Uyuya kaldığın İçin veya unuttuğun için herhangi bir namazın vaktini geçirdiğinde, uyandığın veya hatırladığın zaman o namazın vakti olur. Bunun dışında vakti geçirilmiş namazların bir kefareti yoktur. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem); "kim, namazı unutursa veya uyuya kalırsa, onun kefareti hatırladığında kılmasıdır" 1 buyurmuştur. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve sahabeleri bir yolculuk esnasında uyuya kalmışlardı. Güneşin sıcaklığı onları uyandırmıştı. Bunun üzerine Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem); "...uyku halinde kusur yoktur; kusur, bir sonraki namazın vakti girinceye kadar namazı kılmayan kimse içindir. Kim bunu yaparsa, onu hatırladığı zaman namazı kılsın". 2 buyurmuştur. Şer'î Özrü Olmadığı Halde, Vakti Çıkıncaya Kadar Namazı Kılmayan Kimsenin Durumu
Âlimlerin iki görüşünden tercih edileni şudur; 'bu durumdaki kimse, vaktini geçirdiği namazı kaza edemez. Hatta sonradan kılsa dahi namazı sahih/geçerli olmaz. Çünkü namaz, başı ve sonu belirli vakitlerle sınırlı bir ibadettir. Dolayısıyla bu vakitten önce kılınması caiz olmadığı gibi, vakit çıktıktan sonra da kılınması caiz olmaz. Bunun caiz olması İçin, uyuyan veya unutan kimse hakkında olduğu gibi bir nassın 3 olması gerekir. Çünkü Yüce Allah; "Hiç şüphesiz namaz, iman edenlere belirli vakitlere göre farz kılınmıştır." 4 buyurmuştur. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) namazların kazası konusunda sadece uyuyakalanlara ve unutanlara ruhsat vermiştir. Dolayısıyla bu iki durumda olmayanlar namazları kaza yapamazlar.
Birçok sahabenin ve bir grup selef-i sâlihîn âlimlerin görüşü, İbni Hazm ve İbni Teymiye'nin görüşü, İbni Useymîn ve Albâni'nin tercihi budur. Cumhur-u ulemâ ise bu görüşe muhaliftir.
Ebu Hanife ve âlimlerin çoğunluğu, kılınmamış namazların kaza edilebileceğini belirtmişlerdir. 5 Uyarı: Hiçbir şer'î mazereti olmaksızın, bilinçli olarak namazı terk eden kimse namazı kaza edemez demek, o kimseye kolaylık oluşturmak amacıyla değildir. Bilakis bu hüküm, namazları kaza etmesini istemekten çok daha ağırdır. Çünkü bu sonuç, işlemiş olduğu günahın ve cürümün, bin defa kusa da, kaza ile kefaret olunamayacak kadar büyük olduğunu göstermektedir. Bu durumda namazları kasıtlı olarak kılmayanın yapacağı tek şey, Azîz ve Cebbar olan Sânı Yüce Allah'a tövbe ve istiğfarı artırmasidır. Belki Allah, onu bağışlar! Yıllarca Namaz Kılmayan Kimse Ne Yapmalıdır?
Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, bu durumdaki kimsenin, kılmadığı namazları kaza etmesi Vacip değildir.6 Ancak bunlardan dolayı nasûh tövbesi/bir daha kesinlikle işlememek üzere tövbe etmesi, Yüce Allah'ın dinini dosdoğru yaşaması ve namazlarına özen göstermesi gerekir. Mazeret Sonucu Vakti Geçirilmiş Namazların Kazası
Tembellik veya gevşeklik nedeniyle değil de, şer'î mazereti nedeniyle namaz vaktini geçiren kimsenin, mazereti sona erer ermez, o namazı kaza etmesi 'farzdır'. Çünkü Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) uyuyakalan kimse hakkında; hatırladığı zaman kılsın. Bunun dışında onun bir kefareti yoktur' buyurmuştur. -Hadis daha önce geçmişti-. Hanefî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin görüşü budur.
Uyandığında güneşin doğmuş olduğunu gören kimse, uykuyu alışkanlık haline getirip, vaktin geçmesine uykuyu hüccet edinmesi caiz değildir. Bilakis, yapması gereken uyanır uyanmaz namazı kılmasıdır. Çünkü uyandığı an, o namazın vakti hükmündedir.
Şer'î Mazeretle Geçmiş Namazların Kazasında Sıra:
Şer'î mazeretli olarak vakti geçirilen namazlar, sırasına uygun olarak kaza edilir. Câbir (radiyallâhu anh) anlatıyor; Hendek günü, Ömer bin Hattâb güneş battıktan sonra geldi Kureyş kâfirlerine beddua etmeye başladı ve; "Ey Allah'ın Rasulü! ikindi namazım neredeyse güneş batmadan önce kılamayacaktım" dedi. Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Vallahi, ben de kılamadım!" buyurdu. Sonra abdest aldı, bizler de abdest aldık. Güneş battıktan sonra, Önce ikindi namazını, sonra da akşam namazını kıldırdı."7 Ancak sıraya riayet edildiğinde, en son namazın vakti çıkacak ise, önce o vakte ait namaz kılınır, sonra da vakti geçmiş namazlar kılınır. Sıraya uyulmadan kılınan vakte ait namazın kazası gerekmez. Çünkü bunu gerektiren herhangi bir delil yoktur.
Geçmiş Namazlar, 'Vaktinde Nasıl Kılmıyorsa, Kazası da Aynı Şekilde Kılınır
Meselâ, yatsı namazını kılmayı unutan birisi, gündüz vakti hatırladığında, yatsı namazını gündüz vakti cehri/kıraati sesli yaparak kılar.
Ebû Saîd (radiyallâhu anh) hadisinde Hendek anlatılırken, ".. .Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), Bilâl'e 'kamet getirmesini' emretti. O da, öğle namazı için kamet getirdi. Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu namazı vaktinde kılıyor gibi kıldı."8 Bu namazı, güneş battıktan sonra kılmışlardı. Alimlerin tercih edilen görüşü budur. 1 Buhârî, 598; Müslim, 684. 2 Müslim, 1532; Ebû Dâvûd, 437. 3 Âyet veya hadis. (Çev.) 4 Nisa, 103. 5 Bkz. El-MûsiİÎ, el-İhtiyâr, 1/64-65. 6 Hanefî mezhebi de dahil olmak üzere âlimlerin çoğunluğuna göre kaza etmesi gerekir. (Çev.) 7 Buharı, 598; Müslim, 209. 8 Nesâî, 1/297; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 3/25. Sahih hadistir.