Nasıl Tanınırsan Öyle Muamele Görürsün Hotel Eden Au Lac'ta aşağı yukarı 7sene çalıştım. Bu zaman zarfında namaz hususunda, Cuma, bayram vs. hiçbir zorlukla karşılaşmadığım gibi kolaylık ve anlayış gördüm. Bunun birinci sebebi kendimi tanıtırken birinci etiketim olan Müslümanlık kimliğimi ön plana çıkarmam oldu. Daha işe başlarken '' haftalık izinlerimi ya Perşembe-Cuma, ya da Cuma-Cumartesi kullanacağım'' çünkü Cuma günü camiye gitmem gerek dedim. Bu sözleri daha işin başında söylemem çalışma günlerimin bu şekilde ayarlanmasına neden oldu. 7 yıl boyunca da önceleri Perşembe-Cuma, daha sonra Cuma-Cumartesi günleri iznimi kullandım. Çalıştığım yerde üç vardiye şeklinde çalışılıyordu. Sabah saat 7 -16 öğle 14:30-23:30, sabah 8-14, 18:30-22:00 şeklinde idi. Ramazan ayında en münasip çalışma saati 7-16 saatleri arası idi. Bunu şefe söyledim. Bunu üzerine iftarı ve teravih namazını en iyi şekilde eda edebilmem için her ramazan çalışma planı yapılırken benim için 7- 16 saatleri yazılıyor ve altına da niçin böyle yapıldığı anlaşılsın diyerek (RAMAZAN) diye yazılıyordu. Bayramlarda bütün çalışanlara bugün bizim bayram diyerek tatlı dağıtmam aramızdaki saygıyı daha da arttırıyordu... Verilen sözde durmakta önemli sebeplerden di. Mesela: şu saatten şu saate kadar camiye gitmem gerek diyorum. Ve o saatler içerisinde mutlaka işimi tamamlayıp geliyorum. Nasıl olsa izin aldım diyerek o saatleri geçirmiyor, gerekirse o saatten önce iş yerine geliyorum. Bunun içinde şefler benim gayemin işten kaytarmak olmadığını inancım gereği yaptığımı çok iyi anlıyor ve benim bu hareketimi takdirle karşılaya biliyorlar. Bu dakik hareketlerim de onların nazarında güvenilirliğimi arttırıyordu.... Bir gün iş yerinden özel bir mektup geldi. Hotel'de 5-10-15-20...yılı dolduranlar için bir yemek daveti idi. Ben gidip gitmemekte tereddütlüydüm. Bir gün personel şefi gelip gelmeyeceğimi sordu. Benim tereddütlü olduğumu görünce dedi ki; Biz senin içki içmediğini, domuz eti yemediğini biliyoruz. Aşçıya söylersin, ne istiyorsan, nasıl istiyorsan, senin için onlar hazırlanır, dedi. Benim yanımda aşçıya telefon ederek ne istiyorsam yapmasını söyledi. Aşçı da bana en güzel bir şekilde davranarak ne istiyorsam, nasıl istiyorsam, yağlı-yağsız, tuzlu-tuzsuz, grilde-tavada, soslu-sossuz, yani aklınıza gelebilecek herşeyi sorarak yemeğimi hazırladı.... Aslında bunun böyle yapılabileceğini düşünüyordum. Fakat benim asıl tereddüdüm bu değildi. Hotel'e yeni gelen direktör ve hanımı ile birbirimizi tam olarak tanımadığımız için, toplantı da olacak hoşgeldin tokalaşma merasimi idi. Ben personel şefine aşçıya telefon etmesinden dolayı teşekkür ederek şöyle dedim: '' Dinimin emri gereği yabancı kadın veya kızla tokalaşmıyorum '' şimdi ben toplantıya geleceğim. Direktörün hanımı da gelecek ve bana elini uzatarak hoş geldin, diyecek. Ben o anda elimi uzatmazsam yanlış anlaşılır. Uzatırsam prensiplerime aykırı davranmış olurum, '' dedim. Personel şefi beni şaşırtacak bir şekilde şöyle dedi: Bunda herhangi bir şey yok. Ben bunu direktörün hanımına söylerim, dedi.... Aradan günler geçti. Toplantı günü sabah personel şefi bana dedi ki; Orhan geliyorsun değil mi? Ben direktörün hanımına söyledim herhangi bir problem yok dedi. Ben de o akşam toplantıya geldim. 10-15 kişi idik. Direktörün hanımı herkesle tokalaşarak hoş geldin dedikten sonra bana da güler yüzlü bir şekilde elini uzatmadan hoş geldin dedi. Toplantı güzel bir şekilde sohbetler yapılarak ve benim hoca olduğumu öğrendiklerin de Kur'an-ı Kerim okutturarak, yemekler yenilerek sona erdi.... Bu örnekte İslam'a aykırı bir işlem yapılmamış, karşı taraftaki insanlar kırılmadığı gibi bir tanıtma olayı gerçekleşmiş oldu.... Buna benzer bir olay ev değiştirirken de başımızdan geçti. Yeni bir eve baktık beğendik. Ev bürosu bizi tanımak için çocuklarla beraber davet etti. Biz önceden hanımla anlaştık. Oraya vardığımız da hoş geldin diyerek elini uzatan erkek olursa ben sıkacağım, bayan olursa hatun sıkacak. Bu işlemi dediğimiz gibi yaptık. Toplantı da iki erkek bir bayan vardı. Bize sorular sordular, cevaplar aldılar. En sonunda da niçin tokalaşmadığımızı bize sordular. Biz de anlattık. Bu durumdan dolayı evi vermeyeceklerini düşünüyorduk. Fakat anlayışla karşılayarak evi bize verdiler... Aslında bu ve buna benzer misalleri uzatmak mümkün. Yer kısıtlı olduğu için bunlarla iktifa ediyoruz. Sonuç olarak diyebiliriz ki, kendini topluma nasıl tanıtırsan, o şekilde tanınır ve muamele görürsün.....
__________________ GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
Konu itimat tarafından (09.11.2005 Saat 14:58 ) değiştirilmiştir..
|