Tekil Mesaj gösterimi
  #3
Alt 18.07.2007, 04:41
derinsular

 
Üyelik tarihi: 28.06.2007
Mesajlar: 871
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 1 Mesaja aldı
imam i azam hazretlerinin fazileti.

Bismillehirrahmenirrahim.


Hazret-i Ali de; “Size bu Kûfe sehrinde bulunan, Ebû Hanîfe adinda birini haber vereyim. Onun kalbi ilim ve hikmet ile dolu olacaktir. Âhir zamanda, birçok kimse, onun kiymetini bilmeyerek helâk olacaktir. Nitekim Siîler de, Ebû Bekr ve Ömer için helâk olacaklardir.” buyurdu.




imâm-i $âfiî; “Ben Ebû Hanîfe’den daha büyük fikih âlimi bilmem. Fikih ögrenmek isteyen onun talebesinin ilim meclisinde otursun, onlara hizmet etsin.” buyurmustur.





imâm-i Sâfiî söyle buyurmustur: “Bütün Müslümanlar imâm-i A’zamin ev halki, çoluk çocugu gibidir.” (Yâni, bir adam çoluk çocugunun nafakasini kazandigi gibi imâm-i A’zam da insanlarin islerinde muhtaç olduklari din bilgilerini meydana çikarmayi kendi üzerine almis, herkesi kolayliga ve rahata kavusturup güç bir isten kurtarmistir).




Ahmed ibni Hanbel; “imâm-i A’zam, verâ (haramlara düsme korkusuyla süphelilerden sakinan) ve zühd (dünyâya düskün olmayan), îsâr (cömertlik) sahibiydi. Âhirete olan arzusunun çoklugunu kimse anlayacak derecede degildi.” buyurmustur.




imâm-i Mâlik’e; “imâm-i A’zamdan bahsederken onu digerlerinden daha çok medh ediyorsunuz?” dediklerinde; “Evet öyledir. Çünkü, insanlara ilmi ile faydali olmakta, onun derecesi digerleri ile mukâyese edilemez. Bunun için ismi geçince, insanlar ona duâ etsinler, diye hep meth ederim.” buyurmustur.




imâm-i Gazâlî; “Ebû Hanîfe çok ibâdet ederdi. Kuvvetli zühd sâhibiydi. Mârifeti tam bir ârif idi. Takvâ sâhibi olup, Allahü teâlâdan çok korkardi. Dâimâ Allahü teâlânin rizâsinda bulunmayi isterdi.” buyurmustur.




Yahyâ bin Muâz-i Râzî anlatir: Peygamber efendimizi rüyâda gördüm ve; “Yâ Resûlallah, seni nerede arayayim?” dedim. Cevâbinda; “Beni, Ebû Hanîfe’nin ilminde ara.” buyurdu.




imâm-i Rabbânî hazretleri buyurur ki: “imâm-i A’zam, abdestin edeplerinden bir edebi terk ettigi için kirk senelik namazini kazâ etmistir. Ebû Hanîfe takvâ sahibi, sünnete uymakta ictihad ve istinbatta (ser’i delillerden hüküm çikarmakta) öyle bir dereceye kavusmustur ki, digerleri bunu anlamaktan âcizdirler. Imâm-i A’zam, hadîs-i serîfleri ve Eshâb-i kirâmin sözünü kendi reyine (ictihâdina tercih) ederdi.” Imâm-i Rabbânî hazretleri Mebde’ ve Meâd risalesinde de söyle buyurur: “Derecesinin yüksekligini ve kiymetini anlatmaktan âciz oldugumuz o büyük imâmin sânindan ne yazayim! Müctehidlerin en verâ sâhibiydi. En müttekîsi (Allah’tan korkarak haramdan çok sakinani) o idi. Sâfiî’den de, Mâlik’ten de, Ibn-i Hanbel’den de her bakimdan üstündü.”




Yine imâm-i Rabbânî ve Muhammed Pârisâ buyurdular ki: “Îsâ aleyhisselâm gibi ulülazm bir peygamber gökten inip islâm dîniyle amel edince ve ictihad buyurunca, ictihâdi imâm-i A’zamin (rahmetullahi aleyh) ictihâdina uygun olacaktir. Bu da imâm-i A’zamin büyüklügünü, ictihâdinin dogrulugunu gösteren en büyük sâhittir”.







imâm-i A’zam, kirk sene yatsi namazinin abdesti ile sabah namazini kildi.

Elli bes defa hac yapti, son haccinda Kâ’be-i muazzama içine girip burada iki rekât namaz kildi. Namazda bütün Kur’ân-i kerîmi okudu. Sonra aglayarak; “Yâ Rabbî! Sana lâyik ibâdet yapamadim. Fakat senin akil ile anlasilmayacagini iyi anladim. Hizmetimdeki kusurumu bu anlayisima bagisla!” diyerek duâ etti. O anda bir ses isitildi ki: “Ey Ebû Hanîfe sen beni iyi tanidin ve bana güzel hizmet ettin! Seni ve kiyâmete kadar senin mezhebinde olup, yolunda gidenleri af ve magfiret ettim.” buyruldu. Her gün ve her gece Kur’ân-i kerîmi bir kere hatmederdi, sonuna kadar okurdu.

besyüz bin hadis ezbere biliyordu.


(Evliyalar Ansiklopedisi, Cilt VII).



saygi ve duaile(f)
derinsular isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla