı ise güneş batıdan doğuncaya kadar açıktır." (Müslim)

Rasulullah (s.a.v) Medine'ye hicret ettikten sonra zekat, oruç, hac ve kılıç ile cihad gibi İslamın diğer hükümleriyle emrolundu. Bu hükümleri bildiren ayetler on sene sürdü. Kılıçla cihat, zekat ve oruç hicretin ikinci senesinde farz kılındı. Hac ise hicretin dokuzuncu yılında farz kılındı.
Rasulullah (s.a.v) hicretin onuncu yılında vefat etti. Onun dini kıyamete kadar geçerlidir. Hiç bir hayır yoktur ki bu din onu emretmiş olmasın, hiç bir şer de yoktur ki bu din onu yasaklamış olmasın. Bu dinin emrettiği hayır tevhid ve Allah'ın sevip razı olduğu sözler ve amellerdir. Yasakladığı şer ise, ibadette Allah'a ortak koşmak ve Allah'ın sevmediği ve kabul etmediği sözler ve amellerdir. Rasulullah (s.a.v) bütün insanlığa gönderilmiş, Allah (c.c) bütün insanların ve cinlerin ona itaat etmelerini farz kılmıştır.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"(Ey Muhammed!) De ki: Ey insanlar! Doğrusu ben, Allah'ın hepiniz için gönderdiği rasulüyüm." (A'raf: 7/158)

"(Ey Muhammed!) Bir zaman Kur'an'ı dinleyecek bir cin taifesini sana yöneltmiştik. Kur'an okunuşunda hazır bulununca birbirlerine "Susun dinleyin' dediler. Okuma bitince de kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler." (Ahkaf: 46/29)

Allah'u Teala, dinini Muhammed (s.a.v) ile tamamladı. Bu din Rasulullah (s.a.v)'den sonra hiç bir şeye muhtaç değildir.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'dan razı oldum." (Maide: 5/3)

Allah'u Teala bu ayeti kerimede akidenin tamamlandığını ve Allah'ın şeriatını ve kanununu kemale erdirdiğini ilan ediyor. İşte din budur...
Hiç bir müslümanın İslamda eksikliklerin bulunduğunu veya bir takım ilavelerin yapılması gerektiğini düşünmesi asla mümkün değildir. Onda herhangi bir ilaveyi gerektirecek eksiklik yoktur. Allah'u Teala, İslam dinini kıyamete kadar bütün insanlığa din olarak seçtiği için, geliştirilip değiştirilmeye de ihtiyacı yoktur.
Kim Allah'ın şeriatını ve kanunlarını bir tarafa bırakıp tatbik etmez, başka kanunlara uygun olarak hareket ederse, Allah'ın mü'minler için beğendiğini beğenmemiş, dolayısıyla Allah'ı inkar etmiş ve dinden çıkmış olur.

Bir yahudi Ömer (r.a)'a gelerek dedi ki:
"Siz Kur'an'dân öyle bir ayet okuyorsunuz ki, bu ayet yahudilere inmiş olsaydı, o günü bayram ilan ederdik."
Ömer (r.a):
"Bu hangi ayettir?" diye sordu. Yahudi dedi ki:
"Bugün sizin dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamdan razı oldum" ayetidir. Ömer (r.a) dedi ki:
"Vallahi ben bu ayetin Rasulullah'a nerede ve ne zaman indiğini biliyorum. Cuma günü Arafat'ta indi. Allah'a hamdolsun ki bu iki gün de bizim için bayramdır."(Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai)
Muhammed (sav) de bizim gibi bir insandır.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"De ki: Ben de sadece sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) Bana, ilahınızın sadece bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık her kim, Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın."(Kehf: 18/110)

Muhammed (s.a.v) de bizim gibi bir kuldur.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığınız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir."(İsra: 17/1)

Rasulullah (s.a.v) vefat etmiştir, ancak onun dini kıyamete kadar bakidir. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler. Sonra siz şüphesiz, kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda muhakeme olacaksınız."(Zümer: 39/30-31)

Rasulullah (s.a.v), Medine'de vefat etmiştir. Mübarek bedeni burada defnedilmiş, kendisinden sonra geriye ancak ilmi kalmıştır. O tapınılmayan, yalanlanmayan aksine itaat olunan ve uyulan bir rasuldür. Allah'ın salat ve selamı onun ve ashabının üzerine olsun.
Allah (c.c), bütün rasullerini, Allah'a ibadet edip, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayan kimseleri cennetle müjdelemek, Allah'a ortak koşanları cehennem azabıyla korkutmak için göndermiştir.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"İnsanların Allah'a karşı bir delili olmaması için cennetle müjdeleyici ve cehennemle korkutucu rasuller gönderdik."(Nisa: 4/165)

"Biz senden önce hiç bir rasul göndermiş olmayalım ki ona: "Benden başka ibadete layık ilah yoktur, bana ibadet ediniz" diye vahyetmiş olmayalım." (Enbiya: 21/25)

"Muhakkak ki her topluluğa Allah'a ibadet edin ve tağuttan sakının diye (tebliğ etmesi için) bir rasul gönderdik."(Nahl: 16/36)
Allahu Teala, insanları tevhide davet etmek ve şirkten korkutmak için, yüz yirmidört bin nebi, üçyüz on üç rasul göndermiştir.
Ebu Zer (r.a) Rasulullah (s.a.v)'a sordu:
"Ya Rasulallah! Kaç nebi vardır?" Rasulullah (s.a.v):
"Yüzyirmidört bin nebi vardır" buyurdu. Ebu Zer (r.a):
"Onlardan kaçı rasuldür?" diye sordu.
Rasulullah (s.a.v):
"Üçyüz on üç tanesi rasuldür" dedi.
Ebu Zer (r.a): "Kaç sahife ve kaç kitap indirildi?" dedi.
Rasulullah (sav) şöyle cevap verdi:
"Yüz sahife ve dört kitap indirildi. Tevrat Musa'ya, incil İsa'ya, Zebur Davud'a, Kur'an ise bana indirilmiştir. Elli sahife Şite, otuz sahife İdris'e, on sahife İbrahim'e, on sahife Musa'ya indirilmiştir."(İbn Merduyeh, İbn Ebu Hatim)

Her müslümanın genel olarak bütün nebilere, rasullere,kitaplara ve sahifelere iman etmesi gerekir. Bunların kesin sayısını ise ancak Allah bilir. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Gönderilen resullerin bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık." (Nisa: 4/164)
__________________
Ben şüphesiz müslümanlardanım. deyip dürrüstlükle çalışarak Allah'a davet eden kimseden daha güzel sözlü de kim olabilir? FUSSİLET(41) suresi 33. ayet
Tevhid isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla