İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > MESELELERİMİZ > Bilinmesi gerekenler
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #41
Alt 28.03.2007, 13:35
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.253
Teşekkür etti: 993
1.034 Teşekkür 596 Mesaja aldı
Sistemin küfür sistemi olması ayrı ona tabi olanları küfürle itham etmek ayrıdır.Kaldı ki tabiyet de denemez.Biz paramızı helal yerden kazanmadıktan sonra harama helale dikkat etmedikten sonra geceleri kalkıp teheccüdlerde günahımıza ağlamadığımız sürece sistem küfür olmuş olmamış bir şey ifade etmez.
Mekke zamanında da küfür sistemi vardı.
Ama Peygamberimiz sistemle savaşmamış irşad ve tebliğle uğraşmıştır.
Sistemle savaşmak yerine kendi hal ve ahvalimizi düzeltirsek gerçekten çevremizdeki çoğu insan bize gıptayla bakacaktır.
Biz İslamı iyi yaşayamadığımız için bu gün ortalık Yaşar Nuri gibilere kalmıştır.
Kaldı ki Allah bir millete şeriatı nasip etmişse dünyanın tüm devletleri toplarıyla tanklarıyla bir olsalar bir şey yapamazlar.
ALLAH bir millete şeriat nasip etmemişse kimse bunu sağlayamaz.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #42
Alt 28.03.2007, 17:03

 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 5.096
Teşekkür etti: 5
196 Teşekkür 129 Mesaja aldı
Bismillah...

Şu forumda şahit olduğumuz en manider ve güzel satırlarınızdı.Allah razı olsun.

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #43
Alt 28.03.2007, 19:05

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
zekat meselesini ibadsetin devlert düzeninden ayrı düşünülemeyeceğini anlatmak için verdim..

onun dışında şu nu söyletyebilirim...kişi küfür sistemini ve ona tabi olanları reddertmedikçe..geceler boyu teheccüdde kılsa..namaz kılmakta n alnı yarada olsa..oruç tuta tuta bitapta düşse..bu ibadetlerin değeeri olmaz..

müslümanın vazifesi allah kanunlarını yeryüzünde i,kame etmektir..allah kanunlarına muhalif kanunlar çıkaran kişileri toptan reddedip..o kişilerden beri olmaktır...

resulullah mekkede zayıf olduğu dönemde olsun medinede güçlü olduğu dönemde olsun..hiç bir surette müşriklerin düzenine tabi olmamış..aksine'''cahiliye''adı altında bu düzenleri toptan reddetmiştir..ve sadece allahın kanunlarına dayalı bir hayatı yaşamıştır..aksini iddia etmek allah resulüne iftira atmaktır..

anlayamadığım şu...kişi hem allah ve resulüne tabi olduğunu söylerken diğer taraftan allah ve resulüne savaş açan..allahın sistemini geçersiz kılmak için elinden gelen mücadeleyi yapan kişlere ve kurumlara nasıl olurda oy vererek destek olur...ve ..........işte benim oyum al ve beni, yönet diyebilir..


insanların bu yanlışa düşmesinin başlıca sebeblerinden biri şudur..

kişi allah vardır ve birdir diyor ve samimiyetle buna inanıyor..ama allahın ilahlık vasfında allaha ortaklar tutuyor...

ilahlığın başta gelen özelliklerinden biri insanların yaşayışını düzenlemek için hükümler belirlemedir..tali hükümler eğer kuran ve sünnet kaynaklı ise kabul edilir...hüküm koyma meselesinde allahın ortağı yoktur..ve bu ilahlığın gereklerindendir...bu manada da allahtan başka ilah yoktur..

kim bu hakkı bir mecli,se bir parlementoya..bir köy ağasına vs vs kişilere verirse allahtan başka ilah yoktuır şahadetini bozmuştur..ve başka ilahlar edinmiştir..


ben size oy veremezsiniz derken

allah ve resulüyle harbe girişen.(.bakara 178-179)

zinayı fuşiyatı emreden

faizi serbesrt bırakan...

allahın kapatın dediği saçları açtıran.(.nur 31)

allahın düzenini isteyenleri vatan hainliği ile suçlayan...

yahudi ve hırıstiyanları dost edinen..(maide 51)

dini devletten ayıran...

vs vs vs vs vs gibi


kanunlar çıkararak allahın ilahlığını kabul etmeyip kendi ilahlıklarını ilan eden kişilere ve bu kişilerin uşakları olan siyasi partilere oy vermeyin diyorum..

ve birkez daha söylüyorum ki bu kişilere oy vermek suretiyle destek olmak allahın ilahlığında allaha ortak koşmaktır...


allah ve rersulü bir işte hüküm verdikleri zaman..müslüman erkek ve müslüman kadınlara başka bir hükmü tercih etme hakkı verilmemiştir..kim allah ve resulüne isyan ederse apaçık bir şekilde sapıtmıştır...ahzab 36

hüküm vermek yalnız allaha aitti,r..yusuf 40

cahillerin hükümlerini mi istiyorlar..müslüman bir millet için allahtan daha gğüzel hüküm veren kim vardır??? maide 50

allah hükmüne kimseyi ortak etmez..kehf 26

allah herşeyin rabbi iken allahtan başka bir rabbmi arayayım ??enam sure164



ALLAH HERŞEYİN EN DOĞRUSUNU BİLİR....


velhamdülillahi rabbil alemin...
islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #44
Alt 28.03.2007, 19:12

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
bi,rde elmnigmare demiş ki :

allah bir millete şeriati nasip etmezse bunu kimse sağlayamaz...

bu çok doğru ve güzel bir sözdür..ama allah sebeblere sarılmayıda emrediyor..dinin hakim olması için mücadele eetmeyi müslümanlara bir görev olarak yüklüyor.. insan şeriat hakim değil diye küfür düzenlere tabi olursa zaten dinin dışına çıkmış olur..allah şeriati nasib etmez. rabbımız buyuruyor ...:

bir millet kendi durumunu düzeltmedikçe allahta onların durumunu düzeltmez..

velhamdülillahi rabbil alemin.....
islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #45
Alt 28.03.2007, 21:19

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Hüküm koyma yetkisi, sadece ve sadece Allah'ın olmalıdır. İlahlığının her şeye egemen olması gereğince hüküm, sadece Allah'a özgüdür. Zira egemenlik tanrılığın niteliklerindendir. Egemenliğin kendisine ait olduğunu ileri süren, ister bir birey, bir sınıf, bir parti, ister bir grup, bir ulus, isterse uluslararası bir örgüt şemsiyesi altında tüm insanlar olsun- tanrılığın nitelikleri noktasından herkesten önce Allah'a savaş açmış demektir.

Tanrılığın baş niteliği durumundaki egemenlik noktasında yüce Allah'a savaş açan ve egemenliğin kendisine ait olduğunu ileri süren, yüce Allah'ı apaçık bir biçimde inkâr etmiştir. Böyle bir kimsenin kâfir olduğu noktasında dinin kesin hükmü için, sadece bu ayetteki ifade bile yeterlidir!diyor seyyid kutup yusuf 40 tevsiri

hakimiyet allahındır :demek yalnız allahın malik amir kanun koymahakkına sahip oldugu ve onun dışında hiç kimsenin kanun koyma ve hükmeteme hakkının olmadıgını ifade etmektir şeriat koyma yetkisi böylece mahlukattan hiç birisinin olmadıgı gibi nebir heyetin ne bir partinin nede herhangi bir parlementonun ve ya halkın ve nede insanlardan kimsenin hakkı deyildir hükmün sadır oldugu makam allahın hakimiyetidir .
ibn kesir tevsirinde diyorki:kim bunu işlerse yani kim allahın şeriati dışında başka bir kanun korsa şüpesiz mutlak kafirdir allahın ve rasulunün hükmüne dönüp kuran ve sünnetten başka hükmettiiyi kanunları terk edinceye kadar ona karşı cihad farzdır diyor
ibn kesir büyük islam tarihinde diyorki kim allahtan hatemül enbiya hz muhammede indirilmiş olan hükümleri bırakıp uydurma kanunlara uyarsa mutlak kafir olur.durum böyle olunca cengizhan ve hulaganun kanunlarını allahın kanunlarından üstün tutarsa hali ne olur kim bunu yaparsa müslümanların icması ile kafir olr .

ahmet b ali b atik cahiliyyenin hükmünümü istiyorlar ayetinin tevsirini yaparken şöyle diyor :bunların misali bu gün bedeviler arasında şer-ur rifaka aşiret meclisi kanunu dedikleri geleneksel melun bir yasayı allahın kitabı rasulun sünnetine tercih edenler gibidir bunların cümlesiyle allahın şeriatına dönünceye kadar cihad farzdır










islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #46
Alt 28.03.2007, 21:37
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.253
Teşekkür etti: 993
1.034 Teşekkür 596 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız islam davetcisi
Mesajı göster
bi,rde elmnigmare demiş ki :

allah bir millete şeriati nasip etmezse bunu kimse sağlayamaz...

bu çok doğru ve güzel bir sözdür..ama allah sebeblere sarılmayıda emrediyor..dinin hakim olması için mücadele eetmeyi müslümanlara bir görev olarak yüklüyor.. insan şeriat hakim değil diye küfür düzenlere tabi olursa zaten dinin dışına çıkmış olur..allah şeriati nasib etmez. rabbımız buyuruyor ...:

bir millet kendi durumunu düzeltmedikçe allahta onların durumunu düzeltmez..

velhamdülillahi rabbil alemin.....
Son cümle işte benim her zaman söylediğim şeyi haklı çıkarıyor.
Biz kendimizi düzeltecez ki Allahta bizi düzeltecek.Sebebin en büyüğü kişilerin hal ve ahvalini düzeltmesi
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #47
Alt 28.03.2007, 21:40

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Bu da, yasama, yürütme ve yargı -ardından, ilahlık, tevhid ve iman meselesidir. Meselenin özü, şu sorulara verilecek cevaplarla özetlenebilir: Yasama, yürütme ve yargı, peş peşe gelen semavi dinlerce muhafaza edilen, peygamberlere ve onların yolundan yürüyebilmeleri için daha sonraki yöneticilere farz kılınan Allah'ın misaklarına, akitlerine ve koyduğu kurallara göre mi olacak? Yoksa, değişken arzulara, Allah'ın koyduğu kurallardan hiç biriyle teyellendirilemeyen çıkarlara, bir nesil ya da değişik kuşaklarca benimsenen geleneğe göre mi olacak?
Bir başka deyişle, yeryüzünde ve insanların yaşamlarında, ilahlık, Rablik ve hakimiyet, Allah'a mı ait olacak? Yoksa tüm bu saydıklarımız ya da bunlardan biri, insanlardan, Allah'ın izin vermediği kanunlar koyan birine mi ait olacak?
Bu da, yasama, yürütme ve yargı -ardından, ilahlık, tevhid ve iman meselesidir. Meselenin özü, şu sorulara verilecek cevaplarla özetlenebilir:







Bir insan, insanlar için kanun koyucu durumundaysa bu, cahiliyyenin ta kendisidir. Çünkü bu durumda yasaların kaynağında, o insanın arzuları ve görüşleri bulunmaktadır. Dolayısıyla farklılık sadece sözcüklerdedir.
Bir sınıf, diğer sınıflar için kanun koyucu durumundaysa bu, cahiliyyenin ta kendisidir. Çünkü bu durumda yasalar, söz konusu sınıfın çıkarları ya da parlamenter çoğunluğun görüşü doğrultusunda belirlenmektedir. Dolayısıyla farklılık yine, sadece sözcüklerdedir.
Bir ulustaki tüm sınıfların, tüm sektörlerin temsilcileri kendileri için kanun koyucu konumundaysa bu, cahiliyyenin ta kendisidir. Çünkü bu durumda kanun, yanıltıcı tutkulardan kesinlikle kurtulamayan, bilgisizlikten kesinlikle soyutlanamayan insanların arzularına ya da halkın görüşlerine göre belirlenmektedir. Dolayısıyla farklılık yine sadece sözcüklerdedir.
Bir grup ulus, insanlık adına kanun koyucu durumundaysa, bu, cahiliyyenin ta kendisidir. Çünkü bu durumda kanun, söz konusu ulusların ulusal amaçları ya da devletler topluluğunun görüşü doğrultusunda belirlenmektedir. Dolayısıyla burada da farklılık sadece sözcüklerdedir.
Ancak, kanun koyucu, insanların yaratıcısı, toplumların yaratıcısı, ulusların ve kuşakların yaratıcısı ise, bu durumda söz konusu olan, Allah'ın şeriatıdır. Bu şeriatta, hiç kimse bir başkasına karşı kayırılmamaktadır.. Hiç bir birey, hiçbir toplum, hiçbir devlet, hiçbir nesil, bir diğerine karşı kollanıp kayırılmamaktadır. Zira Allah, herkesin Rabbidir. O'nun önünde herkes eşittir. Zira Allah, herkesin gerçek durumunu ve herkes için neyin uygun olduğunu çok iyi bilmektedir. Hiçbir aşırılığa ya da savsaklamaya düşmeksizin insanların yararını gözetme ve gereksinimlerine yanıt verme noktasında, hiç kimse Allah'tan daha üstün bir konumda olamaz.diyor seyyid kutup











islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #48
Alt 28.03.2007, 23:11

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
allah nisa suresinde 13.ayete kadar miras hukukundan bahseder 13 ve 14 de derki

Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamber'e itaat ederse Allah onları içinde ebedi olarak kalacakları, altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir. İşte büyük kurtuluş, büyük başarı budur.nisa13
14- Buna karşılık kim Allah'a ve Peygamber'e karşı gelir, O'nun çizdiği sınırları aşarsa Allah onu, içinde ebedi olarak kalmak üzere Cehennem'e atar. Onun için onur kırıcı bir azap vardır.nisa 14




Niçin? Evet, niçin miras hukuku gibi alanı sınırlı bir yasal düzenlemede, hatta bu hukukun ayrıntılı bir hükmünde, ayetin deyimi ile "Allah'ın sınırlarının" belirli bir çizgisindeki itaatin ya da karşı gelmenin zorunlu sonuçları bu kadar ağır, bu kadar dramatik oluyor?
Bu sorunun iki zıt, iki alternatif cevabı vardır. Bu dinle ilgili herşey, tüm insanlar ile ilgili herşey bu iki cevaba dayanır, bu iki cevabın bağlayıcı sonucu olarak ortaya çıkar.
Evet, ilahlık yetkisi kimindir, Rabb olma yetkisi kime aittir?
Cevaplardan birincisine göre bu yetki sırf yüce Allah'a aittir, yaratıklardan hiçbirinin bu yetkide zerre kadar payı yoktur. İşte bu İslâm'dır, işte bu imandır, işte bu dindir.
İkinci cevaba göre bu yetki yüce Allah ile bazı yaratıkları arasında ortaktır, ya da bütünüyle bazı yaratıkların tekelindedir. Bu ise ya şirktir, Allah'a ortak koşmaktır, ya da açık küfürdür.


o her şein rabbiken ondan başka rabmi arayayım enam 164

Ben, niyetim ve yaptıklarımdan sorgulanacağım, itaat etmek ve karşı çıkmakla kazandığım şeylerden hesaba çekileceğim halde, Allah'dan başka hayatıma hükmeden, işlerimi düzenleyen, buna egemen olan, beni idare eden ve beni yönlendiren bir Rabb mı arayayım?

artık teslim oldunuz deyilmi??????????




islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #49
Alt 29.03.2007, 00:33
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.253
Teşekkür etti: 993
1.034 Teşekkür 596 Mesaja aldı
Biraz uzun oldu ama umarım okuyabilirsin
Biz zaten Rabbimize teslimiz.Yine söylüyorum ben şeriat devletine karşı değilim sadece bazı müslümanların eforlarını yüzde 98 lik kısım varken yüzde 2 lerde harcamasına karşıyım.
Fakat yine şunu unutuyorsun.
Miras da kişiye aittir.
Baba vermek istemedikten sonra binbir dereden su getirir.
Bu neye benziyor biliyor musun?
Ahmediler var Hindistan da zekatı vermemek için malın üstünden tam 11 ay geçti mi hanımlarına verirlermiş malı.
Hanımlar da 11 ay doldu mu beylerine verirlermiş.
Buyur buradan yak bakalım
Devlet ispatlayabilecek mi bunu?
Yoksa vicdan meselesi mi?
Diğer bir mesele ise şu:
Hayatıma hükmeden demişsin.
Hayatına hükmeden senden başkası değildir.
Sen izin vermedikten sonra kimse hayatına hükmedemez.
Nefsini bilen Rabbini bilir (Bu hadis size göre mevzudur ama bize göre değildir)Sen nefsini tanıyorsan Rabbini bilmişsindir ve ona tabi olmuşsundur.
Sen İslam üzere yaşamak isteyip bunda sebat ettikten sonra vallahi seni devletler bir araya gelse yıldıramaz.
Ahirzamanda sünnetime yapışana yüz şehit sevabı vardır hadisi var.
Biz daha bir şehit sevabına akıl sır erdiremiyoruz kaldı ki 100 şehit sevabı nedir?
Bir hadis daha ümmetim yağmur gibidir evvelkiler mi hayırlıdır sonrakiler mi bilinmez.
Niye orta kısımdan bahsetmiyor.Baştan ve sondan bahsediyor.çünkü orta bulanıktır neden Nehir düz akıyordu.Herkes uyup gidiyordu.
Ama şimdi öyle değil.Nehir tersten akıyor.Hadiste yine İslam olmanın elde kor bir ateş tutmaktan daha zor olacağını söylüyor.
İşte bizim 100 şehit sevabına ulaşmamız neredeyse ashab seviyesine gelmemiz zamanın kötülüğündendir.
Eğer sistemle ilgili sorunlar önemsenseydi hadislerde mutlaka belirtilirdi.
Kıyamet alametleri hadisine inanıyor musun bilmiyorum ama şu andaki olayların hepsini Peygamberimiz her şeyi ayan beyan görmüş.
O zaman hadislerde söylenirdi.Sistemle savaşın ölünceye kadar vurun kırın intihar bombacılığı yapın gibi şeyler geçerdi.
Ama öyle bir bahis olmadığı gibi hep kendimizi doğrultmaya adam etmeye teşvik etmiştir.
İnsanların şu anda ailesine hükmedemediği bir devir de kişinin sistemle uğraşması ne kadar abes olur.
Sana Yusuf a.s örnek vereyim.O da küfür sistemindeydi ama gitti çalıştı hem de vezir olarak.Kendi doğruluğunu dirayetini gösterdi ve herkes ona iman etti.
Seyyid Kutup sistemle savaştı idam edildi.Getirisi ne oldu?Hasan El Benna idam edildi.Getirisi ne oldu?Müslüman Kardeşler örgütü hala çile çekiyor.Neden Çünkü kendilerini düzeltmek yerine sistemle savaşmaya kalktılar samimi müslümanların gözünde bile hala kötü biliniyor?
sistemle barışık ama sistemin kurallarına uymadan devam etselerdi Mısır bugün çok başka bir halde olacaktı.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #50
Alt 29.03.2007, 00:39
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.253
Teşekkür etti: 993
1.034 Teşekkür 596 Mesaja aldı
ve son olarak "Andolsun insanlar hüsrandadır iman edip salih amel işleyenler ve Hakkı ve Sabrı tavsiye edenler müstesna"
İman edecen salih amel işleyecen hakkı ve sabrı tavsiye edecen senden alası yok
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #51
Alt 01.04.2007, 15:05

 
MaviGözlüKarınca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 14
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız eslem
Mesajı göster
Böyle birşeyi de ilk defa duyuyorum mantıklı olabilir belki ama bana göre yapılan haksızlık partiye değil kendimizedir.. Bugun oyumuzu kullanmazsak yarın ülkemizi de başkalarının eline teslim ederiz alın sizin olsun diye :)

Ben 18 yılı zor çekdim oy kullancam diye millet kullanmamayı düşünüyor hangi mantığı ileri sürerek acaba :)
nasıl oluyorda oy vermek için can atıyorsunuz bende sizi anlamıyorum.şuanda ve daha evvelinde (çok partiliye geçtiğimizden beri) özelliklede müslüman olmayan bir takım emperyalistlerin kucağında oturmayan kaç tane iktidar gelmiştirki siz oy vermekte bu kadar sabırsızlanıyorsunuz.zannetmiyorum ama diyelimki göz önünde olmayan böyle bir parti var.siz dünyadaki güç odaklarının bu partinin iktidarına göz yumacaklarını mı sanıyorsunuz?ne olur yapmayalım arkadaşlar.dünyada yıllar öncesinden kurulan bir sistem var ve şuanda tıkır tıkır işlemekte(bkz:gizli dünya devleti).
MaviGözlüKarınca isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #52
Alt 08.04.2007, 12:50

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
elimnigmare.....zaten bende silahı alın ve devletle harbe girişin demiyorum..çünkü şu anda bunu yapmak için şartlar elverişli değil..ama en azından sistemi reddedin..çünkü sisteme tabi olmak alllaha ilahlığında ortak koşmaktır....

Konu islam davetcisi tarafından (08.04.2007 Saat 13:56 ) değiştirilmiştir.
islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #53
Alt 08.04.2007, 13:03

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
resulullah buyuruyor : yaradana isyan da yaratılmışa itaat yoktur..

bu kişiler allaha isyan olan kanunlarla yönetim sergiliyorlar..bu kişilere oy vermek onların yönetimini tanımaktır..ve itaat etmektir..kişi ya allahın ve resulünün hükümlerine tabi olur ve alllha itaat etmiş olur..yada azgınların sistemlerine tabi olur ve tağutlara itaat etmiş olur..bu ikisinin arasında bir yol tutmak istemek apaçık nifak alametidir..imanda samimi olmamanın göstergesidir..
namaz konusunda ..oruç konusunda..ahlak konusunda allahın hükümlerine tabi olup..ekonomi konusunda..medeni hukukta..ceza hukukunda.vs..allaha karşı haddi aşanların hükümlerine tabi olması olacak iş değildir..bu jkişiler bu konuları allah ve resulünden daha mı iyi biliyorlarki onlara tabi olunuyor.

ben maide 50 ayetini sık sık yazıyorken anlatmak istediğim temel mesele buydu..

ayetin metnini yeniden yazıyorum ve tefsir alimlerinin..ehli sünnet alimlerinin ayeti nasıl yorumladıklarının araştırılmasını tavsiye ediyorum..

cahiliyenin hükmünümü istiyorlar..? yakinen iman eden bir millet için allahtan daha güzel hüküm veren kim vardır...maide 50
islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #54
Alt 08.04.2007, 13:14

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
maide 50 ayetnin bazı tefsirleri

FİZİLAL KURAN-----seyyid kutup

50- Yoksa istedikleri cahiliye düzeni midir? Kesin inançlılara göre Allah'ın düzeninden, Allah'ın verdiği hükümden daha iyisi düşünülebilir mi hiç?
Anlatımdaki bu netlik, ifadedeki kesinlik, kimi durumlarda ve koşullarda kişiyi bu şeriattan -küçük çapta da olsa- herhangi bir hükmü terk etmeye özendirebilecek aldatıcı gerekçeler karşısında bu denli kesin önlemler alınmış olması, insanı ister istemez duraksatıyor... Bu ayetler karşısında insan elinde olmaksızın oturup düşünmek zorunda kalıyor. Kimi insanlar, koşullar ve durumlar bunu gerektiriyor diyerek Allah'ın şeriatını tümüyle inkar etmelerine karşın, hâlâ nasıl oluyor da müslümanlık iddiasında bulunabiliyorlar, şaşırmamak elde değil!.. Kişi, Allah'ın şeriatını tümüyle terk etmesine karşın, nasıl oluyor da hâlâ müslüman olduğunu iddia edebiliyor? Bu tür insanlar kendilerini, nasıl oluyor da hâlâ "müslüman" olarak niteleyebiliyor? İslâm'la hiçbir bağları kalmamasına karşın, Allah'ın şeriatını tamamen terk etmelerine karşın, her koşulda her durumda geçerliliğini koruyan ve her koşulda her durumda uygulanmak zorunda olan Allah'ın şeriatını reddederek O'nun ilahlığını inkar etmiş olmalarına karşın, hâlâ nasıl "müslümanlık" iddiasında bulunabiliyorlar? Bu tür insanlara, şaşırmamak, hayret etmemek elde değil..
. Allah'ın dini Kur'an'la tamamlanmış bulunmaktadır. Allah'ın bu noktada kendisine teslim olanlara verdiği nimet Kur'an'la son bulmuştur. Allah, Kur'an'ın tüm insanlar için bir yaşam düzeni olmasını uygun görmüş bulunmaktadır. Kur'an'ı değiştirmek, onun hükümlerinden herhangi birini terk etmek, ya da başka bir şeriatı bu şeriata yeğleyebilmek için, artık hiçbir gerekçe bırakılmamıştır. Allah bu dini insanlara uygun gördüğünde, onun tüm insanları kapsayacağını biliyordu. Yine Allah, bu kitabı nihai kaynak olarak uygun gördüğünde, bunun tüm insanların yararına olacağını, kıyamete dek bütün insanları kapsayacağı biliyordu. Bu kitaptan, değil uzaklaşmak, bir bölümünü değiştirmek bile, İslâm'a ilişkin bu bilginin bulunması hasebiyle, kişiyi inkara götürür. Buna yeltenen bir kişi, diliyle bin kez müslüman olduğunu söylese bile dinden çıkmış demektir.
Allah, bazı insanların, Allah'ın indirdiklerinden ödün vermeye götürecek kimi mazeretler ileri süreceklerini ve de yönetenlerin ya da yönetilenlerin keyfï arzularına kapılabileceklerini biliyordu. Kitabında belirttiği hükümleri -hiçbir ödün vermeksizin- yürürlüğe koymak, zorunlu olmasına karşın, bazı insanların kimi durumlarda kendi duygularına kapılarak bu zorunluluğun gereğini ihmal edebileceklerini biliyordu. Bu nedenle de söz konusu ayetlerde peygamberimizi, yönetilenlerin keyfî arzularına kapılmaması için uyarıyor ve de kendisinden, insanların onu Allah'ın indirdiği hükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakınmasını istiyor...
İnsanları buna yeltenmeye iten faktörlerin başında, aynı ülkedeki değişik grupları, fraksiyonları ve öğretileri benimsemiş olan farklı kimselerin tümünü uzlaştırıp biraraya toplama noktasında insanların içgüdüsü gelmektedir. Buna kapılan kimseler, karşılarındaki insanların istemleriyle şeriatın hükümleri çatıştığında işi basitleştirme ya da ayrıntı gibi görünen meselelerde –bunlar anladığımız kadarıyla şeriatın temel meselelerinden değildir deyip- işi kolaylaştırma yoluna başvururlar.
islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #55
Alt 08.04.2007, 13:18

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
maide 50 ayetin bazı tefsirleri

TEFHİMUL KURAN----ebul ala el mevdudi

83. Arapça Cahiliye kelimesi İslâm'ın zıddıdır. İslâm'ın yolu bütünüyle her gerçekliğin bilgisine sahip olan Allah'ın gönderdiği ilme dayanırken, İslâm'ın yolundan ayrılan ve ona karşı olan her yol cahiliyetin yoludur. Arabistan'daki İslâm öncesi döneme, halkın yaşama yollarını sadece zan ve hevaya dayanarak kendilerinin icat etmiş olması anlamında Cahiliye dönemi denir. Bu yüzden ne zaman bu yollardan biri benimsense, bu zaman "cahiliye" zamanı olacaktır. Aynı şekilde, bugün okullarda ve üniversitelerde verilen bilgi yalnızca cüz'î, kısmî bir bilgi olup, hiçbir şekilde insanlığa yol gösterebilecek bir bilgi değildir. Bu yüzden, İlâhî bilgiyi hiçe sayarak, cüz'î bilginin yardımıyla oluşturulmuş hayale, zanna ve tahmine dayalı tüm hayat sistemleri, İslâm öncesi sistemler gibi Cahilî sistemler olmaktan kurtulamayacaktır.
islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #56
Alt 08.04.2007, 13:23

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
HAK DİNİ KURAN DİLİ------hamdi yazır

50-Bu böyle iken o ilim ve din iddiasında bulunanlar, Allah'ın hükmüne razı olmayıp da kötülüğe meyletme, dalkavukluk, garazkârlık, eşitsizlik gibi haksız davaya tâbi olan cahiliyet hükmü, cahiliyet kanunu mu istiyorlar? Halbuki hüküm ve hâkimiyeti Allah'tan daha güzel olan kim vardır? Allah'ın hükmünden daha güzel hangi hüküm, Allah'ın hükmüyle hükmeden hakimden daha güzel hükmedecek hangi hâkim düşünülebilir? Fakat bu soru herkese değil, îkân (sağlam bilgi) sahibi olan kimseler, topluluklar i ç indir. Bunu ancak sağlam bilgi ehli olanlar takdir eder. Yoksa küfür ve şüphe içinde bulunanlar, kalblerinde hastalık olanlar, bir zalimin haksız hükmüne "daha güzeldir" demekten çekinmezler.
islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #57
Alt 08.04.2007, 13:40

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
TABERİ TEFSİRİ----ibni cerir et-taberi




50- Onlar, cahiliyc hükmünü mü istiyorlar? İncelikleri idrak eden bir kavim için Allah´tan daha güzel hüküm veren kim vardır?

Ey Muhammed, senin hakemliğine başvurup sonra da senin adaletle ver­diğin hükme razı olmayan bu Yahudiler, ellerinde Allah´ın kitabı Tevrat bulun­duğu halde, putperestlerin ve müşriklerin hükümlerini mi istiyorlar? Ey Yahu­diler, Allah´ın birliğini ve rabliğini kesin olarak bilen bir kavim için kimin hük­mü Allah´ın hükmünden daha güzel olabilir? Eğer sizler, gerçekten Allah´ı birle­yen ve onun rabliğini ikrar eden insanlarsanız, bunu idrak etmelisiniz
islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #58
Alt 08.04.2007, 13:49

 
Üyelik tarihi: 17.02.2007
Mesajlar: 429
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 3 Mesaja aldı
MEFATİHUL GAYB----tefsiri2) Bu âyetle, yahudilerin ehl-i kitap ve ilim sahibi olmalarına rağmen, sırf cehalet ve apaçık bir hevâ ve arzu demek olan câhiliyye hükmünü arayıp peşine düştükleri için, onları ayıplamak mânası kastedilmiştir.

Daha sonra Allah, "Şüphesiz ve katî bir kanâate sahip olacak bir kavm için, hükmü Aüah ´tan daha güzel kim olabilir ki!" buyurmuştur.

kelimesinin başındaki lâm, tıpkı "daha ne duruyorsun, geliver" (Yusuf, 23) tabirinde olduğu gibi, beyân içindir. Yani bu hitap,ve bu soru, yakînen inanan kimseler içindir. Çünkü, hüküm bakımından Allah´tan daha âdil ve beyân bakımından daha güzel olan hiç kimsenin bulunmadığını, ancak bunlar bilirler, anlarlar
islam davetcisi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #59
Alt 08.04.2007, 16:53
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.253
Teşekkür etti: 993
1.034 Teşekkür 596 Mesaja aldı
İslam davetçisi
Şimdi bu tefsirlerin hepsi doğruyu söylemiştir.Lakin açıklamayı en yukarıda yaptım.Olayın şurasını karıştırıyorsunuz.
Mesela bir öğretmen var devlete çalışıyor.
Hemen bu yorumlardan çıkarılan hükümlerle küfür damgası vuruluyor.
Neden çünkü sistem küfür düzenidir küfür düzeninden maaş aldığı için küfürdedir.
Ya da milletvekili o da devletten maaş alıyor.
Öğretmen olmassa körpecik beyinlere İslamı kim anlatacak.
Müslüman Milletvekili olmazsa müslümanların haklarını kim temin edecek.
Evet küfür sistemini toptan reddediyoruz.Ama küfür sisteminde hizmet edenler o küfür sistemine razı oldukları için değil razı olmadıkları için çalışıyorlar.
Yusuf aleyhisselamı örnek verdik.
O da küfür sistemindeydi ama Vezir oldu.O sayede doğruluğunu ispatlamış oldu.Onun Vezir olması küfür sistemine razı olduğu için mi idi?
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #60
Alt 08.04.2007, 22:08
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!

 
Salah ad-Din - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.08.2003
Yaş: 35
Mesajlar: 3.838
Teşekkür etti: 59
125 Teşekkür 71 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
İslam davetçisi
Şimdi bu tefsirlerin hepsi doğruyu söylemiştir.Lakin açıklamayı en yukarıda yaptım.Olayın şurasını karıştırıyorsunuz.
Mesela bir öğretmen var devlete çalışıyor.
Hemen bu yorumlardan çıkarılan hükümlerle küfür damgası vuruluyor.
Neden çünkü sistem küfür düzenidir küfür düzeninden maaş aldığı için küfürdedir.
Ya da milletvekili o da devletten maaş alıyor.
Öğretmen olmassa körpecik beyinlere İslamı kim anlatacak.
Müslüman Milletvekili olmazsa müslümanların haklarını kim temin edecek.
Evet küfür sistemini toptan reddediyoruz.Ama küfür sisteminde hizmet edenler o küfür sistemine razı oldukları için değil razı olmadıkları için çalışıyorlar.
Yusuf aleyhisselamı örnek verdik.
O da küfür sistemindeydi ama Vezir oldu.O sayede doğruluğunu ispatlamış oldu.Onun Vezir olması küfür sistemine razı olduğu için mi idi?
Hz.Yusuf sözde calinan bardaginin ceza Hükmünü kimin kanunlarindan ve usüllerinden verdi?


Yusuf süresi ayet 40 tefsiri:

40- "Allah'ı bir yana bırakarak taptığınız düzmece ilahlar, ya sizin ya da atalarınızın taktığı birtakım boş, içeriksiz adlardan başka bir şey değildirler. Allah onlara hiçbir güç vermiş değildir. Egemenlik sadece Allah'ın tekelindedir. O yalnız kendisine kulluk sunmanızı emretmiştir. Dosdoğru din, işte budur. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyor."
Yusuf -Allah'ın selâmı üzerine olsun- burada, harikulâde, son derece net ve aydınlatıcı şu birkaç cümleyle, bu dinin genel niteliklerini, bu inanç sisteminin temel prensiplerini mükemmel bir biçimde çizmiş bulunuyor. Yine şirk, tağut ve cahiliye sisteminin temellerini de son derece şiddetli bir biçimde sarsmış durumda:
"Ey hapishane arkadaşlarım, çok sayıda ilaha inanmak mı, yoksa ezici iradeli tek Allah'a inanmak mı daha iyidir?"
Yusuf, karşısındaki iki genci kendine arkadaş ediniyor. "Arkadaşlarım" diyerek, onların sevgisini kazanıyor. Buradan hareketle de, çağrısının özüne, inancının temeline inmeye başlıyor. Onları kendi inanç sistemine hemen doğrudan çağırmak yerine, önce onlara nesnel bir soru yöneltiyor:
"Çok sayıda ilaha inanmak mı, yoksa ezici iradeli tek Allah'a inanmak mı daha iyidir."
İnsanın özbenliğini, merkezinden vuran, şiddetle sarsan bir sorudur bu. İnsanın özbenliği tek bir ilah tanıdığı halde, birçok rabblerle karşılaşılması neyin nesidir?.. Kulluk edilecek, buyruğuna boyun eğilecek ve şeriatına uyulacak Rabb olmaya gerçek anlamıyla lâyık olan sadece, her şeyden üstün tek Allah'dır. Tanrı birlenip, onun varlıklar dünyasında her şeyden üstün bir otoriteye sahip olduğu benimsendiğinde, buna bağlı olarak, rabbin de birlenmesi ve onun insanların yaşamında her şeyden üstün bir otoriteye sahip olduğunun benimsenmesi gerekmektedir. Allah'ı bir ve her şeyden üstün kabul eden insanların, onun dışında birinin buyruğuna boyun eğmeleri ve Allah dışında bir rabb edinmeleri, bir an için bile olsa asla mümkün değildir. Rabb olarak sadece ve sadece, evrendeki tüm yasaların sahibi ve evrenin yöneticisi durumundaki Allah tanınmalıdır. Tüm evrene söz geçirebilmekten aciz bir kimsenin, buyruklarıyla evrene üstünlük sağlayamazken, otoritesiyle insanlar üzerinde üstünlük sağlayan bir rabb konumuna geçmesi asla doğru değildir!
Burunların ötesini görmeyen bütünüyle kör, aciz, bilgisiz, benmerkezci bir sürü uydurma rabblere boyun eğmek yerine, insanların, her şeyden üstün tek Allah'ın Rabliğine boyun eğmeleri kuşkusuz en doğru olanıdır. Burada belirttiğimiz eksiklikler, Allah dışındaki tüm uydurma rabbler için geçerlidir. insanlığın yaşadığı korkunç perişanlığın temelinde, bir sürü uydurma rabbler edinerek parçalanma ve kulların sözkonusu uydurma rabblerin aralarındaki bencillikler ve çekişmeler doğrultusunda darmadağın olmaları yatmaktadır... Tarih boyunca kimi zaman yeryüzünün sahte rabbleri Allah'ın otoritesini ve rabbliğini kendilerine yamamışlar; kimi zaman da cahil kimseler bilgisizlik, hurafe ve efsanelerin etkisiyle ya da baskı, aldatmaca ve propaganda etkisiyle onlara böylesi bir otorite sunmuşlardır. Yeryüzünün bu sahte rabbleri, ben merkezcilikten, salt kendini ve koltuğunu düşünmekten; kendi otoritesini sürdürüp güçlendirme noktasındaki o amansız hırstan kendilerini bir an için bile olsa sıyıramamaktadırlar. Bu sebeple de otoriteleri için, ama yakın ama uzak vadede, bir tehlike olarak gördükleri tüm güçleri, tüm potansiyelleri ortadan kaldırabilmek; aldatmacaları gün yüzüne çıkıp sona ermemesi için tüm güçleri, tüm olanakları kendilerine övgüler döktürmeye, kendilerinin borazanlığını yapmaya seferber edebilmekten başka bir şey düşünmemektedirler!
Her şeyden üstün olan tek Allah, evrendeki hiçbir şeye en ufak bir gereksinim duymayacak denli güçlüdür. O kullarının, erdemliliğinden, kurtuluşundan; çalışmasından ve belirlediği ilkeler doğrultusunda ilerleme kaydetmelerinden başka hiçbir şey istememektedir. Onların bu yoldaki tüm çabalarını, kendisine ibadet olarak saymaktadır. Kullarını yükümlü kıldığı ibadetlerde bile amaç, onların yaşamlarını ve durumlarını en iyi düzeye getirebilmek için, yüreklerini ve duygularını ıslah edebilmektir... Yoksa Allah'ın kullara hiçbir ihtiyacı yoktur.
"Eyinsanlar! Siz Allah'a muhtaçsızın, Allah ise müstağnîdir, övülmeye lâyık olandır..." (Fâtır Suresi 15) İşte, her şeyden üstün tek Allah'a boyun eğmek ile çeşitli uydurma rabblere boyun eğmek arasında böylesine büyük bir farklılık vardır...
Daha sonra Hz. Yusuf, bir adım daha ilerleyerek, cahiliye inancını ve cahiliyenin korkunç kuruntularını çürütmeye geçiyor:
"Allah'ı bir yana bırakarak taptığınız düzmece ilahlar, ya sizin ya da atalarınızın taktığı birtakım boş, içeriksiz adlardan başka bir şey değildirler. Allah onlara hiçbir güç vermiş değildir."
İster beşer türünden olsun, isterse beşer dışındaki ruhlar, şeytanlar, melekler, Allah'ın hakimi bulunduğu evrensel güçler türünden olsun, sözkonusu sahte rabblerin tamamı, rabblik noktasında bir hiçtir, rabblik gerçeğinin en ufak bir niteliğine bile haiz değildir. Rabblik sadece ve sadece, her şeyden üstün ve tek olan, kulların yaratıcısı ve onların tümünden üstün bir konumda bulunan Allah'a aittir... Gelgelelim çeşitli cahili sistemlere ve ortamlara mensup kimi insanlar, sözkonusu sahte rabblere, kendi kafalarından bazı isimler yamamakta, bazı sıfatlar takmakta ve de kimi özellikler yakıştırmaktadır. Bunların başında da bu tür sahte rabblere tanınan, hüküm koyma ve otorite yetkisi gelmektedir... Oysa Allah onlara ne böylesi bir otorite tanımış, ne da onların doğru olduklarına ilişkin bir delil indirmiştir...
Bu noktada Yusuf, bu çürük inanç sistemini yere sermek üzere son darbesini indirerek, doğruyu açıklıyor: Otorite kimin olmalıdır? Hüküm koyma yetkisi kimin olmalıdır?! Kime boyun eğilmelidir?! Bir başka deyişle, kime "kulluk" edilmelidir?!
"Egemenlik sadece Allah'ın tekelindedir. O yalnız kendisine kulluk sunmanızı emretmiştir. Dosdoğru din, işte budur. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyor."
Hüküm koyma yetkisi, sadece ve sadece Allah'ın olmalıdır. İlahlığının her şeye egemen olması gereğince hüküm, sadece Allah'a özgüdür. Zira egemenlik tanrılığın niteliklerindendir. Egemenliğin kendisine ait olduğunu ileri süren, ister bir birey, bir sınıf, bir parti, ister bir grup, bir ulus, isterse uluslararası bir örgüt şemsiyesi altında tüm insanlar olsun- tanrılığın nitelikleri noktasından herkesten önce Allah'a savaş açmış demektir. Tanrılığın baş niteliği durumundaki egemenlik noktasında yüce Allah'a savaş açan ve egemenliğin kendisine ait olduğunu ileri süren, yüce Allah'ı apaçık bir biçimde inkâr etmiştir. Böyle bir kimsenin kâfir olduğu noktasında dinin kesin hükmü için, sadece bu ayetteki ifade bile yeterlidir!
Kişiyi dosdoğru dinin çerçevesinin dışına çıkara