– Bazı insanlarda, bazı yıldızlarda, kuşlarda ve hayvanlarda.. uğursuzluk olur mu? Olursa insana zarar verir mi?
Efendim, önce bu konuya ait temel hükmü arz edeyim. Sonra bu temel hükümden siz cevabınızı bulup çıkarın. Doğrusu bu olsa gerektir.
Bu konuda kaide şudur:
- İslâm’da tefe’ül vardır, teşe’üm yoktur.
- Ne demek mi tefe’ül ile teşe’üm?
- Arz edeyim.
Tefe’ül: Herhangi bir şeyden uğur çıkarmak, hayra yormak, iyiliğe işaretler bulmak...
Bunda isabet etmese de, hayra yorduğu şeylerden bu mânâlar gerçekte çıkmasa da bir mahzur olmaz. Çünkü sonuç kötü değil, iyidir. İyiliğe sebep olmakta mahzur söz konusu olmaz.
Teşe’üme gelince: O, bunun tam aksinedir. Yani herhangi bir şeyden uğursuzluk mânâsı çıkarmak, ziyan geleceğini vehmetmek, kötülük ulaşacağını zannetmek... Evhamı büyütüp her türlü kötülüklere zemin hazırlayacağını iddia ederek korku ve endişe meydana getirmek...
Böyle bir düşünce hem caiz değildir. Hem de hiçbir şeyin yaratılışında böyle bir uğursuzluk ve kötülük söz konusu olmaz.
Allah (cc) hiçbir şeyin içine uğursuzluk koyarak yaratmamıştır.
Tefe’ül ile teşe’üme şöyle bir misal de verebiliriz:
Yolda giderken önünüzden geçen bir kediyi görünce,
- Peygamberimiz, kediyi severdi, inşaallah yolumuzda uğur vardır, diye tefe’ül etmekte bir mahzur olmaz.
Ama bunu kötüye yorumlayarak:
- Eyvah, kedi geçti, kim bilir ne uğursuzluk gelecek başımıza!. diye evham etmek caiz olmaz. Çünkü bu bir teşe’üm’dür. Teşe’üm ise caiz değildir.
Ormanda giderken önünden tilki geçerse kötülüğe, tavşan geçerse iyiliğe yoranlar olur. Her ikisinin de gerçekle bir ilgisi bulunmadığı halde iyiliğe yormakta mahzur olmaz, kötülüğe yorum yapmak caiz değildir. Fayda yoktur.
Nitekim damda güvercin ötmesinde hayır olabilir, diye düşünmekte mahzur olmadığı halde, baykuş ötmesinde uğursuzluk olduğuna inanmakta hem mahzur var, hem de günah... Çünkü baykuşun ötmesi ne bir şerre vesile olabilir, ne de bir hayra. Hayır da, şer de doğrudan doğruya Yaratıcı’nın tasarrufundadır. Takdirindedir. Kuşlar, kurtlar ne hayrı bilir, ne de şerri. O idrak, insana mahsustur.
Birisi der ki:
- Ben Aişe validemizden duydum. Dedi ki:
“Atta, kadında, silahta uğursuzluk vardır!”
“Dinleyenlerden biri bunu pek sıhhatli bir işitme olarak görmez de gidip Aişe validemize bizzat sorar:
- Valide, sen, atta, kadında, silahta uğursuzluk vardır, dedin mi?
Aişe validemiz hemen yanlışı düzeltir ve der ki:
- Kim nakletmişse yanlış nakletmiş. Sözün başını duymamış. Ben dedim ki:
- Yahudiler derler ki; atta, kadında, silahta uğursuzluk vardır. İslâm’da uğursuzluk yoktur.
Ne hayırdır, ne şer; bir kuş öttü hepsi o kadar
Kuşlardan kötülük işareti çıkaranlardan biri, gölgesinde oturduğu ağacın başında bir kuş ötünce ansızın ayağa fırlayıp söylenmiş:
- Hayırdır inşaallah!
Durumu gören İbni Abbas Hazretleri tebessüm etmiş:
- Ne hayırdır, ne şer. Bir kuş öttü hepsi o kadar, demiş.
Böylece bir kuşun ötüşünden, uçuşundan, dama konuşundan uğursuzluk çıkarmanın yersizliğini ifade etmiş. Bu gibi olaylarda tefekkür sahibi Müslümanlar, uğursuzluk adına değil de, varlıkların kendilerine göre zikir ve tesbihte bulunmaları mânâsına bakar. Bu anlayışla düşünür varlıkların durumlarını.