| Üç kıta üzerinden dünyayı yönetiyordu, fakat tekbir aldığında âlemi arkasına atan bir kalbin sahibiydi Fatih Sultan Mehmet... Kalp pusulası değişmiyordu. Onun hayran olduğu, sırmalı kaftanlar içindeki makam sahipleri değildi. Hayran olduğu, derviş kıyafetleri içinde, önünde nurdan bir sütun hâlinde uzanan hocası Akşemsettin Hazretleri idi.
Evet… Evlâdına abdestsiz dokunmayan ananın, nezîh kokulu duyguları… Ve insanlığın kurtuluşunda yükselen bir cihan padişahı… Her şey bu ellerden geçiyor. Zâlimleri büyüten de, fazilet semalarında yükselen sultanları yetiştiren de bu eller… Her şey, onlara bakıyor.
Demek ki, önce kalplerde ihlâs kaleleri dikiliyor, o kalelerden de dünyalar fethediliyor, İstanbul’un fethinde olduğu gibi… “Ana gibi yâr, İstanbul gibi diyar olmaz sözü”, bu mânâya ne kadar da yakışıyor! Hümâ Hatun’umuzun şu sözleri, hep kulaklarımızda yankılansın:
“-Evladım ben seni kelime-i tevhidlerle sallıyorum, sen de Bizans surlarını sallayacaksın.”
Dünyayı sallayacak ihlâs kalelerini diken annelerden olmak istemez misiniz? Hümâ Hatunlardan birisi olmak niyazıyla…
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |