İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Tarih > Cumhuriyet Tarihi
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 15.01.2007, 07:26

 
Mehmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2005
Mesajlar: 112
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Post Dönmelerin (yahudilerin) kurduğu cumhuriyeti yakından tanıyalım

Kaynak: Hayat ve Hatıratım (3)
Müellif: Dr. Riza Nur, 1992

- Sahife 291 :

"Demek Mustafa Kemal bir cumhuriyetle hükümet yapmamış, bir tulumbacı koğuşu yapmış. Demek bu kadar kanlar ve emekler boşa gitmiş. Kurtulduk dedik, demek kurtulmadık. İstibdad rejimi, padişahlığı attık dedik, demek daha kara bir istibdada girmişiz. Daha kanlı, zalim bir canavar milletin tepesine çökmüştür. Yukseldik dedik, demek yüksele yuksele ancak bir tulumbacı koğuşu yapmışız. Vah... Vah zavallı millet!" dedim. İçim sızladı.

Adnan yanıma geldi: "Eee, ne dersin?.. Gördün mü?" dedi. Dedim ki: "Bu kadar gayret, emek, Mustafa Kemal'in bir tulumbacı koğuşu yapması içinmiş. Mustafa Kemal yüksele yüksele bu koğuşun damına çıkarılmıştır." Dedi: "İşimiz dumandır."

Meb'uslar, Salih ve Kılıc Ali takımına "silahşörler" adını koydular. Yanlış değildi. Artık bu ad meşhur oldu. Bunlar Abdülhamid'in tüfekcileri yerine geçtiler.

Meclis artık bir çocuk oyuncağı olmuştu. Hiç bir hükmü, kuvveti kalmamıştı. İşte Anadolu hükümetinde hürriyete ilk büyük darbe bu istizahtır. Bu sebeple bu devletin cumhuriyet ve teşrii hayatında bu hadise pek mühimdir, düğüm noktasıdır. Hakimiyet-i Milliye, cumhuriyet duman olup uçmuştur. Mustafa Kemal'in yüzünde cumhuriyet ve Hakimiyet-i Milliye maskesi içinde, iblis, Neron suratı vardı. Milletin sözünü boğazına tıkamak için, yalana, tehdide, tezvire, her şeye, her şeye tevessul ediyordu. Mebusları susturuyordu. Bu hali tamamiyle klik, şirket, inhisariye, karanlık oda, tahakkum, tegallup, oligarşi sistemi idi. Hem de bu öyle zalim ki, hem dövüyor, hem de ağlamaya hakkın yok diyor... Tabiidir ki, dövülen ağlar. Bari dövüyorsun, bırak ağlayalım. Bu kadar da mı insafın yok ?!..
__________________

Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın
Fatih'in İslâmbol'u fethettiği yaştasın..
Mehmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 15.01.2007, 07:30

 
Mehmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2005
Mesajlar: 112
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Cumhuriyet'in mümeyyiz vasıfları..

Muz C U M H U R İ Y E T(i)

Kaynak: Hayat ve Hatıratım (3)
Müellif: Dr. Riza Nur, 1992

- Sahife 272 :

Meclis'de cumhuriyet kabul, Mustafa Kemal reis-i cumhur intihap ediliyor. Edilince Mustafa Kemal bir nutuk söylüyor. Bunda Allah'ın inayetinden bahsediyor (sahife 495). Kedinin sirke içmesine şaşılır. Hadi böyle yalanları milli hareket zamanında vaziyet müsaid olmadığından yapardın. Şimdi niye ?..

........

Nutukta "Bütün millet cumhuriyetin ilanına mesrur oldu. Her tarafta parlak tezahurat ile ilan-ı şadumanı edildi" diyor. Bunun birinci kısmı mahz-ı yalan, utanmadan alenen yazıyor. İkinci kısım doğrudur. Çünkü tezahuratı yapan hükümettir. Millet zavallı aç karnını düşünmekle meşgul...

- Sahife 556-558:

Türkiye'de Lozan Sulhü ile Milli Harekat ve cidal devri bitip cumhuriyet ile yeni bir idare ve devre başlamıştır.

Cumhuriyet'in mümeyyiz vasıfları:

Cumhuriyet'de bir kaç devir vardır.

1. Klik Teşkili Devri : Mustafa Kemal namuslu ve milli harekette hizmet etmiş kimseleri tepelemeğe başladı. Cahil, katil, hırsız, tulumbacı, ********, mürtekip, mahkemelere düşmüş, hasılı bir yüz karası olan adamları etrafına topladı. Çankaya'da bunlardan bir klik teşkil etti. Bunlar iki kısım olup birisi sırf vurucular ki, bunlar cumhuriyet tüfekcileridir. Bir kısım muharrirlerdir ki, bunlar matbuat tüfekcisi ve meddahlardır. Milli harekette hizmet etmiş olanların her birini bir suretle imha etti.

2. Hürriyeti İmha Devri : Matbuatı kırdı, geçirdi. Hür gazeteleri ve muharrirleri yok etti. Kendi parasıyle Mustafa Kemal Hakimiyet-i Milliye, Milliyet gibi gazeteler ve bir takım mecmualar tesis etti. Vakit ve Aksam gibi gazeteleri maaşlar vererek, sahiplerini mebus yaparak ele aldı. Millet Meclisini, vekilleri, hükümeti bir kukla haline koydu.

3. Terör Devri : Katliam halinde muhtelif idamlar, İstiklal mahkemeleri yaparak büyük bir terör yaptı. Bütün milleti korkutup susturdu. Memleketi takrir-i sükun adlı ve idare-i örfiyeden müthiş bir kanun altına koydu.

4. Militarizm Devri : Orduyu ele alıp, onunla milleti tehdit etti. Militarizmin her şeysi hükümran oldu.

5. İstibdat Devri : Bunlarla müthiş bir istibdat başladı. Millet kan kustu.

6. Sefahet, İçki, Fuhuş ve İsraf Devri : Bu ilk tedbirler muhalif bırakmadı. Milleti yıldırdı. Saha böyle açılınca bir sefahet ve bir zevk sefadır başladı. İnşaat, villalar, havuzlar, Yalovalar, alem-i ab'lar, balolar, danslar aldı yürüdü. Gece gündüz içildi. Her tarafta dans yerleri açıldı. Büyük rezaletler oldu. Aile rabıtaları kalktı. Fuhuş alabildiğine yürüdü. Her gün merasim, zafer bayramları adında hergün bayram, büyük alaylar tertip edildi. Eğlenildi. Fuhşa bulanıldı. Türklerde bir namus vardı, o da gitti. Bu devreye Balo Devri, Bayram Devri, Dans Devri, Düğün Devri, Mirasyedilik Devri adları da verilebilir. Osmanlı devrinin lale safalarını, alem-i ab'larını hatta Bizans'ın fuhuşlarını gölgede bıraktılar.

7. Favoritizm Devri : Büyük bir Favoritizm başladı. Eşe, dosta, bilhassa dalkavuklara, pezevenklere, memuriyetler, mebusluklar, imtiyazlar, şirket meclisi idarelerinde azalık ve emsali ihsanlar yağdı. Herkes büyük bir hırsla cebini doldurmaya koyuldu. Kaatilden, mürtekibten, tulumbacıdan, cahilden mebuslar vekiller yapıldı. Valiliklere her yerde asdaka-yı bendegan yerleştirildi.

8. Kibr-u Gurur Devri : Bunlar olunca ve hiç kimse tenkid edemeyince, kendilerinin müthiş kuvvetli oldukları zannına düşüp, büyük bir azamet hasıl ettiler. Keyfe mayeşa layüs'el amma yef'al tarzında harekete başladılar. Kendilerini dahi, alim, mucid, kaşif, ilham alır zannettiler. Kanun harici icraata koyuldular. Şiddetli zulüm oldu.

9. Dalkavukluk Devri : Dalkavuklar bilekleri, bacakları sıvadılar. Mustafa Kemal'i dahi, Güneş, Münci, Peygamber, ilh.. yaptılar. Ve nihayet Tanrı derecesine çıkardılar. Sözlerine "Vecizeler" ve emirlerine "Yüksek Telkin, ilh.." dediler. Tarihimizde hiç bir devirde dalkavukluk bu kadar hünerle yapılmamıştı.

10. Asrilesme Devri : Türk'ü harsından, ananesinden tecrid edip, sırf bir Avrupa'lı yapmak için bir sürü şeyler yaptılar. Bunların adlarına inkilap dediler. Bu devreye inkilaplar yahut inkilap deliliği devri demek de caizdir. Bir sürü inkilablar yaptılar : Şapka giydirmek, Medrese ve Tekkeleri kapamak, yazıyı değiştirmek, Tugralar ve emsalinin imhası gibi Türk orijinalliğinin imhası, kız ve oğlan çocukları mektepte karışık okutmak, ilh...

11. Heykel Devri : Mustafa Kemal yüzlerce heykelini diktirdi. Ebedileşmek için bu tarzda daha bir takım şeyler yaptı.

12. Vurgun Devri : Zevk, sefa ve kumar, fuhuş artınca, onun daima gölgesi gibi peşinden giden parasızlık geldi. Bu gelince de hırsızlık gelir, geldi. Dalkavuklar, yaran, asdaka-yı bendegan, pezevenkler, irtikaba, rüşvete, hırsızlığa döküldüler. Müthiş bir vurgun oldu. Şirketlere aza modası aldı yürüdü.

13. Ağır Vergiler Devri : İsraf ve vurgun olunca tabiatiyle para ihtiyacı arttı. Çare olarak ağır vergiler, inhisarlar kondu. Millet soyuldu soğana cevrildi.

14. Mali ve İktisadi Buhran Devri : Bunlar ve ağır vergiler daima buhrana müncer olur, oldu. Müthiş bir buhran geldi. Memleket yandı yıkıldı.

15. İsyan Devri : Köylü, şehirli, amele, esnaf, münevverler, gençler, mektep talebesi söylenmeye, hükümeti tenkide başladılar. Belediye intihabında herkes reylerini hükümet aleyhine verdi. İzmir'de "Kahrolsun Mustafa Kemal!" diye bağırdılar. Bu da bir takım şedid tedbirler ile bastırıldı. Ateş kül altında duruyor.

16. Milli İktisad ve Tasarruf Devri : Para bulamayınca, memurları azaltmağa, maaşlarını kesmeğe, kontenjan yapmağa ve misillü tedbirlere koyuldular. Yine olmadı. Haricten istikraz yapmağa çalıştılar. Sade İtalya'dan para alabildiler.

17. Diplomatik Uyuşma Devri : Vaziyetleri fena, mevkileri tehlikede gören bu adamlar, bir taraftan harıl harıl para aramakla beraber hudut haricindeki Türk muhalifleri de tepelemeğe teşebbüs edip, Yunanistan, İtalya, İran, Irak, Bulgaristan ve Fransa, Suriye ile muahedeler yapıp onlara devlet ve millet menfaatlerini vererek bütün muallak meseleleri hallettiler. Onlardan sade, Türk muhalifleri tepelemeyi istediler ve tepelettiler.

18. İrfan ve Tahsilde Fetret ve Anarşi Devri : Tahsil adeta durmuştu. Tarih yerine Mustafa Kemal'e kaside okutuluyor. Din tedrisati kaldırılmıştı.

İstibdat denilen şey daima aynı şeydir. Otokrasi, cumhuriyet gibi şekiller onu değiştiremez. İstibdadın bir mahiyeti vardır. Nereye giderse mahiyeti de arkasından gelir. İşte söyledigimiz bütün maddeler böyle gelmiştir. Bu devirler birbirinden ayrı şeyler değildir. Birbirine zamanca ve her şeyce bağlıdır.

İşte bütün söylediklerimizi görünce cumhuriyet devrinin kendisini böylece hülasa ettiği, böylece mümeyyiz vasıflarını gösterdiği anlaşılır.

İşte Mustafa Kemal'in yaptığı, kârı, hüneri, iktidarı, mahiyeti budur.

Bugün aldıkları tedbirlerin de para etmediğini görüyorlar. Halkın hoşnutsuzluğu değil, nefreti umumi ve şiddetlidir. Muhalefet ne içerde ne dışarda yapılamıyor. Fakat iktisadi buhran hem devlet ve milleti, hem de bu adamların mevkilerini kemirip duruyor. Milletin içinde muthiş bir Bora! Patlayacak günü bekliyor. Ben bunlara "Bahtiyar Zalimler" diyorum. Abdulaziz'e Namık Kemaller, Ziya Paşalar, Ali Suaviler, Avrupa'ya kaçıp neler yazmış ve yapmışlardı. Avrupa'da Abdulhamid'e ne uzun ve muthiş muhalefet yapılmıştı. Bunlar artık yapılamıyor ve yapan yok. Fakat artık talihleri dönmüş görünüyor. Kara günlerini bekliyorlar.
__________________

Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın
Fatih'in İslâmbol'u fethettiği yaştasın..
Mehmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 30.01.2007, 15:24
Bu davada En iyilerimiz feda etmek gerek

 
Zafera Islame Nèze - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.12.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 842
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
sagol kardes
halki bilinclendirmek lazim.
__________________
Hamdu Sena ile Sukur ederiz Yuce Allaha
Kavusturdugu icin bizi o Hizbullaha

Konu Zafera Islame Nèze tarafından (27.02.2007 Saat 18:20 ) değiştirilmiştir.
Zafera Islame Nèze isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 03.03.2007, 04:25

 
elhamd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 1.167
Teşekkür etti: 50
121 Teşekkür 86 Mesaja aldı
cok cok sagol var ol mehmed kardes
rahmetli halifemde hep o putun uzeride durdu bu geregi gibi taninmayinca
bunun eliyle kurulan rejim yikilmadikca daha cook cekersiniz derdi ve

encok buyuzden kemalistlerden ve onlarin dumen suyunda giden cahil
muslumanlardan cekmedigi duymadigi iftira saldiri kalmadi

hepderdi turkiyede mazlum 1 zalim 2 yani mazlum gercek muslumanlar
zalim ise 1. kemalistler 2.cahil muslumanlar onlarin safinda yer alip

gercek muslumanlara engel olup onlarla birlikte eziyet verenler.

onu taniyip onuda rejiminide agza alinmasini kendine suc sayip tarihin coplugune atmak icin calisanlarin yaninda yerimizi almadikca hic birsey
yapamayiz, hatta yaptirmazlar bizden duyurup soylemesi selamlar kardesim......
elhamd isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 04.03.2007, 00:32
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.227
Teşekkür etti: 989
1.033 Teşekkür 596 Mesaja aldı
ELin MUstafa Kemaliyle uğraşacağınıza hal ve ahvalinizi düzeltin
O öldü gitti siz hala onunla uğraşıyorsunuz.
İslamı nasıl yaşarız İslamı nasıl anlatırız İSlamı çevremizde nasıl yayarız derdinde olmanız gerekirken hala ölmüş gitmiş adamla uğraşıyorsunuz
Sizi uyutmuşlar aslolan meselelerden uzaklaşıyorsunuz.
Bu gün Allah için ne yaptım dememiz gerekirken günahlarımıza ağlamamız lazım gerekirken boş şeylerle uğraşıyorsunuz.
Size Ayeti Kerimeyi hatırlatayım
"ONLARIN(KAFİRLERİN) İLAHLARINA SÖVMEYİN Kİ ONLAR DA SİZİN İLAHINIZA SÖVMESİNLER"
TAbi ki anlayana
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 04.03.2007, 02:22

 
elhamd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 1.167
Teşekkür etti: 50
121 Teşekkür 86 Mesaja aldı
elmnigt-
sanane sebataist mason kemale ve onun yolunda gidenlerle ugrasmamizdan
yaranmi var yoksa?

su ongutte sebataistlik varmi? rejimin hararetli savunucusu rolunu ustleniyor
dogrusu cok merak ettim.muritlerinin yuzde kaci acaba sebataisttir.
sebataistlerin kurdugu rejimi nasil savunuyorlar ama birazda haklilar kendilerine gore cunku bu rejimi kuran ve yardim eden basroller kendilerinden
elhamd isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 04.03.2007, 12:13
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.227
Teşekkür etti: 989
1.033 Teşekkür 596 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız elhamd
Mesajı göster
elmnigt-
sanane sebataist mason kemale ve onun yolunda gidenlerle ugrasmamizdan
yaranmi var yoksa?

su ongutte sebataistlik varmi? rejimin hararetli savunucusu rolunu ustleniyor
dogrusu cok merak ettim.muritlerinin yuzde kaci acaba sebataisttir.
sebataistlerin kurdugu rejimi nasil savunuyorlar ama birazda haklilar kendilerine gore cunku bu rejimi kuran ve yardim eden basroller kendilerinden
HAmd çok komiksin
Ölmüş gitmiş adamla uğraş sana sevap verirler.
Sizi ne kadar uyuşturmuşlar sonundaki ayeti iyi okusaydın ne demek istediğimi anlardın.
İlahlarına sövme diyor.Ben ayete iman ettim sen iman etmediysen bilemem.
Sabetaist iddialarına gelince gerçekten sizi bu iftiralarla oyalıyorlar değil mi?
Size karşı olan herkes Sabetais Masonist
EĞer bir müslümana isnat edilen suçlar o müslüman da yoksa iftira döner sahibini bulur.
Bizim müridlerin şeceresini biliyorsan sen söyle de öğrenelim.
Baksana sen bizi bizden iyi biliyorsun
Rejimin hararetli savunucusu değiliz fakat biz Hadisi Kutsi ye iman ettik.
Sen hAdisi Kutsiye iman etmessin şimdi ama
"Ben sizin RAbbinizim öyleyse bana dua ve ibadetle meşgul olun.Sizi idare edenlere sövmekle meşgul olmayın siz al ve ahvalinizi düzeltin ki ben sizi idare edenlerin hakkından gelirim"
Hadisi Kutsi böyle söylüyor.
Siz hala boş işlerle uğraşıyorsunuz
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 04.03.2007, 17:53

 
elhamd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 1.167
Teşekkür etti: 50
121 Teşekkür 86 Mesaja aldı
asil uyutulanlar sizlersiniz hz peygamber(s.a.s)in hayati bizim icin ornek teskil eder o dua ile birlikte amansiz mucadele etti kendinin ve sahabelerinin cekmedigi kalmadi bu yolda o sadece duayla yetinmiyordu biz onu takip ederiz rezimin comezlerini degil bunu boyle bilmelisin bizim icin rahatdansa imanimiz,dinimiz once gelir vesselam.......
elhamd isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 04.03.2007, 18:09
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.227
Teşekkür etti: 989
1.033 Teşekkür 596 Mesaja aldı
Ne ayet söyleyebiliyorsun ne hadis
Mustafa Kemalin ne olduğunu düşüneceğine kendi halini ahvalini ve ibadetlerini düşün.
Anıtkabiri bombalamakla İslamı yaymayı düşünmek gerçekten Peygamberimize(sallallahualeyhivesellem) yakışan bir düşünce midir?
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 04.03.2007, 19:24

 
elhamd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 1.167
Teşekkür etti: 50
121 Teşekkür 86 Mesaja aldı
iste sebataist basinin etkisinde kaldiginiz burdan anlasildi!!!! anit kabir olayi anadolumdaki gizli guclerin 28 subati hakli cikarmak icin yaptiklari bir mafya usulu kendi oyunudur ve bizim sivastaki cemaata mensup insanlari tutuklayip iskence altinda boyle soyleyeceksin diye ifadeleri diyede basina yansittiklari
coooook korkunc bir iftira ve muslumanlari karalamak icin hazirladiklari bir
tuzak kampanyasiydi bizim oyle seylere tenezzul etmedigimiz
almanyadaki onca baskilara ragmen siddetle cevap vermedigimizden anlasilmis olmasi lazimdi uyanin artik biz muslumanlar icin variz ve var olmayada devam edecegiz biiznillah!!!
elhamd isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 04.03.2007, 19:33
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.227
Teşekkür etti: 989
1.033 Teşekkür 596 Mesaja aldı
Elinize oyuncak tüfek alıp da stadyum cumhuriyetlerinde hilafet kurmak da mı masonist basının suçu
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 04.03.2007, 23:14

 
elhamd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 1.167
Teşekkür etti: 50
121 Teşekkür 86 Mesaja aldı
sanane bizim oyuncak tufekle gosterimize seriata gore tufekle gosteri yapmanin hukmu ne dinsizlikmi, tekfirmi seriata gore silah bulundurmak sunnettir kufurrejimin bekcileri korkar tabiki silahtan

ayni tepkiyi sincanda tank yuruten sebataist omuzu tenekeden gecilmeyen
generallerede gostersenize madem muslumanlar tarafinda iseniz nerde siniz

biz gucumuz yettigi kadar kafir rejimle mucadele ediyoruz ya sizin safiniz nerde !!!!!!!!!!
elhamd isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 05.03.2007, 19:15

 
elhamd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 1.167
Teşekkür etti: 50
121 Teşekkür 86 Mesaja aldı
AÇIKLAMA HAKKI ISTEMEK HAKTIR!..

"Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, o zaman ALLAH (onun yerine) kendisinin onlari, onlarin da kendisini sevdigi, mü’minlere karsi gayet yumusak, kâfirlere karsi da gayet onurlu ve sert bir toplum getirir ki, onlar, ALLAH yolunda savasirlar, hiç bir ayiplayanin ayiplamasindan korkmazlar. Bu ALLAH’in lütfudur ki, onu, diledigi kimseye verir. ALLAH, (lütfu) genis olandir, (her seyi) bilendir."

"(Ey mü’minler) sizin (gerçek) dostunuz, ancak ALLAH ve O’nun Resulü’dür; bir de boyun egerek namazi dosdogru kilan ve zekâti veren mü’minlerdir"

"Kim de ALLAH’i, Resulü’nü ve iman edenleri dost edinirse, süphesiz ki, ALLAH taraftarlari üstün gelecektir." (Maide, 54-56)

Evet, Hakki Istemek Haktir. Istememek ise, en hafif tabiriyle ahmakliktir. Yeter ki, mesru yoldan olsun! Keza; hakki istemek hak oldugu gibi, hakki sahibine iade de insanî bir vecibe, vicdanî bir borçtur! Ve ayni zamanda medenî bir insan olmanin sartidir...

Bu noktadan hareketle:

Hak sahibi ümmettir. Hakki ise, ecdat mirasi, sehidler diyari; Islam

Imparatorlugu’nun bölümlerinden bir bölümü olan Anadolu topraklaridir. Iste bu bölüm, maskeliler tarafindan isgal edilirken, ikinci bir bölümü de Lozan’da bahsis gibi dagitilmistir. Üçüncü bir bölümü de, daha önceleri milliyetçilik fitnesine kurban gitmisti...

Hemen söyliyelim ki, hak sahibi "Ümmet", bugün dünyanin gündeminde olup, Islam âlemine samil istisna kabul etmez bütün topraklarini "Tevhid" bayragi altinda toplamayi, Kur’an idaresine teslim etmeyi hedeflemis, yer yer kurulmus veya kurulacak Islam devletlerinin basindaki mesulleri bir araya getirmek ve onlarin intihabiyle bütün bu

idarelerin basina gelecek ve neticede sahih bir senetle A. b. Hanbel’in kaydettigi, "... sonra nübuvvet yolu üzerine kurulacak Hilâfet Devleti olacak..." seklinde varid olan Peygamber (s.a.v.) ifadesinin sirri tecelli etme gayesinin tahakkukuna vesile olacaktir.

Enbiya, 105, Nur, 55 ve Kasas, 5-6 seklinde tecelli buyrulan ayet-i celile’ler de, "Ümmet"in hedefledigi gayeye vasil olmanin birer habercisi ve birer müjdecisidir. Yeter ki, sartlar saglansin; yeter ki, ilahî kapiya siginilsin, yeter ki, iman ve amel-i saliha sahib ibadet ehli olup, sirkten uzak, puttan ve putperestlikten beri ALLAH’in salih kullari olsun!..

Bu mukaddimeden sonra esasa geçiyor ve diyoruz ki:

Yukarida "maskeliler" tabiri geçti. Bunlardan maksadimiz "Mustafa Kemal ve kemalistlerdir." Iste bunlar, topraklarimizi isgal etmislerdir. Bunlar, topraklarimizin son bölümünü isgal eden din düsmani maskelilerdir! Yetmis seneden bu tarafa topraklarimiz isgal altindadir. Hilâfet makamina ihanet ve hiyanet eden maskeli Kemal ve kemalistler, daha asagida da göreceginiz gibi, din ve imanimiza, seriat ve

Kur’an’imiza, örf ve adetlerimize, tarih ve kültürümüze de ihanet ve hiyanet etmislerdir.

Dolayisiyla bunlar mürtedlerdir; "Ümmet"i idare edemezler. Çekilmeleri ve hakki ehline iade etmeleri gerekir. Davayi böylece hülasa ettikten sonra: Anadolu insani, Mustafa Kemal’i gerçek yüzüyle taniyamadigindan onun oyununa gelmistir. Açtigi yaralarin tedavisi ise onu asil çehresiyle tanimaya baglidir. Söyle ki:

"Üç boyutlu bir adam Mustafa Kemal: Mü’min, münafik ve kâfir! Üç vasfi bir arada tasir, kullanma planini da çok iyi becerir, bu hususta ihtisasi vardir ve bu yolda çok iyi yetistirilmistir!.."

Hayati:

Bu adamin hayatini incelediginizde çok renkli, çok dalgali ve çok degisken bir politika görürsünüz. Bu degiskenlik; ister ahlakî yönden olsun, ister siyasî yönden olsun ve isterse dinî yönden olsun, günü gününe uymayan bir tip; Gâh Halife'ci, altanatçi ve seriatçi olur, gâh Hilâfet'e düsman, saltanata düsman, seriat’a düsman kesilir!.. Bazen müslüman olup,

dinden, seriat’tan ve Hilâfet’ten bahseder, bazen kâfirlesip Nemrutlari gerilerde birakir, bazen de kendi ifadesiyle melanetlerini "Sir" tutup Ibn-i Sebe’lere tas çikartacak derecede münafiklasir. Bazen de mütevazi olup sakinlesir, bazen de sertlesip tehditler firlatir...

Bu adama uygun bir isim bulmak gerekirse, "Deccal" demek, hatta yirminci asrin deccali

demek çok yerinde olur!.. Hayatinin iki noktasini tesbit edeceksiniz ve bu iki nokta

arasini degisken ve iki yüzlü hareketleriyle dolduracaksiniz!..

Hayati da deccal, memati da:

Iki cebheli bir deccal! Mustafa Kemal ismini tasiyan bu deccal, deccalligini yapmak

üzere, bir çok insanlari etrafinda toplamis, onlari igfal, idlal ve ifsat etmis, onlarin da

yardimiyla Islam dininin temeline (98) dinamit koymustur. Mematinda da

deccalligini yapmis ve halen de yapmakta; geriye biraktigi eserleriyle milyonlarca

insanin kâfirlesmesine, münafiklasmasina, dinsizlesmesine sebebiyyet vermis ve miras

biraktigi deccalist rejimle vermeye devam etmektedir.

Ihanet ve hiyanetleri:

Yirminci asrin deccalinin ihanet ve hiyanetlerini maddeler halinde siraliyacak

olursak:

1- Kendisini Andolu’ya gönderen Halife'ye,

2- Abdülmecit Efendi’ye,

3- Saltanat ve Hilâfet müesseselerine,

4- Ilim ve ulemaya karsi,

5- Din ve seriat’a karsi,

6- Meclis içi kendisine karsi çikanlara ve

7- Topraklarimiza karsi ihanet ve hiyanet etmistir.

Yedi maddede siraladigimiz ihanet ve hiyanetleri, delil ve misallerle siralamak

gerekirse:

1- Padisah Vahdeddin, Mustafa Kemal’i çagirip: "Su paralari al, Anadolu’ya geç ve

isgalci devletlere karsi koymalari için insanlarimizi uyandir ve ayaklandir. Mâlum,

biz burada isgal altindayiz; adeta elimiz-kolumuz bagli, birsey yapamiyoruz!" demisti.

Anadolu’ya geçen, Erzurum ve Sivas kongrelerine katilip yaptigi konusmalarinda

Hilâfet’ten, saltanattan hayranlik ve sitayisle bahseden, topraklari da ve tüm

mukaddesati da dile getiren ve daha önce kurulup, "Anadolu ve Rumeli Müdafaay-i

Hukuk" gibi isimler altinda kurulan cemiyetlerin basina geçen Mustafa Kemal, ayaklarina

yer edince, verdigi söze de, halifelere de Hilâfet ve Saltanat makamlarina da ihanet ve

hiyanetini yapar; Saltanat ve Hilâfet makamlarini sirasiyle kaldirir ve lagveder ve son

padisah Abdülmecid’i de, kendi seçtirdigi halde, gecenin birinde yurtdisina sürer ve

sürgüne gönderir.

2- Meclis içi kendisine karsi çikanlari birbirine vurdurarak, bogdurarak yok eder.

3- Din ve seriat’a yaptigi ihanet ve hiyanetin haddi hesabi mi var! Ezcümle,

anayasadan "Devletin dini Islam’dir" maddesini kaldirir, ser’iyye ve evkaf vekâletini

lagveder, medreseleri kapatir, din derslerini yasak eder, Kur’an harfleriyle okuma yazmayi

yasaklar, kilik-kiyafeti degistirir, sarik ve cübbeyi yasak eder, sapka giymeyenlere

cezalar verdirir, takvimi ve tatili degistirip onlari da kâfirlestirir. Elhasil yukarida da

kaydettigimiz gibi din ve mukaddesat aleyhinde ve Ümmet-i Muhammed Gazetesi’nin 38.

sayisinda yayinladigimiz (98) maddelik zulüm ve melaneti icra eder!..

4- Ilme ve ulemaya ihanet ve hiyanet:

Bu adamin hiyanetlerinden biri de ulemaya reva gördügü hakaretler, cinayetler ve

idamlardir. Üstelik ilim ve feyz kaynagi medreselerin kapatilmasi, asirlar boyu tedavisi

zor olan hatta imkâni olmayan bir yaradir. Sayet bu müessesenin bir eksigi, bir noksani

var idiyse onu kapatmak, yikmak ve yok etmek degil, ikmal etmek, tamamlamak gerekmez

miydi? Medenî bir insanin yapacagi buydu. Fakat M. Kemal’in gayesi bu degildi; Onun

gayesi yikmak ve yok etmekti!..

Elhasil; Onbinlerce medresenin kapisina kara kilitler asmak suretiyle yüzbinlerce ilim

adaminin yetismesine mani oldugu gibi, dini müesseselerin yikilmasina mani olan

ulemaya da hakaretler yagdirmis ve böylelerini idam sehpalarinda sallandirmistir...

Bir memlekete, bir millete ihanet ve hiyanet olursa ancak bu kadar olur! Dünya tarihinin hiç

bir devrinde ilim ve ulemaya karsi yapilan ihanet ve hiyanetin bu kadari gösterilemez.

Bu, ancak deccallara mahsus olan bir keyfiyettir.

Kâfirlesme:

Mustafa Kemal’in, 20 Ocak 1921’de meclisten geçirdigi kanunun iki maddesi söyle:

"Madde 1- Hakimiyyet kayitsiz ve sartsiz milletindir. Idare usulü, halkin

mukadderatini bizzat ve bilfiil idare etmesi esasina müsteniddir.

Madde 2- Icra kudreti ve tesri selahiyyeti, milletin yegâne ve hakiki mümessili olan Büyük

Millet Meclisi’nde tecelli ve temerküz eder."

Saltanat ve Hilâfet'i kaldirmayi M. Kemal çok önceden kafasina koymustu. Nitekim:

Nasit Hakki Ulug’un anlattigi gibi bu plani da safha safha uygulamaya koymustu.

Ayrica; 19 Kasim 1922 tarihinde Abdülmecit Efendi’yi halife seçen ve ona "Halife-i

Müslimin", "Hadim'ül-Haremeyn" diyen M. Kemal, bu ifadelerden 3,5 sene öncesinde bile

halifeligin kaldirilmasini tasarlamis ve kafasina koymus biri idi. Keza Mazhar Müfit

Kansu: "Erzurum’dan ölümüne kadar Atatürk’le beraber" adli kitabinda söylediklerimizi

teyid edecek bilgiler ortaya koymaktadir.

Mazhar Müfit Kansu, 7-8 Temmuz 1919’da kendisine not ettirdigini, bunlarin içinde

saltanatin kaldirilmasindan, Hilâfet'in ilgasina ve hatta latin harflerinin kabulüne kadar

her seyin bulundugunu ifade eder.

Ve yine 1919 tarihinden önce bunlari tasarladigini belgeleyen ifadeler de mevcuttur.

Daha 26 yasinda genç bir subay iken 1907 tarihinde meshur Bulgar Türkologu Manolov’a

söyledikleri de bunun ayri bir delilidir. 1907 yilinda Türkolog Bulgar’a M. Kemal söyle

demisti:

"... Bir gün gelecek ben, hayal sandiginiz bütün bu devrimleri basaracagim.

(Konusmada saltanati, Hilâfet'i kaldiracagindan, giyim-kusamla ilgili devrimlerden harf

devrimine kadar hepsinden bahsedilmistir.) Mensub oldugum millet de bana inanacaktir.

Düsündüklerimin hiçbiri demogoji degildir. Saltanat yikilmalidir. Halifelik ilga

edilmelidir. Din ve devlet birbirinden ayrilmali; laikligi getirmeliyiz. Dogu medeniyetinden

kendimizi siyirarak bati medeniyyetine aktarmaliyiz. Kadin ve erkek arasindaki her

türlü sekil ve hukukî farklar silinip yeni bir toplum düzeni kurmaliyiz. Bati medeniyetine

girmemizdeki yasagi atarak Latin kökünden bir alfabe seçmeli, kilik-kiyafetimize degin

her seyimizde batililara uymaliyiz. Inaniniz ki, bütün bunlar bir gün olacak ve hepsi

de gerçeklesecektir." (Sami N. Özerdim, Bilinmeyen Atatürk, s. 32-33, Ankara, 1974,

Cumhuriyet 19.08.1948)

Evet bu sözler TBMM Baskani Mustafa Kemal’in Hilâfet seçimini tamamlayip, Halife

Abdülmecit Efendi’ye bagliligini bildirdigi ve tebrik ettigi tarihi belgeden tam 17 sene

önce söylenmistir. Bir baska ifade ile özel egitimden geçmis olan M. Kemal, saltanat, Hilâfet,

cumhuriyet ve devrimlerle ilgili mevzulari ve onlarin kademe kademe gerçeklesecek

hallerini ta 1907 yilindan itibaren düsünmeye baslamis ve planli bir sekilde bunlari

uygulamaya koymustur.

Ayrica tasarilarini nasil tatbikata koyacagina dair keyfiyeti de Izmit’te Istanbul

gazetecileriyle yapilan basin toplantisinda bildirmistir. (Ahmet Cevdet Emre, Iki Neslin

Tarihi, s. 316-318)

Iste bu toplantida M. Kemal, düsündügü ve yapmak istedigi bütün devrim ve tüm

reformlari dile getirmis ve kendisi de bizzat söyle demistir:

"Eger ben, size bu meseleleri ancak son senelerde düsündüm dersem, inanmayiniz. Ben

tâ çocuklugumdan beri bu davayi (en basta halifeligin kaldirilmasini) düsünmüs bir

adamim." (Tek Adam, Sevket Süreyya Aydemir, c. 3, s. 317-318; Prof. Dr. Özer Özenkaya,

Atatürk ve Laiklik, s. 159, Tekin Yayinevi, Ankara, 1983, 2. Baski)

Tehditler:

M. Kemal, çok önceleri kendisine telkin neticesi kafasinda tasarladigi, zamani

geldiginde de kuvveden fiile çikartmak ve uygulama safhasina koymak istedigi her türlü

hile, yalan ve manevralara basvurdugu gibi, siyasî baski ve tehditlere de basvurmustur.

Mesela iki konusma (biri saltanati kaldirma mevzuunda M. Kemal’in yaptigi konusma,

digeri de Adliye Vekili Seyyid Bey’in Hilâfet'in kaldirilmasi yolunda yaptigi konusma)

Türkiye tarihinde dini unsurlarin kademe kademe nasil kaldirilmak istendigini ve buna

mukabil inkilaplarin acele edilmeyip tedrici bir surette nasil uygulanmaya konuldugunu

göstermesi bakimindan çok dikkat çekicidir. Biri saltanatin, digeri de Hilâfet'in

kaldirilmasina sebebiyyet veren her iki konusma da din adina, Islam adina

yapilmistir ve saltanat da Hilâfet de din adina, Islam adina kaldirilmistir! Yani

dinî olan bu iki müessese, din ve Islam gerekçe gösterilerek kaldirilmistir.

Meseleyi bir baska açidan ele alirsak; bu iki konusmanin bir hedefi de meclisteki ikinci

grup milletvekillerinin itirazlarina meydan vermiyecek sekilde Hilâfet'in sevildigi, övüldügü

ve yüceltilmek istendigi görünümünü vermekti. Ve bu suretle saltanat yerilerek,

kaldirilacak ve kaldirilisi hazmedildikten sonra, is Hilâfet'in kaldirilmasina intikal

edecekti. Ve öyle de oldu.

Tehditler basliyordu:

Gündem karma üç komisyona havale edilmisti. Sert tartismalar basladi ve saltanatin

Hilâfet'ten ayrilmiyacagi iddia ediliyordu. Ve nerede ise böyle bir karara varacaklardi.

Ve iste tam bu sirada M. Kemal mecliste müdahale etti ve meclis öylece bir ihtilal sahnesi

haline gelmisti. M. Kemal, ileri yürüdü, konusmaya baslayip sert bir dille söyle diyordu:

"Hakimiyyet ve saltanat hiç kimseye, ilim icabidir diye, müzakere ve münakasa ile

verilmez; kudretle ve zorla alinir. Bu, bir emr-i vakidir. Burada toplananlar, meclis ve

herkes meseleyi tabii görürse fikrimce çok iyi olur, aksi takdirde hakikat yine usul-i dairesinde

yerini bulur. Fakat ihtimal ki, bazi kafalar kesilecektir!.."

Görülüyor ki, saltanatin kaldirilma hususu ne hür bir tartismaya ve ne de böyle bir

oylamaya mevzu olmustur. Tam bir ihtilal sahnesi ile cereyan etmis, aksi davranan ve

hareket edenlerin de kafalari kesilecegi açikça ifade edilmistir. (Çetin Özek, Devlet ve

Din, s. 471)

Mustafa Kemal’in bu ihtilal havasi Bursa konusmasinda daha açik bir sekilde kendini

göstermekte:

"Kan ile yapilan inkilablar daha muhkem olur. Kansiz inkilab ebedîlestirilmez." (Mustafa

Kemal Pasa, Bursa Konusmasi, 22. Ocak 1923)

Mustafa Kemal ve avenelerinin kâfirlesmesi:

Fetva: 1- (Seyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Gümülcine Müftüsü: Muhammed Nevzat ve

diger müftü arkadaslari.)

Fetva: 2- (Bu fetva; bir çok ulema ve mesayihin istisaresiyle verilmistir.)

Fetva: 3- Bu fetva, dini devletten ayirma teklifinde bulunmanin ser’an hükmü nedir?

sualine cevaben "Dinden çikar" seklinde verilmistir. Zahid-i Kevseri tarafindan verilmistir.

Mustafa Kemal ve yardimcilarinin daha birçok söz, fiil ve hareketleri kendilerini küfre

götürmüs ve kâfirlestirmistir. Burada birkaçina daha isaret edelim:

1- "Hakimiyyet kayitsiz ve sartsiz milletindir" demek kâfirliktir.

2- Ilmi ve ulemayi tahkir etme kâfirliktir.

3- Hilâfet makamini tahkir etme kâfirliktir.

4- Seriat’i kaldirma ve ser’î mahkemeleri lagvetme kâfirliktir.

5- Demokrasiyi ve benzeri sistemleri ser’î sisteme tercih etme kafirliktir. Çünkü, ser’î

sistemin tek bir alternatifi vardir: O da kâfirlesmedir.

Kâfirlesme ile ilgili sadece bir kaç ayet:

Maide, 50;

Yusuf, 40;

Maide, 44;

Nisa, 150-151;

Bakara, 85;

Maide, 51.

Kemalistler ve Velâyet:

Islam Devlet reisinde ehliyet ve velâyetin bulunmasinin bir takim sartlari vardir.

Bunlarin basinda mü’min ve müslüman olmasi gelir. Emin ve mü’temen olmasi gelir,

salih ve adil olmasi gelir, iman ve ilim ehli olmasi gelir. Bir baska ifade ile fasik ve kâfir

olmamasi lazimdir. Ve bilcümle ser’î sisteme inanmasi ve saygi duymasi

lazimdir.

ALLAH’ü Azimüssan, iman edip güzel amel isleyenlere yeryüzünde hükümranligi (Hilâfet'i)

vaadetmistir. ALLAH (c.c.), sadece imani, mü’minlerin hakimiyyetine kâfi saymamis;

mü’minlere, ayni zamanda güzel amel islemeleri sarti ile hükümran olacaklarini

va’detmistir. Kur’an-i Kerim’de söyle buyrulur:

"ALLAH, içinizden iman edip de güzel amel ve (hareketlerde) bulunanlara yemin ile va’detti ki,

kendilerinden evvelkilere nasil Hilâfet verdi ise onlari da yeryüzünde muhakkak hükümran

kilacaktir." (Nur, 55) Ayetin sonunda da "Ibadette bulunmanin ve ne suretle olursa olsun

sirke sapmamanin sart oldugunu da ilave etmistir."

Bu itibarla:

Ne Mustafa Kemal’de ve ne de kemalistlerde Ümmet-i Muhammed’i ve Islam devletini

idare etme ehliyet ve velayeti olmadigi gibi, salih kullar meyaninda olmadiklarindan

yeryüzü topraklarina varis de olamazlar. Keza:

Seriat-i garra’ya hürmet ve icabiyle amel etmediklerinden, üstelik yürürlükten kaldirip

ihanet ve hiyanet ettiklerinden ümmeti idareye ehil de degillerdir. Kur’an, Bakara, 124

ayetinde: "... Zalimler benim ahdime (imametime) nail olamazlar" buyururken, Nisa, 141

ayetiyle de mü’minlere karsi ALLAH, kâfirlere velayet hakki vermemistir.

Ve netice:

Ve yine bu itibarla: Ne Mustafa Kemal ve ne de arkasindan gidenler, ümmet ve devlet

idaresine ehil degillerdir; velayet haklari yoktur. Topraklara da sahip degillerdir. Çünkü,

bunlar:

1- Haindirler;

2- Fasiktirlar;

3- Zalimdirler;

4- Katildirler;

5- Komitacidirlar;

6- Teröristtirler;

7- Gasibtirlar;

8- Münafiktirlar;

9- Kâfirdirler;

10- Mürteddirler.

Binaenaleyh: Bunlarin idareciligi de topraklara sahip oluslari da mesru degildir. O halde

Mustafa Kemal devrinden bugüne kadar, yani 70 küsur seneden beri bir idare boslugu

vardir.

Iste bu idare boslugu mutlaka doldurulmalidir. Ve bu, bütün bir ümmete farzdir, bir

gün bile ihmali caiz degildir. Biz, "Tüm Islamî Kuruluslari Birlige Davet" basligini

tasiyan bildirimizle bütün kuruluslari birlige davet ettik ve bu suretle bir taraftan Hilâfet ve

idare boslugunu doldurmak, diger taraftan da bey’at ve vekâletlerini alarak ümmet adina

ser’î mahkemede dava açarak Kemal ve kemalistleri mahkum ederek, onlari idareden

uzaklastirmak, irtidad hükmiyle mahkum etmek ve ayni zamanda topraklari istirdad

ederek geri almak icab ettigini bildirmistik ve nesir yoluyla da duyurmustuk.

Fakat cevap veren olmadi. Bu vecibeyi yerine getirmek üzere harekete geçildi, bunun için,

gerek Avrupa’daki ve gerek Anadolu’daki ümmet temsilcileriyle istisare edilerek onlarin da

muvafakatlari alindi ve bunun üzerine Almanya’nin Koblenz sehrinde bir toplanti

yapildi ve bu toplantida mesele gündeme getirilerek, Hilâfet Devleti’nin ihya, Anadolu

devletinin federe seklinde ilani yapildi ve müteakiben devlet reisligine asaleten, Hilâfet

Devleti’ne de niyabeten biz Cemaleddin Hocaoglu’na bey’at edildi.




HAKIMIYYET KAYITSIZ VE SARTSIZ ALLAH INDIR
elhamd isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 16.03.2007, 21:21

 
Üyelik tarihi: 08.03.2007
Mesajlar: 273
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
sevdiğiyle birlikde olmak isteyen maskeye kızmayın.nefsi en doğrusunu bilir onun o her şeyi bildiğinisananaslında hiç bir şey bilmeyen bir çocuk büyüyünce öğrenecek anyayla konyayı
alperen42 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 03.04.2007, 21:12
Bu davada En iyilerimiz feda etmek gerek

 
Zafera Islame Nèze - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.12.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 842
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız elhamd
Mesajı göster
sanane bizim oyuncak tufekle gosterimize seriata gore tufekle gosteri yapmanin hukmu ne dinsizlikmi, tekfirmi seriata gore silah bulundurmak sunnettir kufurrejimin bekcileri korkar tabiki silahtan

ayni tepkiyi sincanda tank yuruten sebataist omuzu tenekeden gecilmeyen
generallerede gostersenize madem muslumanlar tarafinda iseniz nerde siniz

biz gucumuz yettigi kadar kafir rejimle mucadele ediyoruz ya sizin safiniz nerde !!!!!!!!!!
Abi sen hangi safta kufre karsi mucadele veriyorsun
__________________
Hamdu Sena ile Sukur ederiz Yuce Allaha
Kavusturdugu icin bizi o Hizbullaha
Zafera Islame Nèze isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 19.05.2007, 18:19

 
@flok@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2006
Mesajlar: 1.205
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı:
irandan sonra sıra bize gelecek diyoruz nekadar aptalca.
sıra bize 1920 zaten gelmiş.
Elhamdülillah Dinini Yaşamak İsteyen Yaşıyor.Allah'ın Kullarının Bizim Zamandan Daha Önceki Zamanlarda Ne acılar Çekmişler,Ne dayatmalar Çekmişler?Sömürü Altında İnlerken,Despot Hükümetlerin Hakaretlerine Mazur Kalan,Zindanlara Hapsedilen,Habeşi gibi(r.a) Üzerine Taş Basılan,H.z Hüseyin Gibi,30dan fazla Mızrak Ve Kılıç Yarası...Hz Ali(R.A)gibi mübarek Kafasında Kılıç İndirilen,Hattaboğlu Gibi(r.a)Sırtından Hançerlenenler vardı...!H.z sümeyye (r.a) gibi 4 Ayrı Bacağından Her Biri Ters Tarafa Sürülüp,Vücut Parçaları Koparılanlar Vardı..!

Resulullaha İlk vahiy Geldiği Sıralarda Erkam'ın Evinde Gizli Gizli İbadet Edenler Vardı! Ozamanda Büyük Çoğunluk Kabe Putlara Tapıyordu!!

Ve tarihte Niceleri Vardı..Lakin Rejim'den Daha Çok Hakiki Muttakiler,Hep Kendi Nefislerinin Zalimliğini Ön Planda Tutmuşlardı!Hatayı Önce Kendilerinde Arayan Bir Ümmet Zümresi Vardı..!

Demekki Bu sadece Bize Mahsus Bir Durum Değil! Ev senin,Oda Senin!Seccada Sende ,Rahle Önünde..Gece Senin,Uyku Senin!Kabe Aynı Yerinde,Ravza'ya Yönelmek 1 Adım!Lebbeyk Sözü Hala Hakkın Katında Geçerli!

Alıntı:
ALLAH'IN hükümlerini bırakıp şeytanın hükümlerine sarmışlar.
Cüz-i İrade Sende..Damarlarında Kan Bütün İhtişamı İle Hala Dolaşmakta!Hüküm Ve Şeriat Yerinde Duruyor!

İnşallah Yanlış Anlaşılma Olmasın Kardeşim.Cihat Farklı Birşey,Hep Rejimi Suçlamak Ayrı Bir şey..Halife Çıkar.Savaş Emri Verilir.Cepheden Kaçan Nankördür!!

Belliki Rahman Maneviyattaki Yetersizliğimi Görüyor Ve Bekliyorki Biz Manevi Olarak Olgunluğa Varıpta ,Samimi Olunca ,Maddi Anlamda Şeriat Devletinin Kurulmasına Himmet Etsin!

Şeytan H.z Ömeri Gördüğü Zaman Sokağını Değiştirirmiş! Neden Peki?Hattaboğlunun(r.a)Heybetindenmi?Hayır! Onun Manevi Büyüklüğünden!

İnşallah Allah'ın Vadettiği O şeriat Devleti H.z Mehdi A.s İle Gelecek...

Üzülmeyin..Çözülmeyin..!Maneviyatımızı Güçlendirmeye Bakalım...Bakalımki Bedirdeki Üç Bin Meleğin Yardımını Hakedebilelim!
__________________
( Şüphesiz İnsan Aldandı)
@flok@ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla