İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > MESELELERİMİZ > Aile
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #41
Alt 22.01.2008, 10:58

 
grunburg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11.08.2005
Mesajlar: 2.491
Teşekkür etti: 15
22 Teşekkür 16 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HASGIZ
Mesajı göster
Zina ve tecavüzde hiçbir dahli ve suçu olmayan bir yavruyu öldürmenin caiz olduğuna bütün dünyanın üniversiteleri caiz deseler yine de bu cinayet caiz olmaz.


Hayrettin Karaman

Kimdir bilmiyorum ama kendisinde annelik duygusunun olmadığı kesin :)
Acaba siz bu olaya fazlaca mı babalık duygusuyla yaklaşıyorsunuz.....?


Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız kılıçustası
Mesajı göster
yani bir mesele bu kadar alakasız yerlere bağlanarak görüş serdedilir...fıkıh , demokrasi değildir...sorunu olan "SORUMLU" kişiye başvurur ve kendi özel fetvasıyla amel eder...

alıntıladığın bölüm ( baştaki yani en az mekruh olan) "TAMAMEN NORMAL ŞARTLAR ALTINDA OLAN MÜDAHALEDİR"....

ortada normal değil "ANORMAL" bir durum vardır...bu gözlerden kaçırılmasın...ortada bir TECAVÜZ var...(ALLAH MUHAFAZA)...

biz ahlakı bozuk olanların sadece tecavüz sonrası oluşanlardır demedik ki ?
tecavüz sonucu meydana gelen bebeğin genleri hangi meşum olay neticesi oluştuğu ortadadır...tabii ki normal evliliklerden de genleri bozuk çocuklar oluşabilir , normaldir...nasıl ki "IRSİ OLARAK ÇOCUK BABASININ YA DA ANNESİNİN BEDENİ HASTALIKLARINI TAŞIYABİLİYORSA (bakınız ; tıp ilimi) aynı bunun gibi ahklak ta belli bir ölçüde kalıtımsaldır...vurgulanan budur , yukarıda....

ya hu bu fetva , tevacüz olayından "MAĞDUR " olan ve bu bebeği "DOĞURMAK İSTEMEYEN ANNE ADAYINA" verilmiştir...adı üstünde "FETVA"...

Irakta ebu gureyb hapishanesinden kadınların yazdığı mektup herkesin malumudur , herhalde unutuldu...

bu fetva en başta "TOPLUM" açısından değil mağdurun durumu gözönüne alınarak verilmiştir...

ĞAYBA BAKARAK FETVA VERİLMEZ...HALE BAKILIR...

ayrıca bu meselenin "rızık" la hiç bir alakası yoktur...

MERYEM a.s. ı bu mevzuda zikretmek abestir...

bence sen , ebu gureybden yazılan mektubu bir hatırla...


sonra "mukallid" ehil bir kişinin fetvasına itiraz edemez...

bu mesele tecavüze uğrayanla kendisi arasındadır...

insan olmayan bir canlıyı düşünürken insan olan diğer canlının "diriliğini" göz ardı etmeyiniz...

karıştırdığın diğer mevzuda alıntıladığın bölüm "normal ilişki" sonucu oluşan hamileliğe müdahale ile ilgilidir...

insan olmayan bir canlı.....................

ilginç............

ugh (anlamını bilmesem de)


Kişinin kendi özel fetvası daha da ilginç.... Durum demiyorum bakın,,, Allah düşmanımızı dahi o duruma düşürmesin.... Durumlar üzerine karar verilir, az mekruh hiç mekruh vs... Allah'la kendi arasındadır... ama her özel hal için fetva verilecekse vay vay..... ne gibi....mesela şu an sizin böylesi bir halde evet efendim öldürün bu anormal ilişki sonucu dünyaya gelmiş bozuk çocukları demeniz gibi...... beni bu bozuyor anlıyor musunuz... annelik duygusudur geç, fetva şudur şeriat budur deyip bu kadar kolay ve aleni hüküm bildirilmesi (belki babalık! duygusuyla)...

selametle....
grunburg isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #42
Alt 22.01.2008, 11:04

 
hayalEt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.233
Teşekkür etti: 15
76 Teşekkür 54 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız ShadoW
Mesajı göster

hayalEt OKU!!!

3. sü ben sana bi konu altında dedimki senin varlığın veya yokluğun beni ilgilendirmez manasında bir mesaj yazdım ve birdaha senle diyaloga girmemek istedim.

Sende buna uydun.

Aradan zaman geçmiş olması hiçbirşey değiştirmez, 10 yıl geçsede asla bana cevap verme

sen muhatabım değilsin

yeniden diyorum ki senin varlığın benim için önemsiz

ama şahsi değildir.

Sebebi bende gizlidir.

Benim mesajımın benzerini benden evvelki arkadaş yazdı laf yetiştireceksen O'na yetiştir.

Sen benle diyaloga sakın girme...
(f)
hayalEt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #43
Alt 22.01.2008, 12:33
Ali

 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.856
Teşekkür etti: 101
181 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız grunburg
Mesajı göster





insan olmayan bir canlı.....................

ilginç............

ugh (anlamını bilmesem de)


Kişinin kendi özel fetvası daha da ilginç.... Durum demiyorum bakın,,, Allah düşmanımızı dahi o duruma düşürmesin.... Durumlar üzerine karar verilir, az mekruh hiç mekruh vs... Allah'la kendi arasındadır... ama her özel hal için fetva verilecekse vay vay..... ne gibi....mesela şu an sizin böylesi bir halde evet efendim öldürün bu anormal ilişki sonucu dünyaya gelmiş bozuk çocukları demeniz gibi...... beni bu bozuyor anlıyor musunuz... annelik duygusudur geç, fetva şudur şeriat budur deyip bu kadar kolay ve aleni hüküm bildirilmesi (belki babalık! duygusuyla)...

selametle....

kusura bakma ama ,

bu meselede yazı yazabilmek için biraz , bak biraz diyorum , FIKIH NEDİR FETVA NEDİR bilmek lazım...

bilseydin , kişiye özel fetva ya itiraz etmezdin...nasıl ki günümüz hukukunda da problemler şahısların dilekçeleri ile dava haline geliyorsa , eski HUKUKÇULAR yani FAKİH ler kişilerin hem sosyal yapı içindeki problemleriyle hem de şahsi problemleriyle de ilgilendiklerinden , ÇÜNKÜ DİN BÖYLE BİR ŞEY , FETVA soru soran kişinin şahsına verilmektedir...FETVA KESİNLİKLE ŞAHSA ÖZELDİR...sonradan bazı hükümlerin genelleştirilmiş olması , fetvanın bu özelliğini nakzetmez...

insan olmayan canlı tanımlaması da "FIKIH İLMİYLE " alakalıdır...

ayrıca benim yazımdan " mesela şu an sizin böylesi bir halde evet efendim öldürün bu anormal ilişki sonucu dünyaya gelmiş bozuk çocukları demeniz gibi...... " şeklinde bir anlamı nasıl çıkardın..UGH...ben fetva nın "şahsi" olmasına dikkat çekmişken...

evet , aynen bir doktorun hastasına senin hastalığın şu , tedavisi de bu...demesi kadar İNSANCA bir yaklaşım...

saygılar...
Ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #44
Alt 22.01.2008, 13:37

 
grunburg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11.08.2005
Mesajlar: 2.491
Teşekkür etti: 15
22 Teşekkür 16 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız kılıçustası
Mesajı göster
kusura bakma ama ,

bu meselede yazı yazabilmek için biraz , bak biraz diyorum , FIKIH NEDİR FETVA NEDİR bilmek lazım...

bilseydin , kişiye özel fetva ya itiraz etmezdin...nasıl ki günümüz hukukunda da problemler şahısların dilekçeleri ile dava haline geliyorsa , eski HUKUKÇULAR yani FAKİH ler kişilerin hem sosyal yapı içindeki problemleriyle hem de şahsi problemleriyle de ilgilendiklerinden , ÇÜNKÜ DİN BÖYLE BİR ŞEY , FETVA soru soran kişinin şahsına verilmektedir...FETVA KESİNLİKLE ŞAHSA ÖZELDİR...sonradan bazı hükümlerin genelleştirilmiş olması , fetvanın bu özelliğini nakzetmez...

insan olmayan canlı tanımlaması da "FIKIH İLMİYLE " alakalıdır...

ayrıca benim yazımdan " mesela şu an sizin böylesi bir halde evet efendim öldürün bu anormal ilişki sonucu dünyaya gelmiş bozuk çocukları demeniz gibi...... " şeklinde bir anlamı nasıl çıkardın..UGH...ben fetva nın "şahsi" olmasına dikkat çekmişken...

evet , aynen bir doktorun hastasına senin hastalığın şu , tedavisi de bu...demesi kadar İNSANCA bir yaklaşım...

saygılar...

Öyleyse FAKİH bey bundan böyle kişiye özel yorum yapın bu ve benzeri konularda olmaz mı..
Amman ha genel olmasın yoksa benim gibi daha çok kişiden "mesela şu an sizin böylesi bir halde evet efendim öldürün bu anormal ilişki sonucu dünyaya gelmiş bozuk çocukları demeniz gibi....." cümlesini duyarsınız.....

Fıkıh konusunda benden daha bilgilisiniz hay hay ama bu demek değil ki göze ve akla gelen aykırılıklar tartışılmasın... siz bana onca lafın arasında bir tek fıkıhtan kelam buyurdunuz mu bu konuda.....hayır! öyleyse buyrun......
grunburg isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #45
Alt 22.01.2008, 14:14
Ali

 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.856
Teşekkür etti: 101
181 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız grunburg
Mesajı göster
Öyleyse FAKİH bey bundan böyle kişiye özel yorum yapın bu ve benzeri konularda olmaz mı..
Amman ha genel olmasın yoksa benim gibi daha çok kişiden "mesela şu an sizin böylesi bir halde evet efendim öldürün bu anormal ilişki sonucu dünyaya gelmiş bozuk çocukları demeniz gibi....." cümlesini duyarsınız.....

Fıkıh konusunda benden daha bilgilisiniz hay hay ama bu demek değil ki göze ve akla gelen aykırılıklar tartışılmasın... siz bana onca lafın arasında bir tek fıkıhtan kelam buyurdunuz mu bu konuda.....hayır! öyleyse buyrun......
ooooo , doktor hanım sinir küpü olmuşsunuz...

canlıdır lakin İNSAN değildir , cümlesi bana ait...ilk defa da yazan benim...

ayrıca ben fakih değilim , az biraz anladığımı söylüyorum...az biraz kelimeleri bana raci...

demek ki burada "fıkıh" la alakalı yazdığının belli olması için falanca kişiye veya siteye dayanmak gerekiyor...hafızamıza dayanmamız kusursa , kusurluyuz...elhamdulillah...

ben dost değilim lakin , dost acı söyler cümlesi bir şeyler çağrıştırmalı sana...

hörmetler efendim...buyrun...

benden bu kadar...
Ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #46
Alt 22.01.2008, 14:21

 
grunburg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11.08.2005
Mesajlar: 2.491
Teşekkür etti: 15
22 Teşekkür 16 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız kılıçustası
Mesajı göster
ooooo , doktor hanım sinir küpü olmuşsunuz...

canlıdır lakin İNSAN değildir , cümlesi bana ait...ilk defa da yazan benim...

ayrıca ben fakih değilim , az biraz anladığımı söylüyorum...az biraz kelimeleri bana raci...

demek ki burada "fıkıh" la alakalı yazdığının belli olması için falanca kişiye veya siteye dayanmak gerekiyor...hafızamıza dayanmamız kusursa , kusurluyuz...elhamdulillah...

ben dost değilim lakin , dost acı söyler cümlesi bir şeyler çağrıştırmalı sana...

hörmetler efendim...buyrun...

benden bu kadar...

Hafızanızda kalan o engin bilgilerin kırıntıları bizi aydınlatacakken çekildiniz efendim.... oysa benim küpüme bi fiske vurmam an meselesi.....

Neyse izahat getirdiğiniz her konuyu hem dahi akli anlayabilmek bizim için gıpta meselesi... saygın bir abimsiniz,,,, hörmetler bizden ;)
grunburg isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #47
Alt 22.01.2008, 19:21

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Mesajlar: 958
Teşekkür etti: 23
32 Teşekkür 25 Mesaja aldı
....

@grunburg hep hz. meryem örneğini veriyorsun ama...verdiğin örnek bir bayanın tecavüze uğramış bir çocuğunu dünyaya getirmesiyle uzaktan yakından alakası yok..( yanlış missallendirme yapıyorsun)...

olayın anne ve babalık duygusuyla alakalı olduğunu düsünmüyorum ...hangi annelik duygusu böyle bir durumdaki çocuğu dünyaya getirme içgüdüsünü doğurur...dunyaya getirmek istese bile annenin ve coçuğun psikolojik sağlıkları????

bir diğer konu, yukarıdaki eklediğim bilgiler, normal şartlarda 40 gün süre zarfı içerisindeki hükümlerdir... eğer fıkıh sözkonusu sartlarda bunları söyleyorsa tecavüz konusundaki fetvaları siz düsünün...( 40 gün sınırını kastediyorum)

hakikaten dayanağı olan fikiler olduğu müddetçe; fikrimi değiştirmeye şu anda hazırım...ama tecavüz konusunda kürtajın (40gün için- ruh verilmedikçe) caiz olduğu kanaatindeyim...
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #48
Alt 23.01.2008, 14:45

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Bugün "İnsan değil ama canlı meselesi " aklıma gelince Allahü Teala'nın bir bebeğin dünyaya gelmesini dileyince hangi merhalelerden geçtiğinin bilinmediğini düşündüm. :)
Meseleye ne kadar yüzeysel bakılıyor.
"Ahlakı kötü olacak", "çocuktan bir hayır gelmeyecek" diye ölümüne hemen fetva veriliyor.
Oysa mesele yalnız "olası hayırsız bir evladın olmaması gerektiği mi " yalnızca yoksa "Allahü Teala'nın bir hükmüne karşı gelinip gelinmemesi " mi?

"
Âyet-i kerime’de:

“O’nun varlığının delillerinden biri de sizi topraktan yaratmış olmasıdır. Sonra hemen birer insan olarak yeryüzüne yayılırsınız.” buyuruluyor. (Rum: 20)

Hazret-i Allah’ın indinde yeryüzüne yayılan bu insanların her birinin birer hakikati vardır. Onun zuhur etmesini dilediği zaman akl-ı kül’de tasarruf ederek ilk şeklini çizer ve onu orada dilediği kadar tutar. Oradan nefs-i kül’e gelir. Sonra arş-ı rahman’dan, kürsü’den süzülüp yedi kat göklerden geçer, felek-i kamere gelir. Oradan ânâsır-i erbea denilen ateşe, havaya, suya ve toprağa düşer. Toprakta bitki olur. İnsandaki ruh-u hayvâni onu yer. Bir müddet erkeğin sulbünde üreme nüvesi hâlinde kalır. Daha sonra nutfe olarak ana rahmine geçer.

Cenâb-ı Fahr-i Kâinat (s.a.v) Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:

“Sizin her birinizin yaratılışı ana rahminde ‘nutfe’ olarak kırk gün derlenir toplanır. Sonra o kadar zamanda pıhtılaşmış kan ‘alâka’ olur. Sonra yine kırk günde et parçası ‘muğda’ olur. Daha sonra Allah bir melek gönderir ve o ceninin neler yapacağını, rızkını, ecelini, şâki mi saîd mi olacağını yazması o meleğe emrolunur. Bundan sonra cenine ruh üfürülür.” buyuruyorlar. (Buhârî)

Nihayet günü gelince fevkalâde bir bebek olarak dünyaya gelir. İnsanın aslı olan bir damla kerih suyu Cenâb-ı Hakk takdir toprağı ile karıştırdı, hüküm tohumunu attı, hayat suyu ile fırlattı “Ol!” dedi ve oldu. Diğerleri hep teferruattan ibarettir. Biz ise çocuk oldu deyip geçiyoruz. Herkes kabuğu görür, özü gören ise azdır.

"
Hakikat 126. Sayı


Doğacak çocuğun psikolojik durumuna göre dünyaya gelip gelmemesine karar verici olanlar bizler değiliz..
Yok eğer hala bizim bu hakkımız olduğunu iddia ediyorsanız hapishaneye atılan, cinayet işleyen, tecavüzden hüküm giymiş olan vb ağır suçları olan insanları da oldu olacak hadım edin. Dini nikahları olmadan hamile kalanların hepsinin kürtaj olmalarını sağlayın.Neticede gönüllü zina ederek çocuğa hamile kalınması , tecavüze maruz kalan kadının hamile kalmasından daha berbat bişey...
Onların dünyaya çocuk getirmelerine mani olun. Bu konuda fetvalar yazın !
Ne de olsa aynı mantık...
Bunların çocuklarından da hayır gelmez, bu çocuklarında psikolojilerinin bozuk olma ihtimali yüksek diyerekten :)
__________________
" Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. " N. F. K.
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #49
Alt 23.01.2008, 14:53
Ali

 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.856
Teşekkür etti: 101
181 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Ebu Gureyb hapishanesinden Iraklılara ikinci bir mektup geldi. Mektup, tüm
Iraklıları ağlattı. Fatma'nın zindandan gönderdiği mektubun çarşamba günü
Bağdatlılara ulaştığı bildirildi.

Mektubun Iraklılar arasında yayılmasının peşinden 100 kadar Iraklı direnişçi
önceki akşam Ebu Gureyb hapishanesine yürüdü. Direnişçilerin Fatma'nın
mektubunun ardından hapishaneye saldırdıkları vurgulandı. Direnişçiler,
saldırıları esnasında 6 ABD askerinin öldüğünü ve 10 askerin de esir
alındığını kaydettiler. Esir alınanlardan 7'sinin kadın asker olduğu
belirtildi.

İşte Fatma'nın tüm Iraklıları ağlatan mektubu:

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

"De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir (Her şey O'na muhtaçtır.) O,
doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur."

Bu mubarek sureyi Allah'ın kitabından seçtim. Çünkü bu sure bana ve size
dayanma gücü veriyor. Özellikle de Müslümanların kalplerine huşu ve haşyet
aşılıyor.

Ey Allah yolunda cihad eden kardeşlerim... Size neler anlatsam!
Karınlarımızın domuzların ve maymunların **********leri ile dolu olduğunu mu?
Yoksa, onların vücutlarımızı kirlettiğini, yüzlerimize tükürdüklerini ve
göğüslerimizdeki Kur'an'ı paramparça ettiklerini mi anlatayım! Allahu
Ekber...

İçinde bulunduğumuz durumu düşünebiliyor musunuz? Hakikaten bize hâlâ neler
yapıldığını bilmiyor musunuz? Biz kız kardeşlerinizin ve yarın yüce Allah'ın
huzurunda hesaba çekileceksiniz.

Bu zindanda hiçbir gece geçmiyor ki, bu domuz ve maymunlar sürüsünün azgın
şehvetleri vücudumuzu yıpratmasın. Bekaretimizi bozdular... Allah'tan korkun
ve bizi bu canilerlerle birlikte öldürün... Onlarla birlikte duvarları
üzerimize yıkın... Allah'ın arşı altında bizden faydalanmalarına ve tecavüz
etmelerine imkân tanımayın. Bize yapılanlandan dolayı Allah'tan korkun...
Bırakın dışarıda onların tankları ve uçakları ile uğraşmayı... Ebu Gureyb
zindanlarında zulme maruz kalan bizlere yönelin.

Ben din kardeşiniz (Fatıma), bir günde 9 kez bana tecavüz ettiler, bu
zilleti tahayyül edebiliryor musunuz? Düşünün gözlerinizin önünde kız
kardeşinize tevavüz ediliyor! Niçin benim de sizin kız kardeşiniz olduğunuzu
tasavvur etmiyorsunuz?

Benimle birlikte bu kara zindanda evlenmemiş 13 kız kardeşiniz daha
bulunuyor. Hepimize bu kahpe duvarlar arasında tecavüz ediliyor... Hâlâ
çığlıklarımızı işitmiyor musunuz?..

Namaz kılmamız engellendi, elbiselerimiz çıkarıldı. Giyinmemize müsade
edilmiyor. Buradaki kız kardeşlerinizden biri size bu mektubu yazdığım günün
bir kaç gün öncesinde ihtihar etti. Bu kız kardeşiniz vahşi bir şekilde
tecavüze uğradıktan sonra dövüldü. Alçaklar bacınızın göğsüne ve
baldırlarına vurdular.

Daha sonra inanılması güç işkenceden geçirdiler. Buna tahammül edemeyen
bacınız başını zindanın duvarlarına vura vura öldü. İslâm'da intiharın haram
olmasına rağmen kardeşimiz intihara başvurdu. Ben onu mazur görüyorum.
Allah'tan onun için mağfiret diliyorum çünkü O bağışlayandır ve çok
merhametlidir. Kardeşlerim Allah rızası için nidamıza karşılık verin ve bizi
onlarla birlikte öldürün! Umulur ki huzura ereriz
...



...yorumsuz...
Ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #50
Alt 23.01.2008, 14:59

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Bence meseleye analık içgüdüsüyle bakıyorsunuz diyenler ile asıl duygusal bakanlar, ona göre yorum yapanlar aynı kişiler

Bu mektup olmasada tecavüze uğrayan insan için empati yapmamız yeterli olacak. Ne denli bir vahşet olduğunu, canilik olduğunu, insan ruhuna yapılan en büyük darbelerden biri olduğunu, kimine göre ölümden beter olabileceğini anlamak için.
__________________
" Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. " N. F. K.
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #51
Alt 23.01.2008, 16:14

 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 2
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
egzotic1´isimli üyeden Alıntı
Öncelikle bu tür dertleri vermediği için şükürler olsun O'na ve hep muhafaza buyursun.
Amma velakin
Allahü Teala hükmetmiş.
Filancanın evladı olacak diye bir annenin karnına yerleştirmiş bir canlıyı...
Ceninin ömrü 3 gün olsun, 9 ay olsun
Bizim bu hükme gelmeye hakkımız olabilir mi?
Verilen fetva benim tüylerimi ürpertti...

Daha 10 günlükken doktorlar gösteriyorlar anne babaya, bak kalbi atıyor diye...
Böcek kadar ama kalbi atıyor...





Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız bedir313
Mesajı göster
çok sakat bir görüş, ve düşünce.

konu, tecavüze ugramış kişiden bahsediyor farkındamısınız.


.


yukardaki sözümüzü söyledigimize pişman olduk özür dileriz...
nasıl düşünürseniz düşünün bizi ilgilendirmiyor...

A.uras abimiz konunun fıkhi yönünü doturucu bir şekilde açıklamış...anlıyan için kafi derecede açıklanmış...şeriatın kestigi parmak acımaz derler...


egzotick1 kardeşim ,bize halen laf dokunduruyorsun...

zina mahsülü, veya tecavüz,mahsülü bir evlat dünyaya getirmek isteyene kim karışa bilirki...isteyen böyle bir evladın gelmesine sebeb olsun bizi ilgilendirmez...

bize laf dokundurmaktanda vaz geçin artık...fıkıh ortada A.URAS kardeşin yazmış oldugu yazı...siz buna rahmen hissi davranıyorsanız,rahmanimi şeytanimi bir kontrol eden bu duygularınızı...

şuna açıklık getirelim...fıkıh yani şeriat,120 günden sonra, ister zina sonucu olsun,ister tecavüz sonucu olsun bir zaruret yoksa rh verildikten sonra,insan katli dir diye bildiriyor..biz bunu zaten başta birdirmiştik.


Allah cc korusun hangi mümine bir kardeşimiz,veya mümin, böyle tecavüz sonucu veya zina sonucunda hamile kalındıgını 42 günden önce anlarsa veya 120 günden önce anlarda yani ruh verilmeden, böyle bir evladın dünyaya gelmesini ister hayret dogrusu...

şahsen biz istemeyiz...öyle evlat eksik olsun deriz...

mazeretler varsa ,şeriatta buna musade ediyorsa biz o cenini istemeyiz kardeşim ,isteyenler düşünsün...

artık nasıl ugraşırlarsa öyle evlatla...


hz musa a.s ile hz hızır a.s kıssasındaki olayı hatırlatırım.hani hızır a.s bir çocugu öldürmüştüde hz musa karşı çıkmıştı...
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #52
Alt 23.01.2008, 16:38

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız bedir313
Mesajı göster
egzotic1´isimli üyeden Alıntı
Öncelikle bu tür dertleri vermediği için şükürler olsun O'na ve hep muhafaza buyursun.
Amma velakin
Allahü Teala hükmetmiş.
Filancanın evladı olacak diye bir annenin karnına yerleştirmiş bir canlıyı...
Ceninin ömrü 3 gün olsun, 9 ay olsun
Bizim bu hükme gelmeye hakkımız olabilir mi?
Verilen fetva benim tüylerimi ürpertti...

Daha 10 günlükken doktorlar gösteriyorlar anne babaya, bak kalbi atıyor diye...
Böcek kadar ama kalbi atıyor...









yukardaki sözümüzü söyledigimize pişman olduk özür dileriz...
nasıl düşünürseniz düşünün bizi ilgilendirmiyor...

A.uras abimiz konunun fıkhi yönünü doturucu bir şekilde açıklamış...anlıyan için kafi derecede açıklanmış...şeriatın kestigi parmak acımaz derler...


egzotick1 kardeşim ,bize halen laf dokunduruyorsun...

zina mahsülü, veya tecavüz,mahsülü bir evlat dünyaya getirmek isteyene kim karışa bilirki...isteyen böyle bir evladın gelmesine sebeb olsun bizi ilgilendirmez...

bize laf dokundurmaktanda vaz geçin artık...fıkıh ortada A.URAS kardeşin yazmış oldugu yazı...siz buna rahmen hissi davranıyorsanız,rahmanimi şeytanimi bir kontrol eden bu duygularınızı...

şuna açıklık getirelim...fıkıh yani şeriat,120 günden sonra, ister zina sonucu olsun,ister tecavüz sonucu olsun bir zaruret yoksa rh verildikten sonra,insan katli dir diye bildiriyor..biz bunu zaten başta birdirmiştik.


Allah cc korusun hangi mümine bir kardeşimiz,veya mümin, böyle tecavüz sonucu veya zina sonucunda hamile kalındıgını 42 günden önce anlarsa veya 120 günden önce anlarda yani ruh verilmeden, böyle bir evladın dünyaya gelmesini ister hayret dogrusu...

şahsen biz istemeyiz...öyle evlat eksik olsun deriz...

mazeretler varsa ,şeriatta buna musade ediyorsa biz o cenini istemeyiz kardeşim ,isteyenler düşünsün...

artık nasıl ugraşırlarsa öyle evlatla...


hz musa a.s ile hz hızır a.s kıssasındaki olayı hatırlatırım.hani hızır a.s bir çocugu öldürmüştüde hz musa karşı çıkmıştı...

Bedir,

Hayır , sen üzerine alınma...
Yazı yazarken aklıma bile gelmediğini söyleyebilirim. Yani sana dokundurmak gibi bir gayem yok...

Özürün için de ayrıyeten teşekkür ederim. :)

Yazımda bana göre önemli olan iki noktaya değindim o da şu idi:

1- "O insan değil, canlıdır" düşüncesinde gözönünde tutulması gereken bir şey vardır. O da Allah bir insanın zuhur etmesini dilerse hangi merhalelerden geçeceği

2- Kürtaj kararını desteklemek için "doğacak çocuğun psikolojik durumuna " hala parmak basılması.

Kürtaj gerekir ya da gerekmez onu bilemem, bilmiyorum. Ancak gerekiyorsa, bunun bahanesi psikolojik durumları vs gibi böyle saçma bişey olamaz...


Ayrıyeten Allah'ım vermesin böyle bir durumda kadının canı pahasına mücadele etmesi gerektiğini ayrıyeten vurgulamak isterim.
Malını savunmak için ölen dahi Allah'ın izni ile şehit olabiliyorken , namusu için ölümü göze alabilmek çok daha mühim olsa gerek...
__________________
" Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. " N. F. K.

Konu egzotic1 tarafından (23.01.2008 Saat 18:13 ) değiştirilmiştir.
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #53
Alt 23.01.2008, 18:55

 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 2
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız egzotic1
Mesajı göster


Ayrıyeten Allah'ım vermesin böyle bir durumda kadının canı pahasına mücadele etmesi gerektiğini ayrıyeten vurgulamak isterim.
Malını savunmak için ölen dahi Allah'ın izni ile şehit olabiliyorken , namusu için ölümü göze alabilmek çok daha mühim olsa gerek...

aynen.gerekirse canı pahasına mücadele etmeli.malumunuz canını, malını.namusunu korumaya çalışerken ölen şehiddir.öldürdügü tahdirdede şeran bir vebal yoktur.

tabi bu şehidlik savaştaki şehidlerle aynı degildir ama şehid tir.
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #54
Alt 23.01.2008, 19:02

 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 2
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız A.Цras
Mesajı göster

Konunun iyi anlaşılması için gerekli olan bu noktalara işaret ettikten sonra, fıkhî açıdan kürtaja
baktığımızda önce şunu söylemeliyiz: Islâm fıtrat dinidir ve fıtrata yani doğru (tabiî) ve normal
olana aykırı olan her şey Islâma da aykırıdır, yani mahzurludur: Mahzuru, aykırılık gücüne
göre değişir. Az aykırı olan "mekruh", biraz daha çoğu "tahrimen mekruh", çok aykırı olan
da "haram" olur. Bu konuda fitrî olan, kadınla erkeğin bir araya gelmesi, cinsel birleşmeleri,
sonuçta da çocuğun dünyaya gelmesidir. Ancâk her kuralın olduğu gibi, bunun da istisnaları
olabilir. Yani Islâm fıkhının bu konudaki genel kaidesi: "Fıtrata ve tabiîliğe müdahale
edilemeyeceği" esasıdır. Ancak genel bir kural, bütün fertlerine temsil edilemez ve şahıslara,
özel durumlarına göre fetvâ verilir. Yani genel geçer kural ayrıdır, fetvâ ayrıdır. Fetvâ kişiye,
yere ve zamana göre değişir. Buna göre, Islâm fıkhında "çocuk aldırma" ya da "kürtaj"
denen olaya fert düzeyinde bazı hallerde ve belli bir zamana kadar fetvâ verildiğini söyleyerek
konuyu şöylece özetleyebiliriz: ·

Konu hakında Kur'ân-ı Kerîm ve Hadîsle
açıklık (ibare) yoktur. Ancak bazı âyet-i kerime ve hadîs-i serîflerde işaretler bulâbiliriz.
Meselâ: Hac 5 ile, Mü'minûn 12-15 âyetleri hemen hemen aynı noktaya işaret ederler. Biz
önce Mü'minûn 12-15. âyetlerinin meâlini verelim, sonra bazı noktalara temas edelim:
"Andolsun ki,biz insanı süzülmüş, özlü balçıktan yârattık. Sonra onu "nutfe (menî, sprem)
olarak muhkem bir karargâha (rahme) koyduk: Sonra nutfeyi (yapışkan) bir kan pıhtısı haline
getirdik. Ardından kan pıhtısını bir çiğnem et yaptık, bu çiğnemi kemiklere
çevirdik,kemiklere de et giydirdik. Sonra da onu başka bir varlık yaptık.

Şekil
verenlerin en güzeli olan Allah ne yücedir. Sonra siz bunun ardından elbette öleceksiniz."


Bunları açıklar mahiyetteki bir iki hadîs-i şerîfin meali de şöyledir: 1- "Sizden her
biriniz kırk gün annesinin karnında tutulur. Sonra bir o kadar da orada yapışkan pıhtı olur.
Sonra bir o kadar da orada bir çiğnem et halinde bulunur. Sonra da melek gönderilir ve ona ruh
üfler" (Müslim, Kader 1) 2- "...nutfe (menî parçası, sperm)nin üzerinden kırkıki gece geçince
Allah ona bir melek gönderir. O da onu şekillendirir, kulağını, gözünü, cildini, etini ve
kemiklerini yapar. Sonra da, ey Rabbim, erkek mi olacak dişi mi..." (Müslim, Kader 3) der.
Birinci hadîs âyetlerin tam açıklaması gibidir. Buna, yani âyete ve hadise göre:



1- Döllenen menî rahimde kırk gün, irtibatsız olarak kalır.

2-
Sonra bir pıhtı olarak rahimle irtibat kurar (alaka). Bu süre de kırk gün kadardır.


3- Sonra bu yapışkan pıhtı (alaka) bir et parçası halini alır, kemikleri belirir, et
oluşur. Bu devre üçüncü kırk günün sonuna kadardır.

4- Sonra ilk üçünden
farklı bir yaratık, ya da yaratış ortaya çıkar. Bu, cenîne ruhun üflendiği safhadır. (Taberî
XVNI/9) Bir başka deyişle canlanmasıdır. Insan, ya ruhla cesedin bütünüdür ki; genel kabul
gören görüş budur; ya da sadece ruhtur. (Râzî XXlll/85) Bundan; ceninin üçüncü devre
sonundan yani 120 günden önce insan olmadığı anlaşılır. Insan oluş, bu noktadan itibaren
başlar (Taberi XVN/11). Hem diğer bir yaratış, hem de, ruhun üflenmesi bunu gösterir.


5- Onbeşinci âyetin işaretiyle, ölüm ancak bu dönemden sonra olabilir. Bu da
daha önceki üç dönemde (120 gün) ceninin ölüme elverişli, yani canlı olmadığını gösterir.


6- Devreler arasının "sümme" (sonra) kelimesi ile açılması; devrelerin
birbirinden tam anlamıyla farklı olduklarını (Ebu'ssu'ûd VI/126), birbirinden diğerine geçişin
bir dönüşüm (tahavvül) olduğunu gösterir. (Râzî XXNI/84) Bu da beşinci maddede anlatılan
gerçege işâret eder.

Ruhun yüzyirmi günde üflendiği konusunda ittifak ,
bulunduğu,için ikinci hadîs; "ceninin kırk günde şekillenmesi değil, bunun melek tarafından
yazılması" şeklinde anlaşılmıştır (Dâvûdoğlu X/626).

Işte bütün bunlardan,
ötürü, Hz. Ali (r.a.), bu yedi devre geçip ruh üflenmedikçe cenine müdahalenin "ve'd" (çocuğu
diri diri gömme, yani öldürme) olmayacağını söyler (Ibnü'I-Cevzi, Zâdü'I-Mesir V/462). Imâm
Ebû Hânîfe de bunu delil tutarak; meselâ birisinin yumurta çalması ve yumurtadan onun
yanında civciv çıkması halinde, başka başka varlıklar olduğu (halk-ı âher) için, civcivi değil
yumurtayı tazmin eder, demiştir (ZaMahşerî NI/27-28). Bütün bu temel gerçeklerden ötürü tüm
Islâm fıkıhçıları, döllenmenin üzerinden yüzyirmi gün geçtikten sonra ve de zaruret yokken
çocuk aldırmanın (kürtajın) haram olduğunda ittifak etmişlerdir. Yüzyirmi günden, yani
canlandıktan sonra çocuğunu aldıran ya da ilaçla, vurma ile vs. düşüren kadın hem bir cana
kıyıp cânı olduğundan ötürü günahkârdır, öbür dünyada bunun cezasını çekecektir, hem
de dünyada çocuğun Babasına, canlı düşüp sonra ölmüşse, bir tam diyet (kan bedeli),
organları belirli olup ölü olarak düşmüşse, bir "gurra" ödemek zorundadır. Birinci halde ayrıca
bir de keffaret tutmalıdır. (Diyet; yüz deve, veya bin dinar altın, veya on ,ya da on iki bin
dirhem gümüş, yani yaklaşık olarak şu anda (1989) elli milyon (50.000.000: ) TL. Gurra ise,
duruma göre bir diyetin yirmide ya da onda biridir). Organların bir kısmının belirmiş olması
durumu da aynıdır. Ancak yüzyirmi günden (dört aydan) önce çocuk aldırmanın, ya da ilâç
vs. ile düşürmenin câiz olduğunu söyleyenler vardır ). Bazıları ise sadece kırk güne kadar
câiz olduğunu söylemişlerdir. (Hindiyye V/356; Bezzâziyye VI/370 (Hindiyye kenarında))
Bazıları da döllenme olduktan sonra, bir özür olmaksızın bunun hiç câiz olmayacağın
söylemişlerdir. Hiç câiz olamayacağını söyleyenler hacda ihramlı bir hacı adayının, bir kuş
yumurtasını kırmasının av yasağına tecavüz sayıldığını ve bundan ötürü ceza vermesi
gerektiğini delil gösterirler (Bk. Kâdihan NI/410 (Hindiyye kenarında) Ancak; yumurta ceninin
birinci değil, ikinci kırk gününe benzer. Yumurtanın birinci kırk güne tekabûl eden devresi,
kuşun karnında olduğu dönemidir, diyerek bunu itiraz edebilir. O takdirde böyle diyenlere göre
de kırk güne kadar düşürme ya da aldırma câiz olmalıdır.). Yani yumurtayı kırma, cana
tecavüz sayılmış ve (ihramlıya mahsus olmak üzere) cezayı gerektirmiştir. Öyleyse yumurta
durumundaki cenine (embriyona) müdahale de câiz olmamalıdır, derler.

Bütün
bunlardan (Hanefi mezhebi için) şöyl