Aşağıda mevdudi ve imam gazaliden bir kaç alıntım var.....
Öncelikle Allahı selamı tüm müslümanların üzerine olsun......
Tasavvuf'a olan ulemanın eleştirileri hiç görülmemiş hele hele imam şafii....
İslam Âlimlerinin, Tasavvuf Hakkındaki Görüşleri
(Not:Yazının dili eski türkçe, inşallah konuya vakıf olmamızı engellemez)
İslam Âlimlerinin, İslam Tasavvufu Hakkındaki Görüşleri
İmam Malik buyurur ki:
'Tasavvuf bilmeyen fakîh, fiska, tasavvufu bilip de fıkhı bilmeyen ise zendekaya duçar olabilir. Bu ikisini cem' eden ise hakikate vasıl olur'.
Bu sözü Abdü'l-Baki ez-Zerkanî Fıkh-ı Maliki şerhinin ikinci cildinin 195 inci sayfasında ve 1014 hicrîde vefat eden Aliyyü'l-Kâri, aynı eserin birinci cildinin 33 üncü sayfasında ifade eder.
İmam Ahmed İbni Hanbel,
Rical-i sofiyye ile sohbete başlamasından önceki günlerde oğlu Abdullah'a der ki:
'Oğlum! Sana hadîs ile meşgul olmanı tavsiye ederim. Kendilerine sofî diye ad takan kimselerle düşüp kalkmaktan sakındırırım. Çünkü onların içinde ahkam-ı dine cahil olanlar vardır'.
Sonradan kendisi sofiyyûndan Bağdadlı Ebû Hamza'ya mülaki olunca ve sofilerin ahvalini öğrenince oğluna dedi ki:
'Sofîlerle sohbeti tavsiye ederim. Onlar ilimleriyle, murakabeden edindikleri feyz ile,
Allah korkusunu hakkıyla tanımalarıyla ve halkın mesavi ve abeslerinden uzak kalmakla ve alî himmet olmalarıyla bizi geçmişlerdir'. Bu söz 1332 hicrîde vefat eden Şeyh Emin Kürhî'nin 'Tenvîru'l-Kulûb' isimli eserinde zikir ve beyan edilmiştir.
Keza, 1188'de vefat eden Allame Muhammed Sifarinî, 'Gızau'l-Elbab li Şerhi Manzûmeti'l-Adab' adlı eserinin, birinci cildinin 120'nci sayfasında
İbrahim bin Abdullahi'l-Kalanisî'den naklen,
İmam Ahmed İbni Hanbel'in sofiyye için
'Onlardan daha efdal bir zümre bilmiyorum' dediğini nakleder. Bir de aynı eserde: 'Onları vecidleriyle bir müddet bırakınız, ferahlasınlar' buyurmuştur. 'Onlar ilham alırlar ve vecde müstağrak olurlar' dediği de rivayet edilmiştir.
İmam Şafiî
Celalüddin-i Suyûtî'nin 'Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye' adlı eserinin 15 inci sayfasında der ki: 'Sofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey istifade ettim:
1. Zaman bir kılıçtır, sen onu kullanmazsan, o seni keser.
2. Kendini hakla meşgul etmezsen, batıl seni istila eder.
3. Kendine hiçbir varlık isnad etmemek, erbab-ı ismetten olmak demektir.
Herat'da 606 hicrî tarihinde vefat eden müfessir İmam Fahrüddin er-Razî
'Müslimlerle Müşriklerin İtikadları' adlı eserinin sekizinci babında sofiyye ahvalinden bahsederken der ki:
'İslamî fırkalar arasında sofiyyeyi zikretmemek hatadır.
Zira sofiyye sözlerinin hülasası şudur: Allah'ı bilmenin yolu, kalbin masivadan tasfiyesi ve alâik-i bedeniyyeden tecerrüddür. Bu ise güzel bir yoldur'.
Yine İmam-ı müşârünileyh buyurur ki:
'Mutasavvife tâifesi Hakk'ı tefekkür ile meşgul olurlar, alâik-i cismaniyyeden nefsi tecrid ederler, rûhlarının ve kalblerinin zikr-i Hak'dan hali kalmamasına çalışırlar, diğer ef'al ve tasavvurlarında kemal-i edeble Hakk'a inkiyad ederler. İşte onlar Adem oğullarının en hayırlı fırkasıdır'.
İmam-ı Nevevî rahimehullah 'el-Makâsıd' adındaki eserinde der ki
'Tarik-i tasavvufta beş asıl vardır
1. Zahir ve batında takvayı şiar etmek,
2. Sözlerinde ve işlerinde sünnet-i Nebevîye uymak,
3. İkbal ve idbar zamanında halktan birşey beklememek,
4. Az olsun, çok olsun Hakk'ın herşeyde, her türlü vergisine içten boyun eğmek,
5. Ferah ve sıkıntı zamanında Hakk'ı düşünüp, O'na rücû' edebilmektir'.
Gırnatalı, Malikî mezheb 'el-îmamu'ş-Şatibî' lakabıyla meşhur İbrahim İbni Musa Selefî olan bu zat 'Kitabü'l-İ'tisam' adlı eserinde
İslamî tasavvufun, dinin rûhundan olduğunu ve asla bid'at olmadığını beyandan sonra der ki:
'Birçok cahiller sofilerin ahkam-ı şer'iyyeyi iltizamda mübalatsız olduğunu itikad ederler. Ben onları, söylenen bu sözden ve bu itikaddan tenzih ederim. Onların tarikatleri sünnet-i seniyye üzerine bina olunmuştur. Ona muhalefetten sakınırlar'.
İmam Malik buyurur ki:
'Tasavvuf bilmeyen fakîh, fiska, tasavvufu bilip de fıkhı bilmeyen ise zendekaya duçar olabilir. Bu ikisini cem' eden ise hakikate vasıl olur'. Bu sözü Abdü'l-Baki ez-Zerkanî Fıkh-ı Maliki şerhinin ikinci cildinin 195 inci sayfasında ve 1014 hicrîde vefat eden Aliyyü'l-Kâri, aynı eserin birinci cildinin 33 üncü sayfasında ifade eder.
İşte göründüğü gibi Alimlerimizin çizgimizi netleştiren ulema hiç çekinmeden korkmadan görüşlerini net ve açık diile getirmişlerdir...........
Yukarda sufi (sofi) lere eleştiriler çoktur Ahmet bin hambelin dediği gibi çoğu cahildir....
Amena ey selefi salihin tekrar ve tekrar amena.......
Alimlerin hiç biride tasavvufa karşı değilerdir...
Hangi tasavvufa karşı değilerdi deseniz derimki...
Aradığını felsefedede bulamayan Gazzali, tasavvufa yönelir. Mutasavvıfları ve eserlerini inceler. Mutasavvıfların tarzını beğenir ve benimser. Tasavvufta karar kılar.
Gördüğünüz gibi islam dinini ihya eden mütezileyi ortadan kaldıran selef ve maturidi akaidi arasında imam eşarinin yolunu geliştiren ve Ehli sünnetin selef akaidine yeni bir çığır açan naklın yanına ebu hanifenin biraz azıda olsa akla yer veren batı felsefesine unutulmaz darbe vuran hücetül islam yani dinin delili olan imam gazali ihya, kimyayi saadet ve her eserinde berak olan tasavvuf ilmimi ele alır.............
İkinci meselemizde biz: tasavvuf' u hala bir iki tekkeden oluşan şeyh mürüd sufi tarzında bir saltanat görürüz.. ve sufileri düşünmez bilmez ahmak bir kesim beleriz.....
Dikat etmeniz gerekirki.....
Tasavvuf bir ilimdir tekke dergah veya şeyh değildir.... Eğer bir kişi tekkeyide dergahıda imam gazali ve imam rabani gibi kulanırsa o zaman gerçek tasavvufçu ve sufi ortaya çıkar.....
Kardeşler islam aleminin son alimlerinden olan mevdudi islamda ihya hareketleri adlı bir eserinde (okumanızı tavsiye ederim)
Ömer bin abdulaziz
Dört imam
İmam gazali
İbn teymiye
İmam rabani
Şah veliyullah dehlevi
OLMAK ÜZERE SEKİZ TANE DERVRİM İSLAMI YENİDEN İHYA EDEN MÜKEMEL ALİMLER DİYE ELE ALIR......
Lütfen bakınız.... 65 s. imam gazali 82 s. ise imam rabaniyi ele alır......
İmam gazaliyi lanetli mutezile (Ehli tizal) akıl perest ve felsefe kurbanları olan artışma ve kargaşa arasında islamı tekrar ilimleri ve fikirleri ihya (yeniden ifşa eden) eden alim olarak görmüş ve övmüştür....
İmam rabani ise ekber olan tağuti pusuya karşı mücadele veren ve hindistanı saran putberestlik ve şirk ortamını ortadan kaldırmıştır.....
Şimdi ey kardeşlerim siz sufilerimi kötülüyorsunuz veya imam şafii sufilerimi eleştirmiş........
Yoksa bilgisizce körüne körüne aldanan sufilerimi kesb etmiş......
Elbetteki imam gazali ve imam rabani gibi unutulmaz ve silinmez alimleri kast etmemiş.....
Biz tasavvufa veya kavramlara karşı çıkmamalıyız içinde bulunan insanların yanlışlarına karşı olmalıyız... Aksi halde kocaman bir serveti kayb ederiz ...
bizim tonlarca servetimiz tasavvufta yatıyor litfen ibn arabi dahi bir servettir onunda görüşleri makuldur....
Peki niye ehli tizalın, şianın, cebriyenin fikirleri küfre görüşmüyorda ibn arabinin ehli sünnet güşleri küfre götürüyor...
Valahi biz tasavvufa düşman olduğumuzdan dolayı cephe almış gibiyiz.....
Allaha emanet olun.....