Tekil Mesaj gösterimi
  #4
Alt 16.10.2007, 21:38
Gülru

 
Gülru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.06.2007
Mesajlar: 563
Teşekkür etti: 0
9 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız itimat
Mesajı göster
Mehir nikâhın şartlarından değildir.

Nikâhtan murad mehirdir, mehir ile nikâh esas olur.
Diğer bir ismi "Sadak" olan mehir, nikâh kıyma neticesinde erkek tarafından kadına verilmesi lâzım olan para veya maldan ibarettir. Evlenecek her müslüman kadının şer'an hakkıdır.


İslâm dinine göre mehir, nikâhın sahih olmasının şartlarından birisidir. Mehir olmaksızın nikâh sahih olmaz.

Evlenen kadının mehir almasının meşru oluşu Kur'an-ı kerim, Sünnet-i seniyye ve İcmâ ile sâbittir.

Mehrin nikâh için şart olması, Allah-u Teâlâ'nın kelâmı olan Kur'an-ı kerim'de yer almış olmasından ve emr-i ilâhi olmasından ileri gelir.

Âyet-i kerime'de şöyle buyurulmaktadır:

"Nikâhınıza aldığınız kadınların mehirlerini bir hak olarak seve seve verin. Bununla beraber eğer mehirlerin bir kısmını kendiliklerinden gönül hoşnutluğu ile size bağışlarlarsa, onu âfiyetle yiyin." (Nisâ: 4)

Bu Âyet-i kerime mucibince mehir nikâhın şartıdır.

Evlilik bağı, sonucunda karı ve kocayı bağlayıcı, karşılıklı hakların meydana geldiği bir akittir. Bu haklar muhtelif Âyet-i kerime'lerde açıklanmıştır. Karı-koca arasındaki bu hukuka mehir de girmektedir.

Görülüyor ki mehir bir Hakkullah'tır.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde buyurur ki:

"Bir kimse az veya çok bir mehir üzerine bir kadınla evlenir ve hakkını ödemek niyetinde olmayıp onu aldatırsa ve ödemeden ölürse, kıyamet günü zina yapmış olarak Allah'a mülâki olur." (Taberânî)

Mehir; muaccel ise nikâhtan önce veya nikâh kıyılırken verilmeli, müeccel ise mehrin miktarı ve cinsi belirtilerek en kısa zamanda verilmelidir.

Aksi halde ödemeden ölürse, Hadis-i şerif mucibince ömrünü zina ile geçirdiği için büyük günahla gitmiş olur. Ödemek niyetinde olsa bile, işi hafif tuttuğu için yine aynı durum olur.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde buyurur ki:

"Şartlar içinde en çok yerine getirilmesi gereken şart, kadınların ırzlarını helâllığa aldığınız mehirdir." (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1161)

Nikâh şartları, başka şartlardan daha çok yerine getirilmesi gereken, öncelikle riayet edilmesi lüzumlu olan ve bu şartların zedelenmemesine çok dikkat edilmesi gereken bir şarttır.



Nisâ sûre-i şerif'inin 4. Âyet-i kerime'sinden başka Kur'an-ı kerim'de mehir hakkında başka Âyet-i kerime'ler de vardır:

İslâm dini kadınlara karşı iyi davranılmasını, eşleri onlardan hoşlanmasalar bile, kendilerinde hayır bulunacağı ümidiyle geçimsizliklerine sabretmelerini ve büyük bir kötülük işlemedikçe onlara eziyet edilmemesini emretmiş, eğer mutlaka ayrılmak gerekirse, bununla ilgili olarak da Âyet-i kerime'de şöyle buyurulmuştur:

"Eğer bir eşin yerine başka eş almak isterseniz, evvelkine yüklerle mehir vermiş olsanız bile, o verdiğinizden hiçbir şey geri almayın." (Nisâ: 20)

En ufak bir şey almak apaçık bir günahtır, mâkul ve meşru olmayan bir şeydir. Hatta kendilerine henüz vermedikleri mehirden bir miktar mal varsa, borçlu olmaları sebebiyle onu da onlara vermeleri gerekir.

"İftira ederek ve günaha girerek verdiğinizi alacak mısınız? Onu nasıl alırsınız ki, birbirinize karışıp katıldınız, içli dışlı oldunuz! Onlar sizden kuvvetli bir teminat da almışlardı." (Nisâ: 21)

Bir yastığa beraberce baş koymuştunuz. Kalpleriniz birbirinize karşı sevgi duygularıyla dopdolu idi. Tek bir vücut gibi olmuştunuz. Aranızda karı-koca hukuku tahakkuk etmişti. Bununla mehirin vücubiyeti hak kazandı, karşılığı da alındı.



Ensar'dan bir zât mehir takdir etmeksizin nikâhlanmış, sonra da henüz gerdeğe girmeden boşamıştı. Bunun üzerine bu Âyet-i kerime nâzil olmuş ve Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kendisine:

"Külâhını satarak bile olsa, o kadına bir bağış ver!" buyurmuştur.

Hazret-i Hasan -radiyallahu anh- boşadığı hanımlardan birine on bin dirhem gibi yüklü bir para vermiş, sonra da: "Bu, ayrılan bir sevgilinin verdiği az bir maldır." diyerek haysiyeti kırılan kadının gönlünü almıştır.




"Nikâh ederek yararlandığınız kadınlara kararlaştırılmış mehirlerini verin." (Nisâ: 24)

Zira mehir nikâhlanmanın karşılığıdır. Zifaf ile mehirin tamamı kocanın boynunun borcu olur.

"Mehirin takdir edilmesinden sonra, aranızda gönül rızâsıyla (yeni bir miktar üzerinde) anlaşmanızda size bir günah yoktur." (Nisâ: 24)

Bu kendi rızânızla yapılan meşru bir muameledir.

Kadının mehirin bir kısmını almamasında, hepsini bağışlamasında veya erkeğin belirtilen miktardan fazlasını vermesinde herhangi bir mahzur yoktur.

"Şüphesiz ki Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisâ: 24)

İnsanların yaradılışlarına uygun olan, erkeği de kadını da mutlu kılan nikâh akdini meşru kılışı da bu ilminin ve hikmetinin bir tecellisidir.

__________________

“Hakk kulundan intikamını yine kul ile alır,
İlm-i Ledün bilmeyen onu kul etti sanır.”
Gülru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla