| Alıntı: | | | |
| Kapı çalar...
dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürüsnüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu. Elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz "elbette göremem, keratanın boyu bir metre..." Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı. Hatta koşup hanımınıza anlatırsınız. | |
| | |
:) süper süper...teşekkürler ablacım...
| Alıntı: | | | |
| "VE KAPI ÇALMAZ..."
En büyük misafir gelir.
Adeta kapıyı kırmıştır.Alıp gider sizi, şaşırırsınız. " niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken "doğduğundan beri zile basmaktayım" der. Birşeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.
ÖLÜM SESSSİZ SEDASIZ GELİVERMİŞTİR... | |
| | |
bu konu bana şu mısraları hatırlattı ne güzel demiş şair;
Gelsene,nerdesin,ey sessiz ölüm
Adını yazsana dudaklarıma
Zaman kan süzüyor kulaklarıma
Hıçkırığa mahkum biçare gönlüm
Haydi takılıver ayaklarıma
Gelsene,nerdesin,ey sessiz ölüm
Adını yazsana dudaklarıma...