İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > GENEL > Anketleriniz
Anketimiz: Organ Vücut Bagisi yaparmisiniz?
Ise yariyacak organlarimi alabilirler... organ kimlik kartimda var.. 18 17,31%
Etim Kemigim sizin olsun...Kadavra olmaya raziyim 10 9,62%
Hicbir organimi vermem... 40 38,46%
Bu konu hakkinda hic düsünmedim...Dinen uygunmu? 36 34,62%
Katılımcı sayısı: 104. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler Arama

  #1
Alt 12.10.2005, 16:16

 
SeyFull@H - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.07.2005
Mesajlar: 908
Teşekkür etti: 1
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Organ Bagisinda bulunurmusunuz?

Vefat ettiginizde organlarinizin baska insanlarin bedenlerinde islevlerini devam ettirmesini istermsiniz?
SeyFull@H isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 12.10.2005, 17:21

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Bİr velinin kitabından alıntılar yapmak isterim: ( Tırnak işaretleri arasındaki yazılar alıntıdır.)

"
Bir kimse organlarının alınmasını vasiyet etmekle, kendisini katlettirdiği için, bu bir intihardır.

Zira organ nakli daha kişi ölmeden, organlar canlı iken yapılıyor. Beyin fonksiyonlarının durmuş olduğuna hükmedilerek nakil yapılıyor. Halbuki o anda kalb çalışır vaziyettedir. İşte bu kişinin takdir-i ilâhi ile bitkisel hayattan çıkma imkanı ve ihtimali de vardır. Misalleri de çoktur. Fakat daha kalb durmamışken organlar alındığı için, bu bir intihar oluyor.
"

Konu egzotic1 tarafından (13.10.2005 Saat 12:18 ) değiştirilmiştir.
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 12.10.2005, 17:24

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
"Kişi emr-i ilâhi gelmeden kendini öldürdüğü için Allah-u Teâlâ’nın takdirine karışmış oluyor. Bunun için de cehenneme giriyor. Çünkü O’nun verdiği canı ancak O alır.
Bir insan da organlarını vasiyet etmekle; ilâhî takdire müdahale etmiş, kendisinin öldürülmesine izin verdiği için takdire karışmış, Hazret-i Allah’ın emanetini çiğnemiş ve kendisini katletmiş, böylece de azaba müstehak olmuş olmaktadır. O’nun verdiği organı yine O alır. Kimin malını kime ve ne sıfatla veriyorsun? Halbuki Hazret-i Allah belki ona sıhhatini tekrar iade edecekti, sağlık verecekti. Diğer taraftan kendisinin adına karar veren varisleri de böyle bir işleme izin verdikleri için bu katliama sebep oluyorlar.
Binaenaleyh organ nakli organlar canlı iken yapılıyor, çünkü kalp durduktan sonra organlar işe yaramıyor. Nice insanlar bitkisel hayattan (beyin ölümü) çıktıktan sonra dirilmiş, yaşamışlardır.
Bu yüzden organın işe yaraması için kalp durmadan organların alınması icab ettiğine göre, insanın da hayata dönmesi muhtemel iken bu esnada alınan organlar veren kişi için intihardır, kişi vermediği halde zorla alınırsa katilliktir. Her ikisi de haramdır.
"
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 12.10.2005, 17:32
kücük sehitlere selam olsun

 
Enzar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.03.2005
Mesajlar: 4.757
Teşekkür etti: 120
59 Teşekkür 40 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız egzotic1
"
Bir kimse organlarının alınmasını vasiyet etmekle, kendisini katlettirdiği için, bu bir intihardır.

Zira organ nakli daha kişi ölmeden, organlar canlı iken yapılıyor. Beyin fonksiyonlarının durmuş olduğuna hükmedilerek nakil yapılıyor. Halbuki o anda kalb çalışır vaziyettedir. İşte bu kişinin takdir-i ilâhi ile bitkisel hayattan çıkma imkanı ve ihtimali de vardır. Misalleri de çoktur. Fakat daha kalb durmamışken organlar alındığı için, bu bir intihar oluyor.
"
Beyin durmus kalb atiyor, tippen ölüdür, Beyin öldükden sonra digerlerin hükmü yokdur. DR degilim ama fen bilgilerim güclüdür, yanilmis olabilirim amam benim bildigim bu.
__________________
Kökünü begenmeyen dal ve dalini begenmeyen meyve daha olmadan cürür Necip Fazil Kisakürek
Enzar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 12.10.2005, 17:35
kücük sehitlere selam olsun

 
Enzar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.03.2005
Mesajlar: 4.757
Teşekkür etti: 120
59 Teşekkür 40 Mesaja aldı
Ben aldakki sIkki tusladim.

Dini hükmü ne, ögrenmek isterim.

Ailemden birine lasim olsa (Allah C.C göstermesin) veririm.

ama benim tanimadigim biri ne vermem, cünki ne yolda, ne yapar, kim ne yin nesi. Birde günahkar biriyse benim verdigim organla ayni ayvayi devam yiyecekse, bu düsüncelerimden dolayi vermem sannediyorum. Allah C.C katinda verdigim organdan sorumlu olurum diye korkuyorum.
__________________
Kökünü begenmeyen dal ve dalini begenmeyen meyve daha olmadan cürür Necip Fazil Kisakürek
Enzar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 12.10.2005, 17:40

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Mesela fakir birine maddi yardım yapacaksınız. Kaynak olarak hiç birimiz başkasından alıp fakire vermeyi düşünmeyiz di mi? Bize ait olmayanı vermeyiz; elimizde olanı gönlümüzden kopanı veririz. Bu da onun gibi...
Bize ait değil bu organlar, bu vücud... Kimin malını kime veriyoruz. Allah göstermesin ama ne yakınım için ne bi başkası için asla...
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 12.10.2005, 17:42

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
"
Vasiyet İntihardır:

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde kesin olarak emir buyuruyor:

“Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara: 195)

Allah-u Teâlâ’nın hükmü budur. Kim ki bu Âyet-i kerime’yi görüp organ naklinin caiz olduğunu söylerse küfre kayar.

Organ Nakli ve vasiyeti tehlikelidir. Çünkü kişi kendisine en büyük tehlikeyi kast ediyor. Bir kimse organının alınmasını vasiyet ederse, bundan büyük tehlike mi olur? Zira kimin malını kime veriyorsun? Böyle yapmakla kendilerini katletmiş olmaktadırlar.

İslâm dininde insanlara kendilerini tehlikeye atmamaları emredilmiş, hastalıklara çare ve tedavi aranması istenmiştir.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde:

“Allah-u Teâlâ derdi de devâyı da indirdiği gibi, her dert için bir devâ yaratmıştır. Binaenaleyh tedaviye devam ediniz. Fakat haram ile tedavi etmeyiniz.” buyuruyorlar. (Ebu Dâvud: 3874)

İnsan vücudu Allah-u Teâlâ’nın kullarına bahşettiği ilâhî bir emanettir. Şahsa ait değildir ki, organlarını başkasına bağışlayabilsin.

Birisi öldü diye onun evinden istediğin malzemeyi alıp kendi binana kullanabiliyor musun? Diyeceksin ki “Hayır kullanamam, çünkü onun vârisleri var.”

Beşerî bir insanı varis kabul ediyorsun da, yaratanı nasıl unutuyorsun? Satın mı aldın o organları?

Can Allah-u Teâlâ’nın bir emanetidir. Allah-u Teâlâ’nın verdiğini ancak Allah-u Teâlâ alır. Dilerse tekrar iade eder. Vasiyet edip kendi arzunla verdiğin o organını bir daha sana verecek mi acaba? O zaman kimden bulacaksın?

İnsanın hayatta olduğu müddetçe tehlikeli bir durum dahi olsa ölümüne sebep olabilecek bir organını alıp başkasına nakletmek caiz değildir. Bu katl’dir, çünkü ecelin ne zaman geleceğini kimse bilemez.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz yarasının ıstırabına dayanamayıp kendisini öldüren için Allah-u Teâlâ’nın:

“Kulum acele ederek bana geldi, ben de ona cenneti haram kıldım.” buyurduğunu haber veriyorlar. (Buharî. Tecrid-i Sarih: 668)

Organlarının alınmasını vasiyet eden kişi, ölümünü Hazret-i Allah’ın takdirine değil, doktorların kararına bırakmıştır.

Şayet onlar ölümüne hüküm verirlerse organlarını alacaklar ve ölmemiş olan veya daha yaşaması muhtemel olan kendisinin hayatına son vereceklerdir.

İşte bu bir intihardır.

Artık kalbi, böbreği, gözü, ciğeri alınan biri nasıl yaşasın. Ama belki yaşayacaktı. Hazret-i Allah belki tekrar sıhhat verecekti.

Şimdi düşünün! Organlarını vasiyet etmekle; ilâhi takdire müdahale etmiş, Hazret-i Allah’ın emanetini çiğnemiş, emr-i ilahi gelmeden kendisini öldürdüğü için Hazret-i Allah’ın takdirine karışmış ve kendini katletmiş oluyor. Böylece de azaba müstehak oluyor.

O’nun verdiği canı vakti saati geldiğinde yine O alır.

Bir cümlenin noktasını virgülünü aldığında o cümle düzgün olmadığı gibi, o âzânın öz noktasını alınca; o âzâ da, âzâ olmaktan çıkıyor. Organ bir parçası, tamamı diye birşey olmaz.

"
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 12.10.2005, 17:46

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
" Profesör Saffet Solak, oğlunun geçirdiği trafik kazası sonucu kalbinin durduğunu, morga kaldırıldığını söyledi.

Bir şüphe üzerine masaj yapıla yapıla Allah-u Teâlâ yeniden hayata döndürüyor.

Başka bir hadise ise biri kendini diğeri için feda etmiş, böbreğini veriyor. Tek böbreğiyle bir müddet yaşıyor, sonra üzüntülü bir haber duyuyor, tek böbreği ile dayanamayıp o da vefat ediyor.

Şimdi bu adam da iyilik edeyim derken kendini feda ettiğinden en büyük tehlikeyi kast ediyor. Böylece kendi ebedi hayatını hiçe müncer ediyor.

Yine kalp krizi geçiren genç bir adam ölüyor ve hastaneye kaldırılıyor, doktorlar elektroşok uyguluyorlar. Gencin kalbi yarım saat sonra tekrar çalışmaya başlıyor.

Ölümün kalbin durmasından beş dakika geçmesi ile kabul edildiği söyleniyor. Burada ise yarım saat geçtikten sonra kişinin kalbini Cenâb-ı Hakk tekrar çalıştırıyor.

Ölüm olayı için kalbin durması hukuken kabul edildiği halde, yine de ölünün hayata dönmesi mümkün iken, tıbben beyin fonksiyonları durduğu için bu arada kalp çalışıyor olduğu halde organların alınması cidden çok düşünülmesi gereken bir durumdur. Büyük bir katliamdır.

Kalp durmasından sonra alınan organlar işe yaramıyor diye, bir başkasını kurtaralım derken hayata dönmesi bir çok misalleriyle muhtemel bir insanın canına, hayatına son vermek katl’dir. Katl ise haramdır.

"

Konu egzotic1 tarafından (13.10.2005 Saat 12:17 ) değiştirilmiştir.
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 12.10.2005, 17:50

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
"
Ölü Hayattaki Gibi Aynı Acıyı Duyuyor:

Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz’den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir.” (Ebu Dâvud: 3207 - İbn-i Mâce: 1616)

Hadis-i şerif’ten; kişinin hayatta iken eziyet duyduğu şeylerden ölü iken de eziyet duyduğu anlaşılmaktadır.

Nitekim Ashab-ı kiram’dan İbn-i Mesud -radiyallahu anh-:

“Bir mümine ölü iken eziyet etmek, hayatta iken eziyet etmek gibidir.” demiştir.

Hadis-i şerif’ten maksat; dirinin kemiğini kırmak haram olduğu gibi, ölünün kemiğini kırmak da haramdır.

Süyutî, Ebu Dâvud’un haşiyesinde, bu Hadis-i şerif’in sebebini şöyle zikretmektedir:

Câbir -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

“Biz Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber, bir cenazeye çıktık. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kabrin kenarında oturdu, biz de beraberinde oturduk. Mezar kazıcısı toprak altından bir bacak veya kol kemiği çıkardı. Onu kırmak istedi.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Onu kırma! Senin onu ölü iken kırman, onu diri iken kırman gibidir. Lâkin onu kabrin kenarında toprağa göm.” buyurdu.

Ümmü Seleme -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz’den rivâyet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Günah hususunda ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir.” (İbn-i Mâce: 1617)

Daha önce de arzedildiği üzere, Medine-i münevvere’ye hicret eden Devs kabilesinden bir zât hastalanmış ve sabırsızlık ederek oklarla parmak eklerini kesmiş, ellerinden kan fışkırmaya başlamış, sonra da ölmüştü. Daha sonraki günlerde Tufeyl bin Amr -radiyallahu anh- onu rüyasında gördü. Kılık kıyafeti güzel olmasına rağmen elleri sarılı idi. “Rabbin sana ne yaptı?” diye sorduğunda “Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in yanına hicret ettiğim için beni affetti.” dedi. “Neden seni ellerini sarmış görüyorum?” deyince:

“Bana ‘Senin bozduğun bir organı biz düzeltemeyiz.’ denildi.” cevabını verdi. (Müslim: 116)

Organ nakli ölüye eziyettir, eziyet ise haramdır.

Enes -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:

“Bir müslümana eziyet eden, bana eziyet etmiş gibi olur. Bana edilen eziyet ise Allah’a edilen ezâ gibidir.” (C. Sağir: 8269)

Kim ki bu Hadis-i şerif’leri görüp caiz olduğunu söylerse küfre kayar.

Bir de var ki, organ naklinde vücud hayattaki gibi aynı acıyı duyar. Çünkü ruh alınmıştır amma, cesed ile irtibatı vardır. Diş de cansız fakat acıyor, içindeki sinir irtibatı sağlıyor.


"
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 12.10.2005, 18:09

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Enzar,

Dinin hükmü bilmem açık oldu mu?
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 12.10.2005, 22:26

 
Meral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.03.2003
Mesajlar: 1.661
Teşekkür etti: 2
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
egzotic, dinen caiz olmadigini bende duymustum,
onun icin bende bagista bulunmak istemezdim.
__________________
Hiddetinden korkmuyorum ey Allahım, şefkatin titretiyor dizlerimi...
Meral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 12.10.2005, 22:46

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.572
Teşekkür etti: 26
159 Teşekkür 82 Mesaja aldı
Bu iş, bağışlanan organ sayeseinde sıhhat bulan insanın İslam'la ilişkisine bağlı olmalı. Mesela Müsüman kanı dökmekten keyif alan birine organ bağışlamak ne derece doğrudur. Ya da organ bağışlarken böyle bir tercih hakkı var mı?
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 13.10.2005, 00:26

 
sisterE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.01.2004
Yaş: 33
Mesajlar: 29.057
Teşekkür etti: 30
474 Teşekkür 355 Mesaja aldı
benim de zaman zaman düsündügüm bir konu..
bilgiler icin tesekkürler...
__________________
gözlerin dalmasin uzaklara - umutlarin hep yüreginde olsun....
sisterE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 13.10.2005, 10:54

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
TV de haberlerde hiç mi izlemedik hiç mi duymadık seneler sonra bitkisel hayattan çıktı diye. Hadi o insanın organları zamanında bu " tıbben ölü " diye alınsaydı ?
Doktorlar tıbben öldü diyor diye o kişi kesin ölecek mi yani.?
Doktorlar beşer değil mi? Beşer de yanılmaz mı?

Tıbben ölü yani henüz kişi canlı ve beyin fonk. durmuş iken nakil yapıldığından mesela JAPONYA da ve bazı ülkelerde kesinlikle yasaktır organ nakli.
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 13.10.2005, 10:57

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız El_Cebir


CENAZE geliyor gözünün önüne... GÖZLERINI cikarmislar.. HORTLAK gelir insana en cok sevdigi...
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 13.10.2005, 11:10
Bize Ölüm Yok

 
kuzgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.07.2005
Mesajlar: 678
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
yalnız arkadaşlar transplantsayon işleminde BEYİN ÖLÜMÜ'nün gerçekleşmiş olması şartı vardır...

ne yazık ki burda BEYİN ÖLÜMÜ ile BİTKİSEL HAYAT karıştırılmaktadır...

kısaca tanımlamak istiyorum

Tıbben, şuurun gitmesinden beyin ölümü denen safhaya kadar, "KOMA-DERİN KOMA - BİTKİSELHAYAT" denen aşamalar mevcut olup, bu durumların tamamında geri dönüş, yani hastanın iyileşmesi mümkündür, bitkisel hayattaki bir kişinin mucizevi olarak iyileşebildiği vakalar dahi bildirilmiştir. Bitkisel hayattaki insanda beynin korteks (kabuk) denen kısmı ölmüş olup, bu kısım hafıza, zeka, kişilik vb özelliklerin kontrol edildiği kısımdır. Bitkisel hayattaki hastalarda beyin sapı dediğimiz ve hayati organların kendi kendine çalışmalarını, birtakım hayati refleks fonksiyonları yürüten kısmı ise ölmemiş, çalışmaya devam etmektedir. Bu nedenle bitkisel hayattaki kişiler ölü kabul edilmez ve organları nakil için alınmaz. Ancak "BEYİN ÖLÜMÜ" denen durumda beynin korteks tabakasının haricinde beyin sapı dediğimiz bölümü de tamamen ölmüş olup iyileşme kesinlikle mümkün değildir ve bu kavram "beyin fonksiyonlarının geri dönüşümsüz olarak kaybını" ifade etmektedir. Bu durum tıptaki teknolojilerin ilerlemesiyle ortaya çıkan bir kavram ve durumdur.. "YOĞUN BAKIM" servislerinde koma halindeki hastalar vantilatör denen solunum cihazına bağlanır ve bu cihaz vasıtasıyla, akciğerlerin şişirilmesiyle solunum sağlanır.(Bu hastalar cihazdan çekildiğinde önce solunum ve sonra kalp durur.) Vantilatör desteğiyle solunumu sağlanan ve kalbi çalışmakta olan bu hastalarda beyin fonksiyonları mevcutsa asla cihazdan çekilmez, beyin ölümü sınıfına girmez ve bunlardan organ nakli yapılmaz. Sadece, bir süre sonra yukarda açıklanan beyin sapı ölümünün de gerçekleşmesiyle, beynin tüm fonksiyonları yitirilip, omur iliğe bağlı basit refleksler haricinde başka hiçbir tepki alınmayan hastalar için aşağıda açıklanan kriterler dahilinde "BEYİN ÖLÜMÜ = TIBBİ ÖLÜM" tanısı konur ve bu durum, bitkisel hayatın da ötesinde bir safhadır.
Bu güne dek beyin ölümü tanısı konmuş hiç kimse geri dönmemiş, yani iyileşmemiştir. Beyin ölümü gerçekleşmiş herkes ya bir süre sonra makinelere rağmen akciğer ve kalbi kendiliğinden durarak, yada makinenin fişi çekilmek kaydiyle akciğer solunumu olmadığı için kalbi de durarak morga yollanır. Bazen beyin ölümü gerçekleşmeden de kalp durmakta, bu durumda ise pacemaker denen ve kalbe elektrik yollayarak kasılmasını, yani kan pompalamaya devam etmesini sağlayan aletler vasıtasıyla kalp çalışmaya devam ettirilmektedir. Kısaca, bu günkü tıp, beyin ölümünü gerçek ölüm olarak kabul etmektedir.
Beyin ölümünün tanısı ise şöyle konmaktadır.
1- Beyin hasarına yol açan neden belirlenmiş olmalı ve koma hali ;
a) Primer hipotermi (vücut ısısının düşmesi, donma),
b) Hipovolemik (kan-sıvı kaybına bağlı) yada hipotansif (tansiyonun sıfırlanmasına bağlı) şok durumları
c) Geriye dönüşümü sağlayabilecek zehirlenmeler (barbitürat ve diğer sedatifler, depressan ve narkotik maddeler) ile metabolik ve endokrin bozukluklar (şeker koması, tiroit koması, böbrek üstü bezi koması vs durumlar)
nedeni ile OLMAMALIDIR.
2- Bilincin tam kaybı söz konusu olmalıdır.
3- Kendiliğinden oluşan hareket ve kasılmalar bulunmamalı ve tüm ağrılı uyaranlara yanıt alınmamalıdır.
4- Kendiliğinden solunumun bulunmamalı, hasta üç dakika cihazdan (vantilatör) ayrıldığında hiçbir solunum belirtisi bulunmamalıdır.(Apne testi)
5- Beyin sapı reflekslerinin tamamen kaybolmuş olmalıdır, ki bunlar:
a) Göz bebekleri tamamen dilate (büyümüş) ve ışıklı uyaranlara cevap vermiyor olması
b) Kornea refleksinin bulunmayışı (normalde insanın gözüne pamuk vs ile dokunulduğunda, göz refleks olarak kapatılır)
c) Vestibülo-oküler refleks yokluğu (normal insanın kulağına soğuk su şırınga edilirse gözler istem dışı olarak o kulağa doğru bakar)
d) Okülo-sefalik refleks yokluğu (normalde baş hızla sağa-sola/yukarı-aşağı oynatıldığında gözler önce hareketin aksi yönüne kayar, sonra yavaşça hareket yönüne gelir; beyin ölümünde gözler fiks şekilde başla birlikte hareket eder)
6- Teknik olarak iyi kayıt edildiğine emin olunan bir EEG (Beyin Grafisi) cihazında on dakika boyunca düz çizgi alınması (hiçbir aktivitenin olmayışının teyidi) yada bundan daha sağlıklı olarak beyin sapı elektrik aktivitesinin kaydedilmesi.

Yukarıda teknik açıklamaya tam olarak girilmeden anlatılmaya çalışılan kriterler Beyin Ölüm Kurulu tarafından değerlendirilmektedir. Beyin ölümü tanısı uzman kurul tarafından hiçbir soru işareti kalmayacak şekilde konmakta olup gerektiğinde destekleyici testler de uygulanarak tanı daha da kesinleştirilmektedir. Bunlar, EEG(Elektroensefalografi), Beyin sapı uyarılmış potansiyelleri, ve beyin kan akımını gösteren Kontrast anjiografi, Transkranial doppler ultrasonografi, Radyonüklid sintigrafi gibi testlerdir.

BURDA İNANÇLAR YÖNÜNDEN EN ÖNEMLİ KONU ŞUDUR:
Nakil için kullanılacak organlar, beyin ölümü gerçekleşmiş kadavra vericiler makineye bağlı iken çıkartılmak zorundadır, çünkü bu organların kanlanmaya devam etmesi (kan dolaşımının devam ediyor olması) gerekmektedir. BEYİN ÖLÜMÜ TANISI KONMUŞ OLAN HASTALARIN İSE DÜZENSİZ DE OLSA KALPLERİ ALET DESTEĞİ OLMADAN DA ÇALIŞIYOR OLABİLMEKTEDİR.
KADAVRA ORGAN NAKİLLERİ SADECE YOĞUN BAKIM SERVİSLERİNDE YUKARDA BAHSEDİLEN ŞEKİLDE BEYİN ÖLÜMÜ TANISI KONMUŞ VERİCİLERDEN YAPILMAKTADIR. BUNUN HARİCİNDE HERHANGİ BİR YERDE HERHANGİ BİR ŞEKİLDE ÖLMÜŞ KİŞİLERİN ORGAN VE DOKULARININ KULLANIMI TIBBEN MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Yetkili-yetkisiz yapılan yorumlar, sorun yaratmaktadır. Bazı çevreler, beyin ölümü olsa bile, kalp ve akciğer makine zoruyla çalışıyor yada kalp kendiliğinden de çalışıyor olduğundan "RUHUN VÜCUDU TERKETMEMİŞ OLDUĞUNU", bu şekilde kalbin atarken çıkartılmasının "CİNAYET" sayılacağını söylüyor. Bazı kimseler ise kalbin ve akciğerin ruh çıksa dahi makine ile çalıştırılabileceğini, bu durumun suni yoldan cesede müdahaleden başka bir şey olmadığını, "ruh en son baştan çıktığından", beyin fonksiyonları tamamen ölmüşse, ruhun da vücudu terk ettiğini söyleyerek bunun caiz olduğunu savunuyor.
__________________
Milliyetçiler en çok millete zarar verir. Çünkü karşı milliyetçiliği tetikler.

Konu kuzgun tarafından (13.10.2005 Saat 14:35 ) değiştirilmiştir.
kuzgun isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 13.10.2005, 11:15
Bize Ölüm Yok

 
kuzgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.07.2005
Mesajlar: 678
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ecel (yani bir kimsenin ne zaman öleceği, ömrünün ne kadar olacağı bilgisi Allah'a aittir, Allah her şeyi doğru olarak bildiği gibi her bir insanın ecelini de doğru olarak bilir ve bu bilgi değişmez. Biz kullar ecelimizi bilemediğimiz için yaşamak ve sağlıklı olmak için tedbir almakla yükümlüyüz. Bu tedbir bazen isabet etmeyebilir, kusur yoksa, elden gelen yapılmış ise sorumluluk da olmaz.
__________________
Milliyetçiler en çok millete zarar verir. Çünkü karşı milliyetçiliği tetikler.
kuzgun isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #18
Alt 13.10.2005, 11:31
Bize Ölüm Yok

 
kuzgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.07.2005
Mesajlar: 678
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ölü bir insandan bir organın alınıp, diri bir insanın vücuduna nakli öncelikle caizdir. Ayrıca, vericinin, hayatta iken ve âkıl-bâliğ olduğu halde izin vermesinin şart olduğu bildirilmektedir (Muhammed Vefa, Bey'ul-A'vâni'l-Muharrame, s. 111-112).
__________________
Milliyetçiler en çok millete zarar verir. Çünkü karşı milliyetçiliği tetikler.
kuzgun isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #19
Alt 13.10.2005, 11:35
Bize Ölüm Yok

 
kuzgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.07.2005
Mesajlar: 678
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
tıpta her geçen gün yeni bilgiler ve bulgular elde edilmekte, insanlığın hayrına olan sevinilecek hizmetler üretilmektedir.


Bundan herkes sevinir, mutluluk duyar. Peygamberimiz (sas) ’ in hadislerinden aldığımız işaretlere göre tıp ilmi daha da gelişecek, nihayet bütün dertlere deva bulunacaktır. İki şey müstesna tabii. Biri ihtiyarlık, ikincisi de ölüm! İhtiyarlıktan ve ölümden kurtarma ilacı bulunamayacaktır.

Ancak bu ikisinin dışındaki gelişmeleri, büyük bir ümitle bekleyebiliriz. Nitekim Peygamberimiz (sas) tıptaki çalışmaları teşvik ettiği hadisinde şöyle buyurmuştur:

- Allah ilacını yaratmadığı derdi de yaratmamıştır. Bir yerde dert varsa mutlaka onun devası da vardır. Yeter ki insanlık, ümidini kesmesin, deva araştırmasına devam etsin! ..

İşte bu çarelerin biri de, organ nakli buluşudur.

Organ nakli, insan hayatında oldukça mühim yer işgal etmektedir. Çünkü bu çarenin alternatifi yoktur. Varsa zaten organ nakline gerek de olmaz, cevaz da.

Yeni ve alternatifi olmayan bir uygulama olduğundan bazı ilim adamları henüz bu uygulamaya da olumlu bakmasa da, İslam dünyasının şu andaki belli başlı İslami kuruluşları, organ bağışının ve naklinin (şartlarına uyulması halinde) caiz olduğu yolunda kararlar almışlar, bunu da kendi özel yayınlarında insanlığa duyurmuşlardır...

Mesela, Mısır’daki Ezher Fetva Kurulu, Suudi Arabistan’daki İslam Konferansı Teşkilatı’na bağlı İslam Fıkıh Akademisi, Kuveyt Evkaf ve Din İşleri Başkanlığı’na bağlı Fetva Kurulu, Dünya İslam Birliği’ne bağlı Fıkıh Akademisi, organ nakli ve bağışı konusunda fetvalar vermişlerdir. Bunlara bizim Diyanet İşleri Başkanlığı’mıza bağlı Fetva Kurulu’nun da fetvasını ekleyebilirsiniz. (Bakınız, Diyanet Vakfı İlmihali. Organ Nakli -168)

Konuya ait bilgiyi şöyle özetleyebiliriz:

Ölenden organ nakli yapıldığı gibi, yaşayandan da organ bağışı alınmaktadır..

İkisi de birbirine benzerse de küçük farklar vardır aralarında. Şöyle ki:

Ölüden yapılacak organ naklinin caiz olabilmesi için gerekli şartları şöyle ifade edebiliriz:

1- Hastaya organ naklinden başka çare bulunmadığı konusunda ehliyetli tıp adamlarının karar vermiş olmaları gerek.

2- Konunun uzmanları olan doktorlar, hastanın bu nakille iyi olacağı yolunda kuvvetli kanaat sahibi olmaları gerek.

3- Ölümünden önce hastanın kendisinin, ölümünden sonra da mirasçılarının organın nakline izin vermiş olmaları gerek.

4- Tıbben ve dinen! ölümün kesinleşmiş olması gerek.

5- Organın maddi bir karşılık ve para mukabilinde satılıyor olmaktan uzak olmak.

6- Alıcının da bu nakilde rızası bulunmak.

Bunlar ölenden alınacak organ naklinde aranan şartlar. Bunlara bir de yaşayandan nakledilecek organın şartlarını ilave edecek olursak şunu da ifade edebiliriz:

1- Organı kendi isteğiyle hibe edecek olan insanın sağlığını bu hibenin bozmayacağı yolunda doktorların görüşleri kesin olmalıdır.

2- Doktorların bu naklin başarılı olacağı, hayati tehlikenin bulunmayacağı yolunda raporları bulunmalıdır.

3- Organ bağışında bir ücret ve maddi menfaat söz konusu olmamalıdır.

Burada akla gelen bir suali de cevaplayalım. Verilen organ, yerleştirildiği öteki bedende biyolojik görevini yapacaktır. O şahsın iyilik veya kötülük yapmasında bir etkisi bulunmayacağından sorumluluğu olmayacaktır. İsterse bu insan gayrimüslim olsun. Çünkü günahı işleyen organ değil, organa yön veren insanın kendi iradesidir. İrade sahibinindir sorumluluklar.

Ayrıca nakledilen organ, tekrar dirilmede ilk bedenindeki yerini alacak, sonrakinde sabit kalamayacaktır. Geniş bilgi için adı geçen eserin ikinci cildine bakılabilir.

04.01.2005 /Ahmed Şahin/Zaman
__________________
Milliyetçiler en çok millete zarar verir. Çünkü karşı milliyetçiliği tetikler.
kuzgun isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #20
Alt 13.10.2005, 11:42
Bize Ölüm Yok

 
kuzgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.07.2005
Mesajlar: 678
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
tüm bu açıklamalarımdan sonra egzotic1'in aşağıdaki gayet iddialı lafı da boşa çıkmıştır



Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız egzotic1
Enzar,

Dinin hükmü bilmem açık oldu mu?
ki kaldıki egzotic arkadaş,
TIBBEN ölüm hadisesini de karıştırdığı ortaya konmuştur. Görüleceği üzere egzotic tibbi ölümden kastı Bitkisel Hayat durumudur ki bu durumda Tıb ilmince kişi ölmemiştir. Beyin ölümü denilen şey görüldüğü üzere EGZOTİC'in iddiasından farklıdır ve Beyin ölümüyle birlikte kişinin geri döndürülme imkanı kalmamaktadır...

ha keza egzotic arkadaşımız, Kalbin durması hadisesiyle Beyin ölümü durumunu da birbirine karşıtırmakta ve Kalbi durduğu halde çalıştırılanlar var demektedir. Evet doğrudur, ancak beyin ölümüyle birlikte yeniden beyni çalışan bir kişi bile yoktur.

ki kaldı ki günümüzün yeni sorunlarından birisi olan ORGAN NAKLİ hususunda DİNİN HÜKMÜ BUDUR demekte gayet iddialıdır çünkü burda birtakım ihtilaflar olmakla birlikte İCMA aktardığımız ifadelerden görüldüğü üzere caiz olma yönündedir.

yine kaldı ki organ nakline karşı çıkan kimileri ameliyata da ve hatta denizde boğulmak üzere olan birisinin kurtarılmasına da (şehid olacağı gerekçesiyle) karşı çıkıyor
__________________
Milliyetçiler en çok millete zarar verir. Çünkü karşı milliyetçiliği tetikler.
kuzgun isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #21
Alt 13.10.2005, 12:14

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız El_Cebir
BUNU güzel Söyledin ALLAH RAZI olsun...

..
diyorsun El-Cebir saolasın fakat bana bişeyi hatırlattın alıntı yaptığımı tırnak işaretleri ile belirtmek istemiştim ama yetersiz olduğunu düşünememişim.

Allah alıntıları yaptığım yazardan razı olsun inananları uyardığı , ikaz ettiği için.


Bir velinin eserlerinden aldım yukarıdakileri duyurulur...
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #22
Alt 13.10.2005, 12:15

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.275
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
.
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #23
Alt 13.10.2005, 14:32
Bize Ölüm Yok

 
kuzgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.07.2005
Mesajlar: 678
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
El Cebir kardeşim 1. sayfada yazdıklarımı okumanı tavsiye ediyorum...

hem tıp ilmi açısından beyin ölümü nedemekmiş onu da öğrenirsin...

"Mısır’daki Ezher Fetva Kurulu, Suudi Arabistan’daki İslam Konferansı Teşkilatı’na bağlı İslam Fıkıh Akademisi, Kuveyt Evkaf ve Din İşleri Başkanlığı’na bağlı Fetva Kurulu, Dünya İslam Birliği’ne bağlı Fıkıh Akademisi, organ nakli ve bağışı konusunda fetvalar vermişlerdir." sözü icmanın oluştuğunu göstermez mi?


...


ayrıca ÇÖPLÜK İDDİA olarak itham ettiğiniz şey... bir ara şöyle bir göz gezdiriniz Mısırlı Fâruk el-Angutânî'nin bir fetvasıdır bu söz... yani boğulmak üzere olanın şehid olacağı gerekçesiyle kurtarılmaması gerektiği... anlayacağınız üzere ben iddia da bulunmuyorum okuduğumu ifade ediyorum...

bir şeyin haram olup olmadığı hakkında âyet, hadîs ve edille-i şer’ıyye’de bir hüküm yoksa, o şey câizdir. Çünkü hadîs-i şerîfte, buyuruluyor ki: (Allahü teâlânın, helâl ve harâm diye bildirmediği şey, Allahın affettiği şeylerdendir).

Her insan, aynı boy ve şekilde, fakat başka
zerrelerden yapılmış bir bedenle mezardan kalkacaktır. şimdiki beden, çürüyüp toprak olacaktır. (Kimya-i saâdet) kaldıki hadi diyelim kalbimiz başka bir adama ve hatta kafir olan bir adama takıldı... Organların konuşacağı ayette belirtiliyor; peki o organ ben şu adama bağlıyken şöyle şöyle oldu bu adamdayken şöyle şöyle oldu diyemez mi?

Kaldı ki Ruh , bedene sütün yağı gibi bağlı mıdır? İnsanın kolu koptuğunda ruhundan bir parça kopmaz....

veya Kalp ile Yürek aynı mıdır? yoksa farklı mıdır? Herneyi değiştirirseniz değiştirin bu değişen organlar insanın düşüncesini değiştiremez...


eh sizin mantıkla örneğin bir yangında kül olan bir ceset ne olacaktır? kabre konamadığı için kabir azabı çekmeyecek midir?
Hadisi şerifte demiyor mu "Kabir azabı haktır" diye..

...


sorun organ nakli değilde Organın ölüyken veya diriyken satılması hadisesiyse elbette buna ittifakla karşı çıkılmıştır. Çünkü mal olmayan şeyi satmak batıldır... ama yine zaruret halinde organın satın alınmasına cevaz verilmiştir.
__________________
Milliyetçiler en çok millete zarar verir. Çünkü karşı milliyetçiliği tetikler.
kuzgun isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #24
Alt 13.10.2005, 14:34
Bize Ölüm Yok

 
kuzgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.07.2005
Mesajlar: 678
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ayrıca ölü anında değil öldükten sonradır Beyin Ölümü denilen evre yada ex olmayla kişi ölmüştür. bunu niçin anlamıyorsunuz anlamadım lütfen ilk sayfada vermiş olduğum BEYİN ÖLÜMÜ ile ilgili yazıyı bizahmet dikk