Çocuğun ait olma isteği, bağımsız olma isteği kadar kuvvetli ve güçlüdür.
Ait olma isteği: Hem anneye hem babaya ait olma, sahip olma arzusudur. Yoksa ait olma isteği; kendisini koruyacak bir şemsiyenin altına sığınma isteği değildir. Yani bir şeylere bağımlı olma arzusu değildir.
Anneye ait olma, her varlığın bir özlemidir. Anneye sahip olma, insanda dayanılmaz bir arzudur.
Allah anneye nasıl büyük bir şefkat vermişse, çocuğa da, anneye sahip olma arzusu vermiştir. Hayvanlarda ve insanlarda anne şefkati canını feda edecek kadar mükemmeldir. Belki çocuğun anneye olan sevgisi veya ait olma hissi o kadar güçlü olmayabilir. Ama çocuk anneden mahrum yetişirse, ruhsal eksiklik içinde yetişir ve şahsiyeti ona göre gelişir.
Annenin ölmesi halinde, çocuğun anneye ait olma hissinden mahrum olmaması için hala, teyze veya daha yakın birileri, anne rolüne soyunmalıdır. Bu yol belki öz annenin yerini tutmasa da yine de kişilik gelişiminde önemli rol oynar.
Anne çocuğun hayata bağlandığı en önemli direktir. Bu direğin yıkılması, hayatının yıkılmasıyla eş anlamlıdır. Anneye ait olma hissini bulamayan çocuk büyüdüğünde, dengesiz bir ruh sağlığına sahip olacaktır. En yüksek makamlara ulaşsa bile mutsuz olacak, onun eksikliğini ve mutsuzluğunu hissedecek, olumsuz bir insan olacaktır. Anneye ait olma hissini yaşamamış yetişkinlerin, dış görünüşün de pek fark göremeyebilirsiniz ve sağlıklı bir ruh yapısına sahip olduğunu düşünebilirsiniz. Ama ruhunun derinliklerine inildiğinde, sağlıksız ve olumsuz bir insan olduğunu göreceksiniz. Hayatında en iyi şartlarda bile kendini güvende hissetmez, korkuludur. Sürekli çevresindekilere bu korku yüzünden huzursuzluk verir. Anne şefkati az görmüş çocuklarda da bu sorun ortaya çıkabilir. Çalışan ve çocuğuna aitlik hissini az veren annelerin, çocuklarında bu sıkıntılar ortaya çıkar.
Çalışan veya evinde hizmetçi bulunduran anneler, çocuklarını çok sık kucağına almalı, onunla oynamalı, onu tatmin etmelidir. Annesi sağ olup da anneye ait olma hissini, şefkatini tadamamış çocukların sayısı da az değildir. İleriki yaşlarda anneye asi olma, kadına düşman olma hissi bu yüzden doğar. Çocuk, mutsuz insan olur. Kız çocuklarında ise çocuk sevmeme, doğurmaya yanaşmama sıkıntıları doğar. Evlilikleri başarısız olur.
Çocuk 0-6 yaş arasında ve daha sonraki yaşlarda anneye ait olma hissini iyi yaşamalı, annesizliği hissetmemelidir. Bu yüzden boşanmalar çocuklar için tahriptir. Anne şefkati tek başına yeterli değildir. Babaya ait olma hissi de beraber olmalıdır. Ayrı ayrı olması fazla bir şey ifade etmez. Kısacası çocuk, her şartta birbirini seven aileye ait olmak ister. Aileye ait olma arzusu, çocuğun ekmek su gibi temel ihtiyacıdır. Aileye ait olma hissini elde edememiş çocuklar, sürekli kaybetme korkusu ve sığınma isteğini hayatının her safhasında hissederler. Buda o insanın benliğine yerleşir. Farkına varmadan garip hareketler yaptığını görürsünüz.