Misafir uğurlamada “bir daha gelin” mesajı verilir Ayakkabılar sokak kapısının önüne muntazaman dizilmiştir. Kimse ayakkabısını aramaz. Büyüklerin paltolarını almalarına da fırsatları olmaz. Birileri paltoyu tutuyordur çünkü. "Estağfirullah, yapmayın…" sözleri arasında giyilir ceketler, kabanlar. Ev sahibi misafirini kapıdan uğurlayıp, soğuk bir vedalaşmadan sonra onlar daha merdivenleri inmeden kapıyı kapatmaz.
Evin ahalisi neredeyse herkes, misafirle birlikte iner evin önüne. Sokakta "Bir daha gelin. Özletmeyin kendinizi. Allah'a emanet olun. Allahaısmarladık. Güle güle gidin. Selametle. Yine bekleriz. Sizi de bekleriz. Müsait olduğunuz bir gün gelin, hem de gündüzden gelin akşam yemeğe kalın…" sözleri duyulur. Misafirler memnun bir havada adımlar sokağı. Ev sahibi de gecenin son dakikalarında çay bardaklarını ve ikram tabaklarını toplar odalardan.
Cep telefonlarının ve dahi telefonların henüz ellerin altında olmadığı günlerde misafirliğe gidişler habersiz olurdu. Kapı çalınır ve misafir selam verir, ev sahibi buyur ederdi eve. Hele, "Müsaitseniz yarın akşam size gelmek istiyoruz" denildiğinde, hemen "Ne demek tabii ki" denir ve misafir geri çevrilmezdi. "Yarın olmasa, cuma olsa" ya da "Haftaya gelseniz olur mu?" gibi seçenekler hiç düşünülmezdi. Misafir; ev halkı ve mekan her ne kadar müsait olmasa da kabul edilirdi. Misafirin gelmesi evin üyelerinin yüzlerinde gizli bir asıklığa da yol açmazdı.
Evler misafirle şendir. Misafirin yeri başların üzeridir. Misafirin en çok sevdiği, evin sahibinin ikram ettiği güler yüzdür. Misafirin umduğu 3-5 çeşit hazırlanan ikramlar değildir. Arzulanan muhabbettir. Sohbet, aranan hazinedir.
Misafir uğurlama, misafir ağırlamak kadar özen ister. Misafiri kapıya kadar yolcu etme, saygının bir parçasıdır. "Bir daha gelin" demenin nazik ve kibarcasıdır. Bunun için özlem artar, "gidelim" der ev halkı. Sanki bir akrabadır artık misafirle ev sahibi. Sanki bir yakınınız gelmiştir ve ev onların da evidir o saatte.
Ev ister iki oda bir salon, ister dört oda olsun. Önemli olan evin bereketi değil midir? Mekan şenlenir, çocuklar koşturur, hanımlar elbirliğiyle mutfağa girer. Yapmacık ifadeler yoktur bunların içinde. İç neyse dışda odur. Ha misafir, ha ev sahibi. Hizmet edenle, hizmet edilen zamanı değiştirdiğinde yine bir araya gelebilir farklı bir evde. Sen misafiri düşünürsün, misafir seni düşünür. Mevla her ikisine de bereket ihsan eder değil mi?
Misafir umduğunu değil bulduğunu yer. Ev sahibi de bulduğunu ikram eder. "Misafir ağırlamak kadar, misafir uğurlamak da ne kadar zormuş meğer!" demeyin. Siz isterseniz zorluklar kolaylığa, misafirler de memnuniyete meyleder.
__________________ GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL |