Tekil Mesaj gösterimi
  #1
Alt 25.08.2003, 16:00
ledunn

 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.335
Teşekkür etti: 0
7 Teşekkür 6 Mesaja aldı
İnanmak İcın Allahi Görmek İsteyenler

Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlıkta ve genislikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir
Allahummerzuknel hifzal murselin ilhamel enbiyayi ve fehmel evliyayi bikeremike ya ekramel ekramin.ve birahmetike ya erhamer rahimin.
Allahumme bi hubbi zatike tahassanna ya Allah.Lailahe illallah seyyidina muhammedurrasulullah. Hakkan ve sıdkan
****************************
////////////////////////////
****************************

İNANMAK İCİN ALLAHI GÖRMEK İSTEYENLER

*Hani bir zamanlar, Ey Musa, biz Allahı acıkca görmedikce, sana asla inanmayacagız demistiniz de, bunun üzerine sizi yıldırım carpmıstı ve siz de bakakalmıstınız. (S. Bakara, 55-56)

*Son devrin büyük alimlerinden, müfessir Elmalılı Hamdi Efendi merhum tefsirinde, bu ayetle alakalı dikkat cekici acıklamalarda bulunuyor. Biraz sadelestirerek asagıda naklediyoruz:

*Verilen onca nimetlerden sonra, Allahı görmeden sana inanmayız diye Hz. Musaya isyan etmek, ne büyük bir küfür ve nankörlüktür.

*Bu ayet marifetullah meselelerinin en mühimlerinden birini ve sonra insanların alcalıs ve yükselisleri ile alakalı ruh hallerinden en dikkat cekici olanını, bir cümlede hatırlatıvermistir. Hakikaten de insanlar, terakki edecekleri zaman, görüsleri ve fikirleri yükselir... İdrakleri, yalnızca gözleri önünde duran mahsusata [görüntülere] baglanıp kalmaz... Akıllarıyla, görülebilenin ötesine gecerler... Gaybın hakikatine iman edip, görülmedik-isitilmedik saadetlere nail olurlar.

*Bunun aksine alcalacakları, cöküntüye ugrayacakları zaman da akılları kalmaz; kalpleri körlenir, gözleri sadece görülebilene saplanıp kalır! Gözlerine batmayan seye inanmazlar; inanmak icin, mutlaka görmek isterler... Fenalıktan sakınmazlar; gelecek felakete de, bilfiil baslarına gelmedikce inanmazlar. Halbuki felaket gelince hükmünü icra edip, siddetine göre ya ezer, ya imha eder!

*Maddeden baska bir sey tanımayan, gözlerine batmayan seye inanmayanlar, inanmak istemeyenler, bastonsuz yürüyemeyen körlere benzer!.. Tapacakları mabutlarını da elleriyle tutmak, yoklamak isterler... Bunların gözünde maneviyat, makulat, mücerredat yani maddi olmayan her türlü mücerret degerler, evham cinsinden sayılır... Tapmak icin cisim cinsi seylerden putlar ararlar! Bulamazlarsa yaparlar ve ona taparlar, ondan medet umarlar... Cünkü, insanlarda ibadet ihtiyacı dogustan, yaratılıstan gelen bir ihtiyactır; bundan kurtulamazlar. Lakin, hakiki mabudu göremeyince, kalplerinden, akıllarından kuvvet alamayınca, gözlerinin eristigi, ellerinin tuttugu bir seyden kuvvet dilenirler!..


* Hic olmazsa bir öküz veya öküzün altında buzagı ararlar. [Nitekim Musa aleyhisselam Tur Dagına gittiginde, Samiri isimli birisi, zinet esyalarından bir buzagı yapıp, İste sizin ve Musanın ilahı! (S. Taha, 97) diyerek ilan ettiginde, Hz. Musanın kavmi buzagıya tapmakta tereddüt etmemisti!.. Bunun icindir ki Cenab-ı Hakk, İsrailogullarına bir sıgırı kesmelerini emretmistir. (S. Bakara, 74-76) Bu emirde, sıgırperestligin kaldırılması mesajı vardır. Yani sıgır, tapınılacak bir mabud degil, Hak Mabud olan Allahtan insanlara, dilerlerse kesip yiyebilecekleri bir nimettir.]

*İsrailogullarının bir kısmı da gerek Mısır ve civarındaki görgüleri, gerek henüz terakki edememeleri veya herhangi bir sebeple tekrar cöküntüye ugramıs olmaları dolayısıyla Hz. Musaya, Allahı acıktan acıga görmeyince inanmayız diye dayatmıslardı. Akılsızlıklarından dolayı kendilerini Musa (a.s.) ile bir tutup, Sen; konustum, kitap getirdim, diyorsun ya! Haydi bize de göster! diye isyana cüret etmislerdi. Bununla Allahı bir cisim gibi karsılarında görmek istemisler ki, bu muhal yani imkansız idi. Gördükleri bütün nimetler ve o harikalar, sıhhatli bir neticeye varmalarına kafi gelmemis, böylece nankörce bir tutumla, olmayacak hayallere saplanıp kalmıslar... Bundan dolayı baslarına yıldırım musibeti bir harika olarak gelmis ve bu musibetten de yine bir harika olarak sırf Allahın rahmeti sayesinde kurtulmuslardır. Bizzat Allahı göremedilerse de, baska mabutların veremeyecegi cezayı yakından görerek akılları baslarına gelmis... Görmeden inanmanın büyük ehemmiyetini o zaman biraz takdir etmisler... Bütün kavim bu sayede yeniden dirilmis ve kurtulusa ermistir. Bu büyük ders ve nimet de, bu nida da böyle iki veciz ayetle dile gelmis ve hatırlatılmıstır ki, bundan kitaplar yazılır.

*Hakikaten de Cenab-ı Allah görülmez ve görülemez degildir. O, kendini görebilecek gözler de yaratmaya kadirdir. Lakin, ona bu gözler dayanmaz ve görülürse ihata olunmaz. Bizim dünyada menfaatimize olacak husus; ona gıyabında iman etmek, akli ve kalbi sehadetle inanmaktır. (Hak Dini Kuran Dili, 1/359)
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla