| |||||||
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler |
| Annesinin Birtanesi 2.5 yasinda;) ![]() Üyelik tarihi: 16.10.2004 Yaş: 26
Mesajlar: 6.333
Teşekkür etti: 54
62 Teşekkür 55 Mesaja aldı
| Allah razi olsun itimat abi,ben bir$ey sormak istiyorum. Cocuk dogduktan sonra kurban olayi 2-3 ay sonra kesilse olurmu
__________________ Forum kurallarimiz!! http://www.delikanforum.net/forum-duyurulari/43588-forum-kurallarimiz.html |
| | |
| Annesinin Birtanesi 2.5 yasinda;) ![]() Üyelik tarihi: 16.10.2004 Yaş: 26
Mesajlar: 6.333
Teşekkür etti: 54
62 Teşekkür 55 Mesaja aldı
|
__________________ Forum kurallarimiz!! http://www.delikanforum.net/forum-duyurulari/43588-forum-kurallarimiz.html | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 27.09.2004
Mesajlar: 105
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Es Selamun Aleykum... Bediüzzaman hazretlerinin cocuk yetirme konusunda cok güzel tespitlerinden birisini, Annenin cocuguna yanlis sefkat´i meselesini sizlerle paylasmak istedim. Evet bir valide veledini tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakikî bir ihlâs ile vazife-i fıtriyesi itibariyle kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki; hanımlarda gâyet yüksek bir kahramanlık var. Bu kahramanlığın inkişafı ile; hem hayat-ı dünyeviyesini, hem hayat-ı ebediyesini onunla kurtarabilir. Fakat bazı fena cereyanlarla, o kuvvetli ve kıymetdar seciye inkişaf etmez veyahût sû-i istimal edilir. Yüzer nümunelerinden bir küçük nümunesi şudur: O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. "Oğlum paşa olsun" diye bütün malını verir; hâfız mektebinden alır, Avrupa'ya gönderir. Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor ve dünya hapsinden kurtarmağa çalışıyor, Cehennem hapsine düşmesini nazara almıyor. Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak o masum çocuğunu, âhirette şefaatçı olmak lâzım gelirken dâvâcı ediyor. O çocuk, "Niçin benim îmanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?" diye şekva edecek. Dünyada da terbiye-i İslâmiyeyi tam almadığı için, validesinin harika şefkatının hakkına karşı lâyıkıyla mukabele edemez, belki de çok kusur eder. Eğer hakikî şefkat sû-i istimal edilmeyerek, bîçare veledini haps-i ebedî olan Cehennem'den ve îdam-ı ebedî olan dalâlet içinde ölmekten kurtarmaya o şefkat sırrı ile çalışsa; o veledin bütün ettiği hasenatının bir misli, validesinin defter-i a'mâline geçeceğinden, validesinin vefatından sonra her vakit hasenatları ile ruhuna nurlar yetiştirdiği gibi, âhirette de değil dâvâcı olmak, bütün ruh u canı ile şefaatçı olup ebedî hayatta ona mübarek bir evlâd olur. Evet insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir........... Risale-i Nur - 24. Lema - Tesettür Risalesi |
| | |
| Bize Ölüm Yok ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.07.2005
Mesajlar: 709
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
itimat, verdiğin bilgiler için teşekkür ederim
__________________ Milliyetçiler en çok millete zarar verir. Çünkü karşı milliyetçiliği tetikler. |
| | |
| Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır..... ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 17.041
Teşekkür etti: 10
243 Teşekkür 121 Mesaja aldı
| bende teşekkür ederim kuzgun...
__________________ GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL, GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 28.06.2007
Mesajlar: 566
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 3 Mesaja aldı
| Doğumdan Sonra Anne-Babanın Yapması Gereken Vazifeler Hicretin üçüncü yılında Ramazan-ı şerif ayında Hazret-i Fâtıma -radiyallahu anhâ-nın bir oğlu dünyaya geldi. Hazret-i Fâtıma -radiyallahu anhâ- validemizin doğumunda hazır bulunan Sevde binti Misrah -radiyallahu anhâ-dan rivayet edildiğine göre; Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz doğum sancısı başlar başlamaz geldi ve kızının hâlini-hatırını sorduktan sonra: “Çocuk doğunca bana haber vermeden çocuğa birşey yapmayın!” buyurdu. Çocuk doğunca Sevde -radiyallahu anhâ- göbeğini kesti ve sarı renkli bir beze sardı. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz az sonra geldi, doğum olup olmadığını, kızının hâl ve hatırını sordu. Sevde -radiyallahu anh-in: “Yâ Resulellâh! Çocuk doğdu, göbeğini kestim ve sarı bir beze sardım.” demesi üzerine celâllendi ve: “Bana âsi oldun!” buyurdu. Sevde -radiyallahu anh-: “Allah’a ve Resul’üne âsi olmaktan Allah’a sığınırım yâ Resulellah! Ben onun göbeğini kestim, bunu yapmaya da mecbur idim.” dedi. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin: “Çocuğu bana getir!” buyurması üzerine getirdiler. Üzerindeki sarı bezi attı ve beyaz bir bez içerisine sardı. Tükrüğünden çocuğun ağzına koyarak onu yutmasını sağladı. Hazret-i Fâtıma -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin Hazret-i Hasan -radiyallahu anh-in ağzına kendisinin bilmediği birşey koyduğunu, bu sebeple de onun Hazret-i Hüseyin -radiyallahu anh-e nazaran daha bilgili olduğunu söylemiştir. (Kenzü’l-Ummâl) Hazret-i Ali -radiyallahu anh- der ki: “Ben harbi darbı seven bir adam olduğum için çocuğa Harb ismini koymuştum. Resulullah Aleyhisselâm geldi. ‘Ne isim koydunuz ona?’ buyurdu. ‘Harb ismini koydum.’ dedim. ‘Hayır, o Hasan’dır.’ buyurdu.” (Hâkim) Hasan ismi, câhiliye devrinde Araplar tarafından bilinen bir isim değildi. Hazret-i Fâtıma -radiyallahu anhâ- “Yâ Resulellah! Oğlum için Akîka kurbanı olarak bir deve veya iki koç keseyim mi?” dedi. Resulullah Aleyhisselâm: “Hayır! Sen onun saçını kes, saçının ağırlığınca gümüşü yoksullara sadaka olarak dağıt!” buyurdu. Doğumunun yedinci günü iki koç kesildi. Kesilen saçının ağırlığınca da gümüş, sadaka olarak dağıtıldı. Çocuk aynı zamanda sünnet de ettirildi. Resulullah Aleyhisselâm Hazret-i Hasan -radiyallahu anh- ile Hazret-i Hüseyin -radiyallahu anh-in Akîka kurbanlarından ebeye bir but gönderilmesini, kalanın da kemikleri kırılmaksızın yenmesini ve başkalarına da yedirilmesini tavsiye etmiştir. (Beyhakî) Hazret-i Hasan -radiyallahu anh-in doğumundan elli gün sonra Hazret-i Fâtıma -radiyallahu anhâ- validemiz Hazret-i Hüseyin -radiyallahu anh-e hamile kaldı. Hicretin dördüncü yılının Şaban ayında Hazret-i Hüseyin -radiyallahu anh- dünyaya geldi. Doğumunun yedinci gününde Resulullah Aleyhisselâm torunu Hazret-i Hüseyin -radiyallahu anh- için Akîka kurbanı kestirdi. Kulağına ezanını okuyup ismini koydu. Ömer ÖNGÜT
__________________ “Hakk kulundan intikamını yine kul ile alır, İlm-i Ledün bilmeyen onu kul etti sanır.” |
| | |
| Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır..... ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 17.041
Teşekkür etti: 10
243 Teşekkür 121 Mesaja aldı
|
__________________ GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL, GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Anne/Babanın söyledikleri ve söylemesi gerekenler... | itimat | Aile | 5 | 28.06.2008 18:56 |
| Müslümanliğinizi Tam Yaşamaniza Engel Olan Sebepler Nelerdir? | elmnightmare | Anketleriniz | 55 | 16.06.2008 07:51 |
| Anne Babanın Hataları Çocuklara Tesir Eder | itimat | Hayatın içinden | 3 | 03.05.2008 00:13 |
| Çocukların anne ve babalarına karşı vazifeleri nelerdir? | itimat | Nasihatlar | 2 | 09.02.2008 20:05 |