Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlıkta ve genişlikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir
Allahummerzuknel hifzal murselin ilhamel enbiyayi ve fehmel evliyayi bikeremike ya ekramel ekramin.ve birahmetike ya erhamer rahimin.
Allahumme bi hubbi zatike tahassanna ya
Allah.Lailahe illallah seyyidina muhammedurrasulullah. Hakkan ve sıdkan
*************************************
//////////////////////////////////////////////////////////
************************************
Öncelikle Bütün konu ile ilgilenen kardeşlerime teşekkürler ediyorum.
Allahü teala Hepinizden razi ve memnun olsun.
2 konuda açıklama yapmaya gayret göstereyim.Herşeyi Takdir eden ve bilen Allahü Tealadır.
1.Konu
******
(Bu fakire iyi gelmiyor.)
Eğer fakirin kullanılma manasını düşünmüş olsaydınız çelişkiye düşmezdiniz.
*****************
FAKİR NE DEMEKTİR?
Kelime manası zengin olmayan, yoksul demek olan fakir, mecazen zavallı, biçare, aciz manalarına da kullanılmaktadır.
***Şeriat lisanında fakir, nisaba malik olmayan kişidir... Başka bir ifadeyle, zekat verebilecek ölçüde malı-mülkü, parası-pulu bulunmayan, veya kendisine zekat verilmesi caiz olan kimse demektir. Hatta Kuran-ı Kerimde, zekat verilecek sınıflar arasında ilk sırayı fakirler alır.
***Tasavvuf ıstılahında ise fakir, dervişin hiç bir şeye malik ve sahip olmadığının şuurunda olması; her şeyin hakiki malik ve sahibinin
Allah Teala olduğunu idrak etmesidir. İki cihan serveri Efendimiz (s.a.v.) de, bir hadis-i şeriflerinde, fakirlikle iftihar ettiklerini beyan buyurmaktadırlar.
*Kısacası salikin (dervişin, yani maneviyat yolcusunun) kendisini daima fakir, Allaha muhtaç bilmesi; Allahın ise hiçbir şeye ihtiyacının olmadığının idrak ve şuuru içerisinde olması lazımdır. (Herevi, Menazilüs-Sairin, 28)
*Fakirlik, suri ve manevi olmak üzere iki türlüdür.
*Suri fakirlik, kişinin malı-mülkü olmamasıdır.
*Manevi fakirlik ise, kişinin kendisini mutlak surette Hakka muhtaç bilmesi; dolayısıyla varlıklı olmakla yoksul olmayı müsavi görmesi ve olunca şımarmayıp olmayınca da üzülmemesidir. Mühim ve kıymetli olan da, bu manevi fakirliktir.
*Kibir ifade eden ben zamiri yerine bazan, tevazu gösterip fakir sıfatı kullanılır. Hatta eski İstanbul lisanında muhatabın evine devlethane, söz sahibininkine de fakirhane denilirdi. Zira fakirlik mefhumu, manevi hayatın tekemmülü için tasavvufi bir mana ifade ediyordu. Dolayısıyla fakirlik ve sefalet aynı manaya değillerdi.
*Ancak günümüzde sefalet, fakr u zaruretin devamı ve tabii bir neticesi haline geldi. Bir başka ifadeyle, eski kültürümüzde fakirliği, maddi sıkıntıları izale ve ruhları terbiye etmek için kullanmak mümkün iken, rekabet ve enflasyon kıskacındaki günümüzün fakirliği; stres, depresyon, uyuşturucu müptelalığı, hırsızlık ve cinayet gibi maddi ve manevi felaketleri de beraberinde getirerek, tam bir çöküşün hazırlayıcısı olmaktadır.
Allah encamımızı hayr eylesin..
******************************
/////////////////////////////////////////////
******************************
2. Konu
********
İmamı rabbani kimdir. Bunu bir araştırınız.
Ayrıca ; verdiğim Kaynak 259.mektup olmakla birlikte burada itikat imamlarımızın görüşleri ve gerekli açıklamalar net bir şekilde vardır.
Mektûbât-ı Rabbânî nedir?
Büyük âlim ve velî İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî hazretlerinin îmân, îtikâd ve tasavvuf bilgilerini öğreten mektublarından meydana gelen pek kıymetli kitab.
Allahü teâlânın kitabından ve Resûlullah'ın hadîslerinden sonra İslâm kitablarının en üstünü, en fâidelisi, Mektûbât(-ı Rabbânî)dır. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)