İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > GENEL > Anketleriniz
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #81
Alt 13.08.2005, 10:01

 
sergerdan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11.09.2004
Mesajlar: 204
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız El-Cihad
Adminler,Modlar bu sitede hakaret serbest mi??????
Adam milletin yüzüne tükürüyor...Bi bakın...Biraz gaza gelse foruma yaptığı gibi milletin suratına ihtiyacını giderecek...
Herkes kendine yakışanı yapar. İşpiyonculukta kimi güruhun ana vasfıdır.
Evet tağutlara uşaklık yapanların, onlar için askerlik polislik yapanların, onların kurum ve kuruluşlarına hizmet edenlerin yüzlerine tükürüyorumki, bu bile onlara çoktur. vesselam
sergerdan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #82
Alt 13.08.2005, 10:15

 
El-Cihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.08.2003
Yaş: 19
Mesajlar: 128
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
hee sen öyle san...O kadar insana kul hakkı hesabı verirsin diğer tarafta..Bana ne ya.Ne halin varsa gör.
Hem kararsızlık yapma ya tükür ki ortam bereketlensin(senden hayır yok,tükürüğün yüzümüzü şenlendirsin),ya da;"tukruge acirim billah tukursem yuzune" de...Ne öyle kararsızlık..Aaaa yakışmadı sana...
----------
Ne güzelde iftira ediyorsun.MaşşaAllah...Sen devam et..Çok haklısın...Seni bu haklı davandan kimse döndüremez...Sen tükür,say,küfret,hakaret et,bas bas bağır;SİZ YANLIŞ BEN DOĞRUYUM...ENEL HAKK de.
----------
Aslında seni bi yaylaya salıp,eline de bi kılıç vermek gerek..Önünede istediğin kimseleri al...Onlarıda bağlayalım,orada hizmet yaparsın...
-----------
Ne haliniz var ise görünüz kardeşimiz...(oh be sende kurtuldun,ben de).Keşke bi deve verselerdi de ona hendek atlatsaydım...Gerçi sana laf anlatamadım ama olsun.Ona hendek atlatamamayı tercih ederim...
------------
7 kat alem senin senin tükürdüklerini ibretle,o tükürüklerin sahiplerinede nefret ve acımayla bakıyor...
__________________
--------------------------------------
"Bacimin ortusu batmakta soysuzun gozune,tukruge acirim billah tukursem yuzune"
M.Akif
El-Cihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #83
Alt 13.08.2005, 10:20

 
El-Cihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.08.2003
Yaş: 19
Mesajlar: 128
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız sergerdan
İşpiyonculukta kimi güruhun ana vasfıdır.
buna ispiyonculuk değil..bir çağrı derler.Allah Allah.ne kadar garipp bir anlayış sisteminiz var.Bunu da ispiyonculuk anlıyor.Sanki aramızdaki bir sırı açıklıyorum.Kardeşim o kadar insan içinde milletin yüzüne tükürüyon,bende Adminlere diyom ki bi bakın serbest mi diye??Bu gizli bi olaymı ki ispiyon edeyim..Önce öğreniniz,sonra konuşunuz kardeşim...Mahvetmişsiniz kendinizive beyninizi..Yazık..Haa bu arada.doğru dediniz:sizin o tükrğünüz tükürdüklerinize çok bile....
__________________
--------------------------------------
"Bacimin ortusu batmakta soysuzun gozune,tukruge acirim billah tukursem yuzune"
M.Akif
El-Cihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #84
Alt 13.08.2005, 10:33
Kayıt onayı eksik

 
Üyelik tarihi: 08.03.2003
Mesajlar: 1.684
Teşekkür etti: 0
5 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Bismillah...

evet psikoloji ve anlayış ifade edildiği gibidir...KENDİNİZDEN BASKASINI İMAN DAİRESİNDE GÖRMÜYORSUNUZ...oysaki bir cevap verememiş yine sadece iddialarda bulunmuşsunuz....iddia itham hakaret küfür söyleyecek sözü olmayanların işidir...eleştiri hiçbir şey yapmayanların birşey yaptıgını zannetmeleri için yaptıgı iştir....

durum izah edilmiştir...madem Allah Rasulunun gonderılıs gayesi ilayı kelımetullahtır...insanların ımanının kurtulmasına vesıle olmaktır...ve butun ömrü boyunca bunun ıcın mucadele etmıs....o halde bugun bızımde vazıfemız ınsanların ımanlarının kurtulmasına vesıle olmaktır....madem vazıfemız budur...madem fiilerimiz netıcesınde sonuc ınsanların ımanla sereflenmesı olmalıdır....o zaman fiillerimizin dogrumu yanlısmı oldugunu bu minval uzere kontrol edelım....sizin sapıklık dedıgınız tarikat ve cemaatlerin hizmetleri netıcesınde bınler mılyonlar ımanla sereflenıyor ve ımanlarını muhafaza edıyor....peki ya sizin fiilleriniz....dolaysı ile kötülediginiz cemaat ve tarıkatlar fiillerinin netıcesınde Allah Rasulunden emanet kalmıs misyona ulasmaktadır....peki ya siz...

fiillerinizin neticesindee kac kisinin imanına vesile oldunuz...veya olundu...Said-i Kürdi asrın muceddidiydi diyorsunuz....mehdiyet ruhunun emareleri vardır....görmek ısteyen bunu gorebılır...12 asrın muceddıd Mevlana Halıd hzlerı....13.asrın muceddıdı Bediüzzaman hzleridir....Mahmud Efendi hzleri,gunumuzde yasayn ender irşad erlerinden biridir....o yoldaki kardeşlerimizin Mahmud Efendi hzleri için...müceddiddir gibi bir iddiaları yoktur....bu sizin düşünceniz....bir diğer yonden...mehdiyet makamının dereceleri vardır...mehdi...hidayete vesile olan demektir...kim kimin imanına vesile oluyorsa onun mehdisi odur...kim kimin dalaletine vesile oluyorsa onunda deccali odur....bu perspektifden bir mürid mürşidini mehdiyet makamında görebilir...fıkhen bunda bir mahsur yoktur....fakata müceddid farklıdır...boyle bır gorus yoktur....Bediüzzaman hzlerinin hizmetleri ortadadır.....

yıllar önce müslümanalrı ayaklandırıp Hama katliamına vesile olan Seyyid Kuttub ...Bediüzzaman ve talebeleri için "onlar iğne ile kuyu kazıyorlar" diyordu....hasılı ihanete ugrayıp yakalanınca...hatalarını fark etmiş...şehid edilmeden önce yaptıklarına tevbe etmiş...ve talebelerine..."iğne ile kuyu kazın" hakikatını vvasiyet etmiştir...zira kendisi müslümanlar ayaklanmalı sılah zoruyla islam şeriatı hakım kılınmalı seklınde dusunuyordu...bu acelecı bır dusunustu....zira din topraklara değil kalplere hukmetmelıdır....Bediüzzaman hzleri bu yonde mucadele edıyordu....ve gelınen noktada...Bediüzzamanın iğne ile kuyu kazması bugun sonuc vermıs ve islam gunesı uzaktan uzaga televvü etmeye baslamıs....Seyyid Kuttubun aceleci düşüncelerinden geriye ise Hama katliamı kalmıstır....Allah Seyyid Kuttuba rahmet eylesin....

hasılı aynı acelecı dusunce aynı fiiller....ve neticede aynı.....

bir diğer yonden....Mekkenin fethını hatırlarmısınız....Allah Rasulu...kadınlara dokunulmayacak...cocuklara dokunulmayacak....yaslılara ....ibadethanedeki abidlere dokunulmayacak...hıcbırsey yagma edılmeyecek....hayvanlara agaclara zarar verılmeyecek buyuruyordu...bu fiili cıhadda ölçüdür...coluk cocuk kadın yaslı abid demeden öldürme amaçlı çapulcu insanların yaptıklarına cihad denemez.....ırakta bir bombayla onlarca cocugun ölümüne sebeb olan.....kişinin yaptıgı cihad değildir..kendiside şehid değildir....türkiyede bombalama eylemi gercekleştirip...yine muslumanların ölmesine vesile olan...savas dışı insanları öldüren insanlarında yaptıgı cihad kendileride şehid değildir....zira fiili cihad cephede olur.....ibadethane bombalamanın...çarşı pazar bombalamanın.....kısacası savas dışı insanları hedef almanın cihadla bir alaksı yoktur.....

evet...iddianız var ise dile getiriniz..izah ve ispat edilsin..Allah'ın izni inayetiyle...cevap veremedıgınız gibi veremeyeceksınızde....

VESSELAM
Ninja_Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #85
Alt 26.08.2005, 23:45
Kayıt onayı eksik

 
mervex - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.08.2005
Mesajlar: 72
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
bildiğim bişi var ki savas esnasında kadınlar ve cocuklar savasmadıkca onlara zarar verilmez..bu yüzden bende dooru bulmuyorum..Ama dooru olmasada onları buna iten psikolojileri...............
mervex isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #86
Alt 17.01.2006, 22:55
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Kadınlar ve çocuklar ve Toprak İçin Savaşılır... Zaten Onlar İçin Savunma Cihadı Yapılmaktadır... ! İzleyin... ;

http://mprofaca.cro.net/al-qaida-part1.ram
http://mprofaca.cro.net/al-qaida-part2.ram
http://mprofaca.cro.net/al-qaida-part3.ram
http://mprofaca.cro.net/al-qaida-part4.ram
http://mprofaca.cro.net/al-qaida-part5.ram
http://mprofaca.cro.net/al-qaida-part6.ram
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #87
Alt 24.02.2006, 16:14
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Kimse Bu Videoları İzlemiyor mu ?
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #88
Alt 24.02.2006, 16:19
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Alıntı:
Bu konuda vahdet.com.tr

de alimlerin sundukları deliller bulunmaktadır. Yukardaki linki tıklayın ve bu konudaki yazılardan birini bulacaksınız. Tembeller için ben yazının bir kısmını kopyalıyorum:


Bilindiği üzere cihad yaşanılan dönemin şartlarına ve gereklerine göre yapılır. Nitekim Resulullah (s.a.s.) bir hadisinde: "İyi bilin ki kuvvet atmaktır" diye buyurmuştur. (Bu hadisi Müslim, İmare 168'de; Ebu Davud, Cihad 23'te; Tirmizi, Enfal suresi tefsirinde; İbnu Mace, Cihad 19'da; Darimi, Cihad, 14'te; İbnu Hanbel, 4/157'de rivayet etmiştir.) İlim adamları bu hadisi, savaşı yaşanılan çağın gereklerine ve şartlarına göre yapmak gerektiği şeklinde yorumlamışlardır. Bu bütün cihadi ameller için geçerlidir. Bu itibarla savaşta yasaklar sınırının aşılmaması şartıyla yaşanılan çağın gereklerine göre yeni metotlar geliştirilmesi mümkündür. Dolayısıyla bir metot geliştirilirken dikkat edilmesi gereken onun yasaklar dairesine girip girmediğinin tespit edilmesidir. Eğer bir fiilin benzeri Resulullah (s.a.s.) döneminde yapılmış ve itiraz edilmemişse o fiilin yasaklar dairesine girdiği söylenemez. Ayrıca bilmek gerekir ki, burada önemli olan esasta benzerliktir. Yoksa şekilde farklılık esastaki benzerliğe dayanan kıyası geçersiz kılmaz.

Batılıların literatürlerinde "şehadet" kavramı olmadığından, Müslümanların cihad esnasında şehadeti göze alarak gerçekleştirdikleri eylemleri onlar "intihar" olarak adlandırıyorlar. Bu isimlendirme bizim İslami yayın organlarına da aynen yansıyor ve halkın dilinde "intihar saldırısı" ismi dolaşmaya başlıyor. Bu kez: "İntihar etmek haram olduğuna göre bu insanlar bu fiilleri neye dayanarak yapıyorlar?" sorusu akla geliyor. Bazıları bu eylemleri zulüm karşısındaki bıkkınlığa karşı bir patlama şeklinde anlamaya çalışıyor ve: "Her ne kadar şer'an bir izahını bulamazsak da başlarındaki zulmü göze olarak bu fiillerini anlayışla karşılamak zorundayız" tarzında birtakım izahlar bulmaya çalışıyorlar. Oysa bizim için her konuda ölçü ve terazi Allah'ın şeriatıdır. Allah'ın şeriatına göre izahını bulamadığımız bir ameli belli bir sebebe dayandırsak bile geçerli ve meşru göremeyiz. Bir amelin ne derece meşru olduğunu ortaya koymak için yapacağımız izahlarda önemli olan olayın sosyolojik veya psikolojik boyutlarını izah etmemiz değil şer'i yönden geçerliliğini ortaya koyabilmemizdir.

Aşağıda siretten, bir insanın cihad esnasında kesin şekilde öldürüleceğini bildiği halde, Müslüman tarafın maslahatı veya karşı tarafın zayıf düşürülmesi için bir eyleme atılmasıyla ilgili örnekler ve fıkıh alimlerimizin bu konudaki görüşlerini sıralayacağız. Bu bilgilerin derlenmesinde, Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Abdurrezzak Halife eş-Şayci'nin haftalık el-Muctema dergisi, sayı: 1192, sh. 44-45'te yayınlanan bir araştırmasından, yine Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi'nin dekanı Prof. Dr. Acil Casim en-Neşemi'nin el-Kabas gazetesinin 19 Mart 1996 tarihli sayısında yayınlanan fetvasından, Ezher Alimleri Cephesi'nin konuyla ilgili fetvaları hakkında eş-Şa'b gazetesinin 13 Nisan 1996 tarihli sayısında yayınlanan geniş haberden, değişik üniversitelerin Şeriat fakültelerinde görev yapan bazı öğretim görevlilerinin "Şeriat alimlerinin Filistin toprağındaki istişhadi eylemlerin meşruiyeti hakkındaki fetvaları" başlığıyla ortaklaşa yayınladıkları fetvalarından, İbrahim el-Ali'nin, Filistin el-Muslime, Ekim, Kasım ve Aralık 1995 sayılarında (üç sayı arka arkaya) yayınlanan bir araştırmasından ve bunların dışındaki değişik İslami kaynaklardan yararlandık. (Yararlandığımız kaynaklardan bazılarını metin içinde zikrettik.)

* Yüce Allah, bir ayeti kerimede şöyle buyuruyor: "Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (şehid olmayı) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır." (Ahzab, 33/23)

Bu ayetin nüzul sebebiyle ilgili olarak, Buhari, Müslim, Tirmizi ve daha başkalarının Enes ibnu Malik (r.a.)'ten rivayet ettiklerine göre, Enes ibnu Malik (r.a.)'in amcası Enes ibnu Nadr (r.a.) Bedir savaşında bulunamayınca: "Resulullah (a.s.)'ın girdiği ilk çarpışmada bulunamadım. Eğer Allah bana Resulullah (a.s.) ile birlikte bir çarpışmaya katılmak nasip ederse, mutlaka nasıl (kahramanca) hareket edeceğimi görecektir" dedi. Bu kişi Uhud savaşında şehid edildi. Bu savaşta öldürülünceye kadar kahramanca savaştı. Bedeninde kimi gürz, kimi kılıç, kimi de ok yarası olmak üzere seksen küsur yara görüldü. Bu ayeti kerime de onun hakkında indirildi. (Bu konudaki rivayeti Buhari, Cihad, 12; Tefsir, Ahzab suresi tefsiri, 3; Tirmizi, Ahzab suresi tefsiri, 2,3'de rivayet etmiştir.)

Dikkat edilirse ayetin metninde Yüce Allah, Allah yolunda şehid oluncaya kadar çarpışmayı adayanlardan ve bu adağını yerine getirenlerden övgüyle söz etmektedir ki, bu onların intihar edenler gibi olmadıklarını gösterir. Ayetin nüzul sebebiyle ilgili rivayet de, şehid olmayı göze alarak kahramanca çarpışmanın övgüye değer bir amel olduğunu ortaya koyuyor. Fakat bilmek gerekir ki, cihadın gayesi ölmek değildir. Ama düşmanın zayıf düşürülmesi veya İslam kuvvetlerinin bir zarardan korunması mücahitlerden birinin veya birkaçının öldürülmesiyle ancak mümkün olacaksa bundan dolayı bazılarının kendilerini şehadete atmaları intihar değil aksine büyük bir kahramanlıktır. Aşağıda vereceğimiz rivayetler de bunu ortaya koymaktadır.

* Müslim'in naklettiği bir hadise göre Enes ibnu Malik (r.a.)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.s.) Uhud gününde ensardan yedi ve Kureyş'ten iki kişiyle birlikte yalnız bırakıldığında, müşriklerin onun üzerine ok yağdırmaları ve kendilerine doğru yaklaşmaları üzerine: "Bunları kim bizden uzaklaştırır, onun için cennet vardır -yahut- o cennette benim arkadaşımdır" diye buyurdu. Bunun üzerine ensardan bir adam öne geçti ve öldürülünceye kadar çarpıştı. Sonra yeniden üzerine ok atmaya başladılar. Resulullah (s.a.s.) tekrar: "Bunları kim bizden uzaklaştırır, onun için cennet vardır -yahut- o cennette benim arkadaşımdır" diye buyurdu. Bunun üzerine ensardan bir adam öne geçti ve öldürülünceye kadar çarpıştı. Bu şekilde tam yedi kişi şehid oluncaya kadar devam etti. Daha sonra Resulullah (s.a.s.) yanındaki iki sahabisine: "Arkadaşlarımıza insaf etmedik" diye buyurdu." (İmam Nevevi, Müslim Şerhi'nde hadisin sonundaki: "Arkadaşlarımıza insaf etmedik" ibaresini şu şekilde açıklamıştır: "Yani Kureyşliler, ensara insaf etmedi. Kureyşliler çarpışmaya çıkmazken ensardan olanlar teker teker çarpışmaya çıkarak şehid edildiklerinden böyle denmiştir.")

Bu olayda dikkat edilirse yedi sahabi Resulullah (s.a.s.)'a zarar gelmesini önlemek için müşriklerin üzerine atılmış ve geleceği kesin olan bir ölüme kendilerini atarak müşriklerin Resulullah (s.a.s.)'a yaklaşmalarını engellemişlerdir.

Kurtubi, Tefsir'inde bu olaydan, cesaretli bir kimsenin yalnız başına da olsa ölümü göze alarak kalabalık bir düşman grubunun arasına dalıp onlara zarar vermesinin caiz olduğu hükmünü çıkarmıştır.

* Enes ibnu Malik (r.a.)'ten rivayet edildiğine göre Bedir'de müşrikler Müslümanlara yaklaşınca Resulullah (s.a.s.): "Genişliği göklerle yer kadar olan cennet için kalkın" diye buyurdu. Ensardan Umeyr ibnu'l-Humam: "Genişliği göklerle yer kadar olan bir cennet mi ey Resulullah?" dedi. Resulullah (s.a.s.): "Evet" dedi. O da: "Tamam, tamam" dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s.): "Seni "tamam, tamam" demeye yönelten ne oldu?" diye sordu. O da: "Vallahi, oranın (o cennetin) ehlinden olma arzusundan başka bir şey değil, ey Resulullah!" dedi. Resulullah (s.a.s.): "Sen oranın ehlindensin!" diye buyurdu. (Umeyr) sonra heybesinden birkaç hurma çıkardı ve onları yemeye başladı. Sonra: "Ben eğer bu hurmaları yiyinceye kadar yaşarsam bu uzun bir hayat olur" dedi ve yanındaki hurmaları attı. Sonra öldürülünceye kadar onlarla çarpıştı." (Bunu Müslim, İmare, 145'te rivayet etmiştir.)

İmam Nevevi, Müslim Şerhi'nde bu hadisle ilgili açıklamasında şöyle der: "Buradan bir kişinin kafirlerin birliklerinin arasına dalmasının ve kendisini şehadete atmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu hareket ilim adamlarının büyük çoğunluğuna göre caizdir ve hiçbir keraheti yoktur."

* Taberi Tefsiri'nde rivayet edildiğine göre Ebu İshak, Bera ibnu Azib (r.a.)'e: "Bir adam yalnız başına düşmandan bin kişilik bir grubun içine dalarsa, Yüce Allah'ın: "Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın" derken kastettiği kimselerden olur mu?" diye sordu. Bera (r.a.) da şöyle cevap verdi: "Olmaz. Öldürülünceye kadar çarpışsın. Allah, peygamberine: "Allah yolunda savaş. Sen sadece kendinden sorumlusun." (Nisa, 4/84) diye buyurdu."

Burada Bera (r.a.), söz konusu ayeti fetvasına delil gösterirken şunu demek istemiştir: "Allah, peygamberine: "Sen sadece kendinden sorumlusun" diyerek yalnız başına bile kalsa Allah yolunda çarpışması gerektiğini ona bildirmiştir." Ayrıca rivayetten şunu anlıyoruz: "Bir kişi yalnız başına kalabalık bir düşman grubunun içine daldığında onlarda bir şaşkınlık ve dağınıklık meydana getireceğini, bu arada içlerinden birkaç kişiyi öldürebileceğini ve böylece düşman tarafına zarar verebileceğini ama buna rağmen öldürüleceğini biliyorsa bu eylemi yapabilir." İşte bu bir istişhadi eylem yani şehadeti göze alarak gerçekleştirilen eylemdir. Geçmişte bu tür eylemler bir mücahidin kılıcını alarak düşman kuvvetlerinin arasına dalması suretiyle gerçekleştiriliyordu. Bugün de vücuduna bomba bağlayarak veya arabasına bomba yerleştirerek düşman kuvvetlerinin arasında patlatması suretiyle yapılıyor. Esasta benzerlik, şekilde ise farklılık söz konusu. Şekilde farklılığın kıyasın geçerliliğini ortadan kaldırmayacağını çünkü çağın şartlarına ve gereklerine göre şekilde farklılık olabileceğini daha önce söylemiştik. Eğer cihad uygulamalarında sadece esasta değil şekilde de aynılık ararsak bugün toplarla, otomatik tüfeklerle ve benzeri savaş aletleriyle cihad etmeyi caiz görmememiz gerekir.

* Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İbnu Hibban ve Hakim'in rivayet ettiğine göre Eslem ibnu Yezid şöyle demiştir: "İstanbul'daydık. Birden karşımıza Bizans kuvvetlerinden büyük bir asker birliği çıktı. Bu arada bir mücahit Bizans güçlerinin arasına daldı. Ta ortalarına kadar girdi. Sonra aralarından sıyrılıp çıktı. İnsanlar bunu görünce: "Subhanallah! Bu adam kendini tehlikeye atıyor" dediler. Bunun üzerine Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.) şöyle dedi: "Ey insanlar! Siz bu ayeti (yani "kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın" (Bakara, 2/195) ayetini) böyle mi yorumluyorsunuz. Bu ayeti kerime biz ensar topluluğu hakkında inmiştir. Allah İslam'ı kuvvetlendirince ve destekçileri de çoğalınca biz kendi aramızda gizlice: "Mallarımız zayi oldu. Yüce Allah da zaten İslam'a güç kazandırdı. Artık mallarımızın başında durup da onlardan zayi olanları düzeltsek" dedik. Bunun üzerine Yüce Allah bize cevap olarak bu ayeti kerimeyi indirdi. Burada tehlike ile kastedilen savaştan geri kalarak malların başında durup onları düzeltmeye çalışmaktır."

İlim adamları bu rivayetten yola çıkarak bir kişinin öldürüleceğini bilse bile düşman birliklerine zarar vermek için onların saflarına dalmasının caiz olduğunu söylemişlerdir. İlim adamları bu hadisin şerhinde şöyle demişlerdir: "Şayet bir kişinin hücumu son derece cesaretinden doğuyorsa ve bununla düşmanı korkutacağını yahut Müslümanları düşmanlara karşı teşvik edeceğini veya buna benzer sahih bir maksat umuyorsa bütün alimlerce bunun iyi bir şey olduğu tasrih edilmiştir." (Bkz. Nimeti İslam'ın İslam mecmuası tarafından yapılan baskısına konulan "Cihad bölümü" ilavesi, sh. 948)

* Bir rivayette bildirildiğine göre, Müslümanlar İran tarafına doğru sefere çıktıklarında Müslümanların atları İranlıların fillerinden ürktü. Bunun üzerine Müslümanlardan bir mücahit, çamurdan bir fil yaptı. Sonra kendi atını o file alıştırdı. Daha sonra atıyla İranlıların fillerine doğru saldırıda bulundu. Etrafındakiler: "Onlar seni öldürürler" dediler. O da: "Müslümanlar fetih gerçekleştirecek olduktan sonra benim öldürülmem önemli değil" dedi.

Bu olayda da dikkat edilirse bir mücahit, İslam ordularının önündeki önemli bir engeli ortadan kaldırmak için kendini şehadete atıyor. İşte bu da bir istişhadi eylemdir.

* Yemame olayında, Hanife oğulları kaleye sığınınca Bera ibnu Malik (r.a.) arkadaşlarından kendisini bir tulum içine koyarak kalenin duvarından içeri bırakmalarını istedi. Onlar da öyle yaptılar ve tek başına kalenin içine girip düşman kuvvetleriyle çarpışarak içerden kale kapısını açmayı başardı ve böylece Müslümanlar kaleye girdiler.

Bu olayda da Bera ibnu Malik (r.a.)'in Müslümanların kaleye girmelerini sağlamak için şehadeti göze alarak bir eylem yaptığı görülüyor.

Sireti ve genelde İslam tarihini incelediğimizde bu olayların benzeri birçok şehadet eylemi gerçekleştirildiğini görürüz. Ulubatlı Hasan'ın yaptığı da bir istişhadi eylem değil midir? Ulubatlı Hasan sırf Osmanlı bayrağını düşman surlarına asabilmek için kendini şehadete atmıştır. Onu bu eyleminden dolayı sürekli övgüyle anıyor, yaptığı eylemi büyük bir kahramanlık olarak zikrediyoruz da, Filistinli bir mücahidin daha büyük gayeler için gerçekleştirdiği benzer bir eylem karşısında neden: "Öyle şey mi olur, bu bir intihardır" diyoruz. Lütfen sürekli başkalarını çifte standartçılıkla suçlarken kendi değerlendirmelerimizde aynı hataya düşmeyelim.

Aslında İslam tarihinden, istişhadi eylemlere daha pek çok örnek gösterebiliriz. Ama sözü bu rivayetlerle uzatmak istemiyoruz. Meselenin anlaşılması ve yapılanın delilsiz olmadığının bilinmesi için bu kadarının yeterli olacağını sanıyoruz. Şimdi ilim adamlarının konuyla ilgili görüşlerine ve fetvalarına bakalım:

* İbnu Arabi (Muhyiddin İbnu Arabi değil fıkıh alimi İbnu Arabi) bir kişinin kalabalık bir düşman grubuna saldırıda bulunması hakkında şöyle demiştir: "Bana göre doğru olan bunun caiz olduğudur. Çünkü bunda dört husus vardır: Birincisi: Şehadeti istemek. İkincisi: Düşmana zarar vermek. Üçüncüsü: Müslümanları onlara karşı cesaretlendirmek. Dördüncüsü: Düşmanları moral yönünden zayıflatmak. Çünkü onlar: "Bu bir kişi böyle yaparsa hepsi birden neler yaparlar!" diye düşüneceklerdir."

Bir kişinin kalabalık bir düşman topluluğuna saldırıda bulunması demek İbnu Arabi'nin yukarıda zikrettiği gayeleri ve İslam kuvvetlerinin yararına düşman kuvvetlerinin zararına olacak daha başka gayeleri gerçekleştirmek için kendini şehadete atması demektir. Çünkü bir kişinin kalabalık bir gruba saldırıda bulunmasının sonucunun o bir kişinin öldürülmesi olacağı kesindir. Yukarıda da zikrettiğimiz gibi geçmişte bu tür şehadet eylemlerinin kılıçla gerçekleştirilmesi bugün bombayla veya benzeri şeylerle gerçekleştirilemeyeceğini göstermez.

* Maliki mezhebi alimlerinden Kasım ibnu Muhaymere, Kasım ibnu Muhammed ve daha başka fakihler, Allah için halis niyetle olması ve kişinin kendinde bir güç olduğunu hissetmesi halinde bir kişinin kalabalık bir düşman birliğine saldırmasının sakıncalı olmadığını söylemişlerdir.

* Şevkani de Neylu'l-Evtar'da düşmana esir olmak istemeyen bir Müslümanın öldürülünceye kadar çarpışmasının caiz olduğunu söylemiştir. Bazı ilim adamları da düşmana esir olduğu takdirde kendisine işkence edileceğinden dolayısıyla bu işkence altında Müslümanların sırlarını verebileceğinden endişe duyan bir kişinin kendini ölüme atmasının intihar sayılamayacağını ifade etmişlerdir. Bu yöndeki fetvalar kişinin kendini ölüme atmasının her zaman intihar hükmünde olmadığını, bu konuda niyet ve gayeye bakılması gerektiğini göstermektedir.

* Ünlü tefsir alimi Cassas'ın Ahkamu'l-Kur'an, C.1, sh. 309'da naklettiğine göre hanefi alimlerinden Muhammed ibnu Hasan eş-Şeybani şöyle demiştir: "Eğer sonuçta kurtulabileceğini veya öldürülse de düşmana zarar verebileceğini tahmin ediyorsa bir kişinin bin kişiye karşı saldırı gerçekleştirmesinde sakınca yoktur... Sonuçta kurtulamayacağını hatta düşmana da bir zarar veremeyeceğini ama Müslümanlara cesaret kazandıracağını, böylece onların kendisini örnek alarak düşman karşısında aynı cesaretle çarpışacaklarını hesap ediyorsa yine de saldırıda bulunmasında bir sakınca yoktur. Allah'ın izniyle bu hareketinden dolayı sevap alacağını umarım."

* Ebu Hamid el-Gazali, İhya'da, bir Müslümanın öldürüleceğini bile bile bir düşman birliğine saldırmasının caiz olduğunda ihtilaf olmadığını bildirmiştir.

* İmam Nevevi de cihad esnasında belli bir gaye için kişinin kendini tehlikeye atmasının caiz olduğunu söylemiştir. Nevevi'nin şehadet eylemleriyle ilgili açıklamasını yukarıda vermiştik.

* Beyhaki de Sünen'inde, Avf ibnu Afra ile Umeyr ibnu Humam'ın Bedir'de, Enes ibnu Nadr'ın Uhud'da ve Bera ibnu Malik'in Yemame'de yaptığı hareketleri delil göstererek bir kimsenin kendini şehadete atmasının veya şehadeti göze alarak bir eylem düzenlemesinin caiz olduğunu bildirmiştir.

* Kurtubi, Tefsir'inde, Yüce Allah'ın: "İnsanlardan öyleleri de vardır ki, canlarını Allah'ın rızasını kazanma yolunda feda ederler" (Bakara, 2/207) ayetini bir kimsenin düşmana zarar vermek veya Müslümanlara güç kazandırmak amacıyla şehadete atmasının caiz olduğuna delil göstermiştir. (Bkz. Kurtubi Tefsiri, C. 3, sh. 21)

* Maliki alimlerinden Ebu Abdillah Muhammed ibnu Ahmed bir kimsenin kalabalık bir düşman topluluğuna veya saldırgan grubuna yahut isyancılara karşı eylem düzenlemesi hakkında şöyle demiştir: "Saldırıda bulunacağı kimseleri öldürüp de kurtulacağına kanaat ederse bu hareketi yapması iyidir. Öldürüleceğine ancak yine de karşı tarafa zarar vereceğine yahut Müslümanların yararına olacak bir etki yapacağına kanaat ederse o zaman yine caizdir." Ebu Abdillah bu görüşüne Bera ibnu Malik'in Yemame'deki hareketini delil göstermiştir.

* Yine Maliki alimlerinden İbnu Huveyz Mikdad şöyle demiştir: "Bir kişinin bir gruba yahut kalabalık bir asker topluluğuna saldırması konusuna gelince: Bu kişi eğer kendisinin öldürüleceği ama bununla birlikte düşmana zarar verebileceği veya başarılı çarpışma yapabileceği ya da Müslümanların yararına olacak bir etki yapabileceği kanaatini taşıyorsa bu hareketi caiz olur." İbnu Huveyz, bu görüşüne, bizim yukarıda verdiğimiz ve İranlıların fillerine karşı bir Müslüman mücahidin atını alıştırması ve tek başına bir orduya saldırması olayını delil göstermiştir.

Bu aktardıklarımız Allah yolunda, düşmana zarar vermek veya Müslümanların yararına olacak bir etki bırakmak için kendini şehadete atmanın caiz olduğu konusunda söylenenlerin sadece bir kısmı. Sonuç itibariyle, İslam fıkhına göre intihar genellikle, bir insanın dünya sıkıntılarından bıkarak ölümü tercih etmesi ve herhangi bir yolla kendi kendini öldürmesidir. Bir tek ilim adamı bile cihad esnasında düşmana zarar vermek yahut Müslümanlara cesaret kazandırmak amacıyla kendini ölüme atmanın intihar sayılacağını söylememiştir. Sadece ölümü göze alarak gerçekleştirilecek eylemlerde gözetilmesi gereken birtakım kurallar belirlemişlerdir. Çağımızın ileri gelen alimleri de aynı şeyi vurgulamaktadırlar. İşte Prof. Dr. Yusuf el-Kardavi'nin konuyla ilgili hutbesinden birkaç cümle: "Ne yazık ki HAMAS'taki kardeşlerimiz yoğun bir baskıya maruz kalınca bütün herkes bıçaklarını onlara doğru çevirdi. Böylece herkes onlara sövmeye, ağır tenkitler ve lanetler yağdırmaya başladı... Böylece suçlular ve terör hamlesi başlatan teröristler topluluğu haline geldiler. Oysa daha düne kadar intifadanın fedaileri, kendilerini şehadete atan büyük kahramanlardı. Bu hareketin geçmişte kahramanca eylemler olarak nitelenen eylemleri nasıl oldu da birden bire "intihar saldırıları" haline geldi? Bunun tek sebebi Arap toplumlarının kafalarının yahudileştirilmesidir. İsrail zihinleri yahudileştirdi. Medya, Rabbimizin merhamet ettiklerinin dışında kalanların kafalarını yahudileştirdi. Rabbimizin koruduklarının -ki onların sayıları da azdır- dışında kalan politikacıları yahudileştirdi. Böylece kahramanları teröristler, onların eylemlerini de cinayet eylemleri olarak adlandırmaya başladık..."

Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi dekanı Prof. Acil Casim en-Neşemi de, Kuveyt'te çıkan el-Kabes gazetesinin 19 Mart 1996 tarihli sayısında yayınlanan konuyla ilgili fetvasında özetle şu bilgileri veriyor: "Üzerine bomba bağlayarak veya arabasına bomba koyarak düşmanların arasına dalan bir genç bu hareketiyle düşman tarafında ölüme yol açmayı ve düşmana herhangi bir şekilde zarar vermeyi amaçlıyorsa bu hareketinden dolayı intihar etmiş sayılamaz. Fakat bunun belli şartları var: Birinci olarak: Bu hareketiyle Allah'ın kelimesini yüceltmeyi (i'layi kelimetillah), Allah yolunda ölümü ve Allah'ın dininin yücelmesini amaçlamış olmalı. İkinci olarak: Düşmana zarar vermek için başka bir seçeneğin bulunmadığı yahut bu seçeneğin diğer seçeneklerden daha çok düşman üzerinde etki yapacağı bilinmeli. Üçüncü olarak: Bu tür bir eylemin fert üzerindeki etkisine değil cemaat üzerindeki etkisine itibar edilmeli, böyle bir eylemin nasıl bir sonuç getireceği cemaat açısından değerlendirilmelidir. Böyle bir eylemin ne gibi sonuçlar getireceği üzerinde araştırma yapılmadan ferdi olarak bu tür bir eyleme girişilmesi ise caiz olmaz." Prof. en-Neşemi bunlara dikkat çektikten sonra ilim adamlarının istişhadi eylemlerin cevazıyla ilgili görüşlerini ve bu konuda dayandıkları delilleri sıralıyor. Biz bunların çoğunu yukarıda verdiğimizden burada tekrar etmeye gerek görmüyoruz. Ancak şunu belirtelim ki, en-Neşemi, ilim adamlarının bir kişinin kalabalık bir düşman topluluğuna, düşmana zarar vermek yahut Müslümanlara cesaret kazandırmak amacıyla saldırıda bulunmasının cevazına delil olarak gösterdikleri rivayetlerin Filistin cihadı esnasında gerçekleştirilen istişhadi eylemler için de delil sayılacağını ifade etmektedir.

Ezher Alimleri Cephesi de, Filistinli mücahitlerin eylemlerine yöneltilen tenkitler üzerine yayınladığı fetvada bu eylemlerde şehid olanların şehitlerin üstünleri arasında yer almalarının umulduğunu dile getirdi. Ezher Alimleri Cephesi'nin fetvasında da bizim yukarıda sıraladığımız rivayetler ve görüşler delil olarak gösterilmekte, ardından da şöyle denmektedir: "Bu itibarla, Filistin'de ve daha başka yerlerde, Allah'ın kendi üzerindeki hakkını ve Müslümanların haklarını düşünerek kendilerini ölüme atanlar, Allah'ın izniyle, şehadet sevabından mahrum olmayacaklardır... Filistin toprağı canların ve malların uğrunda feda edilmesine en layık topraklardandır. Dolayısıyla, orası için şehid olanlar inşallah şehitlerin en üstünlerinden olacaklardır. Ahmed ibnu Hanbel, Müsned'inde Ebu Umame'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: "Ümmetimden bir grup sürekli hak üzere hareket edecek, düşmanlarına üstün geleceklerdir. Allah'ın emri gelinceye kadar (onların bu cihadları devam eder), kendilerine muhalefet edenlerin muhalefetleri onlara bir zarar vermez." "Onlar nerededirler ey Resulullah?" diye soruldu. O da şöyle buyurdu: "Beyti Makdis'de (Kudüs'te) ve Beyti Makdis'in (Kudüs'ün) çevresindeki bölgelerde."... Burada şunu ifade etmeliyiz ki, gasp edici gaspını sürdürdüğü sürece onun gözetilmesi gereken hiçbir mahremiyeti yoktur. Kanının ve canının da dokunulmazlık hakkı (ismeti) kalmaz."

Prof. Dr. Hemmam Said, Prof. Dr. Yasin Deradine, Prof. Dr. Muhammed Amr, Prof. Salah Abdulfettah el-Halidi, Prof. Dr. Muhammed Uveyde, Prof. Dr. Mahmud Salih Cabir, Prof. Dr. Rasih el-Kurdi gibi tanınmış ilim adamları başta olmak üzere şeriat ilimlerinde otorite sayılan onlarca ilim adamının imzasını taşıyan, "Şeriat alimlerinin Filistin toprağındaki istişhadi eylemlerin meşruiyeti hakkındaki fetvaları" başlıklı bir fetvada da şöyle denmektedir: "İlim adamlarının ileri gelenleri tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarında bir kişinin şehid olmayı göze alarak kalabalık bir düşman kitlesine saldırmasının caiz olduğuna ve bu eylemiyle Allah'ın rızasını, düşmana zarar vermeyi gaye edinmesi, niyetini de halis tutması halinde eylem esnasında şehid olmasının saygın bir şehadet olduğuna hükmetmişlerdir." Fetvada daha sonra konuyla ilgili rivayetler ve görüşler naklediliyor. Sonuçta da şu ifadelere yer veriliyor: "Sonuç itibariyle bilinmelidir ki intihar şer'an reddedilen bir harekettir. İntihar, intihar eden kişinin Allah'ın rahmetinden ümit kestiğine, O'nun kaderine rıza göstermediğine, kaza ve imtihanına sabretmediğine delalet eder... Allah'a olan bağlılığı, O'nun dininin yücelmesi, Peygamberinin isra ve mirac

topraklarının işgalden kurtarılması için cihad ettiği, düşmana karşı verdiği cihadda ve düşmana zarar verme konusunda bağlı kalmak zorunda olduğu şeriatın kendini ne ile yükümlü kıldığının bilincinde olduğu bilinen, kendisi Allah'a gönülden boyun eğmiş ve yalnız Allah'ın rızasını gözeterek Müslümanların zaferi için kendini şehadete atan bir genç için aynı şeylerin söylenmesi mümkün müdür? Bu durumdaki kişi Yüce Allah'ın şu ayetinde kastettikleri arasına girer: "İnsanlardan öyleleri de vardır ki, canlarını Allah'ın rızasını kazanma yolunda feda ederler" (Bakara, 2/207)
İlim ehli böyle konuşurken ilimden nasipleri olmayanlar ne yazık ki, Filistin'deki fedakar kardeşlerimizin, kutsal Filistin topraklarını siyonizm kirinden temizlemek için cesaretle gerçekleştirdikleri eylemler hakkında ulu orta konuşuyorlar. Düşünmüyorlar ki, İslam adabı insanın bilmeden konuşmamasını, bilmediği bir konuda en azından susmayı tercih etmesini gerektirir. Düşünmüyorlar ki, intihar Allah'ın haram kıldığı bir şeydir ve bu insanlar Allah yolunda canlarını feda ediyorlar. İşin şer'i delillerini bulmadan böyle bir hareketi yapacak, dolayısıyla hem dünya hem de ahiret hayatlarını mahvedecek kadar aptal değiller. Ne yazık ki son zamanlarda, Batı'dan geçme o "bana göre, bence..." ibaresiyle başlayan ve hiç sevmediğim "ben" merkezli anlayış iyice moda oldu. Artık İslami anlayış sahiplerinin bile çoğunun, bir konuda Allah'ın hükümlerini, ilim ehlinin açıklamalarını araştırma zahmetine katlanmadan: "Bana göre, bence..." ibaresiyle başlayan uzun yorumlar yaptıklarını görüyor ve ciddi şekilde rahatsız oluyorum. Zaten bu kadar farklı gruplara ayrılmamız da hep böyle "ben" merkezli düşünmemizden ileri gelmiyor mu? Oysa Yüce Allah: "Eğer bilmiyorsanız zikir ehline (yani ilim sahiplerine) sorun." (Nahl, 16/43) demiyor mu? Ve yine Yüce Allah: "Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürün. Bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir." (Nisa, 4/59) diye buyurmuyor mu? Lütfen Allah'ın kitabını ve Resulullah (s.a.s.)'ın sünnetini her zaman ölçü ve terazi olarak kabul edelim ve kardeşlerimiz hakkında insaflı olalım. Bilmeden başkalarının oyunlarına alet olmayalım.


Allah Razı Olsun...
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #89
Alt 24.02.2006, 17:01

 
msadi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.10.2005
Mesajlar: 2.677
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
selamun aleykum ey ehli din,ey cemaati müslimin.

Armağan abi, Allah sizden razı olsun...

Kimse üsame bin laden gibi müslümanlığa adanmış ruhları suçlayamaz.bunu yapanın insafından şüphe ederim.bir kere:

1-intihar saldırısı denilen hiç bir hareket durduk yerde yapılmamıştır.
müslüman kardeşlerimiz afganistanda ,filistinde ,çeçenyada ve muhtelif bilinen diğer mekanlarda vatan ve bence din savunması içindeler...
2-Şu veya bu kişinin ismi hiç önemli değil o nedenle isim vermiyorum ve verilen bazı isimleri ( ki bu isimlerden bazıları üsame bin ladin en nefret ettiğim kişilerden biridir filan gibi laflar ediyor) bu gibi isimleri din adına otorite kabul etmiyorum...( ama tabiki abd ve benzeri düşmanlara karşı bir strateji içinde olduklarını düşünüyorum)
3-VE en başta zalim nefsim olmak üzere herkese soruyorum: kardeşlerimiz vatanlarını savunurken ve bu mukaddes bir savunma olduğu açık iken ve ileride bu zulmün türkiye topraklarına sıçraması da muhtemel görünürken; bize neler oluyorda biz burda birbirimize düşmüş gibi atıp tutuyoruz.Onlara laf söylemek bence haddimiz değil.Kimse kusura bakmasın.
4- Elbette İslamda terör yoktur.Ama vatan savunması kutsaldır.
5- İslam neden cihadı emrediyor diyen bir avuç ateistin ( başka forumlardakileri kastediyorum ) iddialarına cevaben denilebilir ki : savaşa karşıt olduklarını söylerler onlar ama kurtuluş savaşımızı ,çanakkaleyi hiç düşünmezler.düşünmezler nasıl bu günlere gelindiğini...


herkese saygılarımı sunuyorum...
msadi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #90
Alt 24.02.2006, 22:40
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Kardeşim Allah Senden de Razı Olsun İnş... Din Cahilleri BAtı Sorgulamasını Basına Yanıstıyor Bu sebeble Cihad'a İslami Sorgulamaya Ait Olmayan Terör ! Deniyor...!!!

Yine Batı Sorgulamalı İntihar Saldırısı deniyor Oysa Ulubatlı Hasan (Allah nur İçinde Yatırsın), Vatan İçin Size Ölmeyi Emrediyorum(Atatürk) Çanakkale'de ve de Baltayla, Çanakla Yapılan Cihad'ı Ameliyat-i İstişadiye Görmezken !!! En Önemliside Amerika-İsrail-İngiltere Şer ÜÇLÜSÜ Her Türlü Fitneyi Çıkarıp Napalm Bombaları, Misket Bombaları, Kimyasal Silahları Kullanıyorken ve Mazlum KADIN-Çocuk demiyorken Acaba Terör nedir ? Nefsi Müdafa Nedir ? Cihad nedir ?

İmam Rabbani Hazretlerinin Yirmi Üçüncü Mektubundaki DİN CAHİLLERİ İSLAM DÜŞMANLARININ ZEHİRLERİNİ TEMİZLEYEMEYEN ALİMLER Mİ ???

Allah'ın Eliyle OLDUĞUNA HER ZALİME ONURLU VE ŞİDDETLİ MÜCAHİD ÇIKARMAYACAĞINA MI İNANIYORLAR (MAİDE 54) !

ALLAH'IN ELİYLE ZALİMİ HELAK ETTİĞİNE Mİ İNANMIYORLAR ! (BAKARA 251)

CANI ALANIN, KAFİRLERİ ÖLDÜRENİN VE KAFİRLERİN TUZAĞINI BOZANIN ALLAH C.C. OLDUĞUNA MI İNANMIYORLAR !!! (AL-İ-İMRAN 156 - ENFAL 16 - AL-İ-İMRAN 54 - ENFAL 30 - RAD 42 - NAHL 45 - ENBİYA 70 - NEML 50 - 51 - FATIR 10 - FATIR 43 - TUR 42 - TARIK 15-16 )

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

Et-TÛR - 42. Yahut bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, inkâr edenlerdir.

Et-TÂRIK - 15. Onlar bir
tuzak kurarlar,

Et-TÂRIK - 16. Ben de bir
tuzak kurarım.
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #91
Alt 29.03.2006, 18:52

 
Üyelik tarihi: 25.10.2005
Mesajlar: 95
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
unutulan bir nokta yok...bazıları açısından bilinmeyen bir nokta var...o da ;islam mücahidleri,Allah için,peygamber için,islam için,müslümanların şerefi ve izzeti için gerçekleştirecekleri şehadet eylemlerini sizin zannettiğiniz gibi bir saatlik hazırlıkla değil,en kısa bir hafta hazırlık yapıyorlar ve bu hazırlık ayları da buluyor,herşey hazırlandıktan sonra eylemin gerçekleşeceği yeri son anlarda kontrol altında tutuyorlar ve yapılması gerekeni yapıyorlar...(Allah hepsinden razı olsun)...
tabi şunuda unutmamak gerekir ki;ABD ve işbirlikçileri şehadet eylemcilerini karalamak için müslümanları öldürüp mücahidlerin üzerine-medya aracılığıyla-atıyorlar.buna da saf ve cahil müslümanlar hemen inanıyor...
Şu da var ki,kafirleri ve yaltakçılarını geberten mücahidlere dil uzatılacağına,
kafir ve yaltakçılarına hiç bir tavır koymadan oralarda gezinen insanlara tavır koyun da en azından sorumluluk sahibi olarak söylenilenlerin bir önemi olsun...
__________________
"Yoktur zulme rızamız adle biz mailleriz
Gözleriz hakkın rızasın emrine kailleriz"
F.S.M.Han
mesih nizamlı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #92
Alt 31.03.2006, 12:02

 
Üyelik tarihi: 25.10.2005
Mesajlar: 95
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
garanti diye birşey yok..sadece tedbir var..
islam alimleri derki ;eğer yapılacak iş ve hareketlerle islamın zaferinin geleceğine gerçekten inanılıyorsa,orada masum insanlar dahi hayatını kaybetse yapılabilir...
yani oradaki insanlar"şahid" konumunda..."şahid" iştikak manasında "şehid" anlamında...tabi ki genel anlamda herkes kendi niyetine göre...
__________________
"Yoktur zulme rızamız adle biz mailleriz
Gözleriz hakkın rızasın emrine kailleriz"
F.S.M.Han
mesih nizamlı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #93
Alt 09.06.2006, 21:10
ağA liamsİ

 
vel_Cema@t - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.02.2005
Yaş: 30
Mesajlar: 43
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
S. A.
Bismillahirrahmanirrahim

Arkadaşlar konun başlığı neydi ???

Fetva vermek hususunda biraz Allah'dan korkalım yahu... O helal bu haram. Ne oluyor bize, bu bizim vazifemiz mi ya da haddimize mi yani, biraz DİKKAT Allah aşkına!!!

Birbirimize hakaret etme hatta tekfir boyutuna varıyor bu işler... Siz şucusunuz biz bucu, sen şüylesin ben böyle... Ne kazandırıyor size bilmem ki !

Diyelim ki tartışmayı kazandınız, karşı tarafı da susturdunuz... Peki amacınız ne. Eğer bildiğimiz bi hakikati karşı tarafa da anlatmak ve anlayıp kabul etmesini sağlamaksa, küfür ettiğiniz bi insan sizin hiç bi fikrinizi kale almaz arkadaşlar ! Öyleyse bakın başarısız olduk..

Yok eğer nefsani bi hırsla yapıyorsak bunları veya iftira ediyorsak birbirimize, bunun da bi bedeli var unutmayalım. iftiranın da tekfirin de acısı çok ağır olur, sıra hesaba geldimi...

Lütfen cedelleşmeyi bırakalım. Lütfen...

ŞİMDİ KONUYA DÖNELİM mi ???

Arkadaşlar:

delil olarak alıntılanan fetvaların HEPSİNDE:

Bir Mücahidin "DÜŞMAN BİRLİKLERİ" arasına yalınkılıç dalarak, ölene kadar savaşmasından ve "DÜŞMAN TARAFINDAN" şehid edilmesinden bahsediliyor... Hiç birinde bir kişinin muharip olmayan (sivil) insanların arasına girip "KENDİ İRADESİNİ KULLANARAK KENDİSİNİ ÖLDÜRMESİNDEN" bahsetmiyor.

Bu fetvaların bizim tartıştığımız konuyla ne alakası var, nasıl buna delil gösterilebilir ben anlayamadım. Ne kendisine karşı eylem yapılan ünite açısından (asker - sivil), ne de ölüm biçimi açısından (kendi kendini öldürmek - düşman tarafından öldürülmek) birbiriyle benzeşmemekte.

İsrail halkının pek masum bi halk olmadığı görüşüne ben de katılıyorum. İsrailde yaşamayı tercih eden çoğu Yahudi bilinçli bir yahudidir ve oraya isteyerek ve bilerek gelmiştir. Ama bir yanlış diğer bi yanlışın mazereti olamaz değil mi ? Cihad sadece Filistinle sınırlı değil ki. O zaman başka ülkedeki eylemleri ya da müslüman halklara karşı yapılan eylemleri nasıl açıklayacağız. Demek ki bu yeterli bi arguman değil. Ya Müslüman da ölüyorsa! Şimdi daha da zorlaştı durum di mi! Tombala çeker gibi, kime denk gelirse artık. Ne yapalım o da sokağa şıkmasaydı !!! Falanca yere gitmeseydi, ne işi var canım, ben ne biliim orda müslüman olduğunu !!!

"Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletli davranmamaya sevk etmesin. Adaletli olun."

Peki biz bu bombaların pimini kendi üstümüzde çekmek yerine düşman tarafında imha edemez miyiz. Ve tabii ki, daha önemlisi, siviller yerine askeri birliklere zarar veremez miyiz. Yani sivili öldürmek bana ne kazandırır. Bu bana asıl tahribatı veren askeri birliklere hiç bi zaiyat vermiyor ki. Onların sayısından hiç bi şey azaltmıyor ki! Öyleyse benim bundan çıkarım ne ! ? Hiç bir şeye çözüm olmaz ki bu. Bu zafer getirmez arkadaşlar. Ben onun bi sivilini öldürünce o benim 10 sivilime tecavüz ediyor, katlediyor karşılığında

Eğer ben askeri birliklere ulaşamadığım için sivillere yöneliyorsam burada bi çarpıklık var.

Ya ben yanlış bi taktik kullanıyorum: ki o zaman benim bunun üstünde kafa yormam, faydalı olabilecek taktikler geliştimem lazım,

Ya da hıncımı sivillereden alıyorum: ki bu da benim acizliğimi gösterir.

Çoğumuz İslam tarihi okumuşuzdur. Buna Resulullah'ın (s.a.s.) sünnetinde, Hulefa-i Raşidin'in uygulamalarında, Ashab'ın Savaşlarında (r.a.e.) ya da daha sonra İslam adına savaşmış herhangi bir devletde bir dayanak var mıdır arkadaşlar ???

Hiç "gel bakıyım buraya, sen hıristiyan mısın yahudi misin, senin askerlerin bize saldırdı sen de geber o zaman" diyen olmuşmudur ? Ya da savaş sırasında bi düşman köyüne girip, kadınla çocukla cihad eden olmuş mudur ?

Arkadaşlar ben biliyorum ki, bu terör adı altında lanse edilen sansasyonel olayların hiç birinin arkasında Müslümanlar yokdu. Ben dinimden de dindaşımdan hiç bi zaman şüpheye düşmedim. İslam'ın bazı emirleri olduğunu, savaşın da bi adabı olduğunu unutmadım. Asimetrik olsa da.

Ama ben Müslümanların ailelerini, yavrularını yitirdiklerini, tecavüe uğradıklarını, oraya kitle imha silahı aramaya giden kahpelerin onları kimyasal silahlarla katlettiklerini de unutmadım... TV karşısına geçip falanca yerde terör eylemi yapıldı hikayesine bakıp, "Vay bilmem ne, bu dincilerin hepsi böyle işte" demek suretiyle kendi dinine küfreden, Şeriatına hakaret eden, cephe alanlardan ahmaklardan da olmadın...

ÇÜNKÜ BEN DİNİMDEN HİÇ ŞÜPHE DUYMADIM ARKADAŞLAR. Ne yazık ki kafirlerin kazandıkları en büyük zafer budur işte. Müslüman'ın bile kendi dindaşından şüphe etmesinin, utanmasını, kendi dinini bile savunamaz hale gelmesini sağlamak"

Canlı yayında kelle kesen bi adam benim davama nasıl bi hizmette bulunur arkadaşlar. Bu sadece insanların benden nefret etmesine, ve benim yanlız kalmama neden olmaz mı.

İkiz kulelere saldırmak benim davama hangi yönde hizmet eder arkadaşlar ? İki İslam ülkesinin işgal edilmesiyle mi ?

israil'de sivil eylemler yapmak benim davama nasıl hizmet eder arkadaşlar. Tüm dönyanın yahudilere acıması ve onların mağdur bi halk olduğu izleniminin oluşturulması şeklinde mi? Peşinden kat kat fazla Müslümanın öldürülmesüyle mi ? İsrailin yaptığı kahpeliklerin meçruiyet kazanmasıyla mı?

Biliyor musunuz Usame bin Laden'in 11 Eylül saldırılarısıyla ilgili 28 Eylül 2001 tarihinde Pakistan'ın UMMET dergisine verdiği demeçte ve daha sonra defaatle saldırılarla bir alakası olmadığını beyan ettiğini. Alıntı (ingilizce tercümesidir):

USAMA BIN LADEN: In the name of Allah (God), the most beneficent, the most merciful. Praise be to Allah, Who is the creator of the whole universe and Who made the Earth as an abode for peace, for the whole humankind. Allah is the Sustainer, who sent Prophet Muhammad (saw) for our guidance. I am thankful to The Ummat Group of Publications, which gave me the opportunity to convey my viewpoint to the people, particularly the valiant and momin (true Muslim) people of Pakistan who refused to believe the lies of the demon (Pakistani military dictator General Pervez Musharraf).

I have already said that I am not involved in the 11 September attacks in the United States. As a Muslim, I try my best to avoid telling a lie. I had no knowledge of these attacks, nor do I consider the killing of innocent women, children and other humans as an appreciable act. Islam strictly forbids causing harm to innocent women, children and other people. Such a practice is forbidden even in the course of a battle

Kaba taslak anlamı şu: " defalarca ifade ettim, bu saldırılarla bir alakam yok. Bir Müslüman olarak, yalandan azami derecede sakınırım. Bu saldırılar hakkında hiç bir bilgim yok, ve hiç bir zaman masum kadınları, çocukları ve diğer masum insanları öldürmeyi düşünmedim. İslam masum kadın, çocuk ve diğer insanlara zarar verilmesini kesinlikle yasaklar. Hatta böyle bir uygulama savaş durumunda dahi haramdır."

"The countries which do not agree to become the U.S. slaves are China, Iran, Libya, Cuba, Syria [Afghanistan, Pakistan, Bangladesh, Iraq, Sudan, Indonesia, Malaysia] and Russia. Whoever committed the act of 11 September are not the friends of the American people. I have already said that we are against the American system, not against its people, whereas in these attacks, the common American people have been killed. According to my information, the death toll is much higher than what the U.S. Government has stated."

Defalarca söyledim, bizim davamız Amerikayla, onun sistemiyle, yoksa onun halkıyla değil.

Ayrıca başka kaynaklarda da tek amacının amerikan kuvvetlerini Mekke Medine gibi kutsal topraklardan ve bütün İslam ülkelerinden çıkarmak olduğunu, yoksa savaşı amerikaya taşıyıp intikam almak olmadığını defalarca beyan etmiştir.

Öyleyse artık maymunu seyretmeyi bırakıp, onun arkasındakiler ne iş götürüyor ona bakalım arkadaşlar. Olayların kimin işi olduğunu anlamanın en garanti yolu, kime yaradığına bakmaktır. Kime yaradı bu eylem, kimin çıkarlarına hizmet etti, sonunda kim zararlı çıktı..?

SONUÇ OLARAK derim ki:

Onların bombası tüfeği bize, bizim harama helal heale haram dememizden, kendi dinimizden, müslümandan şüpelenmemizden daha fazla zarar vermemiştir, veremez de. Kafamızı karıştırıp, korku ve hırsa düşürüp bir kısmımıza; "DOĞRUDUR CANIM, BUNU YAPSA YAPSA ŞERİATÇI YOBAZLAR (haşa) YAPAR , diğer bir kısmımıza da: "HELAL OLSUN, HEPSİNİ GEBERTSEYMİŞ KEŞKE, NE SİVİLİ, HEPSİNİ KAZANA DOLDURUP YAKACAN BU KAFİRLERİN" dedirtmeyi başarmışlarsa, ne yazık ki onlar amaçlarına ulaşmıştır. Kaybeden benim. Yazıklar olsun bana. Yazıklar olsun hem dinine, şeriatına sövene, hem de harama, zulme helal olsun diyene.
__________________
hayvanlar ve pervaneler ateşe düşmeğe başladılar.
Ben sizin eteklerinizden tutup kurtarmaya çalışıyorum,
siz ise içine atlıyorsunuz. (Hadis-i Şerif)

Konu vel_Cema@t tarafından (10.06.2006 Saat 02:28 ) değiştirilmiştir..
vel_Cema@t isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

«