Sadece samimiyet güveni temin etmez İbrahim Bey yeni bir yatırıma ortak olmuştur. Ama işleyişin nasıl olduğu konusunda endişeleri vardır. Arkadaşı Adem Bey ona şöyle der:
- Hesap sorma! Sebep arama. Ne için olduğunu bilmen gerekmez. Bilmen gerekeni bil, yeter. Biz yapıyorsak mutlaka iyidir. Sen bize güvenmiyor musun? Biz yalancı mıyız?
- Ama bunun yalanla alakası yok. Herkes gibi bazı şeylerin nasıl yapıldığı konusunda endişelerim var o kadar!...
- Bu işin içinde samimiyet var. Sen ona bak…
…
Birçok iyi ve güzel işin ardından buna benzer diyaloglar yaşanır. Üç beş bazen yüz arkadaş toplanır. Bir kooperatif ya da iş kurar. Başlangıçta her şey çok güzeldir. Duygular halis, niyetler temizdir. Ama bu halis niyetler çeşitli tedbirlerle korunmaz ve güçlendirilmez. Zamanla yıpranır, pörsür. Bir gün arkadaşınızı kıramaz, pahalı olsa da onun malını alırsınız. Başka birisi, "Gel bizden al, ödediğinin yüzde beşini sana iade edeyim ." der. ‘Başkaları kazanacağına yakınlarım kazansın’ diye düşünür; dayına, amcana verirsin ihaleyi, işi. Birkaç sene sonra altındaki arabanı da evini de değiştirdiğinde yaptığın işten iyi para kazandığını anlarsın. Nasıl olsa hesap soran da yoktur diye düşünürsün!
Halbuki yapılan iş ya kâr amaçlamayan bir iştir; ya da çok kişinin parasının ve emeğinin olduğu bir ortaklıktır. Harcanan her kuruş senin değildir. Uğranılan her zararı nasıl sen ödemiyorsan, elde edilen kâr da senin değildir. Çoğu zaman samimiyetle başlayan bu yolculuk harisliğe mahkum olur. Başta olmayan kontrol noktaları her zararın ardından yükselen seslerle ortaya çıkar; ama kimsenin onu hesaba çekmeye hakkı yoktur artık.
…
Çalışılan işte insanların alınteri, emeği, parası, himmeti ve duası varsa bunları ileride bir kalemde silip atamazsınız. Temelinde gözyaşlarıyla konulmuş bilezikler ve para olan bir yere kendi ismini yazdırıp, sahiplenemezsin. Vakt-i zamanında yaşananları, senin elindekileri ve gelen himmetleri bir düşün. Bu teveccüh sana mıydı; yoksa ideale miydi?
…
İnsanın nefsiyle, şeytanıyla arasına engel koyması gerekir. Bunun için samimi dostlarımıza ihtiyacımız vardır. Bir ortaklık mı söz konusu? "Bunu yazılı yapalım." diyecek bir dost olmalı. Başkanı denetleyecek insanlar bulunmalı. Onu nefsiyle baş başa bırakmamalı.
İbrahim Bey yıllar önce ortak olduğu şirketin mağazalarının birer birer kapanmasını gözyaşlarıyla seyrediyor. Elindekilerinin hiçbir resmi değeri yok. Zamanında soramadığı hesabı şimdi kendi ödüyor.
__________________ GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL |