İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > GENEL > Anketleriniz
Anketimiz: Filistin intihar Komandolari
Evet dogru buluyorum, alternatif baska Mücadele sekli ve metodu yoktur. 20 37,74%
Yanlis diyorum sebebinide yazdim. 17 32,08%
Bilmiyorum, merak ediyorum bende bilgi edinmek istiyorum. 16 30,19%
Katılımcı sayısı: 53. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 01.06.2006, 21:59
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!

 
Salah ad-Din - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.08.2003
Yaş: 35
Mesajlar: 3.656
Teşekkür etti: 24
61 Teşekkür 35 Mesaja aldı
Filistinli intihar Komandolari

Selamünaleyküm,
sizce Filistindeki intihar komandolarin yapmis olduklari eylemler dogrumu? yanlis mi?
Ülemanin ve Alimlerin görüsleri nedir?
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir!


Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103)
Salah ad-Din isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 02.06.2006, 22:12

 
AdımcA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.05.2006
Mesajlar: 282
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Bu soruyu cevaplayabilmek için, o ortamda yaşamak lazım!

Zor soru!


Yanlış veya doğru dersem ahkam kesmiş olurum.
__________________
Gözlerinde düşler görüyorum.
AdımcA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 04.06.2006, 21:06

 
Meral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.03.2003
Mesajlar: 1.668
Teşekkür etti: 2
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Islamda böyle birsey olmadigi icin, yanlis diyorum.
1. intihar günahtir,
2. sucsuz insanlarda ölüyor, ölenlerin icinde müslümanlarda var ayrica.

Fakat o insanlarin cektikleri ne kadar zor olmaliki böyle biseyi yapiyorlar.
Allah yardimcilari olsun.
__________________
Hiddetinden korkmuyorum ey Allahım, şefkatin titretiyor dizlerimi...
Meral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 09.06.2006, 21:34
ağA liamsİ

 
vel_Cema@t - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.02.2005
Yaş: 30
Mesajlar: 43
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
S.A.

Ben doğrudur diyemem (şahsım adına).

Ya bunu yapan Şehit olacam derken şerit oluyorsa ne olur arkadaşlar ? O zaman o helak olur, ben de harama helal demiş olurum...
Yok eğer bu caiz ise de ben buna cephe alırsam, o zamanda çok tehlikeli bi naksa düşmüş olurum. Ama ben buna benim dinimde bi cevaz, bi örnek bulamdım hala. Eğer hatalı olduğumu anlarsam hatamdan dönerim Allah'ın izniyle arkadaşlar, hatamda inat ve ısrar etmem.
Fakat benim düşüncem bunun doğru olmadığı yönünde...

Neden derseniz; Ben düşüncelerimi aşağıdaki adreste yazmıştım arkadaşlar.


http://delikanforum.net/showthread.php?t=33993&page=6


(şıksız anketler/intihar saldırısı)

S.A
__________________
hayvanlar ve pervaneler ateşe düşmeğe başladılar.
Ben sizin eteklerinizden tutup kurtarmaya çalışıyorum,
siz ise içine atlıyorsunuz. (Hadis-i Şerif)
vel_Cema@t isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 10.06.2006, 00:52
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Bilindiği üzere cihad yaşanılan dönemin şartlarına ve gereklerine göre yapılır. Nitekim Resulullah (s.a.s.) bir hadisinde: "İyi bilin ki kuvvet atmaktır" diye buyurmuştur. (Bu hadisi Müslim, İmare 168'de; Ebu Davud, Cihad 23'te; Tirmizi, Enfal suresi tefsirinde; İbnu Mace, Cihad 19'da; Darimi, Cihad, 14'te; İbnu Hanbel, 4/157'de rivayet etmiştir.) İlim adamları bu hadisi, savaşı yaşanılan çağın gereklerine ve şartlarına göre yapmak gerektiği şeklinde yorumlamışlardır. Bu bütün cihadi ameller için geçerlidir. Bu itibarla savaşta yasaklar sınırının aşılmaması şartıyla yaşanılan çağın gereklerine göre yeni metotlar geliştirilmesi mümkündür. Dolayısıyla bir metot geliştirilirken dikkat edilmesi gereken onun yasaklar dairesine girip girmediğinin tespit edilmesidir. Eğer bir fiilin benzeri Resulullah (s.a.s.) döneminde yapılmış ve itiraz edilmemişse o fiilin yasaklar dairesine girdiği söylenemez. Ayrıca bilmek gerekir ki, burada önemli olan esasta benzerliktir. Yoksa şekilde farklılık esastaki benzerliğe dayanan kıyası geçersiz kılmaz.

Batılıların literatürlerinde "şehadet" kavramı olmadığından, Müslümanların cihad esnasında şehadeti göze alarak gerçekleştirdikleri eylemleri onlar "intihar" olarak adlandırıyorlar. Bu isimlendirme bizim İslami yayın organlarına da aynen yansıyor ve halkın dilinde "intihar saldırısı" ismi dolaşmaya başlıyor. Bu kez: "İntihar etmek haram olduğuna göre bu insanlar bu fiilleri neye dayanarak yapıyorlar?" sorusu akla geliyor. Bazıları bu eylemleri zulüm karşısındaki bıkkınlığa karşı bir patlama şeklinde anlamaya çalışıyor ve: "Her ne kadar şer'an bir izahını bulamazsak da başlarındaki zulmü göze olarak bu fiillerini anlayışla karşılamak zorundayız" tarzında birtakım izahlar bulmaya çalışıyorlar. Oysa bizim için her konuda ölçü ve terazi Allah'ın şeriatıdır. Allah'ın şeriatına göre izahını bulamadığımız bir ameli belli bir sebebe dayandırsak bile geçerli ve meşru göremeyiz. Bir amelin ne derece meşru olduğunu ortaya koymak için yapacağımız izahlarda önemli olan olayın sosyolojik veya psikolojik boyutlarını izah etmemiz değil şer'i yönden geçerliliğini ortaya koyabilmemizdir.

Aşağıda siretten, bir insanın cihad esnasında kesin şekilde öldürüleceğini bildiği halde, Müslüman tarafın maslahatı veya karşı tarafın zayıf düşürülmesi için bir eyleme atılmasıyla ilgili örnekler ve fıkıh alimlerimizin bu konudaki görüşlerini sıralayacağız. Bu bilgilerin derlenmesinde, Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Abdurrezzak Halife eş-Şayci'nin haftalık el-Muctema dergisi, sayı: 1192, sh. 44-45'te yayınlanan bir araştırmasından, yine Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi'nin dekanı Prof. Dr. Acil Casim en-Neşemi'nin el-Kabas gazetesinin 19 Mart 1996 tarihli sayısında yayınlanan fetvasından, Ezher Alimleri Cephesi'nin konuyla ilgili fetvaları hakkında eş-Şa'b gazetesinin 13 Nisan 1996 tarihli sayısında yayınlanan geniş haberden, değişik üniversitelerin Şeriat fakültelerinde görev yapan bazı öğretim görevlilerinin "Şeriat alimlerinin Filistin toprağındaki
istişhadi eylemlerin meşruiyeti hakkındaki fetvaları" başlığıyla ortaklaşa yayınladıkları fetvalarından, İbrahim el-Ali'nin, Filistin el-Muslime, Ekim, Kasım ve Aralık 1995 sayılarında (üç sayı arka arkaya) yayınlanan bir araştırmasından ve bunların dışındaki değişik İslami kaynaklardan yararlandık. (Yararlandığımız kaynaklardan bazılarını metin içinde zikrettik.)

* Yüce Allah, bir ayeti kerimede şöyle buyuruyor: "Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (şehid olmayı) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır." (Ahzab, 33/23)

Bu ayetin nüzul sebebiyle ilgili olarak, Buhari, Müslim, Tirmizi ve daha başkalarının Enes ibnu Malik (r.a.)'ten rivayet ettiklerine göre, Enes ibnu Malik (r.a.)'in amcası Enes ibnu Nadr (r.a.) Bedir savaşında bulunamayınca: "Resulullah (a.s.)'ın girdiği ilk çarpışmada bulunamadım. Eğer Allah bana Resulullah (a.s.) ile birlikte bir çarpışmaya katılmak nasip ederse, mutlaka nasıl (kahramanca) hareket edeceğimi görecektir" dedi. Bu kişi Uhud savaşında şehid edildi. Bu savaşta öldürülünceye kadar kahramanca savaştı. Bedeninde kimi gürz, kimi kılıç, kimi de ok yarası olmak üzere seksen küsur yara görüldü. Bu ayeti kerime de onun hakkında indirildi. (Bu konudaki rivayeti Buhari, Cihad, 12; Tefsir, Ahzab suresi tefsiri, 3; Tirmizi, Ahzab suresi tefsiri, 2,3'de rivayet etmiştir.)

Dikkat edilirse ayetin metninde Yüce Allah, Allah yolunda şehid oluncaya kadar çarpışmayı adayanlardan ve bu adağını yerine getirenlerden övgüyle söz etmektedir ki, bu onların intihar edenler gibi olmadıklarını gösterir. Ayetin nüzul sebebiyle ilgili rivayet de, şehid olmayı göze alarak kahramanca çarpışmanın övgüye değer bir amel olduğunu ortaya koyuyor. Fakat bilmek gerekir ki, cihadın gayesi ölmek değildir. Ama düşmanın zayıf düşürülmesi veya İslam kuvvetlerinin bir zarardan korunması mücahitlerden birinin veya birkaçının öldürülmesiyle ancak mümkün olacaksa bundan dolayı bazılarının kendilerini şehadete atmaları intihar değil aksine büyük bir kahramanlıktır. Aşağıda vereceğimiz rivayetler de bunu ortaya koymaktadır.

* Müslim'in naklettiği bir hadise göre Enes ibnu Malik (r.a.)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.s.) Uhud gününde ensardan yedi ve Kureyş'ten iki kişiyle birlikte yalnız bırakıldığında, müşriklerin onun üzerine ok yağdırmaları ve kendilerine doğru yaklaşmaları üzerine: "Bunları kim bizden uzaklaştırır, onun için cennet vardır -yahut- o cennette benim arkadaşımdır" diye buyurdu. Bunun üzerine ensardan bir adam öne geçti ve öldürülünceye kadar çarpıştı. Sonra yeniden üzerine ok atmaya başladılar. Resulullah (s.a.s.) tekrar: "Bunları kim bizden uzaklaştırır, onun için cennet vardır -yahut- o cennette benim arkadaşımdır" diye buyurdu. Bunun üzerine ensardan bir adam öne geçti ve öldürülünceye kadar çarpıştı. Bu şekilde tam yedi kişi şehid oluncaya kadar devam etti. Daha sonra Resulullah (s.a.s.) yanındaki iki sahabisine: "Arkadaşlarımıza insaf etmedik" diye buyurdu." (İmam Nevevi, Müslim Şerhi'nde hadisin sonundaki: "Arkadaşlarımıza insaf etmedik" ibaresini şu şekilde açıklamıştır: "Yani Kureyşliler, ensara insaf etmedi. Kureyşliler çarpışmaya çıkmazken ensardan olanlar teker teker çarpışmaya çıkarak şehid edildiklerinden böyle denmiştir.")

Bu olayda dikkat edilirse yedi sahabi Resulullah (s.a.s.)'a zarar gelmesini önlemek için müşriklerin üzerine atılmış ve geleceği kesin olan bir ölüme kendilerini atarak müşriklerin Resulullah (s.a.s.)'a yaklaşmalarını engellemişlerdir.

Kurtubi, Tefsir'inde bu olaydan, cesaretli bir kimsenin yalnız başına da olsa ölümü göze alarak kalabalık bir düşman grubunun arasına dalıp onlara zarar vermesinin caiz olduğu hükmünü çıkarmıştır.

* Enes ibnu Malik (r.a.)'ten rivayet edildiğine göre Bedir'de müşrikler Müslümanlara yaklaşınca Resulullah (s.a.s.): "Genişliği göklerle yer kadar olan cennet için kalkın" diye buyurdu. Ensardan Umeyr ibnu'l-Humam: "Genişliği göklerle yer kadar olan bir cennet mi ey Resulullah?" dedi. Resulullah (s.a.s.): "Evet" dedi. O da: "Tamam, tamam" dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s.): "Seni "tamam, tamam" demeye yönelten ne oldu?" diye sordu. O da: "Vallahi, oranın (o cennetin) ehlinden olma arzusundan başka bir şey değil, ey Resulullah!" dedi. Resulullah (s.a.s.): "Sen oranın ehlindensin!" diye buyurdu. (Umeyr) sonra heybesinden birkaç hurma çıkardı ve onları yemeye başladı. Sonra: "Ben eğer bu hurmaları yiyinceye kadar yaşarsam bu uzun bir hayat olur" dedi ve yanındaki hurmaları attı. Sonra öldürülünceye kadar onlarla çarpıştı." (Bunu Müslim, İmare, 145'te rivayet etmiştir.)

İmam Nevevi, Müslim Şerhi'nde bu hadisle ilgili açıklamasında şöyle der: "Buradan bir kişinin kafirlerin birliklerinin arasına dalmasının ve kendisini şehadete atmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu hareket ilim adamlarının büyük çoğunluğuna göre caizdir ve hiçbir keraheti yoktur."

* Taberi Tefsiri'nde rivayet edildiğine göre Ebu İshak, Bera ibnu Azib (r.a.)'e: "Bir adam yalnız başına düşmandan bin kişilik bir grubun içine dalarsa, Yüce Allah'ın: "Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın" derken kastettiği kimselerden olur mu?" diye sordu. Bera (r.a.) da şöyle cevap verdi: "Olmaz. Öldürülünceye kadar çarpışsın. Allah, peygamberine: "Allah yolunda savaş. Sen sadece kendinden sorumlusun." (Nisa, 4/84) diye buyurdu."

Burada Bera (r.a.), söz konusu ayeti fetvasına delil gösterirken şunu demek istemiştir: "Allah, peygamberine: "Sen sadece kendinden sorumlusun" diyerek yalnız başına bile kalsa Allah yolunda çarpışması gerektiğini ona bildirmiştir." Ayrıca rivayetten şunu anlıyoruz: "Bir kişi yalnız başına kalabalık bir düşman grubunun içine daldığında onlarda bir şaşkınlık ve dağınıklık meydana getireceğini, bu arada içlerinden birkaç kişiyi öldürebileceğini ve böylece düşman tarafına zarar verebileceğini ama buna rağmen öldürüleceğini biliyorsa bu eylemi yapabilir." İşte bu bir istişhadi eylem yani şehadeti göze alarak gerçekleştirilen eylemdir. Geçmişte bu tür eylemler bir mücahidin kılıcını alarak düşman kuvvetlerinin arasına dalması suretiyle gerçekleştiriliyordu. Bugün de vücuduna bomba bağlayarak veya arabasına bomba yerleştirerek düşman kuvvetlerinin arasında patlatması suretiyle yapılıyor. Esasta benzerlik, şekilde ise farklılık söz konusu. Şekilde farklılığın kıyasın geçerliliğini ortadan kaldırmayacağını çünkü çağın şartlarına ve gereklerine göre şekilde farklılık olabileceğini daha önce söylemiştik. Eğer cihad uygulamalarında sadece esasta değil şekilde de aynılık ararsak bugün toplarla, otomatik tüfeklerle ve benzeri savaş aletleriyle cihad etmeyi caiz görmememiz gerekir.

* Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İbnu Hibban ve Hakim'in rivayet ettiğine göre Eslem ibnu Yezid şöyle demiştir: "İstanbul'daydık. Birden karşımıza Bizans kuvvetlerinden büyük bir asker birliği çıktı. Bu arada bir mücahit Bizans güçlerinin arasına daldı. Ta ortalarına kadar girdi. Sonra aralarından sıyrılıp çıktı. İnsanlar bunu görünce: "Subhanallah! Bu adam kendini tehlikeye atıyor" dediler. Bunun üzerine Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.) şöyle dedi: "Ey insanlar! Siz bu ayeti (yani "kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın" (Bakara, 2/195) ayetini) böyle mi yorumluyorsunuz. Bu ayeti kerime biz ensar topluluğu hakkında inmiştir. Allah İslam'ı kuvvetlendirince ve destekçileri de çoğalınca biz kendi aramızda gizlice: "Mallarımız zayi oldu. Yüce Allah da zaten İslam'a güç kazandırdı. Artık mallarımızın başında durup da onlardan zayi olanları düzeltsek" dedik. Bunun üzerine Yüce Allah bize cevap olarak bu ayeti kerimeyi indirdi. Burada tehlike ile kastedilen savaştan geri kalarak malların başında durup onları düzeltmeye çalışmaktır."

İlim adamları bu rivayetten yola çıkarak bir kişinin öldürüleceğini bilse bile düşman birliklerine zarar vermek için onların saflarına dalmasının caiz olduğunu söylemişlerdir. İlim adamları bu hadisin şerhinde şöyle demişlerdir: "Şayet bir kişinin hücumu son derece cesaretinden doğuyorsa ve bununla düşmanı korkutacağını yahut Müslümanları düşmanlara karşı teşvik edeceğini veya buna benzer sahih bir maksat umuyorsa bütün alimlerce bunun iyi bir şey olduğu tasrih edilmiştir." (Bkz. Nimeti İslam'ın İslam mecmuası tarafından yapılan baskısına konulan "Cihad bölümü" ilavesi, sh. 948)

* Bir rivayette bildirildiğine göre, Müslümanlar İran tarafına doğru sefere çıktıklarında Müslümanların atları İranlıların fillerinden ürktü. Bunun üzerine Müslümanlardan bir mücahit, çamurdan bir fil yaptı. Sonra kendi atını o file alıştırdı. Daha sonra atıyla İranlıların fillerine doğru saldırıda bulundu. Etrafındakiler: "Onlar seni öldürürler" dediler. O da: "Müslümanlar fetih gerçekleştirecek olduktan sonra benim öldürülmem önemli değil" dedi.

Bu olayda da dikkat edilirse bir mücahit, İslam ordularının önündeki önemli bir engeli ortadan kaldırmak için kendini şehadete atıyor. İşte bu da bir istişhadi eylemdir.

* Yemame olayında, Hanife oğulları kaleye sığınınca Bera ibnu Malik (r.a.) arkadaşlarından kendisini bir tulum içine koyarak kalenin duvarından içeri bırakmalarını istedi. Onlar da öyle yaptılar ve tek başına kalenin içine girip düşman kuvvetleriyle çarpışarak içerden kale kapısını açmayı başardı ve böylece Müslümanlar kaleye girdiler.

Bu olayda da Bera ibnu Malik (r.a.)'in Müslümanların kaleye girmelerini sağlamak için şehadeti göze alarak bir eylem yaptığı görülüyor.

Sireti ve genelde İslam tarihini incelediğimizde bu olayların benzeri birçok şehadet eylemi gerçekleştirildiğini görürüz. Ulubatlı Hasan'ın yaptığı da bir istişhadi eylem değil midir? Ulubatlı Hasan sırf Osmanlı bayrağını düşman surlarına asabilmek için kendini şehadete atmıştır. Onu bu eyleminden dolayı sürekli övgüyle anıyor, yaptığı eylemi büyük bir kahramanlık olarak zikrediyoruz da, Filistinli bir mücahidin daha büyük gayeler için gerçekleştirdiği benzer bir eylem karşısında neden: "Öyle şey mi olur, bu bir intihardır" diyoruz. Lütfen sürekli başkalarını çifte standartçılıkla suçlarken kendi değerlendirmelerimizde aynı hataya düşmeyelim.

Aslında İslam tarihinden, istişhadi eylemlere daha pek çok örnek gösterebiliriz. Ama sözü bu rivayetlerle uzatmak istemiyoruz. Meselenin anlaşılması ve yapılanın delilsiz olmadığının bilinmesi için bu kadarının yeterli olacağını sanıyoruz. Şimdi ilim adamlarının konuyla ilgili görüşlerine ve fetvalarına bakalım:

* İbnu Arabi (Muhyiddin İbnu Arabi değil fıkıh alimi İbnu Arabi) bir kişinin kalabalık bir düşman grubuna saldırıda bulunması hakkında şöyle demiştir: "Bana göre doğru olan bunun caiz olduğudur. Çünkü bunda dört husus vardır: Birincisi: Şehadeti istemek. İkincisi: Düşmana zarar vermek. Üçüncüsü: Müslümanları onlara karşı cesaretlendirmek. Dördüncüsü: Düşmanları moral yönünden zayıflatmak. Çünkü onlar: "Bu bir kişi böyle yaparsa hepsi birden neler yaparlar!" diye düşüneceklerdir."

Bir kişinin kalabalık bir düşman topluluğuna saldırıda bulunması demek İbnu Arabi'nin yukarıda zikrettiği gayeleri ve İslam kuvvetlerinin yararına düşman kuvvetlerinin zararına olacak daha başka gayeleri gerçekleştirmek için kendini şehadete atması demektir. Çünkü bir kişinin kalabalık bir gruba saldırıda bulunmasının sonucunun o bir kişinin öldürülmesi olacağı kesindir. Yukarıda da zikrettiğimiz gibi geçmişte bu tür şehadet eylemlerinin kılıçla gerçekleştirilmesi bugün bombayla veya benzeri şeylerle gerçekleştirilemeyeceğini göstermez.

* Maliki mezhebi alimlerinden Kasım ibnu Muhaymere, Kasım ibnu Muhammed ve daha başka fakihler, Allah için halis niyetle olması ve kişinin kendinde bir güç olduğunu hissetmesi halinde bir kişinin kalabalık bir düşman birliğine saldırmasının sakıncalı olmadığını söylemişlerdir.

* Şevkani de Neylu'l-Evtar'da düşmana esir olmak istemeyen bir Müslümanın öldürülünceye kadar çarpışmasının caiz olduğunu söylemiştir. Bazı ilim adamları da düşmana esir olduğu takdirde kendisine işkence edileceğinden dolayısıyla bu işkence altında Müslümanların sırlarını verebileceğinden endişe duyan bir kişinin kendini ölüme atmasının intihar sayılamayacağını ifade etmişlerdir. Bu yöndeki fetvalar kişinin kendini ölüme atmasının her zaman intihar hükmünde olmadığını, bu konuda niyet ve gayeye bakılması gerektiğini göstermektedir.

* Ünlü tefsir alimi Cassas'ın Ahkamu'l-Kur'an, C.1, sh. 309'da naklettiğine göre hanefi alimlerinden Muhammed ibnu Hasan eş-Şeybani şöyle demiştir: "Eğer sonuçta kurtulabileceğini veya öldürülse de düşmana zarar verebileceğini tahmin ediyorsa bir kişinin bin kişiye karşı saldırı gerçekleştirmesinde sakınca yoktur... Sonuçta kurtulamayacağını hatta düşmana da bir zarar veremeyeceğini ama Müslümanlara cesaret kazandıracağını, böylece onların kendisini örnek alarak düşman karşısında aynı cesaretle çarpışacaklarını hesap ediyorsa yine de saldırıda bulunmasında bir sakınca yoktur. Allah'ın izniyle bu hareketinden dolayı sevap alacağını umarım."

* Ebu Hamid el-Gazali, İhya'da, bir Müslümanın öldürüleceğini bile bile bir düşman birliğine saldırmasının caiz olduğunda ihtilaf olmadığını bildirmiştir.

* İmam Nevevi de cihad esnasında belli bir gaye için kişinin kendini tehlikeye atmasının caiz olduğunu söylemiştir. Nevevi'nin şehadet eylemleriyle ilgili açıklamasını yukarıda vermiştik.

* Beyhaki de Sünen'inde, Avf ibnu Afra ile Umeyr ibnu Humam'ın Bedir'de, Enes ibnu Nadr'ın Uhud'da ve Bera ibnu Malik'in Yemame'de yaptığı hareketleri delil göstererek bir kimsenin kendini şehadete atmasının veya şehadeti göze alarak bir eylem düzenlemesinin caiz olduğunu bildirmiştir.

* Kurtubi, Tefsir'inde, Yüce Allah'ın: "İnsanlardan öyleleri de vardır ki, canlarını Allah'ın rızasını kazanma yolunda feda ederler" (Bakara, 2/207) ayetini bir kimsenin düşmana zarar vermek veya Müslümanlara güç kazandırmak amacıyla şehadete atmasının caiz olduğuna delil göstermiştir. (Bkz. Kurtubi Tefsiri, C. 3, sh. 21)

* Maliki alimlerinden Ebu Abdillah Muhammed ibnu Ahmed bir kimsenin kalabalık bir düşman topluluğuna veya saldırgan grubuna yahut isyancılara karşı eylem düzenlemesi hakkında şöyle demiştir: "Saldırıda bulunacağı kimseleri öldürüp de kurtulacağına kanaat ederse bu hareketi yapması iyidir. Öldürüleceğine ancak yine de karşı tarafa zarar vereceğine yahut Müslümanların yararına olacak bir etki yapacağına kanaat ederse o zaman yine caizdir." Ebu Abdillah bu görüşüne Bera ibnu Malik'in Yemame'deki hareketini delil göstermiştir.

* Yine Maliki alimlerinden İbnu Huveyz Mikdad şöyle demiştir: "Bir kişinin bir gruba yahut kalabalık bir asker topluluğuna saldırması konusuna gelince: Bu kişi eğer kendisinin öldürüleceği ama bununla birlikte düşmana zarar verebileceği veya başarılı çarpışma yapabileceği ya da Müslümanların yararına olacak bir etki yapabileceği kanaatini taşıyorsa bu hareketi caiz olur." İbnu Huveyz, bu görüşüne, bizim yukarıda verdiğimiz ve İranlıların fillerine karşı bir Müslüman mücahidin atını alıştırması ve tek başına bir orduya saldırması olayını delil göstermiştir.

Bu aktardıklarımız Allah yolunda, düşmana zarar vermek veya Müslümanların yararına olacak bir etki bırakmak için kendini şehadete atmanın caiz olduğu konusunda söylenenlerin sadece bir kısmı. Sonuç itibariyle, İslam fıkhına göre intihar genellikle, bir insanın dünya sıkıntılarından bıkarak ölümü tercih etmesi ve herhangi bir yolla kendi kendini öldürmesidir. Bir tek ilim adamı bile cihad esnasında düşmana zarar vermek yahut Müslümanlara cesaret kazandırmak amacıyla kendini ölüme atmanın intihar sayılacağını söylememiştir. Sadece ölümü göze alarak gerçekleştirilecek eylemlerde gözetilmesi gereken birtakım kurallar belirlemişlerdir. Çağımızın ileri gelen alimleri de aynı şeyi vurgulamaktadırlar. İşte Prof. Dr. Yusuf el-Kardavi'nin konuyla ilgili hutbesinden birkaç cümle: "Ne yazık ki HAMAS'taki kardeşlerimiz yoğun bir baskıya maruz kalınca bütün herkes bıçaklarını onlara doğru çevirdi. Böylece herkes onlara sövmeye, ağır tenkitler ve lanetler yağdırmaya başladı... Böylece suçlular ve terör hamlesi başlatan teröristler topluluğu haline geldiler. Oysa daha düne kadar intifadanın fedaileri, kendilerini şehadete atan büyük kahramanlardı. Bu hareketin geçmişte kahramanca eylemler olarak nitelenen eylemleri nasıl oldu da birden bire "intihar saldırıları" haline geldi? Bunun tek sebebi Arap toplumlarının kafalarının yahudileştirilmesidir. İsrail zihinleri yahudileştirdi. Medya, Rabbimizin merhamet ettiklerinin dışında kalanların kafalarını yahudileştirdi. Rabbimizin koruduklarının -ki onların sayıları da azdır- dışında kalan politikacıları yahudileştirdi. Böylece kahramanları teröristler, onların eylemlerini de cinayet eylemleri olarak adlandırmaya başladık..."

Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi dekanı Prof. Acil Casim en-Neşemi de, Kuveyt'te çıkan el-Kabes gazetesinin 19 Mart 1996 tarihli sayısında yayınlanan konuyla ilgili fetvasında özetle şu bilgileri veriyor: "Üzerine bomba bağlayarak veya arabasına bomba koyarak düşmanların arasına dalan bir genç bu hareketiyle düşman tarafında ölüme yol açmayı ve düşmana herhangi bir şekilde zarar vermeyi amaçlıyorsa bu hareketinden dolayı intihar etmiş sayılamaz. Fakat bunun belli şartları var: Birinci olarak: Bu hareketiyle Allah'ın kelimesini yüceltmeyi (i'layi kelimetillah), Allah yolunda ölümü ve Allah'ın dininin yücelmesini amaçlamış olmalı. İkinci olarak: Düşmana zarar vermek için başka bir seçeneğin bulunmadığı yahut bu seçeneğin diğer seçeneklerden daha çok düşman üzerinde etki yapacağı bilinmeli. Üçüncü olarak: Bu tür bir eylemin fert üzerindeki etkisine değil cemaat üzerindeki etkisine itibar edilmeli, böyle bir eylemin nasıl bir sonuç getireceği cemaat açısından değerlendirilmelidir. Böyle bir eylemin ne gibi sonuçlar getireceği üzerinde araştırma yapılmadan ferdi olarak bu tür bir eyleme girişilmesi ise caiz olmaz." Prof. en-Neşemi bunlara dikkat çektikten sonra ilim adamlarının istişhadi eylemlerin cevazıyla ilgili görüşlerini ve bu konuda dayandıkları delilleri sıralıyor. Biz bunların çoğunu yukarıda verdiğimizden burada tekrar etmeye gerek görmüyoruz. Ancak şunu belirtelim ki, en-Neşemi, ilim adamlarının bir kişinin kalabalık bir düşman topluluğuna, düşmana zarar vermek yahut Müslümanlara cesaret kazandırmak amacıyla saldırıda bulunmasının cevazına delil olarak gösterdikleri rivayetlerin Filistin cihadı esnasında gerçekleştirilen istişhadi eylemler için de delil sayılacağını ifade etmektedir.

Ezher Alimleri Cephesi de, Filistinli mücahitlerin eylemlerine yöneltilen tenkitler üzerine yayınladığı fetvada bu eylemlerde şehid olanların
şehitlerin üstünleri arasında yer almalarının umulduğunu dile getirdi. Ezher Alimleri Cephesi'nin fetvasında da bizim yukarıda sıraladığımız rivayetler ve görüşler delil olarak gösterilmekte, ardından da şöyle denmektedir: "Bu itibarla, Filistin'de ve daha başka yerlerde, Allah'ın kendi üzerindeki hakkını ve Müslümanların haklarını düşünerek kendilerini ölüme atanlar, Allah'ın izniyle, şehadet sevabından mahrum olmayacaklardır... Filistin toprağı canların ve malların uğrunda feda edilmesine en layık topraklardandır. Dolayısıyla, orası için şehid olanlar inşallah şehitlerin en üstünlerinden olacaklardır. Ahmed ibnu Hanbel, Müsned'inde Ebu Umame'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: "Ümmetimden bir grup sürekli hak üzere hareket edecek, düşmanlarına üstün geleceklerdir. Allah'ın emri gelinceye kadar (onların bu cihadları devam eder), kendilerine muhalefet edenlerin muhalefetleri onlara bir zarar vermez." "Onlar nerededirler ey Resulullah?" diye soruldu. O da şöyle buyurdu: "Beyti Makdis'de (Kudüs'te) ve Beyti Makdis'in (Kudüs'ün) çevresindeki bölgelerde."... Burada şunu ifade etmeliyiz ki, gasp edici gaspını sürdürdüğü sürece onun gözetilmesi gereken hiçbir mahremiyeti yoktur. Kanının ve canının da dokunulmazlık hakkı (ismeti) kalmaz."

Prof. Dr. Hemmam Said, Prof. Dr. Yasin Deradine, Prof. Dr. Muhammed Amr, Prof. Salah Abdulfettah el-Halidi, Prof. Dr. Muhammed Uveyde, Prof. Dr. Mahmud Salih Cabir, Prof. Dr. Rasih el-Kurdi gibi tanınmış ilim adamları başta olmak üzere şeriat ilimlerinde otorite sayılan onlarca ilim adamının imzasını taşıyan, "Şeriat alimlerinin Filistin toprağındaki istişhadi eylemlerin meşruiyeti hakkındaki fetvaları" başlıklı bir fetvada da şöyle denmektedir: "İlim adamlarının ileri gelenleri tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarında bir kişinin şehid olmayı göze alarak kalabalık bir düşman kitlesine saldırmasının caiz olduğuna ve bu eylemiyle Allah'ın rızasını, düşmana zarar vermeyi gaye edinmesi, niyetini de halis tutması halinde eylem esnasında şehid olmasının saygın bir şehadet olduğuna hükmetmişlerdir." Fetvada daha sonra konuyla ilgili rivayetler ve görüşler naklediliyor. Sonuçta da şu ifadelere yer veriliyor: "Sonuç itibariyle bilinmelidir ki intihar şer'an reddedilen bir harekettir. İntihar, intihar eden kişinin Allah'ın rahmetinden ümit kestiğine, O'nun kaderine rıza göstermediğine, kaza ve imtihanına sabretmediğine delalet eder... Allah'a olan bağlılığı, O'nun dininin yücelmesi, Peygamberinin isra ve
mirac

topraklarının işgalden kurtarılması için cihad ettiği, düşmana karşı verdiği cihadda ve düşmana zarar verme konusunda bağlı kalmak zorunda olduğu şeriatın kendini ne ile yükümlü kıldığının bilincinde olduğu bilinen, kendisi Allah'a gönülden boyun eğmiş ve yalnız Allah'ın rızasını gözeterek Müslümanların zaferi için kendini şehadete atan bir genç için aynı şeylerin söylenmesi mümkün müdür? Bu durumdaki kişi Yüce Allah'ın şu ayetinde kastettikleri arasına girer: "İnsanlardan öyleleri de vardır ki, canlarını Allah'ın rızasını kazanma yolunda feda ederler" (Bakara, 2/207) İlim ehli böyle konuşurken ilimden nasipleri olmayanlar ne yazık ki, Filistin'deki fedakar kardeşlerimizin, kutsal Filistin topraklarını siyonizm kirinden temizlemek için cesaretle gerçekleştirdikleri eylemler hakkında ulu orta konuşuyorlar. Düşünmüyorlar ki, İslam adabı insanın bilmeden konuşmamasını, bilmediği bir konuda en azından susmayı tercih etmesini gerektirir. Düşünmüyorlar ki, intihar Allah'ın haram kıldığı bir şeydir ve bu insanlar Allah yolunda canlarını feda ediyorlar. İşin şer'i delillerini bulmadan böyle bir hareketi yapacak, dolayısıyla hem dünya hem de ahiret hayatlarını mahvedecek kadar aptal değiller. Ne yazık ki son zamanlarda, Batı'dan geçme o "bana göre, bence..." ibaresiyle başlayan ve hiç sevmediğim "ben" merkezli anlayış iyice moda oldu. Artık İslami anlayış sahiplerinin bile çoğunun, bir konuda Allah'ın hükümlerini, ilim ehlinin açıklamalarını araştırma zahmetine katlanmadan: "Bana göre, bence..." ibaresiyle başlayan uzun yorumlar yaptıklarını görüyor ve ciddi şekilde rahatsız oluyorum. Zaten bu kadar farklı gruplara ayrılmamız da hep böyle "ben" merkezli düşünmemizden ileri gelmiyor mu? Oysa Yüce Allah: "Eğer bilmiyorsanız zikir ehline (yani ilim sahiplerine) sorun." (Nahl, 16/43) demiyor mu? Ve yine Yüce Allah: "Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürün. Bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir." (Nisa, 4/59) diye buyurmuyor mu? Lütfen Allah'ın kitabını ve Resulullah (s.a.s.)'ın sünnetini her zaman ölçü ve terazi olarak kabul edelim ve kardeşlerimiz hakkında insaflı olalım. Bilmeden başkalarının oyunlarına alet olmayalım.
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 10.06.2006, 01:41

 
kemal bilici - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.10.2005
Mesajlar: 1.254
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı:
Ezher Alimleri Cephesi de, Filistinli mücahitlerin eylemlerine yöneltilen tenkitler üzerine yayınladığı fetvada bu eylemlerde şehid olanların şehitlerin üstünleri arasında yer almalarının umulduğunu dile getirdi. Ezher Alimleri Cephesi'nin fetvasında da bizim yukarıda sıraladığımız rivayetler ve görüşler delil olarak gösterilmekte, ardından da şöyle denmektedir: "Bu itibarla, Filistin'de ve daha başka yerlerde, Allah'ın kendi üzerindeki hakkını ve Müslümanların haklarını düşünerek kendilerini ölüme atanlar, Allah'ın izniyle, şehadet sevabından mahrum olmayacaklardır.
Aktarmis oldugun metnin tamami okunmali faydali, Eyvallah. Lâkin Ezher Cephesindeki Alimlerin görüsleri dogrumudur degilmidir Rabb'im bilir. Yalniz halâ ben yukaridaki rivayet ve görüslerde biri-bir mücadele yada tek kisinin sadece düsman icine kendini feda ederek zayiat verdirmesi , baska bir müslümanin canini korumak icin kendi canini feda etmesi rivayet ve delillerini görebildim..

Bir müslümanin beline bomba baglayip pazar yerine dalmasi ; Düsman baska bir millet te olsa savasan erkekleri haricinde Coluk-cocuk-kadin -yasli hatta olasi müslüman bir kardesininde ölümüne sebebiyet verebilecek kimilerine göre cihad,kimilerine göre intihar saldirisini me$ru kilacak delil ve rivayet göremedim..
Yazi uzun belki vardir ben okurken atlamista olabilirim
Ama Bu konu defalarca gündeme geldi her geliste sayfalar dolusu yaziliyor,konu ile alakali olsun olmasin ayet-hadis,rivayet,hikaye..

Aslinda kisaca konuya yani soruya cevap olabilecek Ayet yada hadisi yoksa Fetva veya alimlerin görüsü kisaca yazilsa mesele kökünden hallolacak.
kemal bilici isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 10.06.2006, 01:54

 
kemal bilici - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.10.2005
Mesajlar: 1.254
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Aslinda aktarmis oldugun yazinin su noktasi bile soruya belki tam cevabi veriyor...
Alıntı:
Eğer bir fiilin benzeri Resulullah (s.a.s.) döneminde yapılmış ve itiraz edilmemişse o fiilin yasaklar dairesine girdiği söylenemez. Ayrıca bilmek gerekir ki, burada önemli olan esasta benzerliktir. Yoksa şekilde farklılık esastaki benzerliğe dayanan kıyası geçersiz kılmaz.
...Bu sava$ tarzinin Peygamberimizin döneminde de yapildigini ve itiraz etmedigini sunabilmek gerek, bu yapilanin cihad oldugunu yapanin ölümüyle $ehid mertebesine yükseldigini anlayabilmemiz yada diyebilmemiz icin.


$imdi birimiz beline fünyesini cekince patlayacak bomba baglasa,
Karsida israil ordusundan askerler var, yer pazar yeri, yada sivillerinde icinde oldugu otobüs (cocuk ,kadin ,yasli asker hepsi mevcut ) hersey
Hazir sadece Büyük Kumandanin emri bekleniyor..
En Büyük Kumandan . Efendimiz (sav) bu emri verir mi..? git o kalabaliga belindekini patlat emrini..!
Verir diyenler icin , bu yapilanlar ; cihaddir .
Vermez diyenler icin ,bu yapilanlar ; Intihardir.

kisi Ayet ve Hadislerde hakiki Allah Dostlarinin fetva yada tavsiyelerinde bulamadigini bence bu kistasla bulmali.
kemal bilici isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 10.06.2006, 02:24
ağA liamsİ

 
vel_Cema@t - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.02.2005
Yaş: 30
Mesajlar: 43
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
S.A

ARMAGAN

http://delikanforum.net/showthread.php?t=33993&page=6

ben de tam senin verdiğin bu alıntılar hakkında yazdım aslında...

Saygılar
__________________
hayvanlar ve pervaneler ateşe düşmeğe başladılar.
Ben sizin eteklerinizden tutup kurtarmaya çalışıyorum,
siz ise içine atlıyorsunuz. (Hadis-i Şerif)
vel_Cema@t isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 10.06.2006, 11:52
Her zaman islam ve adalet için varız....

 
Lionheart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.01.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 1.168
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sadece karşı tarafın askeri geberecekse intihara karşı değilim...Ama masumlar varsa arada olmaz...!!!
__________________
Türk ordusu dünyanın süphesiz en güçlü ordusudur....
denemesi ABD den....
Lionheart isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 10.06.2006, 14:29
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Öncelikle Acizane Açıklamalarda Bulunmalıyım...

Kardeşlerim... Gerek Filistin, Afganistan ve Diğer Yerlerde Yapılan İstişadiyelerin Yukarıdaki İslami şer'i Deliller Tarafından Doğruluğunu Tartışmam... Hakikat Ortadadır... Lakin Kast edilen Hakikatler ve Olaylar Yansıtılma ve İslami Hassasiyetlerin Farkına varılmamasından Algılama Sorunları Yaşanmaktadır...

İlk Olarak...

Filistin 1958'de Katliamdan Kurtulmak için Barış İçin BM'e Başvurduğunda BM 1958'DE Çok Az israil Toprağı Varken İsrailin Geniş Tabanını Filistinden Alıp İsraillilere verdi... Filistin Barış İçin bunu Kabul etti... !

Filistinli Müslümanlar Topraklarının Gaspı, Katliamlar(Cenin v.s.) ve Diğer Olaylar Arasında Deccali Medya ve Politika İle Haksız Konuma Getirildi... Müslümanların Zihinleri Asılsız iddialar'ın Yanı Sıra Hak Üzere olanların Arasına Saldıkları ''Mossad Ajanları'' ve Mürted İşbirlikçileri Sayesinde Bulandırıldı... Hala Müslümanlar Konunun Vatan ve Yaşam Savaşı olduğunu Anlayamamaktadır...

Filistinli Müslümanlara Yardımı 19 Arap Devleti ve Türkiye Müslümanları Neden Yapamamaktadır Hiç Düşündünüz mü ? Algılarken Sorgulamaları iyi Yapmak Gerekir... !

Filistinli Kardeşlerimiz Nice Medyada, Basında, Yayında, Videolarda Ağladılar, Yardım Dilediler...! Silah, Mühimmat İstediler..., Zekat İstediler... ! Yaşam Savaşı Veriyoruz... Vatan Savaşı Veriyoruz... Bize Silah ve Mühimmat verin Bizi Güçlendirin Ey Müslüman Kardeşler Allah Rızası için Dediler... Ve Bu Ayeti Ezberlettiler ;

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla

ENFAL 72. İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın (o müslümanlara) yardım etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklarınızı hakkıyla görmektedir.

Peki Müslümanlar Nerede ? 1.200 Müslüman Nerede ?

İçlerinden Alim, Ulema Olanları Mutlak Müçtehid Olanları İçtihad ettiğinde Bir Çok Delil Sunabiliyorken Nasıl Sorgulamalıyız... Bakınız Sadece Bugünden Bir Örnek ne Yapsınlar Siz Söyleyin ! Ama Aklınızı Kullanırken Gerçekleri de Öğreninki ! ''Garkad Ağacı'' Hadisine Takılmayın Allah Muhafaza... !

Haber Bugün İçin ;

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=162697

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=162659

ABD İsrail'den daha İsrail!


ABD, İsrail'in piknik yapan 11 kişiyi öldürmesini 'savunma hakkı' olarak yorumladı.

http://www.dunyabulteni.net/haber_detay.php?haber_id=3362

Hamas Ateşkesi Bozdu


İsrail'in dün 11 sivili öldürmesinin ardından Hamas ateşkesi bozdu. Abbas üç gün yas ilan etti.

http://www.dunyabulteni.net/haber_detay.php?haber_id=3368
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 10.06.2006, 14:40
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Yıllarca Barış İçin Barış Umuduyla Direndiler Durdular... Hep Barış İçin Ağladılar Zillete Boyun eğdiler... Allah c.c. Onları Güçlendirdi... Kalplerini ferahlatacak Müvahidler Çıkardı... Şimdi de Müslümanlar tenkit ediyorlar... Ebu Basir r.a.'ı iyi Okumanız İslam'ın Zimmi Olmayanlarına Karşı Canının Malının Haram Oluşu Konusuna Bakmadan Değerlendirmeyin ! İsrail Masum Halkı Bunları Bilmiyor mu ? Onlar Ne Yapıyor ? Hiç Düşündünüz mü ?

Bakın Sadece Usame - Robert Fısk Röportajından Tefekkür İçin Size Allah Rızası İçin Beyin Cimnastiği Olsun ! ;

20 Mart 1997'de bir kez daha röportaj için buluştuk. O zaman 41 yaşındaydı. Fakat sakalları ağarmıştı. Göz altlarında torbalar oluşmuştu. Yaşlanmış gibiydi, bir ayağını rahat kullanamıyordu, yürürken hafifçe topallıyordu. O görüşmenin notlarını hala saklıyorum. Gaz lambasının zayıf ışında karalama gibi not almışım sözlerini: "Amerikan halkına karşı değilim, hükümetlerine karşıyım" demiş. Amerikan halkının, hükümeti temsilcileri olarak gördüğünü hatırlattığımda, bu yorumu sessizce dinlediğini hatırlıyorum. "Amerikan ordusuna karşı girişeceğimiz askeri operasyonun henüz başındayız" dedi.

Kimse İstişadiyeleri Masumlara Kabul etmiyor ve Bunun İçin Uğraşmıyor... Sadece Bunların Zilletten Kaynaklandığını Müslümanların Eksikliklerinden Kaynaklandığını ! Zamanında Zekat, Yardım Yapılmadığı İçin Mecburiyet Kavramına Girdiğini Anlatmaya Gayret ediyor... Zillet Kalkmadıkça Devam etmek Zorundayız'ı Onurlu şekilde Aktarıldığı İçin Kuvvetlice Devam edeceğiz Deniyor'' Bu Onur'u Müslümanlar kendi Kalplerinde Zillet Olarak Göremiyor veya Sorumluluk Hissetmiyorlarsa ! Başka Sözüm Mevcut Olamaz... O zaman Son Söz Olarak Bütün Canı Alan Allah'tır... Rabbim Daha iyi Bilir derim... ve Hatırlatırım...

el-BAKARA - 251. Eğer Allah'ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü altüst olurdu. Lâkin Allah bütün insanlığa karşı lütuf ve kerem sahibidir.

54. Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir.
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 10.06.2006, 14:49
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Abd ve İsrail'in Stratejik Bahanelerine Aldanan Müslümanlar Acaba Onların Barış İstemediğini Armegeddon ve Vaad edilmiş Topraklar İçin Fitneler Çevirdiğini Asıl Gayenin ne olduğunu Ne zaman Anlayacaklar... ! Sanırım Herkez Anlamayacak... Kahreden de bu ! Filistinliler İsrail'e Yaptıkları Masum insanları Bombalarla Patlatma Eyleminden Rahatladıkları Kadar Hiç bir Şeyden Rahatlamadılar ! İsrail Halkı Ancak O zaman Hükümetine Yükleniyor... Diğer Ülkeler ve Müslüman Ülkeler ise Ehlileştirilmiş... Deccali Medyada Uyuya Dursunlar... ! Şu Kadın Kadar Olsunlar yeter... ;

http://www.dunyabulteni.net/haber_de...?haber_id=1812
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 10.06.2006, 14:52
ağA liamsİ

 
vel_Cema@t - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.02.2005
Yaş: 30
Mesajlar: 43
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
S.A.

Üslubun ve iyi niyetin için teşekkür etmek istedim ARMAGAN kardeşim...

Bazı konularda farklı düşünsekte...

Müslümanca, medenice tartışabilmek ne güzel...

Derdini ve yaranı biliyorum Armağan'ım... O derdi seninle kimsenin paylaşmadığını düşünme olr mu... Ayrıca ümmetim ve düşmanım hakkında senin kadar olmasa da bilinçli bir insan olduğumu düşünüyorum...

İhtilafımız sadece bazı yöntem ve ayrıntılar hususunda. Yoksa cihad ve direniş hususunda değil. O da Rahmet olur İNŞALLAH.

Yazılarını ilgiyle okmaya devam ediyorum...

S.A.
__________________
hayvanlar ve pervaneler ateşe düşmeğe başladılar.
Ben sizin eteklerinizden tutup kurtarmaya çalışıyorum,
siz ise içine atlıyorsunuz. (Hadis-i Şerif)
vel_Cema@t isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 10.06.2006, 15:00
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Aleyna Aleykum Esselam

Günahkarda Olsa, Sapık Fırkalara da Dahil Olsa ''La İlahe İllaAllah Muhammeden ResullullAh'' Diyen ve Kalbiyle Tasdik eden İrtidad (Mürtedlik) ve Kısas Müstesna İslami Değer Yargısı ve Derecelerle Severiz, Saygı Gözteririz, Emri Bilmağruf Yaparız... Müslüman Müslümanın Kardeşidir... Ona Zulm etmez... Düşmanına Teslim Etmez...! Hadisi Önem Kazanır... Her Müslümanı Severiz... Ama Fasıklardan Alınan Haberlerle Akıl Yorumları Gerçeklerden Uzak ve Hassasiyet olunca Hepimiz iman Nuruyla Depreşiriz... Yoksa Kimseye Ne Kötülük etmek Nede Haksız Yere Zarar vermek Biz Müslümanlara Yakışmaz... Allah Razı olsun... Müslümanlar Fitne Zamanında ve Zillette Maide 51 ve tefsiri Uyarınca ''Günahkar dahi olsalar'' Müslümanların Safında Olmak Zorundadırlar... Bu Elle, Dille veya Kalble Bunun Dışındakilerde Hardal Kadar İman Yoktur... Buyurulur...(Muslim İman 20)
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 10.06.2006, 15:20
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı


ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 10.06.2006, 15:21
ağA liamsİ

 
vel_Cema@t - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.02.2005
Yaş: 30
Mesajlar: 43
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Yav başımın tacı olsun benim müslüman. Ben müslümanı seviyorum arkadaşşşş. Nerde görsem içimin yağı erir. Ağzından bir İNŞALLAH duysam mutlu olurum Allah'ı hatırladı diye.

O sapık şia da olsa, bana düşen elbette kafire karşı onu desteklemektir...

Benim kaygım şu... Dediğin gibi imanı olan kelimeyi tevhidi ikrar eden herkes, günahı sevabı, iyisi kötüsü, bizdendir.

Bu intihar mıdır şehadet midir fetva veremiycem ama, benim ilmihal kitaplarında okuduğum bir şey var: Deniyor ki, her ne kadar intihar etmek haramsa da intihar edene kafir denmez, namazı kılınır (İmam Ebu yusuf gibi bazı imamların ihtilafı var, kılınmaz diyorlar). Velev ki intiharın haram olduğunu bilsin ve ikrar etsin. Yok eğer inkar edip de kendini öldürmüşşe, bir haramı helal saydığı için imanını kaybetmiş ve bu hal üzere ölmüştür...

Eğer durum böyleyse ne olacak Hocam... Ben sadece bu tehlikeye dikkat çekmek istiyorum... Yoksa ısrarla ifade ediyorum. Bu cihadla, direnişle alakalı bir görüş veya yorum DEĞİLDİR!!! Sadece bu yöntemle alakalı bir itiraz...
__________________
hayvanlar ve pervaneler ateşe düşmeğe başladılar.
Ben sizin eteklerinizden tutup kurtarmaya çalışıyorum,
siz ise içine atlıyorsunuz. (Hadis-i Şerif)
vel_Cema@t isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 10.06.2006, 15:30
Kayıt onayı eksik