|
Bismillah...
-... Anadolu'nun yiğit insanları, Doğu ve Güneydoğu'da mahrumiyetler içinde yaşayan kardeşlerini ne kadar sevdiklerini, durumlarını yerinde görmekle, dertlerine ortak olup çare aramakla göstermeliler... Böyle bir yaklaşım özelliği bizim insanımızda vardır... Ben de bir zamanlar onlara gittim, misafir oldum. Zorluklarını gördüm. Pek çok insanın hayatı bir odanın içinde geçiyor. Bir ahırları ve bir odaları var; kayınpeder de aynı odada kalıyor gelin de... Herkes köşklerde, villalarda yaşamıyor. Oralara gidip bu garip insanların bu garip yaşantılarını görmek belki bizi daha derin ve doğru düşüncelere sevk edecektir...
-Bizler bugüne kadar bu kardeşlerimize karşı gösterdiğimiz ilgiyi bundan sonra da yine devam ettiririz elbette... Kurban da keseriz, maddî yardımda da bulunuruz... Ben diyorum ki, bu dostluğu bugünlerde daha da derinleştirelim. O bölgenin insanı çok fedakar ve civanmerttir. Bunu oraları gezip gören herkes bilir. Oradaki seyahatlerimden birinde yanlış levha işaretiyle yanlış bir yola girmiştik... Meğer orası yol değilmiş... Neyse ki karşımıza eve benzer bir bina çıktı. Evin önünde bir adam koyunlarını otlatıyordu. Yanımızdaki arkadaşlardan biri o adama doğru gitti ve; 'Biz namaz kılmak istiyoruz. Güneş batmak üzere.' dedi. Adam büyük bir samimiyetle 'Aman efendim ne demek!' dedi. Bizi aldı evine, yatak odasına götürdü. Hemen leğeni, ibriği getirdi. Su döktü, abdest aldık. Ve biz o adamın tek gözlü evinde yatak odasında namaz kıldık. Bu hizmeti canı gönülden seve seve yaptı...
vesselam
|