İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > GENEL > Anketleriniz
Anketimiz: Organ Vücut Bagisi yaparmisiniz?
Ise yariyacak organlarimi alabilirler... organ kimlik kartimda var.. 18 19.15%
Etim Kemigim sizin olsun...Kadavra olmaya raziyim 9 9.57%
Hicbir organimi vermem... 35 37.23%
Bu konu hakkinda hic düsünmedim...Dinen uygunmu? 32 34.04%
Katılımcı sayısı: 94. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler

  #141
Alt 15.10.2007, 14:51
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1,287
Konulara Teşekkür etti: 8
26 Teşekkür aldı 11 Mesajlar için

Organ nakli insan canlı canlı iken yapılıyor. Kaldı ki yukarıdaki bazı yanıltıcı mesaj yazanların dediği gibi ölü iken olsa bile ölüye eziyet sayılan bu naklin haram kılındığına dair hadisi şerifler de mevcuttur aşağıda.

Vasiyetin ise İNTİHAR manasına geleceği aşağıda izah edilmektedir.


ORGAN NAKLİ



Sual:
“Organ nakli câiz midir? Bir insan organlarını vasiyet edebilir mi?”

Cevap:
Hayır, câiz değildir, vasiyet edemez.

Allah-u Teâlâ insanları mükerrem olarak yaratmıştır.
Âyet-i kerime’de:
“Andolsun ki biz âdemoğullarını üstün bir izzet ve şerefe mazhar kıldık.”
(İsrâ: 70)
“Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.”
buyuruluyor. (Tin: 4)

İnsanların bütün âzâları da mükerremdir ve hürmete lâyıktır. Alınıp satılması, herhangi bir işde kullanılması helâl değildir.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:
“Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir.”
(Ebu Dâvud: 3207)
“Bir müslümana eziyet eden, bana eziyet etmiş gibi olur. Bana edilen eziyet ise Allah’a edilen ezâ gibidir.”
buyuruyorlar. (C. Sağir sh. 40)
Organ nakli ölüye eziyettir. Eziyet ise haramdır.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:

“Allah-u Teâlâ derdi de devâyı da indirdiği gibi, her dert için bir devâ yaratmıştır. Binaenaleyh tedaviye devam ediniz. Fakat haram ile tedavi etmeyiniz.” buyuruyorlar. (Ebu Dâvud: 3874)

İnsan vücudu Allah-u Teâlâ’nın kullarına bahşettiği ilâhî bir emanettir. Şahsa ait değildir ki, organlarını başkasına bağışlayabilsin.

Birisi öldü diye onun evinden istediğin malzemeyi alıp kendi binana kullanabiliyor musun? Diyeceksin ki “Hayır kullanamam, çünkü onun vârisleri var.

Beşerî bir insanı varis kabul ediyorsun da, yaratanı nasıl unutuyorsun? Satın mı aldın o organları?
Allah-u Teâlâ’nın verdiğini ancak Allah-u Teâlâ alır. Dilerse tekrar iade eder. Vasiyet edip kendi arzunla verdiğin o organını bir daha sana verecek mi acaba? O zaman kimden bulacaksın?

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyuruyorlar ki:
Bir adamın yarası vardı. (Istırabına dayanamayıp) kendisini öldürünce Allah-u Teâlâ:
“Kulum acele ederek bana geldi, ben de ona cenneti haram kıldım.”
buyurdu. (Buharî. Tecrid-i Sarih: 668)

“Kendi kendini boğan kimse, cehennemde kendini boğa boğa, kendini vuran kimse de cehennemde kendine vura vura azab eder.” (Buharî. Tecrid-i Sarih: 669)

Kişi emr-i ilâhi gelmeden kendisini öldürdüğü için Hazret-i Allah’ın takdirine karışmış oluyor. Bunun için de cehenneme giriyor. Çünkü O’nun verdiği canı ancak O alır.
Sen de organlarını vasiyet etmekle; ilâhi takdire müdahale etmiş, Hazret-i Allah’ın emanetini çiğnemiş ve kendini katletmiş oluyorsun. Böylece de azaba müstehak oluyorsun. O’nun verdiği âzâyı yine O alır. Kimin malını kime ve ne sıfatla veriyorsun?

Bir doktor dedi ki Biz âzânın hepsini almıyoruz, bir parçasını alıyoruz.
Biz de o zaman diyoruz ki “Bir cümlenin noktasını virgülünü aldığında o cümle düzgün oluyor mu?” Bunun gibi, o âzânın öz noktasını alınca; o âzâ da, âzâ olmaktan çıkıyor.

İkinci bir husus:


Kelime-i Tevhid tohumunu kalbe düşürmek çok çalışmayı icabettirir. Bir de bu Tevhid tohumu kalbe düşerse, hemen filiz verir ve büyük bir iman ağacı olur. Dalları bütün âzâlara yayılır. O kişinin imanının kökleşmesine vesile olur. Göz, imanlı olduğu için harama bakmaz; el, harama uzanmaz; ayak, harama gitmez. Evvelce hoşlandığı şeylerden kişi artık kaçınmaya başlar.
Yani iman nûru ile parlamış bir âzâ, daima nûra yöneldiği gibi; haramla yoğrulmuş, kalbine Tevhid tohumu ekilmemiş âzâlar da pek tabi olarak kötü işlerle meşgul olur.
Meselâ kalbinde Tevhid tohumu ekilmiş ve âzâları nûrlanmış bir kişi, Kur’an-ı kerim’e alışkın bir göz, puta bakmayı istemediği gibi; her türlü kötü işleri yapmaya ve putlara bakmaya alışkın olanlar da, Kur’an-ı kerim’e bakmak ve iyilik yapmak istemezler.
Binaenaleyh kötü bir kimsenin âzâsı iyi bir kimseye takıldığı zaman yanlış icraat yapar.
Bunun için organ nakli mahzurludur.
...
Devamı var.




Kaynak: İslam İlmihali / Ömer Öngüt
__________________
" Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. " N. F. K.
egzotic1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #142
Alt 15.10.2007, 14:59
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1,287
Konulara Teşekkür etti: 8
26 Teşekkür aldı 11 Mesajlar için

Diğer Âyet-i kerime’lerinde ise:
“O gün kendi dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere şahitlik edeceklerdir.”
(Nûr: 24)

“O gün ağızlarının üstüne mühür basarız. Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahitlik eder.” buyurmaktadır. (Yâsin: 65)

Binaenaleyh mahşer gününde Hazret-i Allah ağızı mühürleyip âzâları kişinin lehine veya aleyhine konuşturduğu zaman, nakledilen o organ kimde konuşacak?
İlk sahibinde mi konuşacak, nakli yapılan kimsede mi konuşacak?
Böyle bir nakil yapıldığında o organ kimin hakkında şahitlik edecek?
Her âzânın sahibinde olması gerekir. Bunun için aslâ vasiyet câiz değildir.

...

Kaynak : İslam İlmihali / Ömer Öngüt
__________________
" Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. " N. F. K.
egzotic1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #143
Alt 15.10.2007, 15:09
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1,287
Konulara Teşekkür etti: 8
26 Teşekkür aldı 11 Mesajlar için

Organ nakline fetva verenler:
“Bir insanı dirilten bütün insanlığı diriltmiş gibidir”
(Mâide: 32)

Âyet-i kerime’sini delil olarak göstermektedirler. Bu Âyet-i kerime gaflette bulunmasından dolayı ruhu ölmüş olanlara aittir, cesetle ilgili değildir.

Nefsin esaretinden kurtulamayan insan yaşayan ölü mesabesindedir. Dünyaya niçin geldiklerini, nereye gideceklerini bilemezler. Nefis ne demek, ruh ne demek hiç haberleri yok. İki günlük hayatlarında sermaye toplayamadan giderler.

Bize verilen kısa bir ömür var. Bu kısa ömür içinde hakikatı aramak, hakikatı bulmak ve yaşamak en başta gelen vazifemizdir. Dünyaya geliş gayemiz de zaten budur.

Hakk ve hakikattan gafil, ahiret yolculuğunu düşünmekten habersiz olanları ikaz edip uyandırmak, imanlarını kurtarmak için çok gayret sarfetmek, dinlerini bildirmek ve sevdirmek lâzım. İnsana hayat veren, nefes bahşeden, organlar lütfeden Yaratıcı’nın nimet ve ihsanlarını anlatmak; öleceğini, kabre gireceğini, mahşer-mizan-sırat ve cehennem azabını hatırlatmak; gaflet uykusundan uyandırmak ve ruhunu diriltmek lâzım.

Farz-ı muhal ki bir sel gelmiş, bir insanı almış götürüyor. Bir ip atıyorsunuz, boğulmak üzere iken onu kurtarıyorsunuz. Burada bir can kurtuluyor. Aslında pek de mühim bir iş yapmış sayılmazsınız. Çünkü eğer kurtarmasaydınız belki de şehid olacaktı.

Dalâlet ve imansızlık girdabına kapılmış kimseleri kurtarmak bundan daha mühimdir. Onu kurtardığınız zaman bir iman kurtulmuş, saadeti ebediye kazanılmış oluyor.
Şöyle düşünürsek, bir tarafta can kurtuluyor, bir tarafta iman kurtuluyor. Aradaki farkı varın siz kıyas edin. Bir kimseyi imansızlık felâketinden kurtarmak için nasıl çalışmak lâzım? Bir samanlık yansa herkes söndürmeye koşuyor. Gönüller yanıyor da hiç kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’lerinde:
...
...
Hayat kurtarmaya gelince: Esaretten, trafik kazasından, suda boğulmaktan, ateşte yanmaktan, düşmandan, doktorun niyet-i halisa ile yaptığı müdahale ve buna benzer kurtarmalar zahiri kurtarmadır. Bunlara kurtarma denir, diriltme denmez.

...
Organ naklinin câiz olduğuna dair hiçbir Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif gösteremezler. Zirâ bu husus dinimize ters düşer.

Organ nakli, organlar canlı iken yapılıyor. Öleceğine yakın bir zamanda vazifeli melekler canını alırken, doktorlar da organları alıyor. Hem içten hem de dıştan ıstırap görüyor. Şöyle bir temsil getirirsek “Keçi can derdinde, kasap et derdinde.” Bunun da müsebbibi sensin, çünkü vasiyetini yaptın.

Bir taraftan en büyük ezâ ve cefâ çekiliyor, bir taraftan da bir nevi cinayet işleniyor. Bu ise haramdır. “Kilise harabesiyle cami tamir edilmez.” sözü meşhurdur.

Bir de şu var ki, iç hastalıklar sebebiyle ölenler şehittir. Şehitlerin ise ölmeyecekleri Kur’an-ı kerim’de haber verilmektedir:
“Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, onlar diridirler.”
(Âl-i İmran: 169)
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
“İç hastalığı ile olsun, boğularak olsun, ölenler şehittir.”
(Münâvî)
....

Bunlar ölü değildir ki organlarını nasıl alabilirsin!
Bir Hadis-i şerif’te de şöyle buyuruluyor:
“Mü’minler ölmezler. Ancak bir evden bir eve naklolunurlar.”
Hakk Celle ve Alâ Hazretleri:
“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölülerden sanmayın, onlar diridirler. Rabb’leri katında rızıklanmaktadırlar. Allah’ın kendilerine verdiği ihsandan dolayı sevinç içindedirler. Arkalarından henüz kendilerine katılmayan kimselere de, hiçbir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.”
(Âl-i İmran: 169-170)

Âyet-i kerime’si ile şehidlerin ölmediğini beyan buyururken;

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de Hadis-i şerif’lerinde iç hastalıkları ile, humma ve veba gibi ateşli hastalıklarla, boğularak ve yanarak ölenlerin şehit olduğunu arzederken;
Bir diğer Hadis-i şerif’lerinde ise:
“Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir.”
(Ebu Dâvud: 3207)
Buyururken; bunca hakikatlar karşısında, hele böyle mühim bir mevzuda, Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’e dayanmadan, zandan öteye geçmeyen bir ilimle fetva vermek büyük bir cesaret, dalâlet ve cehalettir.
İşte din böylece esastan çıkarılıyor.


Ya bu Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’leri çürütsünler, veyahut sözlerini tekzib etsinler. Cevap istiyoruz, fakat Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’lerle, lâfla değil.
Sen zannını kullanıyorsun. Bu zannına karşı Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’ler sana cevap veriyor.
Zandan öteye geçmeyen ilimle bu kapalı hayatın dış kısmını görüyorsun.
Âyet-i kerime’de:
“Onlar dünya hayatının yalnız görünen dış kısmını bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.”
buyuruluyor. (Rûm: 7)

Farz-ı muhal ki fetvacılara “Evinin penceresini veya kapısını alıp bir yere verelim.” demiş olsanız, size her türlü hakareti yaparlar.

Peki evinden bir pencereyi, bir kapıyı veremeyen bir insan, ilâhî bir binanın şu veya bu parçasını nasıl verebilir?

Hakikaten bunlar sehavetli, cömert iseler ölmeden evvel mallarını bağışlasınlar da görelim!

Bu Din-i mübin lâfla değil Hazret-i Allah’ın hükmüne, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in sünnet-i seniyye’sine dayanır.
...

Kaynak: İslam İlmihali / Ömer öngüt

__________________
" Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. " N. F. K.
egzotic1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #144
Alt 15.10.2007, 15:38
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 6,747
Konulara Teşekkür etti: 49
65 Teşekkür aldı 32 Mesajlar için

Ebubekir Sİfil biraz daha insaflı yazmış:)

Alıntı:
Organ nakli, hakkında en fazla soru sorulan ve ihtilaf edilen güncel meselelerden birisi. Konuya mesafeli duranlar birkaç gerekçe ileri sürüyor. Belli başlılarını şöyle özetleyebiliriz:

1. İnsan bütün uzuvlarıyla muhterem/mükerrem bir varlıktır. Dolayısıyla herhangi bir uzvunun dokunulmazlığının –canlı veya cansız iken– ihlal edilmesi, insanın hürmetine tecavüz anlamına gelir.

2. Kendisine organ nakledilen kişi sağlığına kavuştuktan sonra ma’siyet işleyecek olursa, bunda o organın da payı olacağından, organını veren kişi de sorumlu olur.

3. Organ nakli, organı nakledilecek kişi tam anlamıyla ölmeden, yani ruhu bedenini terk etmeden önce yapıldığından, işkence ve cinayet anlamı taşımaktadır.

Buna karşılık organ naklinin cevazına hükmedenler –yine kısaca– şu gerekçeleri ileri sürmektedir:

1. Zaruret hali haramı mübah kılar. Nasıl ki açlıktan ölme tehlikesiyle yüzyüze bulunan kimse, başka bir şey bulamazsa, kendisini hayatta tutacak miktarda insan eti yiyebilir ve bu, zaruret durumu dolayısıyla insanın ihtiramını tecavüz anlamına gelmez; aynı şekilde özellikle hayatı tehdit eden hastalıklar söz konusu olduğunda, tedavi için insan organı –mezkûr kaideye binaen– kullanılabilir.

2. Kendisine nakledilen organ vasıtasıyla sağlığına kavuşan kimsenin işlediği ma’siyet, organı bağışlayana tesir etmez. Zira sevap ve ma’siyette esas olan “irade”dir.

3. Bazı organların nakli, “beyin ölümü” hadisesi gerçekleştiği zaman olmaktadır. Beyin ölümü, kalbin cihaza bağlı olarak çalıştırılması suretiyle vücuda kan pompalanması durumunu ifade etmektedir. Bu esnada beyin geri dönüşsüz olarak ölmüştür. Şayet kalbi çalıştıran cihazın fişi çekilecek olursa, birkaç dakika içinde beden bütün fonksiyonlarını tamamen yitirmektedir.

Bu karşıt görüşlerin detaylarına girmek kafaları iyice karıştırmak anlamına geleceğinden, burada bundan sarf-ı nazar ederek –ve fetva olarak alınmaması gerektiğini belirterek– düşüncemi arz edeceğim:

Her iki yaklaşım bakımından da açıklığa kavuşturulması gereken noktalar bulunduğunu düşünüyorum. Bir yanda insan hayatının ve sağlığının korunması ve devamı, diğer yanda insana ihtiram… Hangisini diğerine tercih etseniz, ortaya birtakım soru işaretleri, sakıncalar ve problemler çıkıyor.

Dolayısıyla bu mesele hakkında bir sonraki yazıda arz edeceğim noktalar açıklığa kavuşmadıkça tevakkufu tercih ediyorum.

Diyelim ki “zaruret” durumu bahis konusudur ve gerek bu temelden, gerekse “iki zarardan hangisi daha hafif ise o tercih edilir” gibi kaidelerden hareketle insan uzuvlarının muhterem/mükerrem olduğu gerçeği organ nakli bağlamında göz ardı edilebilir.

Ancak bu durum, organ naklinin cevazına hükmedenler bakımından açıklığa kavuşturulması gereken başka noktalar bulunduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu babda en önemli noktalardan biri, donör (verici) durumundaki kişinin ölümünün tam anlamıyla gerçekleşip gerçekleşmediğinin tesbitidir. Beyin ölümü gerçekleştiği halde kalp atışı cihaza bağlı olarak sürdürülen hastalar arasında, cihazdan çıkarıldığı zaman dahi –nadiren ve düzensiz de olsa– kalbi çalışmaya devam edenler bulunduğu, konunun ilgililerinin malumudur. Bu durumdaki bir insanın ruhunun bedenini terk ettiği, yani gerçek anlamda öldüğü söylenebilir mi?

Eğer bu durumdaki bir kimsenin ruhunu teslim etme süreci devam ediyorsa, “sekerat-ı mevt” dediğimiz o dehşetli süreç sona ermemiş demektir. Zaten bu aşamada insanın yaşadığı sıkıntı tarife gelmez boyuttadır; bu sıkıntıya bir de kalbinin, ciğerlerinin vs. yerinden sökülmesinin vereceği korkunç ızdırap eklendiğinde ortaya çıkan duruma “işkence” demek bile hafif kalacaktır!

Ruhun bedeni terk etme süreci ne kadar devam etmektedir? Bu, insandan insana değişebilen bir süreç ise, tıbbın “beyin ölümü” dediği hadise gerçekleşmiş olsa bile, ruhun bedeni terk etme süreci henüz tam anlamıyla bitmiş olmayabilir. Bu durumda henüz ölmüş olmayan bir insana kadavra muamelesi yapılmış olacağı açıktır.

Kısacası, organ nakli için, nakledilecek organa kalp tarafından kan pompalanıyor olması şart olduğuna ve kalbi –şu veya bu şekilde– çalışmaya devam eden insana “ölü” denip denmeyeceği –yukarıda dile getirmeye çalıştığım durum çerçevesinde– tartışmalı olduğuna göre, bu mesele hakkında kesin konuşmanın çok da doğru olmayacağı kanaati ağır basmaktadır.

Bu meseleyi değerlendirirken –muhterem Osman Karabulut hocanın da yıllar önce kaleme aldığı bir risalecikte değindiği gibi– bu alanda görülen istismar ve “ticaret” unsurunu da dikkatte tutmakta fayda var.

Buna karşılık, giriş cümlesinde dile getirdiğim hususlar çerçevesinde –tek böbrek ya da kemik iliği nakli gibi– donörün hayatî fonksiyonlarını etkilemeyen operasyonların yapılabileceğini söylemek mümkün görünmektedir. Bunların nakli donörün hayatî faaliyetlerini etkilemeyeceği için beyin ölümü şartı da aranmamaktadır.

İlaveten, bu gibi organların naklinde donörün seçici davranması da mümkün olduğundan, bir önceki yazının 2. maddesinde dile getirilen çekinceye de mahal kalmayacaktır. Hatta belki bunu kan nakline kıyas etmek de mümkündür.

Yine ilaveten bir insanın, herhangi bir uzvuna yapılan tecavüze ve verilen zarara karşılık Fıkh’ın öngördüğü diyeti almaktan vaz geçme hakkı bulunması, insanın, hayattayken kendi uzuvları üzerinde kısmî de olsa tasarruf selahiyeti bulunduğunu gösteren bir husus olarak değerlendirilebilir. Ancak bu selayihet öldükten sonra ortadan kalkmaktadır.

Bütün bu hususlar, organ nakli meselesinde donörün hayatiyet durumunun ve verilecek organın mutlak surette göz önünde bulundurulması gerektiğini göstermektedir.

Vallahu a’lem.
__________________
Rabbinden ve Rabbinin razı olduğu şeylerden başka her şeyi 3 talakla boşa! Elm
elmnightmare isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #145
Alt 15.10.2007, 16:03
 
abdulgani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.12.2006
Mesajlar: 573
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

Alıntı:
egzotic1´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Organ nakline fetva verenler:

“Bir insanı dirilten bütün insanlığı diriltmiş gibidir” (Mâide: 32)



Âyet-i kerime’sini delil olarak göstermektedirler. Bu Âyet-i kerime gaflette bulunmasından dolayı ruhu ölmüş olanlara aittir, cesetle ilgili değildir.

bir önceki ayete baktığımızda adem a.s. oğlu habili katleden diğer oğlu kabilden bahsetmektedir.

bu ayetteki qatl'in zıddı olan ihya ki -aynen orjinalinde bu kelimeler var- birbirinin zıddı olması lazım.dolayısıyla qatl'in (öldürmenin geçtiği ayette) dirilik yani ihya iman ettirme hidayete vesile olma bağlamında alınamaz.olsa olsa hayatına vesile olma şeklinde anlaşılabilir.bu hayat ise biyolojik hayattır.

ya qatli(katletmeyi)dinden çıkarma olarak algılayacağız ki bu durumunda ayet bir önceki ayetle kopuk olacak.ya da hayata vesile olmayı biyolojik olarak anlayacağız.mana bütünlüğü bunu iktiza eder.
abdulgani isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #146
Alt 15.10.2007, 16:14
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 6,747
Konulara Teşekkür etti: 49
65 Teşekkür aldı 32 Mesajlar için

Alıntı:
abdulgani´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bir önceki ayete baktığımızda adem a.s. oğlu habili katleden diğer oğlu kabilden bahsetmektedir.

bu ayetteki qatl'in zıddı olan ihya ki -aynen orjinalinde bu kelimeler var- birbirinin zıddı olması lazım.dolayısıyla qatl'in (öldürmenin geçtiği ayette) dirilik yani ihya iman ettirme hidayete vesile olma bağlamında alınamaz.olsa olsa hayatına vesile olma şeklinde anlaşılabilir.bu hayat ise biyolojik hayattır.

ya qatli(katletmeyi)dinden çıkarma olarak algılayacağız ki bu durumunda ayet bir önceki ayetle kopuk olacak.ya da hayata vesile olmayı biyolojik olarak anlayacağız.mana bütünlüğü bunu iktiza eder.
Peki Abdulgani biyolojik olarak insanı diriltmek nasıl oluyor....
Ölü olması lazım değil mi dirilmesi için....
__________________
Rabbinden ve Rabbinin razı olduğu şeylerden başka her şeyi 3 talakla boşa! Elm
elmnightmare isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #147
Alt 15.10.2007, 16:17
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 630
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

Alıntı:
abdulgani´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bir önceki ayete baktığımızda adem a.s. oğlu habili katleden diğer oğlu kabilden bahsetmektedir.

bu ayetteki qatl'in zıddı olan ihya ki -aynen orjinalinde bu kelimeler var- birbirinin zıddı olması lazım.dolayısıyla qatl'in (öldürmenin geçtiği ayette) dirilik yani ihya iman ettirme hidayete vesile olma bağlamında alınamaz.olsa olsa hayatına vesile olma şeklinde anlaşılabilir.bu hayat ise biyolojik hayattır.

ya qatli(katletmeyi)dinden çıkarma olarak algılayacağız ki bu durumunda ayet bir önceki ayetle kopuk olacak.ya da hayata vesile olmayı biyolojik olarak anlayacağız.mana bütünlüğü bunu iktiza eder.
Kuran'ın bir zahiri birde 7 dereceye kadar batıni manası vardır.

Zaten madem hayat verme gibi bir kabiliyetleri var ölmek üzere olana hayat versinler ne diye onu öldürüp diğerini yaşatacağım diye uğraşıyorlar.
berr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #148
Alt 15.10.2007, 16:21
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1,287
Konulara Teşekkür etti: 8
26 Teşekkür aldı 11 Mesajlar için

...Hayat kurtarmaya gelince: Esaretten, trafik kazasından, suda boğulmaktan, ateşte yanmaktan, düşmandan, doktorun niyet-i halisa ile yaptığı müdahale ve buna benzer kurtarmalar zahiri kurtarmadır. Bunlara kurtarma denir, diriltme denmez....
__________________
" Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. " N. F. K.
egzotic1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #149
Alt 15.10.2007, 16:28
 
abdulgani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.12.2006
Mesajlar: 573
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

Alıntı:
elmnightmare´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Peki Abdulgani biyolojik olarak insanı diriltmek nasıl oluyor....
Ölü olması lazım değil mi dirilmesi için....
hayatına vesile olmak...
abdulgani isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #150
Alt 15.10.2007, 16:30
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 6,747
Konulara Teşekkür etti: 49
65 Teşekkür aldı 32 Mesajlar için

Alıntı:
abdulgani´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
hayatına vesile olmak...
Ölmeyen kimseyi hayatına vesile olmak kurtarmaktır diriltmek değildir...Berr'in de dediği gibi batıni manalarını da görmezden geliyorsun...
__________________
Rabbinden ve Rabbinin razı olduğu şeylerden başka her şeyi 3 talakla boşa! Elm
elmnightmare isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #151
Alt 15.10.2007, 16:38
 
abdulgani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.12.2006
Mesajlar: 573
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

Allah hepimize kuranı en iyi şekilde anlamak ve yaşamak nasib etsin.
abdulgani isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #152
Alt 15.10.2007, 16:40
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 630
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

Amin.

Eğer siz hesap ve ceza görmeyecekseniz, iddianızda doğru sözlü iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!...” (Vâkıa: 83-87)

Bu ayeti kerimeye bakarakta diğer ayetin ruhu diriltmek imanı kurtarmakla ilgili olduğunu anlayabiliriz sanırım..
berr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #153
Alt 15.10.2007, 16:47
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 6,747
Konulara Teşekkür etti: 49
65 Teşekkür aldı 32 Mesajlar için

Alıntı:
abdulgani´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah hepimize kuranı en iyi şekilde anlamak ve yaşamak nasib etsin.
Amin....
Ama fikrini beyan etmedin...Bir ayete takılıp kaldın gittin...
Organ nakli hakkında fikrini söylemedin...
__________________
Rabbinden ve Rabbinin razı olduğu şeylerden başka her şeyi 3 talakla boşa! Elm
elmnightmare isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #154
Alt 23.11.2007, 18:15
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 6,747
Konulara Teşekkür etti: 49
65 Teşekkür aldı 32 Mesajlar için

Organları alınırken dirildi
ABD'de yaşanan olay tıp tarihine geçecek cinsten. Beyin ölümü gerçekleşen bir gencin organlarını almak için yapılan hazırlık yapılıyordu fakat...

ABD'de geçen cumartesi günü geçirdiği trafik kazası sonrası hastaneye kaldırılan 21 yaşındaki Zack Dunlap, iki gün kaldığı yoğun bakım ünitesinde yaşam destek ünitesine bağlandı

Ancak doktorlar, genç adamın yaşama savaşaını kaybettiğine ve beyin ölümünün gerçekleştiğine karar verdi. Talihsiz gencin, hemşireler tarafından organ bağışına hazırlanırken, mucizevi bir şekilde gözlerini açıp, "yapma" dercesine hemşirenin kolundan yapıştığı bildirildi.

Hemen hastayı yeniden muayene eden doktorlar, gencin bilincinin açık ve hayatta olduğunu farketti. Yeniden tedavisine başlanan Dunlap'ın sağlık durumunun daha iyiye gittiği bildirildi.

Geçen eylül ayında da Venezüella'da trafik kazasında öldüğü sanılan 33 yaşındaki Carlos Camejo, morgdaki otopsi sırasında uyanmış ve bunun üzerine görevliler Camejo'nun yüzünde açtıkları kesiği hemen dikmişlerdi.

NBC


http://www.samanyoluhaber.com/haber-80538.html
__________________
Rabbinden ve Rabbinin razı olduğu şeylerden başka her şeyi 3 talakla boşa! Elm
elmnightmare isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.delikanforum.net/anketleriniz/37504-organ-bagisinda-bulunurmusunuz.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
insan vücudu organ resmi ara arama motoru This thread Refback 29.02.2008 20:36

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Organ nakli caiz midir itimat Bilinmesi gerekenler 6 31.01.2008 17:30
organ bağışı caiz midir? SIRANİ Dini Bilgi ve Eğitim 28 15.05.2007 09:36
organ nakli caiz midir? virane Dini Bilgi ve Eğitim 59 24.02.2007 00:48
dârül-harb ve faiz VE ORGAN BAGİŞİ tarik167 Dini Bilgi ve Eğitim 14 26.04.2005 15:47
Islam da Organ bagislama !!! xman Soralım - Bulalım - Bilelim 12 26.11.2004 12:42


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:47 .
Powered by vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de

 
Anasayfa - Arşiv - Yukarı git