İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > MESELELERİMİZ > Bilinmesi gerekenler
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 17.04.2008, 21:45
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....
 
itimat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 16.994
Teşekkür etti: 1
98 Teşekkür 52 Mesaja aldı
Question Tam ilmihal-Seadeti ebediyye

Soru : Tam ilmihal-Seadeti ebediyye isimli bir kitap var.Ve bu kitap hakkinda farkli farkli söylemler var. Tavsiye eder misiniz?

Cevap: Bu eseri okumanızı tavsiye etmem. Ömer nasuhi bilmen'in büyük islam ilmihalini okuyunuz.
__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
itimat isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 19.05.2008, 02:10
 
Üyelik tarihi: 20.07.2007
Mesajlar: 94
Teşekkür etti: 25
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
: ))

eee neden diye sorsaydınız birde (sanırım Mehmet taluya )
s@manyolu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 19.05.2008, 22:13
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....
 
itimat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 16.994
Teşekkür etti: 1
98 Teşekkür 52 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız s@manyolu
Mesajı göster
: ))

eee neden diye sorsaydınız birde (sanırım Mehmet taluya )
Talu hocarfendi sadeleştirdiğinden mi
__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
itimat isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 19.05.2008, 22:31
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 7.710
Teşekkür etti: 112
129 Teşekkür 78 Mesaja aldı
Seadet-i Ebediyye de bazı hatalar var...
Mehmet >Talu'nun tavsiye etmemesi o yüzdendir
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 19.05.2008, 23:02
 
Üyelik tarihi: 20.07.2007
Mesajlar: 94
Teşekkür etti: 25
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
Seadet-i Ebediyye de bazı hatalar var...
Mehmet >Talu'nun tavsiye etmemesi o yüzdendir
hatalar ittikadimi ? üstelikte hata değiller,ilmihali okuyanlar yazarın hep nakil ettiğini kendi düşüncelerini eklemelerini köşeli parantez [ ] içinde yazdığını bilirler hatta kendiside önsözünde bildirmiştir.



şahsen din alimlerimizin o kitabı bu kitabı okumayın diye tavsiye etmeleri hoş değil, saadeti ebediyye diğer ilmihallere göre daha kapsamlı bir ilmihal diğerlerinde ana konuları gerektiği kadar öğreniyorsunuz,sonrası için başka kaynaklara ihtiyaç duyuyorsunuz,saadeti ebediyyede ise bu böyle değil,

saadeti ebediyyenin başında ,her ilmihalin başında olduğu gibi ilmihali denetleyen onay veren görüşlere yer verilmiş,ve tasvip eden okuyun çok faydalı eserdir,kurtuluşa vesile olur diyen alim kim biliyormusunuz ?

Seyyit Abdulhakim Arvasi hz oğlu Ahmet Mekki efendi !
s@manyolu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 19.05.2008, 23:13
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 7.710
Teşekkür etti: 112
129 Teşekkür 78 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız s@manyolu
Mesajı göster
hatalar ittikadimi ?

şahsen din alimlerimizin o kitabı bu kitabı okumayın diye tavsiye etmeleri hoş değil, saadeti ebediyye diğer ilmihallere göre daha kapsamlı bir ilmihal diğerlerinde ana konuları gerektiği kadar öğreniyorsunuz,sonrası için başka kaynaklara ihtiyaç duyuyorsunuz,saadeti ebediyyede ise bu böyle değil,

saadeti ebediyyenin başında ,her ilmihalin başında olduğu gibi ilmihali denetleyen onay veren görüşlere yer verilmiş,ve tasvip eden okuyun çok faydalı eserdir,kurtuluşa vesile olur diyen alim kim biliyormusunuz ?

Seyyit Abdulhakim Arvasi hz oğlu Ahmet Mekki efendi !
Hatalar itikadi demedim.
Bazı hatalar var dedim.
Hüseyin Hilmi Işık “Se’âdet-i Ebediyye” adlı kitabının “Son sözü” bölümünün bir paragrafında:
Nûrların saçıldığı kaynak, evliyânın kalpleridir. Evliyânın kalpleri, ondördüncü ay gibidir. Ay güneşten aldığı ışıkları saçıyor. Velilerin kalbi de, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- in güneş gibi enerji saçan mübarek kalbinden aldıkları nûrları cihana saçmaktadır.”
dediği halde
Evliya öldü. Bugün bulunanın da nerede olduğu bilinmiyor.” demektedir.


Bir başka paragrafında “Sâdıklarla beraber olmayı” emir buyuran Tevbe sûre-i şerif’inin 119. Âyet-i kerime’sini beyan ettikten sonra “Dinimiz evliyâ ile beraber bulunmayı, onları severek bağlanarak Râbıta yapmayı, böylece kalplerinden feyz almayı istemektedir.”
Dediği halde, yukarıdaki sözlerin hemen arkasından:
Bugün yeryüzünde bir veli bir mürşid görülmüyor.” demektedir.

Bir de Hicri ondördüncü yüzyılın yarısından sonra dünyanın hiç bir yerinde mürşid-i kâmil görülmediğine göre...” demektedir..

Sizce bu sözler doğru mudur...

elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 19.05.2008, 23:59
 
Üyelik tarihi: 20.07.2007
Mesajlar: 94
Teşekkür etti: 25
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
Hatalar itikadi demedim.
Bazı hatalar var dedim.
Hüseyin Hilmi Işık “Se’âdet-i Ebediyye” adlı kitabının “Son sözü” bölümünün bir paragrafında:
Nûrların saçıldığı kaynak, evliyânın kalpleridir. Evliyânın kalpleri, ondördüncü ay gibidir. Ay güneşten aldığı ışıkları saçıyor. Velilerin kalbi de, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- in güneş gibi enerji saçan mübarek kalbinden aldıkları nûrları cihana saçmaktadır.”
dediği halde
Evliya öldü. Bugün bulunanın da nerede olduğu bilinmiyor.” demektedir.


Bir başka paragrafında “Sâdıklarla beraber olmayı” emir buyuran Tevbe sûre-i şerif’inin 119. Âyet-i kerime’sini beyan ettikten sonra “Dinimiz evliyâ ile beraber bulunmayı, onları severek bağlanarak Râbıta yapmayı, böylece kalplerinden feyz almayı istemektedir.”
Dediği halde, yukarıdaki sözlerin hemen arkasından:

Bugün yeryüzünde bir veli bir mürşid görülmüyor.” demektedir.

Bir de Hicri ondördüncü yüzyılın yarısından sonra dünyanın hiç bir yerinde mürşid-i kâmil görülmediğine göre...” demektedir..

Sizce bu sözler doğru mudur...


Eshâb-ı kirâm ile Tâbi’în-i izâma (Selef-i sâlihîn) denir. Bunlardan sonra, hicretin dörtyüz senesi sonuna kadar gelen Ehl-i sünnet âlimlerine, (Halef-i sâdıkîn) denir. Halef-i sâdıkîn, îmân ve amel bilgilerinde ve kalb ma’rifetlerinde, hep Selef-i sâlihîne tâbi’ olmuşlar, bunların yolundan hiç ayrılmamışlardır. Dörtyüz senesinden sonra, mutlak müctehid kalmadığı gibi, bindörtyüz senesinden sonra da, insân-ı kâmil görülemez oldu. İnsân-ı kâmil olmıyan, Evliyâ ve müctehid olmıyan müceddidler “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în”, kıyâmete kadar, yeryüzünde bulunacakdır. Bu müceddidler, müctehidlerin kitâblarını her tarafa yayacaklar, unutulmuş olan hak yolunu, Ehl-i sünnet bilgilerini insanlara bildireceklerdir. Dünyâya yayılmış olan, bid’at sâhiblerinin ve sahte tarîkatcıların ve zındıkların, fen ve din yobazlarının, yalanlarına, iftirâlarına cevâblar vereceklerdir. Bunların yazdıkları doğru kitâbları bulup okuyanlar, dünyâda ve âhıretde se’âdete kavuşacaklardır.

http://www.bizimsahife.net/Hakikat_Kitabevi/Tam_ilmihal/index-5.htm

son sözünün hepsi yukardaki linkte ,yanlış biryrini göremedim bütün alimler yazmazmı ahir zamanda ilim yok olacak alimler kalmayacak , cahil fasık alimler paraya dinini satan alimler çoğalacak ,sonra mehdi aleyhisselam gelip bidatleri yok edecek diye,şimdi hayatta olan İmamı Rabbani hz,İmamı gazali hz ,mevlana ,,,,varmıdır böyle alimler ...

bakın devam edeyim son sözden bir alıntıyla ..

Dînimizi nereden öğreneceğiz? Gençleri aldatmak için iftirâ ve yalanlarla hâzırlanan veyâ papas, mason kitâblarından terceme edilmiş olan süslü yazılardan, radyolardan, filmlerden, gazetelerden mi? Yoksa, para kazanmak için yanlış kitâbları, Kur’ân tercemeleri yazan câhillerden mi? 1960 senesi Ramezân-ı şerîfinde de Moskova radyosu, çok iğrenç, pek alçak yalanlarla, islâmiyyete küstâhca saldırdı. Düşman filmleri, Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” hayâtını, islâm târîhini, yanlış, iğrenç olarak gösteriyor, uydurma resmler yapıyorlar. Müslimânlar, bu bozuk filmleri, doğru sanarak, seyr ediyor. Dinleri, îmânları bozuluyor. Düşmanların radyosu, filmleri, mecmû’aları, böyle yaylım ateşine devâm etmekdedir. Bu hücûmlardan korunmak için, dînimizi nereden öğrenelim!


Din âlimi olmak için, edebiyyât ve fen üzerinde, fen ve edebiyyât fakültelerinden diploma almış olanlar kadar bilgi sâhibi olmak, Kur’ân-ı kerîmi ve ma’nâlarını ezberden bilmek, binlerle hadîs-i şerîfi ve ma’nâlarını ezber bilmek, islâmın yirmi ana ilminde mütehassıs olmak ve bunların kolları olan seksen ilmi iyi bilmek, dört mezhebin inceliklerine vâkıf olmak, bu ilmlerde ictihâd derecesine yükselmek, tesavvufun en yüksek derecesi olan (Vilâyet-i hâssa-i Muhammediyye) denilen kemâle yetişmiş olmak lâzımdır. Böyle bir âlim şimdi nerede? Şimdi, din adamı tanınanlar, mükemmel arabca bilenler, acabâ bu büyüklerin kitâblarını okuyabilir ve anlıyabilir mi? Şimdi böyle bir âlim meydâna çıksa idi, kimse dîne saldıramaz, hayâsızca iftirâlar savuran kahramânlar(!) kaçacak yer arardı. Eskiden medreselerde, câmi’lerde, zemânın fen bilgileri de okutulurdu. İslâm âlimleri fen bilgilerini öğrenmiş olarak yetişirdi. Sultân Abdülmecîd zemânında, mason Reşîd pâşanın, ingiliz sefîri ile berâber hâzırladığı ve 26 Şa’bân 1255 [m. 1839] da i’lân etdiği tanzîmât kanûnu, fen derslerinin medreselerde okutulmasını yasakladı. Böylece, din adamlarının câhil olmalarına ilk adım atıldı. (yalanmı bunlar sayın elm )
Hakîkî din âlimi, vaktîle çok vardı. Bunlardan biri, imâm-ı Muhammed Gazâlîdir “rahmetullahi aleyh”. Din bilgilerindeki derinliğine, ictihâdda derecesinin yüksekliğine, eserleri şâhiddir. Bu eserleri okuyup anlıyabilen, onu tanır. Onu tanıyamıyan, kendi kusûrunu Ona yüklemeğe yeltenir. Âlimi tanımak için, âlim olmak lâzımdır. O, zemânının bütün fen bilgilerinde de, mütehassıs idi. Bağdâd Üniversitesinin rektörü idi. O zemânın ikinci dili olan rumcayı iki senede öğrenmiş, eski Yunân ve Roma felsefesini, fennini incelemiş, yanlışlarını, yüz karalarını kitâblarında bildirmişdir. Dünyânın döndüğünü, maddenin yapısını, ay, güneş tutulmasının hesâblarını, dahâ nice teknik ve sosyal bilgileri yazmışdır.

İslâm âlimlerinden biri de, İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkîdir “rahmetullahi teâlâ aleyh”. Bunun din bilgilerindeki derinliği ve ictihâd derecesinin yüksekliği, hele tesavvufdaki, vilâyetdeki kemâli, aklın, idrâkin üstünde olduğunu, dinde söz sâhibi olanlar, ittifakla söylediği gibi, Amerikada yeni çıkan kitâblar da, bu se’âdet güneşinin ışıkları ile aydınlanmağa başlamışdır. İmâm-ı Rabbânî “rahmetullahi aleyh”, zemânının fen bilgilerinde de mütehassıs idi. (Mektûbât)ın birinci kısmının ikiyüzaltmışaltıncı mektûbunda, (Oğlum Muhammed Ma’sûm “rahmetullahi teâlâ aleyh”, bugünlerde, (Şerh-ı mevâkıf) kitâbını temâmladı. Derslerinde, Yunân felsefecilerinin hatâlarını anladı) buyuruyor. Bu kitâb, islâm medreselerinin, yüksek [Üniversite] kısmında son zemânlara kadar okutulan bir fen kitâbıdır. Kâdî Adûd yazmış, seyyid şerîf Alî Cürcânî “rahmetullahi teâlâ aleyhimâ” şerh etmişdir. Bin sahîfe kadar olup, o zemânın fen bilgilerini anlatmakdadır. Kitâb, altı mevkıfe ayrılmış olup, her birinde mersadlar vardır. Dördüncü mevkıf, birinci mersad üçüncü kısm, ikinci maksadda yer küresinin yuvarlak olduğunu, altıncı maksadda da, batıdan doğuya doğru döndüğünü isbât etmekde, atomu, maddenin çeşidli hâllerini, kuvvetleri ve psikolojik olayları bildirmekdedir.
Avrupalılar, fen bilgilerinin çoğunu ve hepsinin temelini islâm kitâblarından aldı. Avrupalılar, dünyâ tepsi gibi düz, etrâfı dıvar çevrili zan ederken, müslimânlar yer küresinin yuvarlak olup döndüğünü buldular. (Şerh-i mevâkıf) ve (Ma’rifetnâme) kitâbları, bunu uzun yazmakdadır. Mûsul ve Diyâr-ı Bekr arasındaki Sincâr sahrâsında, meridyenin uzunluğunu ölçdüler ve bugünkü gibi buldular. 581 [m. 1185] de vefât eden Nûr-üd-dîn Batrûcî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, Endülüs İslâm Üniversitesinde astronomi profesörü idi. (El-hayât) kitâbında bugünkü astronomiyi yazmakdadır. Galile, Kopernik, Newton, dünyânın döndüğünü müslimân kitâblarından öğrenip söyleyince, bu sözleri suç sayıldı. Galile, papaslar tarafından muhâkeme edilip habs olundu. Tanzîmâta kadar medreselerde fen dersleri okutuluyordu. Aydın din adamları yetişiyordu. Dünyâya önderlik ediyorlardı. Fen dersleri kaldırılınca, keşfler, buluşlar da durdu. Batı, doğuyu geçmeğe başladı. Bugün, dînimizi, o büyük âlimlerin kitâblarından okuyup, öğreneceğiz! Din bilgileri, Ehl-i sünnet âlimlerinden veyâ bunların kitâblarından öğrenilir. Keşf ile, ilhâm ile, ilm elde edilmez. Bunların kitâblarını okuyan, hem ilm öğrenir, hem de kalbleri temizlenir.

son paragraf o kadar yerinde ir tesbitki, büyük alimlerimizin icdihatları varken neylerim yenilerini !
s@manyolu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 20.05.2008, 21:44
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 7.710
Teşekkür etti: 112
129 Teşekkür 78 Mesaja aldı
:)
Sen bu derdini şimdi git Menzil gurubuna Mahmut Efendi gurubuna Fethullah Gülen gurubuna anlat...

Kıyamet kopana kadar Allah'ın veli kulları yeryüzünde eksik olmayacaktır...

“Allah-u Teâlâ bu ümmete, her yüzyıl başında dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.” (Ebu Dâvud)

Her asırda benim ümmetimden sabikûn (önde gelenler) vardır ki, bunlara büdelâ ve sıddikûn ıtlak olunur (söylenir). Haklarındaki inayet ve merhamet-i ilâhiye o kadar boldur ki, sizler de o sayede yer ve içersiniz. Yeryüzü halkı için vukuu tasavvur olunan belâ ve musibetler onlarla kaldırılır.” (Nevâdir-ül Usül)

Bilmem bunlar senin şu yazdığın ama konumuzla hiç alakası olmayan yazını çürütmeye yeter de artar....:)
Sen zannını konuşturuyorsun biz ise hadisleri.Hadisler her asır diyor şu asıra kadar demiyor....
Sanırım sen İhvandaki "dostluk"sun...
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 20.05.2008, 22:31
 
Üyelik tarihi: 20.07.2007
Mesajlar: 94
Teşekkür etti: 25
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
:)
Sen bu derdini şimdi git Menzil gurubuna Mahmut Efendi gurubuna Fethullah Gülen gurubuna anlat...

Kıyamet kopana kadar Allah'ın veli kulları yeryüzünde eksik olmayacaktır...

“Allah-u Teâlâ bu ümmete, her yüzyıl başında dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.” (Ebu Dâvud)

Her asırda benim ümmetimden sabikûn (önde gelenler) vardır ki, bunlara büdelâ ve sıddikûn ıtlak olunur (söylenir). Haklarındaki inayet ve merhamet-i ilâhiye o kadar boldur ki, sizler de o sayede yer ve içersiniz. Yeryüzü halkı için vukuu tasavvur olunan belâ ve musibetler onlarla kaldırılır.” (Nevâdir-ül Usül)

Bilmem bunlar senin şu yazdığın ama konumuzla hiç alakası olmayan yazını çürütmeye yeter de artar....:)
Sen zannını konuşturuyorsun biz ise hadisleri.Hadisler her asır diyor şu asıra kadar demiyor....
Sanırım sen İhvandaki "dostluk"sun...
ilk olaraktan hakikat sitesine girdiğimde ışıkcılar diye eleştirilen konuya bakmıştımda çok şaşırmıştım, en çok evliyaları ehlisünneti savunan batıl fırkaları deşifre eden,rabıtayı şefaati inkar etmeyen edenleride deşifre eden bir kitap hakkında nasıl böyle bir yorum yapabilmiş diye , sonra o yazı o siteden kaldırıldı ne kadar aradım taradımsa bulamadım (sebebini biliyormusunuz ? )

son sözde yazılan yanlış bişey yok ,siz her ne kadar konumuzla alakası yok desenizde alakalı yazıları eklediğime inanıyorum , dünyadan birçok mübarek islam alimi gelip geçmiştir ,taktir edersinizki herkezin tasavvuftaki yeri ayynı olamaz ,herkez müceddit ,herkez müctehit ,herkez evliya olacak diye bir kural kaide yoktur ,

samimi olaraktan baştan sona okusanız son sözü hepsine yer verdiğini göreceksiniz

(İrşâd-üt-tâlibîn)de diyor ki, (Büyük âlim vefât edince, feyz vermesi kesilmez. Hattâ artar. Fekat [kalb hastalıklarına şifâ olan bakışları ve sözleri devâm etmediği için] bir insanın meyyit ile olan bağlılığı, diri ile olan gibi olamaz. Bunun için, (Üveysî) olmak, ya’nî meyyitin rûhâniyyetinden feyz almak az olur. Fenâ ve Bekâya yükselen dirilerin meyyit ile irtibâtları, diri iken olduğu kadar değil ise de, çok olur ve bunlar meyyitden çok feyz alırlar. Fekat, diri iken dahâ fazla alırlar. Çünki diriler, yanındakilerin ahkâm-ı islâmiyyeye yapışmalarını sağlar. Bütün hâlleri ve sözleri ile kalblerine te’sîr ederek, muhabbetin artmasına, böylece dahâ çok feyz almalarına sebeb olurlar). Görülüyor ki, bir Mürşid aramak lâzımdır. Sâdık ve temiz bir müslimân, Evliyâ diri iken de, kabrde iken de, rûhlarından feyz alır ise de, diri olan Evliyâ, bunun yapması lâzım olan vazîfeleri söyler. Hatâlarını düzeltir. Böylece, feyz alması kolaylaşır ve çok olur. Ölüler ise birşey söyliyemez. Yol gösteremez. Kusûrlarını bildiremez. Feyz alması azalır veyâ durur. İlhâm ve rü’yâ ile meyyitden ders almak da olamaz. Çünki, ilhâmlara ve rü’yâlara, vehm, hayâl ve şeytân karışabilir. Karışmamış olanları da, te’vîlli, ta’bîrli olabilir. Doğruları, iğrilerinden ayırd edilemez. Kazanç pek kıymetli ise de, zarâr da, o derece tehlükelidir. Böyle olmakla berâber, hakîkî âlim bulunmadığı zemânlarda, mürşid geçinen câhillere aldanmayıp, mevtâların rûhlarından feyz almağa çalışmalıdır. Buna kavuşmak için, Ehl-i sünnet i’tikâdında olmak ve ahkâm-ı islâmiyyeye uymak ve hakîkî âlimlerin kitâblarını okumak ve okuyan ile sohbet etmek şartdır. Küçük çocuk, en çok anasını sever ve ona sığınır. Aklı başına gelince, babasına dahâ çok güvenir, buna sığınır ve bundan fâidelenir. Mektebe veyâ san’ata başlayınca, hocasına, ustasına sarılır. Bunlardan fâidelenir. Allahü teâlânın âdeti böyledir. Rûhun kazançları da, bunun gibi, önce ana, baba ve âlim, sonra Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” vâsıtası ile alınıyor.

(Talebesi arasında âlim, Eshâbı arasındaki Peygamber gibidir), (Âlimin talebesinden üstünlüğü, Peygamberin ümmetinden üstünlüğü gibidir), (Herşeyin bir kaynağı vardır. Takvânın menba’ı âriflerin kalbleridir), (Fıkh dersinde bulunmak, bir sene ibâdet yapmakdan dahâ iyidir), (Âlimin yüzüne bakmak ibâdetdir)


Evliyâ ve müctehid olmıyan müceddidler “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în”, kıyâmete kadar, yeryüzünde bulunacakdır. Bu müceddidler, müctehidlerin kitâblarını her tarafa yayacaklar, unutulmuş olan hak yolunu, Ehl-i sünnet bilgilerini insanlara bildireceklerdir. Dünyâya yayılmış olan, bid’at sâhiblerinin ve sahte tarîkatcıların ve zındıkların, fen ve din yobazlarının, yalanlarına, iftirâlarına cevâblar vereceklerdir. Bunların yazdıkları doğru kitâbları bulup okuyanlar, dünyâda ve âhıretde se’âdete kavuşacaklardır.

Mahmut efendinin yaptığı nedirki ? ! ehlisünnet bilgilerini yaymıyormu hertarafa , yalancılara cevaplar vermiyormu ? kendisi hakiki islam alimidir Allah başımızdan böyle alimleri eksik etmesin inşallah ,ehlisünnetin kuralları bellidir o çizgiden çıkmayan hadislere kurana ters fetvalar vermeyen alimlerin başımızın üzerinde yeri vardır

kimliğime gelince kim olduğum değil nasıl düşündüğüm daha önemli değilmi sayın elm ?
s@manyolu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 20.05.2008, 22:34
 
Üyelik tarihi: 20.07.2007
Mesajlar: 94
Teşekkür etti: 25
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Derin âlim, fazîletli merhûm seyyid Ahmed Mekkî efendi hazretlerinin, (Se'âdet-i Ebediyye) kitâbının beşinci baskısı başına yazdığı arabî takrîz tercemesi.

Bismillâhirrahmânirrahîm ve bihi sikatî

Beyândan bilmediklerimizle bizleri ni’metlendiren Allahü teâlâya hamd olsun! Doğru söyleyenlerin en iyisi ve kendilerine Fasl-ı hitâb ve hikmet verilenlerin en üstünü olan sâhibimiz ve efendimiz Muhammed aleyhisselâma ve Onun temiz Âline ve insanlar arasından Onun için seçilmiş olan Eshâbına, salât ve selâm olsun!

Asrımızın fâdıllarından, zemânımızın bir dânesinin yazmış olduğu (Se’âdet-i Ebediyye) kitâbına göz gezdirdim. Bu kitâbda, kelâm, fıkh ve tesavvuf bilgilerini buldum. Bunların hepsinin, bilgilerini nübüvvet kaynağından almış olanların kitâblarından toplanmış olduğunu gördüm. Bu kitâbda, Ehl-i sünnet velcemâ’at i’tikâdına uygun olmıyan hiçbir bilgi, hiçbir söz yokdur. Allahü teâlâ, Ehl-i sünnet âlimlerinin çalışmalarına ve bu kitâbın yazarının çalışmasına iyi karşılıklar ihsân buyursun! Âmîn.

Ey Temiz gençler! Dînî ve millî bilgilerinizi, bu latîf, benzeri bulunmıyan, belki de, ileride bir benzeri yazılamıyacak olan, bu kitâbdan alınız!

Yâ Rabbî! Bu kıymetli kitâbın yazarını mes’ûd ve mubârek et, yümünlü eyle! Âmîn. Allahım! Onun anasından, babasından ve kerîm olan merhûm hocalarından râzı ol! Peygamberlerin en üstünü hurmetine “sallallahü aleyhi ve sellem” bu düâyı kabûl buyur! Âmîn.


7 Temmuz 1967 29 Rebî’ul-evvel 1387 Cum'a

Kulların en aşağısı, islâm âlimlerinin hizmetcisi,

İstanbulda Kadıköy müftîsi,

Arvâsî zâde

Esseyyid Ahmed Mekkî Üçışık
s@manyolu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 20.05.2008, 22:59
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 7.710
Teşekkür etti: 112
129 Teşekkür 78 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız s@manyolu
Mesajı göster
ilk olaraktan hakikat sitesine girdiğimde ışıkcılar diye eleştirilen konuya bakmıştımda çok şaşırmıştım, en çok evliyaları ehlisünneti savunan batıl fırkaları deşifre eden,rabıtayı şefaati inkar etmeyen edenleride deşifre eden bir kitap hakkında nasıl böyle bir yorum yapabilmiş diye , sonra o yazı o siteden kaldırıldı ne kadar aradım taradımsa bulamadım (sebebini biliyormusunuz ? )
Hiç bir yazı kaldırılmadı..Sitede halen duruyor.
Işıkçılar yazısı halen duruyor..O kitap hakkında hiç bir şey denmedi.O kitaptaki bir mevzu eleştirildi.O mevzu da yukarıya yazdığım mevzudur...Seadet-i Ebediye'yi eleştirenler başka alimlerdir. Yanılmıyorsam şu kaza namazı meselesi vardı eleştirilen mevzuların başında. Kaza Namazı ile birlikte sünnet kılınabilir mi bahsiydi yanılmıyorsam.

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız s@manyolu
Mesajı göster
son sözde yazılan yanlış bişey yok ,siz her ne kadar konumuzla alakası yok desenizde alakalı yazıları eklediğime inanıyorum , dünyadan birçok mübarek islam alimi gelip geçmiştir ,taktir edersinizki herkezin tasavvuftaki yeri ayynı olamaz ,herkez müceddit ,herkez müctehit ,herkez evliya olacak diye bir kural kaide yoktur ,
Biz herkes alimdir herkes müçtehittir diye bir şey söylemedik..Bizim eleştirdiğimiz söz Evliya öldü bugün ölenin de nerede olduğu bilinmiyor sözüdür.Bugün yer yüzünde bir veli bir mürşid görülmüyor sözüdür..Dikkat ederseniz hiç bir yazınızda buna delil getiremediniz. Bazı alakası olmayan sözleri yazıyorsunuz. Yeryüzünde velinin görülmemesi Hilmi Işık'ın gözlerine mi bağlı acaba demekten kendimizialamıyoruz...
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız s@manyolu
Mesajı göster
Evliyâ ve müctehid olmıyan müceddidler “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în”, kıyâmete kadar, yeryüzünde bulunacakdır.
Bu sözünle yukarıdaki Hilmi Işık'ın sözü çelişiyor. Hilmi Işık bugün olanın da nerede olduğu bilinmiyor diyor...Bu kitabın 1956 da neşredilip 1956 da basıldığı söyleniyor... Şimdi bu kitap Bediüzzaman 1960 S. Hilmi Tunahan 1959 Muhammed Raşid Erol 1993 Hatta Esad Coşan 2001 yılında vefat etmişlerdir.Radıyallahu anhüm ecmain)Bunlar ittifakla veli olduğu söylenen kimselerdir.
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız s@manyolu
Mesajı göster
kimliğime gelince kim olduğum değil nasıl düşündüğüm daha önemli değilmi sayın elm ?
Biz kim olduğunuzu da önemseriz... S@manyolu'nun kim olduğunu bilirsek üslubumuzu ona göre düzenleriz. Çünkü sözleri ele veren sözün sahibidir..
Ben müslümanları severim sözünü söyleyen bir müslümana mı yoksa yahudiye mi güvenirsiniz.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 21.05.2008, 00:38
 
Üyelik tarihi: 20.07.2007
Mesajlar: 94
Teşekkür etti: 25
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster

Bu sözünle yukarıdaki Hilmi Işık'ın sözü çelişiyor. Hilmi Işık bugün olanın da nerede olduğu bilinmiyor diyor...Bu kitabın 1956 da neşredilip 1956 da basıldığı söyleniyor... Şimdi bu kitap Bediüzzaman 1960 S. Hilmi Tunahan 1959 Muhammed Raşid Erol 1993 Hatta Esad Coşan 2001 yılında vefat etmişlerdir.Radıyallahu anhüm ecmain)Bunlar ittifakla veli olduğu söylenen kimselerdir.

Dünyada evliya yok mu?Sual: Tam İlmihal’de hicrî on dördüncü asrın yarısından sonra, dünyanın hiçbir yerinde Veli görülemediği bildirilip, (Hiçbir İslam memleketinde tasavvuf âlimi yok gibidir) yazıyor. Yani, şu anda dünyada Evliya yok mu deniyor?
CEVAP
Hayır, yoktur denmiyor, yok gibidir deniyor. Bir de, bir şeyin sahtesini kötülemek, aslını kötülemek midir? Sahtesinden sakının demek, hakikisinden de sakının demek değildir elbette.

Yine kitaplarımızda şöyle bildiriliyor:

Abdülgani Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:

Evliyayı inkâr etmek, dinin herhangi bir hükmünü inkâr etmek gibi küfürdür. Allahü teâlâ, Peygamberlerini ve Evliyasını başkalarından üstün tutmuş, başkalarına vermediği keramet ve mucize gibi harikaları bu zatlara ihsan etmiştir. (Hadika)

Dünyada elbette evliya bulunur. Din kitaplarında birler, üçler yediler, kırklar, beş yüzler gibi adlandırılan Evliya vardır. Ebdal denilen evliya her zaman bulunur. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Ebdal 40 kişidir. Bunların bereketiyle düşmana galip gelir, beladan kurtulursunuz.) [İbni Asakir]

(Her asırda iyiler vardır. Bunlar 500 kişi olup kırkı ebdaldir. Her ülkede bulunur.) [Ebu Nuaym]

(Yeryüzünde her zaman [ebdallerden] kırk kişi bulunur. Her biri İbrahim aleyhisselam gibi bereketlidir. Bunların bereketi ile yağmur yağar. Biri ölünce, Allahü teâlâ, onun yerine başkasını getirir.) [Taberani]


Bu evliya zatları herkesin tanıması elbette zordur. Zaten ben evliyayım diyen veli değildir. Evliya, kendini gizler. Bunun için evliyayı tanımak zordur. Bugün açıkça ben evliyayım diyen sahtekârlar çoktur. Hatta bazı kimseler, (Bizim hocamız hatem-ül evliyadır, son velidir. Artık başka veli gelmez) diyorlar. Bunlarınki de yanlıştır.

Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyurdu ki:
(Bu zamanda, beş vakit namazını kılan, haramlardan sakınan umumi evliya sınıfına dâhil olur. Bir de hususi evliyalık vardır. Bu, tasavvuf yolunda ilerleyenlere Rabbimizin ihsan ettiği derecelerdir. İşte, bu zamanda böyle evliya yok gibidir.)

Hakiki mürşid olan evliya, kıyamete kadar mevcuttur. İlim ve ihlâs sahibi taliplere kendisini tanıtır. Düşmanlardan, ahmaklardan saklanır. Kötü kimseler, kıymetli şeylerin sahtelerini, taklitlerini piyasaya sürerek, insanları aldatır. Böylece, kötü yoldan, menfaat sağlarlar. Bu kimseler, yalanlarla, istidrac göstererek, keramet diye, cahilleri aldatırlar. Müslümanlar için en büyük felaket, bunların tuzaklarına düşmektir. Kendilerinin, dinden, imandan, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından haberleri yoktur. Sözleri ile küfür yayarlar. Hareketleriyle haram işlerler. Cahilleri avlamakla geçinirler. (H. S. Vesikaları)
Eshab-ı kiram ve Tâbiini izam zamanlarında, Evliya çoktu. Herkes bunları ziyaret ederek bereketlenir, dualarını alırlardı. Ahir zaman yaklaştıkça, küfür alametleri, bid’atler çoğaldı. Ulema ve evliya azaldı. Son zamanlarda, hiç görünmez oldu. (Faideli Bilgiler)

(Görünmez oldular) demek, yok demek değil, herkes göremez, az kişi bilir demektir. Maalesef, (Görülemiyor, yok gibidir) ifadelerini göstererek, (Bakın, tasavvuf ve evliya düşmanlığı yapılıyor. Bir sürü mürşid-i kâmil, evliya hayattadır, bu sözlerle onlar reddedilmiş, olunuyor) diyenler çıkıyor. Bu tamamen yanlış ve iftiradır. Tam İlmihal, tamamen, tasavvuf büyüklerinin, Ehl-i sünnet âlimlerinin ve Evliyaların kitaplarından tercüme olup, onların sözleridir. Hepsi, o mübarek insanların kitaplarından nakildir. Tasavvufa ve Evliyaya düşmanlık iddiası, çok çirkindir.

Bir şeyin sahtesinden kaçın demek, iyisinden de kaçın demek değildir. (Hakiki tereyağı alın, hileli, karışık olanını almayın) demek, tereyağına hakaret olur mu? Bilakis tereyağının önemi bildirilmiş olur. Her şeyin, sahtesi de, hakikisi de vardır.


Dünyada evliya yok mu? .:.: www.dinimizislam.com :.:.

cevap budur sanıyorum...

kaza namazı konusu çok defa açıklandı fakat insanlar anlamak istedikleri gibi anlıyorlar ,halbuki hiçbirisi yazarın kendi görüşü değil hepsi alimlerin fetvasıdır ,kendi yorumları [köşeli paretntez içindedir] hervakit derim bizler eleştirmesini bilmiyoruz,büyüklerimizin birbirini eleştirdikleri şekilde değilde kötüleyici tarzda eleştiriyoruz,halbuki ehlisünnet alimlerinin içinde farklı fetvalar her vakit olmuştur .fekat onlar birbirini yermemişlerdir,Mektubatı Rabbaniyi okumak içine sindirmek kafidir bunu görmek için !

Elhamdülillah Müslümanım,ehli sünnet velcemaattenim
_______________

TASAVVUF'UN ASLI
HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ

MEVKİ VE MERTEBELER


okursanız velilerin hallerini herkezin bilip bilmemesini güzel anlatmış.benzerlikler çoktur,

kitabın bütütnünü ele almadan sadece önsöz sonsözle yola çıkılırsa yanlış anlamaların olması doğaldır diye düşünüyorum
s@manyolu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)