| Bülbül susmuş, gül perişan, saz kırık…
Ehl-i aşkın meclisinde matem var.
Düğümlenmiş boğazlarda hıçkırık.
Esme N’olur bu kadar sert, Ey rüzgar!
Bir estin ki sekiz temmuz akşamı.
Yıkıverdin başımıza şu damı.
Çekemez kalb bu kederi, bu gamı.
Ne haldedir dur da bir bak, yar-ağyar.
Hızına hız katıp gitti Şemseddin
Nabzımızda atıp gitti Şemseddin
Güneş gibi Batıp gitti Şemseddin
Olduk şimdi her birimiz tarümar.
İnsandı O, İnsanların insanı.
Sultandı O, Gönüllerin Sultanı.
Yârandı O, cümlemizin yâranı,
Severdik biz O yârânı bu kadar!.
Fayda vermez artık ne para, ne pul!
“EFENDİ”siz kaldı heyhat İstanbul.!
Yolsun saçlarını şu yetim, şu dul.
Oldu başlarına çünkü dünya dar.
Çağırınca yücelerden Yücemiz.
Farksız oldu gündüzümüz, gecemiz.
Nerdesin Ey NURLU YEŞİL HOCAMIZ
Bergüzardın bize ‘HAK’ dan bergüzar!..
Camiler ıssızdır, Mihrablar mahzun!
Kürsüler sessizdir, Ahbablar mahzun.!
Yıldızlar mahzundur, Mehtaplar mahzun!
Bak nasıl ağlıyor denizler dağlar!...
Sendeydi ölmez aşk,sarsılmaz iman,
Sendeydi hududsuz ilimle irfan,
Bu ne Büyük lütuf, Ne büyük ihsan!
Nur-KUR’AN Mezarında parıldar.
Seyyid Nizam hazretleri mutludur.
Gelen çünkü yaya değil atlıdır.
“CANAN”a kavuşmak ah ne tatlıdır
Etme OĞUZ, Etme artık ah u zar!..
FAzlıoğlu Cemal Oğuz
10 temmuz 1968
Fatih-Çarşamba. |