Tekil Mesaj gösterimi
  #18
Alt 18.09.2007, 19:36
Murat Yazıcı
 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 661
Teşekkür etti: 9
116 Teşekkür 63 Mesaja aldı
İmam-ı Birgivi diyor ki:

"KULAKLARIN AFETİ: Kulaklarınıza şeşta [bir çeşit saz], zurna, davul, tambura, kopuz, çenk, kanun, ney gibi çalgı aletleri ve yalan, gıybet, fuhuş, teganni ile yapılan zikir ve yine teganni ile okunan Kur'an ve aşir dinletmekten sakının." (Risale-i Birgivi (Birgivi Vasiyetnamesi), Bedir Yayınevi, İstanbul, 1992; s.42)

Ahmed Kadızade rahmetullahi teâlâ aleyh (vefatı m.1783), meşhur Osmanlı alimlerindendir. Birgivi Vasiyetnamesi Şerhi'nde çalgı ve musiki hakkında geniş bilgi veriyor (Bedir Yayınevi, 1988; s.182 ve s.223-225). Mesela:

"İmam Kurtubi rahmetullahi aleyh buyurdu ki: Teganni etmek def ve dümbelek çalmak ve raks etmek icma ile haramdır. Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafii ve İmam Ahmed bin Hanbel mezheblerinde haram olduğunda ittifak vardır...Teganni ile diğer çalgılar, saz, ney, zurna ve kaval aynı şeydir." (s.224)

İmam-ı Rabbani diyor ki:

Tesavvufcuların birşeyi yapıp yapmaması, halâl veyâ harâm olmasını göstermez. Onlara bakılmaz. Yapdıklarına da birşey demeyiz. Ma'zûr görürüz. Onların hâlini, Allahü teâlâ bilir ve bildiği gibi karşılar. Birşeyin halâl veyâ harâm olduğunu anlamak için, imâm-ı a'zam Ebû Hanîfenin, imâm-ı Ebû Yûsüf Ensârînin ve imâm-ı Muhammed Şeybânînin sözlerine bakılır. Ebû Bekr-i Şiblî ve Ebül-Hüseyn-i Nûrî ve Cüneyd-i Bağdâdî "rahmetullahi aleyhim" gibi, tesavvuf büyüklerinin yapıp yapmadıklarına bakılmaz. İslâmiyyetden ve tarîkatden haberi olmıyan, ham sofular, pîrimiz böyle yapdı diye, behâne ederek, hayhuy etmeği, tegannî ve dans etmeği, din ve ibâdet hâline sokmuşlar. Bunlarla sevâb kazanıyoruz sanmışlar. En'âm sûresinin yetmişinci ve A'râf sûresinin ellinci âyetinde meâlen, (Ey sevgili Peygamberim "sallallahü aleyhi ve sellem"! Dinlerini, ibâdetlerini, [şarkı ile, mûsikî ile] oyun ve eğlence hâline sokanlardan uzak ol! Onlar Cehenneme gideceklerdir) buyurulmuşdur.


Abdullah-ı Dehlevi, Mekatib-i Şerife, 85. mektubdaki bilgiler:

“Sima’ [sema], bir kişinin veya birkaç kişinin okudukları dini, imanı kuvvetlendiren ve ahlakı güzelleştiren şiirleri, kasideleri, ilahileri ve mevlidleri dinlemek demektir. Tesavvuf büyükleri, çalgısız olan ve kadın erkek karışık olmıyarak okunanları sima’ etmişler, dinlemişlerdir. Sultan-ı meşayıh Nizamüddin-i Dehlevi’nin sohbetinde, meclisinde hiçbir çalgı, hiçbir zaman görülmedi. O meclisde bulunanlar gizlice ağlar, ciğerleri yanardı. Fevaid-ül-Füad ve Siyer-ül-Evliya kitapları bunu uzun anlatmakdadır. O büyükler, kalbde hasıl olan kabzı, bast haline çevirmek için veya inbisatı yani bast, rahatlık, ferahlık halini artdırmak için Sima’a izin vermişlerdir. Sima’, kalbdeki Allah sevgisini ve rikkati artdırır buyurmuşlardır. Gafillerin yani kalblerinde Allah sevgisi bulunmayanların Sima’ları caiz değildir. Böyle Sima’ meclisleri, toplantıları fısk [günah] meclisi olur. Mürid böyle sima’lardan sakınır. Tesavvufçulardan, ney gibi çalgılara caiz diyenler oldu ise de, bunu aşk ve muhabbet sarhoşluğu halinde söylemişlerdir. Şeri’atin yasak etdiği böyle sözlere uyulmaz. Zikr-i cehri, yüksek sesle zikr etmek, kalb hastalığının ilacıdır dediler. Fakat zikr-i hafi, sessiz zikr etmek, daha faidelidir. Sessiz yapılan zikrin daha efdal olduğu hadis-i şerifde bildirildi. Kalbdeki ateşi artdırmak ve gevşekliği gidermek için sesle zikir caiz olabilir. Zikir çok yapılınca ve riyazetler çekilince, kalbde Allah sevgisi çoğalır.”

Rauf Ahmed Müceddidi, Dürr-ül Me’arif tercümesi, s.9:

“Aletsiz, çalgısız olan sese sima’ denir. Alet ile, çalgı ile birlikte olan insan sesine gına denir. Gınanın haram olduğunu bütün alimler sözbirliği ile bildirmişlerdir. İsra suresinin 64. ayetinde, gınanın haram edildiği açıktır. Çünkü müfessirler, ayet-i kerimedeki savtdan muradın gına olduğunu yazmışlardır. Lokman suresi 6. ayet-i kerimesi de gınanın haram olduğunu bildirmektedir. Gınanın haram olduğunu bildiren hadis-i şerifler de çoktur. Hadis-i şerifde (İlk nevha ve gına eden şeytandır) ve (Suyun yeşerttiği gibi gına da kalbde nifakı büyütür) buyruldu. Alimler sima’nın haram olmasında ihtilaf etti. Gınanın haram olmasında ihtilaf yoktur. ... çalgı bulunmayan sima’ gönül ehlinde zevk, şevk, vecd ve kendinden geçme, ızdırab, envar, esrar ve terakkiler hasıl eder. Bu ancak tesavvuf ehlinin bildirdikleri şartlarla caizdir. Bu şartlar bulunmazsa caiz olmaz.”
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla