Tekil Mesaj gösterimi
  #43
Alt 19.07.2007, 23:28
derinsular

 
Üyelik tarihi: 28.06.2007
Mesajlar: 871
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 1 Mesaja aldı
RABITA NASIL YAPILIR ve RABITA NEDiR

bismillehirrahmenirrahim.




“Içinizden hayra çagiran, iyiligi emredip kötülükten men eden bir sinif bulunsun. Iste kurtulusa eren onlardir.” (Al-i Imran, 104)



Rasulullah (A.S.) Efendimiz söyle ifade buyuruyor: “Asil veren ALLAH’tir, ben ise verileni taksim edip yerine ulastirmakla görevliyim.” (Buhari, Müslim)

Rabitanin lügat karsiligi, bag, kurmak alaka saglamlastirma, vuslat ve muhabbet demektir. Rabita müridin mürsidine sevgiyle gönülden düsünmesi onu hayal etmesidir. Insan olarak hiçbir animiz yoktur ki bir seyleri ya da birilerini düsünmeden duralim. Bu, insanda var olan fitri bir özelliktir. Kimi arkadasini, kimi esini, kimi dostunu, kimi sevdigini düsünür. Iste tam da bu noktada tasavvuf bize, tüm bu bos ve malayani düsüncelerin disinda, düsünülmesi ile beraber içerisinde birçok faydalari barindiran mürsidi rabitayi tavsiye eder ki bir müridin en önemli ihtiyaçlarindan biriside hiç süphesiz mürsidi ile olan bagini her daim saglayabilmesidir.



Kamil bir mürside intisap eden her kisiye ALLAHû teâla o mürsidin bir ervahini yaratir. Artik o ervah her daim onunla beraberdir. Kisi rabitayla beraber bu bagi kuvvetlendirir nihayetinde öyle bir hale gelir ki artik mürsidinin boyasi ile boyanir. Her hali ona benzer: yürüyüsü bakisi konusmasi yemesi içmesi vs… bu hal ona dinini yasamasi açisindan da bulunmaz bir nimettir. Bunun yaninda rabita asikin masukuyla bulusma vesilesi olur. Uzaktadir ama aslinda O’na yakindir. Göz görmez ama kalbi görür. Sesini duyamaz ama hep onun bestesiyle dilbeste olmustur. Zahiresine gücü yetmez takati kalmaz ama hep onunla olmanin mutlulugunu yasamaktadir. Iste tüm bu haller rabitayla mümkündür.



Rabbil âlemine ulasma yoluna giren talibin yolu nihayetinde rabitadan geçer.

Imami Rabbani(k.s.) hazretleri buyurdular: Bu tarikat-i âliyeye suluk etmek, kendisine uyulan seyhe karsi muhabbet rabitasi iledir ki bu zat, bu yolda murad olarak seyretmis, bu kamalat ile kuvvet cezbesine boyanmistir.

Muhammed Rasid(k.s.) hz buyurdular: Tarikati naksibendide mürsid rabitasi çok önemlidir. Çünkü müride en fazla fayda veren seyh rabitasidir. Bir mürid seyhinin ruhaniyetini manevi tasarruf ve yardimini her an yaninda düsünmelidir. Hatta attigi her adimi seyhinin ayak izlerine bastigini düsünerek onda(onun haline) fani olmaya bakmalidir. Rabita manevi bir hattir, müridi mürsidine ve geçmis Sadatlara baglar. Rabitaya simsiki devam ediniz. Islami hizmetleri birakmayiniz. Virtlerinize devam ediniz, sulugunuzu ilerletiniz.

Seyyid Sibgatullah-il Arvasi hz(k.s.)buyurdular: Rabita olmadan fenafis seyh olmaz, fenafis seyh olmadan fena firrasul olmaz, fena firrasul olmadan fena fillah olmaz.




Yalniz bu noktada dikkat edilmesi gereken bir noktada mürsidin her zaman vesile oldugunu unutmamaktir. Mevlana halid hz(k.s.): Rabitada bizzat vesilelerin maksat kabul edilmeleri caiz degildir.(mürsid vesile, maksat rabbil âlemindir) buyurdular.

Üstadin huzurunda sofi kendini bir dilencinin bir sultanin huzurunda el açtigi gibi kalbini üstadina açar ona yalvarir. Bir seyler verilirse o hali tutarak talebine devam eder. Bir sey verilmezse bunu nefsinden bilmeli ve ümitsizlige düsmemelidir.

Üstadin giyabinda ise sofi, her an mürsidinin yani basinda oldugunu tasavvur etmeli, yemek yerken oturup kalkarken, birileri ile sohbet ederken vs… tüm bu durumlarda kisinin rabitaya sarilmasi gaflete düsmesini engelledigi gibi her türlü zarardan da onu korumaya vesile olur.





Bu ahir zamanda ALLAH’a kulluk çok zordur. Öyle bir hale gelinmis ki insanlar içindeyken harama girmemek neredeyse imkânsiz hale gelmistir. Kisinin kendini her daim muhafaza etmesi çok güç olmustur. Nefsimizi galebe çalacak o kadar vesileler var ki bunlarda kurtulmak çok zor olmustur. Iste tam bu noktada da mürsid rabitasi bizim bu gibi durumlardan kurtulmamiz için bir vesiledir. Örnegin evinden çikarken bir mürit, mürsidinin önde kendinin de arkadan geldigini düsünse yolda nazar ber kademi terk edemez yani sürekli ayakuçlarina bakarak yürür bu sayede gözleri ile harama bakamaz. Unutmayalim ki göz kalbin dünyaya açilan penceresidir. Göz neyi görürse kalpte ona meyleder. Kalbimizin gönlümüzün bu gibi durumlara maruz kalmasini istemiyorsak rabitaya çokça devam etmek lazim gelir.


Yazar Adi: S.ABDULHALIM EROL.



(f)
derinsular isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla