Muska yapılıp hastalara ve çocuklara asılması için mi?
Mezarlıkta ölüler üzerinde okunması ve bu yolla Kur’ân okuyucularının halkın servetini batıl bir şekilde yemeleri için mi? Aciz ve sihire uğramış kişiler suyundan içsinler diye
üfürükçüler tarafından kaplara (kağıtlara) yazılması için mi?
Caddeleri dolduran
tembel ve asalakların, maddî menfaat karşılığında okumaları için mi?
Süs ve
bereket maksadıyla, poster şeklinde duvarlara veya güzelliklerin korunması amacıyla kız çocuklarının boyunlarına asılması için mi?
Allah bu kitabı, cami kapılarında oturarak, bir kaç kuruş karşılığında
Ayete’l- kürsi, Felâk, Nas sûreleri ile
necat ayetlerini bağırmaları için mi indirdi?
Gece kulüplerinde söylenen
şarkılar gibi okuyanların şarkı söylercesine okumaları, dinleyenlerin de namelerin-den coşmaları için mi?
Yıldız falı, rüya ve istiharelerde başvurulması gereken bir kılavuz kitabı olması için mi?
Düşünmek ve anlamaksızın, sabah akşam papağanlar gibi tekrarlanması için mi?
İlk müslümanlara dünyanın kapılarını açan bu kitap, bugün karanlık bir odada üzerine
tozların birikmesi için mi indirildi?
Ey Rabbimiz, sana sığınırız!
Sen yüce Kitabını, bütün bunlar için indirmedin!
Şüphesiz insanların, ayetlerini
düşünmeleri ve kendile-rine aydınlatıcı bir
meşale olması için indirdin! İnsanları mesajıyla
müjdelemek ve
uyarmak için indirdin!
Ölülere değil,
yaşayanlara ait kitap olması için, müslümanların ferdi ve ictimai yaşantılarında prensip ve sistemlerini edinmeleri için indirdin!
Ey Allahım!
Senin bizim için çizdiğin mutluluk yolunu kaybettik ve kaybolduk. Kur’an’ın yolundan ve hedeflerinden yüz çevir-memiz sonucunda, ayrılık ve anarşi belasına düştük, hayatın basit değerleri içinde eridik.
İlâhî kitaplarını inkar eden geçmiş ümmetin başara-madığı derecede, onun
kavram ve
hedeflerini değiştirdik. Ölülere okuma karşılığında alınan bir kaç kuruşu geçim vasıtası yapan herhangi bir kimseyi daha önceki topluluk-larda görmüyoruz.
Doğru yola girebilmek ümidiyle, tebliğ için bizden söz bekleyen milyonlarca insan kitlesini de kaybettik.
Resulullah (s.) 14 asır önce, şunu hatırlatarak bizleri uyarmıştı:
“ Sizlere, tutunduğunuzda sapmayacağınız bir şey bıraktım: Allah’ın Kitabı ve elçisinin sünneti ”
Bizden öncekiler, bu uyarıya kulak vererek Kitaba sarıldıkları; ve onu yaşam sistemi için bir
yöntem, gündelik hayatlarında bir
mihenk noktası kıldıkları için, çok kısa zamanda
insanlığın lideri ve
dünyanın efendisi olmuşlardır.
Evet, Kur’an’ı çokça okuyoruz, ancak bu okuma ses telleriyle okumaktan öte geçememektedir. Bizden evvelkilerin okuduğundan daha fazla okuyoruz; fakat anlamaksızın ve düşünmeksizin!... Bu yüzden seleften bazılarının söylediği,
“Nice Kur’an okuyucusu vardır ki, Kur’an onları lanetler” sözü, bizim hakkımızda gerçekleş-miştir. Öyleyse, gafletimizden tevbe etmeliyiz!
Hatamızdan dönmeliyiz!
Âlimlerimizin bu tür bid’at ve münkerlerle savaşmaları bir
görev değil midir? Bu tür çabalara katılmıyorlarsa bile, bu sahada çalışanların önünü açmaları, onlara
lakaplar takmak, dinden çıkmakla itham etmek gibi engellemelere kalkışmamaları gerekmez mi?
Artık, daldığımız bu derin uykudan silkinerek, siyasî, iktisadî, ictimaî ve ailevî problemleri ve tehlikeleriyle bizi kuşatan bu zor asrı anlamaya çalışmalı ve Allah’ın kitabına dayanmalıyız. Onu hayatta takip edilecek bir
metod, hayatı bütünüyle kuşatan bir
nizam olduğunu düşünerek okumalıyız...
Sen ey müslüman! Kavrayış ve yaşamında Kur’an hikmetini elde etmediğin müddetçe, din simsarlarına ve bilgiyi gizleyenlere esirliğin devam edecek!
Gerçekte bu kitap, senin hayatının ve gücünün kaynağı iken, senin onunla ilişkin ancak ölüm vakti geldiğinde, kolayca vefat edebilmen için üzerine okunan Yâ-sin sûresi olmaktadır.
Hayret, nasıl oldu da, sana
hayat ve
kuvvet bağışlaması için indirilen bu
Kur’an, şimdi
kolayca ve
rahatça ölmen için okunmaktadır?!
İşte, İslâm’dan uzak bu
öldürücü geleneğe karşı
devrim gereklidir!
Şirkleri ile Kur’an öncesi Arapları geçen bu taifeyle uğraşmak gerekmektedir. Bunlar çok kötü bir durumda bulunan
ölülere ve
çürümüş kemiklere koşmaktadırlar, halbuki onlar
cansız değil midir? Allah’ın aşağıdaki ayette nitelediği
cahiliye araplarının aksine Allaha daha çok yaklaştırmaları için bunları dost edinip, kurban keserek, adaklar adıyorlar. Ya da ihtiyaçlarını arzediyorlar:
Gemiye bindiklerinde dini Allaha has kılarak, O’na yalvarırlar. Ama onları karaya ulaştırınca hemen ortak koşarlar. (Ankebut;65)
Allahın kitabını bırakmaları yüzünden, şirkleri kalple-rinde kökleşen vicdanları körelen, düşünme yetenekleri kaybolan bu kabircileri
Allah bir çok ayette alaya almakta ve böylece onları, yardım istedikleri ölülere bırakmaktadırlar:
“ Kıyamet günü kendisine cevap veremeyecek Allahın dışındaki kimselere yalvarandan daha sapık kim vardır?” (Ahkaf;5) “Allah’ın dışında taleplerinizi ilettikleriniz, hiç bir şeye sahip değildirler!” (Hacc;73)
Düşünürlere ve âlimlere sesleniyorum:
Gelenek ve göreneğin, bid’at, hurafe ve efsanelerinden dinimizi arındırmamız şarttır!
Kalkınma ve yükselmemizi sağlayacak olan dini anlayışı ıslah meşalesini tutuşturmalıyız...
AYET ANLAMLARI
Sen ölülere duyuramazsın! (Rum;52)
Sen kabirlerde bulunanlara işittirecek değilsin! (Fâtır;22)
İnsana ancak çalışmasının karşılığı vardır! (Necm;39)
...Sizler ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz! (Yâsîn;54)
Herkesin kazandığı iyiliğin sevabı kendine, yaptığı fenalığın zararı da yine kendinedir. (Bakara;286)..
Kur'an İslam'ı Sitesi - Kuran'daki Gerçek İslam'ın Sesi - - Kuran Niçin İndirildi ?