Kitapta haber verilen “Sıddîk”
Hazreti Ebû Bekir anlatıyor: Resûlullah Efendimiz’in peygamberliği tebliğ edilmeden evvel, ticaret için Yemen’e gitmiştim.
Semâvî kitapları okumuş, 100 yaşında bir ihtiyara misafir oldum. Beni görünce sordu:
- Sen Mekke’den misin?
- Evet.
- Kureyş’ten misin?
- Evet.
- Benî Temim’den misin?
- Evet.
- Bir alâmet kaldı?
- Nedir?
- Karnını aç!
- Niyetini söylemeden açmam.
- İlâhî kitaplarda okudum ki; Harem’den bir peygamber çıkacaktır. Biri genç, diğeri ihtiyar iki yardımcısı olacaktır. Genci kuvvetli ve adaletli, ihtiyarı zayıf ve karnında ben olacaktır.
Karnımı açtım. Göbeğimin üstünde siyah bir ben gördü:
- Kâbe’nin hakkı için sen o ihtiyar yardımcısın! O Peygamber’in dinine sıkı sarıl ve Allahü Teâlâ’nın sana bağışladığı şeyleri gizle! Bana birkaç beyit verdi ve dedi ki:
- Bunları o Peygamber’e vermeni ricâ ediyorum.
Mekke’ye geldim. Mekke’nin uluları beni görmeye geldiler. Dedim ki:
- Ben yokken hiç garip bir hâdise oldu mu?
- Bundan daha garip bir şey olmaz ki, Ebû Talib’in yetimi peygamberlik iddia ediyor, seni bekliyorduk.
Onları münâsip bir şekilde başımdan savdım. Resûlullah’ın nerede olduğunu sordum. “Haticetül-Kübrâ’nın evindedir.” dediler. Gittim, kapıyı çaldım. Dışarı çıktılar.
Kendisine dedim ki:
- Senin atalarının dinini bıraktığını söylüyorlar, doğru mu?
Buyurdu ki:
- Ben Hak Teâlâ’nın Resûlü’yüm, seni ve bütün insanları, Allahü Teâlâ’ya îmân etmeye çağırıyorum.
- Delilin nedir?
- Yemen’de görmüş olduğun ihtiyardır.
- Bunu sana kim haber verdi?
- Benden evvelki peygamberlere de gelen büyük bir melek haber verdi. Hemen mübârek elini tutup Kelime-i Şehâdet getirdim. Îmân şerefine kavuştuğum için benden ferah kimse yoktu.
__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
|