| SEVENİ SEVİLENE ULAŞTIRIN Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina.
SEVENİ SEVİLENE ULAŞTIRIN
Câbir bin Abdullah (r.a.) anlatıyor: Bir gün bir bedevî, Hz. Ali (r.a.)nin yanına gelmişti. Selâm verdikten sonra şu suâli sordu:
Ey Emîrul Müminîn! Hz. Ebû Bekir (r.a.) cennette midir, değil midir?
Hz. Ali (r.a.) bu münasebetsiz sorudan fazlasıyla üzülmüştü! Dedi ki:
Ensâr ve Muhâcirînden hiç kimse, Hz. Ebû Bekir (radıyallâhü an zâtihil-athar)in cennetlik oluşundan şüphe etmemiştir. Ey Bedevî Arap! Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.), onu babası yerinde tutardı. Yıldızlar dünyayı nasıl ışıtıyorsa, Hz. Ebû Bekir de cenneti öyle parlatacaktır. Âhirette, Hz. Ebû Bekirin nûrundan parlamayan hiç bir köşk, saray, binâ ve oda kalmayacaktır. Cennet halkı, Ey cennetin bekçisi Rıdvân! Bu ışık nereden geliyor? diye sorarlar. Rıdvân da, Bu nûr Hz. Ebû Bekirin nûrudur diye cevap verir.
Hz. Ali (kerramallâhü vecheh), bunları anlattıktan sonra, sözlerini şöyle bağladı:
Ey Bedevî Arap! Hz. Ebû Bekir (r.a.), vefâtına yakın günlerde bana, Ölümüm yaklaştı. Öldüğümde, Resûlüllah (s.a.v.)ın mübârek vücûdunu yıkadığın ellerinle beni de yıka! Sonra tabuta koyup Ravzai Mutahharaya götür! Ey Allâhın Resûlü! Ebû Bekir kapıdadır, izin istiyor de! Şayet kapının kilidi anahtarsız açılırsa, beni Fahr-i Âlem (s.a.v.)in arka kısmına gömün. Kapı açılmaz ise, Cennetül-Bakîye gömün buyurdu. Vasiyetini aynen tuttum. Onu Ravza-i Mutahhara ya getirdim. Kapının kilidi açıldı. Seveni sevilene ulaştırın diye bir ses duydum. Böylece oraya defnettik.
Selam, Hudaya ittiba edenlere |