Tekil Mesaj gösterimi
  #12
Alt 28.07.2003, 17:07
Ahmet76
Hamd icin Ilim

 
Ahmet76 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 17.08.2002
Mesajlar: 3.895
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
O bir neslin dirilişi
Bohem hayatından bir "tesadüf" sonucu tanıştığı Abdulhakim Arvasi Hazretleri sayesinde kurtulan ve "Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış / Marifet bu gerisi çelik çomakmış" dizeleriyle kendini yeniden tanımlayan Necip Fazıl Kısakürek'in yeniden dirilişi yalnız sanatına değil fikir hayatına da yansır.
Sene 1934, bir akşam üstü, çalıştığı bankadan Boğaziçi'ndeki evine dönmek için bindiği "Şirket-i Hayriye" vapurunda karşısına oturan ve gözlerini ondan ayırmayan; o güne kadar hiç görmediği, bir daha da göremeyeceği "Hızır" tavırlı bir adam, ona, kainat çapında bir vaadin, Abdülhakim Arvasi Hazretleri'nin adresini verir. Sıcak bir ilkbahar günü, yanına ünlü ressam Abidin Dino'yu da alır ve Eyüp sırtlarına çıkar. Belki üç, belki beş saat süren o günkü temastan aldığı kelimeler üstü bir tesirle çarpılıp kalır ve bir daha bırakmamacasına o 'Büyük Zat'ın adeta eteklerine yapışır.
"Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel;
Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel." diye şiirinde tarif ettiği Arvasi Hazretleri'yle ilgili duygularını Necip Fazıl şöyle anlatır:
"Efendim! Benim Efendim! Benim, güzellerin güzeli Efendim!
Vaktiyle: 'keşke bu kadar zeki olmasaydın!' buyurduğun adamın beynini, zerre zerre kıskaca alıp atom gibi çatlattıkları bu hengamede, eminim ki, her dem beraberimde, her an baş ucumdasın...
Kaç milyon baba ve kaç milyon anne, senin milyarda birin eder? Sen benim böyle bir şeyimsin! Babamla anneme Allah'ın bana tattırdığı varlık şevkine vesile oldukları için bağlıysam, sana da, bu ölçünün ebedî hayat mikyasiyle perçinliyim... Düşünsünler farkı!.."
Arvasi Hazretleri ile tanıştıktan sonra şiir poetikası da ciddi bir değişim geçirir. "Çile"yle birlikte şiiri hakikat arayışında bir araç olarak gördüğünün ipuçlarını veren şair, madde ve ruh ilişkisine, insanın iç âleminde kopan fırtınalara, evrenin gizemine değinir.
Necip Fazıl'ın evliliği
Şiir ve oyun yazarlığının beraberinde kendisi gibi düşünen kitleleri, metaryalist akımların boy gösterdiği dergilerin tesirinden kurtarmak amacıyla 1936 yılında haftada bir yayımlanan "Ağaç" dergisini çıkarır. Celal Bayar'ın temin ettiği ilanlar yardımıyla çıkarılan "Ağaç" mecmuası, dönemin önde gelen entelektüellerini çatısı altında toplar. Büyük ruh çilesinin sahne destanı "Bir Adam Yaratmak" piyesine Necip Fazıl bu dönemde başlar ve 63 numaralı ocak idaresinin teftişini yapmak için gittiği Zonguldak'ta eserini tamamlar.
1941 senesinde ise Babanzade'lerden, Ahmed Naim Efendi'nin kuzeni Recai Bey'in kızı, Yahya Nüzhet Paşa'nın torunu, Fatma Neslihan Hanımefendi ile evlenir.
İlk hapis cezası
1942 kışında, 45 günlüğüne Erzurum'a yeniden askere gönderilir. Burada yazdığı siyasi bir yazı sebebiyle mahkum olur ve 1943'te ilk hapis cezasını alarak 1 gün Sultanahmet Cezaevi'nde yatar. Aslında politikaya ve sosyal sahaya meyli, 1936'da başlar ve o yıldan 1943'e kadar geçen 7 yıl içinde, İslami temayülü "şahsi bir zevk ve saklı bir telkin" planında kaldığı için, ne devlet ne de basında kimsenin hedefi olmamıştır. Bu ilk hapis cezasının ardından ilerki yıllarda yine yazdığı yazılardan dolayı tam 9 defa daha hapse girer ve burada pekçok eserini kaleme alır.
Necip Fazıl, 1943 yılında siyasi, fikri ve edebi mücadelesini işlediği "Büyük Doğu" dergisini yayımlar. Bu dergi aynı zamanda Fazıl'ın fildişi kulesinden agoraya indiğinin tam olarak belirdiği tarihtir. 1978'e kadar 35 sene boyunca yayımlanan "Büyük Doğu", polemikleri, değişik alanlardaki yazıları, farklı çevrelerden yazarlarıyla Türk Basın Tarihi'nde ayrı bir konuma sahip olur.
Konferanslar çığırı
Necip Fazıl'ın kurduğu aksiyon yalnız dergilerinde aksetmez, butün yurdu gezerek verdiği konferanslar o günün gençliğini peşinden sürükler. Yazdığı şiirlerle, konferanslarıyla ve kaleme aldığı yazılarla işte bu büyük fikir adamı 21. yüzyıla damgasını vurur. 1963 İlkbaharında bir davet üzerine açılan "konferans çığırı" üzerinde evvela Salihli, İzmir, bir müddet sonra Erzurum, Van, daha sonra İzmit, Bursa ve 1964 yılının ilkbaharında da Konya, Adana, Maraş ve Tarsus'ta konferanslar verir. 1964'te Büyük Doğu'nun onbirinci devresini açar. Adnan Menderes'in aziz hatırası için kaleme aldığı ve derginin birinci sayısında neşrettiği "Zeybeğin Ölümü" şiirinden dolayı takibata uğrar.
27.12.1967 tarihli Büyük Doğu Dergisi'nde dönemin Başbakanı'nın (Demirel) kayıtlı olduğu Mason kütüğünün fotokopisini ilk defa olarak yayınlar. "İdeolocya Örgüsü" isimli eseri, "Mümin/Kafir" diyalogları ve siyasi içerikli yazıları sebebiyle suçlanır, sorgulanır ve yargılanır.
Şairlerin Sultanı
1976'da, dergi-kitap şeklinde, 1980 yılına kadar 13 sayı sürecek "Rapor"ları, 1978'de de Son Devre Büyük Doğu dergisini çıkarır. 26 Mayıs 1980'de Türk Edebiyat Vakfı tarafından "Şairler Sultanı" ve 1982 yılında yayınlanan "Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu" isimli eseri münasebetiyle de "Yılın Fikir ve Sanat Adamı" seçilir. 1981 yılının başlarında, görünen yüzüyle, "içinde 20 yıl müddetle bir protoplazma halinde yaşattığı İman ve İslam Atlası isimli eserini kalıba dökebilmek için", bir daha çıkmamak üzere evine, hatta küçücük odasına kapanır.
Yeni bir parti kurmak üzere bulunan ve ileride Devlet Başkanlığı'na kadar yükselecek olan Turgut Özal'ı, arzusu üzerine sık sık odasına kabul ederek fikirler not ettirir ve tavsiyelerde bulunur.
MAYIS'TA VEDA ETTİ
Ömrünün son günleri, Erenköy'deki evinde aynı "küçük oda"da, yine kesinleşip infaz safhasına gelmiş ve hayli ilerlemiş yaşına ve Adli Tıp raporlarına rağmen devrin Devlet Başkanı Kenan Evren tarafından af yetkisi kullanılmayarak bir tür infaz emri verilmiştir. 1.5 yıllık mahkumiyeti yüzünden her an götürülme tehdidi altında, kitapları, yazıları, notları ve birtakım halis ve gerçek dostlarıyla mahzun sohbetler içinde geçer.
Ve bir gece... Onun için daima sırlarla dolu Mayıs ayında bir gece yani 25 Mayıs 1983 günü yatağından doğrulup, ela gözlerini pencereden dışarıya, derin karanlığa diker. Ne görürse pembeden daha kırmızı dudakları hafifçe kıpırdar ve
"Demek böyle ölünürmüş!.." der...
RASİM ÖZDENÖREN:
Şiiri entelektüelleştirdi
Necip Fazıl Kısakürek, heceyi kentleştirmiştir. Ondan önceki şairler, taşradaki halkın diliyle şiir yazarken, o, şiirini kentli diliyle yazmıştır. Bu anlamda Necip Fazıl, şiiri entelektüelleştirmiştir. Bu da Türk şiiri için bir devrim olmuştur. Topluma ışık tutmuştur. Şiiriyle, dini bilgisiyle, ideolojisiyle, tarih ve edebiyat yelpazesiyle büyük bir şahsiyettir. O, yönlendiren, öncü bir kişidir. Her zaman bir gençlik yetiştirmek istemiştir.
MUSTAFA MİYASOĞLU:
O yüzyılın dahisiydi
Toplumların dönüşümü için, fikirleriyle katkıda bununan kimseler için dahi tanımlaması yapılır. 20. Yüzyıl'da İslam dünyasında ondan daha öne geçen kimse çıkmamıştır. Bu yüzden, Necip Fazıl yüzyılın dahisidir. Ancak onu ve fikirlerini henüz anlayabilmiş değiliz. Gerek İslam dünyası, gerekse biz siyasi istikrarsızlıktan ve baskılardan ötürü Necip Fazıl gibi düşünemiyoruz. İslam dünyası, geçen yıllar içinde kendi kültürüne yabancı kaldı.
ŞAİR ERDEM BEYAZIT:
Bir nesli yetiştirdi
Necip Fazıl'ı yaşadığı zamanda değerlendirmek lazım. Onun hayatını, önce 1930'ların ortasına kadar şair ve ondan sonra dava adamı olarak iki dönemde anlamalıyız. Şiiri ve tiyatro oyunları dışında, tarihe yönelen bir Necip Fazıl da karşımıza çıkıyor. O, Osmanlı hanedanını suçlamak adına, Ermeniler'ın ağzıyla "Kızıl Sultan" olarak anlatılan Abdülhamit Han'ın gerçek kişiliğini ortaya koydu. Onu anlayan ve davasını savunan bir nesil yetişti.
TİYATROCU ÜSTÜN İNANÇ:
Tiyatroda da çakı taşı
Necip Fazıl sadece şiir alanında değil, tiyatro ve öyküde de çakı taşı gibidir. Şu anda bile "Bir Adam Yaratmak" isimli eserine yaklaşabilmiş tek bir yerli oyun yoktur. Ne var ki ideolojik kamplaşmaların saf sanatı boğması yüzünden o güzelim eserler remp ışıklarına kavuşamamaktadır. İdam cezası kamuoyunda tartışılırken, aynı konuyu işleyen Reis Bey'den tiyatro dünyasının mahrum kalması ayrı bir acıdır.
__________________
"Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel
Ahmet76 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla