İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Tarih > Cumhuriyet Tarihi
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 06.02.2008, 14:35

 
elhamd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 1.090
Teşekkür etti: 36
99 Teşekkür 72 Mesaja aldı
mustafa sabri efendiden m.k analizi-1

İşte M.Kemal!.İlk başda, İstanbul'daki tâbi olduğu hükümetden aldığı resmî memûriyetten başka, Pâdişâh'ın werdiği husûsî fermânla Anadolu'da kuwwet we nüfûz kazandıkdan sonra emânete hıyânet etti we kendi nâmına harekete başladı. Yâni Pâdişâh'ı aldatdı. Tâbi olduğu hükümeti aldatdı. Onları da ayağının altına aldı. Şimdi hiç sıkılmadan o Pâdişâh'dan kapdığı hükümet we dewletin başına geçmiş oturuyor. We hıyâneti, Pâdişâh'a we sâir, aldatdığı adamlara atfediyor...

İşte memleketin dînini, hilâfetini, hânedânını, târihini we hattâ âile hayât we âdâbını çiğnerken, bu adamın memleketden we ahâlîden aldığı bu en büyük şeyler mukâbilinde onlara gösterdiği tâwizler nedir diye araşdıracak olursanız, darağaçlarından başka mühîm we müsbet bir şey bulabilir misiniz? ....

Onun için diyoruz ki M.K sâyesinde memleketin bütün warlıkları yıkılmış, dümdüz olmuş we orada yükselmiş görünen ne warsa darağacından ibaret bulunmuştur. Estağfirullah, ewet, darağaçları ile beraber eller yukarı kalkmış, hatta ayaklarda!...

Müslümanlık iddia eden adamlardan şimdi belki öyleleri wardır ki M.K'in böyle ölçüsüz sözlerle ALLAH 'ı beğenmediğini çok görmez de bizim M.K'i e sözlerini beğenmeyerek tenkit edişimizi çok görür. Yani ALLAH 'tan korkmaz da M.K'den korkar. Biz de öyle müslümanların hem aklına hem de müslümanlığına şaşarız...

Tıpkı hilâfet meselesinde olduğu gibi başta din kuwwetinden de istifade we yardım sağlamaya sıcak bakılmış we ardından bir sağdan geri hareketle Türk'ün dini, şeriatı, uleması kılıçtan geçirilmeye başlanmıştır. Türk milleti bu kahpelikleri unutursa dünyanın en aşağı milletidir


Herif yaptığı işleri İslam âlemine we İslam ulemâsına hiç sormuyor, lakin onlar İslam dininden ziyade bir türedinin hareketlerine tâbi imişler gibi arkasından te'wil yetiştirmeye çalışmaktan, bir defa da "Dur bakalım, ne yapıyorsun?" demeye wakit bulamıyordu. İslâm'ın hükümet we hilâfetini herifin istediği şekle sokmak için böyle çapraşık te'willer bulmaya hacet we zaruret nereden hasıl olmuştu?

Yoksa İslam dini ile oynanabilir de M.K ile oynanamaz mı?

Yani İslam dininin semadan nazil olmasından daha önemli olmak üzere bu adam da gökten zenbil ile mi inmişti?

İzmir'i fethetmiş imiş, fethetmeye yetişmeyeydi! Çünkü onu bir İslam fatihinin takip ettiği fikir we gaye ile fethetmedi. Şark'ta Müslümanlığı yıkmak we Awrupalılık mefkuresini muzaffer kılmak için fethetti....


Eğer İslam âlemi we İslam uleması, ta iptidasından yanlışlıkla İslam kahramanı sandıkları M.K'den, İslam'ın şearine we hilâfetinin hukukuna taarruz tarzında aykırı hareketler we fena alâmetler görülmeye başladığı dakikadan itibaren bu herife karşı İslam dininin icap ettiği waziyeti takınsaydı şimdiki gibi iş işten geçmeden, tur'nin dini we İslam âleminin hilâfeti hâk ile yeksan edilmeden wazifelerini idrak we ifa etmiş olurlardı....


Din düşmanlarına karşı elimizi kolumuzu harekete geçirmeden ewwel zihnimizi harekete geçirmekte bu kadar zahmet çeker we bu kadar geç kalırsak, onlarla bizim başa çıkabilmemiz mümkün we mutasawwer değildir.

İşte içimizdeki İslam dini düşmanlarının bütün maskeleri yüzlerinden düştüğü we şapkalarına warıncaya kadar açıklık kazandığı bir zamanda yazdığım eserlerimin birçok sayfalarını hâlâ Kemalistlerin dinsizliğinde şüphe eden Müslümanların!!! şüphelerinin izalesine ait delil we wesikalarla doldurmak mecburiyetinde kalmalı mı idim?

Böyle adamların ahiretteki waziyetini Cenabı Hakk şu âyeti kerîme ile beyan buyuruyor:

We "Şayet kulak wermiş weya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alewli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık." diye ilâwe ederler." (Mülk/10)

Kemalistlerin, hükümeti hilâfetten ayırırken dinden de ayırmış oldukları gerek mantıkî gereklerde we gerek din ile dünyayı weyahut din ile siyaseti ayırmak gibi yarı açık, yarı kapalı tabirler altında kendi itirafları ile tamamen sübût bulduktan (sabit olduktan) sonra bunun mahzurlarının da o kadar büyütülecek bir şey değilmiş gibi sayıldığını görüyor we Kemalcilerin İslam dinine yönelik suikastına karşı bu derece mütegafil dawranan İslam âleminin dalgınlığından me'yus (ümidsiz, kederli, ye'se düşmüş) oluyordum

Begâfiller, dünyadan we siyasetten ayırdığınız dini ahirete mi gönderiyorsunuz?" diye bağıran bir müslüman sesi duyulmaması ne kadar gücüme gidiyordu.

Dünyayı we siyaseti, yani hükümeti dinin müdahalesinden kurtaracak, dini, hukuk-u medeniye we siyasiyesinden iskat etmiş (düşmüş, hükümsüz kalmış) olan bir memlekete, Dâr-ı İslam denebilir miydi?

Başı şeriata bağlı olmamak üzere müteşekkil bir hükümet, İslam hükümeti olamayacağı gibi, o hükümet bir ecnebi hükümet değil de, halkın, milletin kendi kendine teşkil ettiği bir millî hükümet ise öyle bir milletin de kişilerce isimleri Ahmed, Mehmed olmasına rağmen, İslam dini ile ilgilerinin, hükümetleri wasıtasıyla toptan kesilmiş olması zarurî idi.

Yalnız bu hallere karşı içinden kan ağlayan we elinden bir şey gelmediği gibi memleketinden hicret imkanını da bulamayan halkın güçsüzleri için bir mazeret hakkı kalıyor.

Fakat bunlara bedel tur dışında, Ankara hükümetinin din we dünyayı birbirinden ayırmaya we bu suretle dini ahirete bırakarak dünyadan wücudunun izalesine matuf icraat we kararlarındaki cinayeti M.K'in hatırı için kapatmaya weya hafif göstermeye çalışan müslümanların!!! we bilhassa akıllılarının waziyetleri, İslâmî kaideler nokta-i nazarından pek tehlikeli bir halde bulunuyordu.

Demek ki herif, Anadolu'nun ortasında kurduğu dinsiz hükümetle, bir taraftan 600 seneden beri we belki daha fazla bir müddetle İslam dinine göğsünü kale yapan bir milleti toptan ilhada sewk ederek din we dünyalarını tahrip ettiği gibi, bu icraatı kendilerine tasdik ettirdiği uzaktaki müslümanların dinî waziyetlerini de tehlikeye sokarak onlara da az zararı dokunmuş olmuyordu...


İşte ey okuyucu!

M.K'in inkılâplarının geçirdiği bu dewirleri we, merhaleleri sakın unutma ki bu oyunların ne acaip yollardan geçerek şimdiki uğursuz we çelişik neticelere wasıl olduğunu (ulaştığını) anlayabilesin...

Koca kahramanlar!, bir taraftan hilâfet hükümetini we bizzat halifeyi İngilizlere satılmış göstermekle lekelemeye çalışırken asıl kendileri dewletin hilâfetini, İslam kanunlarını, milletin dinini we tarihini İngilizlere, Fransızlara we İtalyanlara satmışlar.

Memleket satmak iftirasıyla kıyas kabul etmeyen bir hakikat olmak üzere kendileri memleketin ruhunu we namusunu satmışlar.

Ew satmakla ewin haremindeki namusu satmaktan hangisi daha ağır bir alçaklıktır?

Özellikle halife we hükümet hakkında, memalikini (memleketlerini) İngilizlere sattılar diyerek M.K şirketinin yaptığı hokkabaz yaygaraları akıl we mantığın kabul edemeyeceği we hilâfetin sübûtuna şahit olduğu bir müfteri efsanesi mahiyetinde bulunduğuna nazaran bu müfteriler; memleketin namusu ile beraber milletin akıl we mantığını da yok pahasına satmışlardır. Öyle olmasa para ile satın aldıkları tur'den İngilizleri hangi kuwwet çıkarabilirdi?....


İki paralık M.K kuwwetinin baskısına boyun eğerek İngilizlerin, Fransızların we sâir dewletlerin İstanbul'dan çekilip gitmelerini ancak Kemalistlerin idam ettiği Türk aklı kabul edebilir.

Kemalistlerden biraz para ile, daha ziyade zorla aldıkları Musul'da bakınız İngilizler nasıl yerleşmiş oturuyorlar!

Denizlerin hakimi olan İngiliz'in elinden iç karadaki Musul'u kurtarmaya kadir olamayan Kemalist kuwweti, açık boğazların bitişiğinde bulunan İstanbul'u nasıl kurtarabilirdi?

Acaba İngilizler İstanbul'u bırakıp giderken onu kendilerine satan adamlardan paralarını geri almaya da wakit bulamamışlar mıdır?

Bu sıralarda başbâyi' Halife Wahidüddin de hazır tur dışında bulunduğuna nazaran İngilizler, paralarının karşılığında rehine olarak kendisini niçin zabt we tewkîf etmediler?

Diğer İ'tilâfcı bâyi'ler de İstanbul we tur kıymetindeki İngiliz liraları ceplerinde bulunduğu halde İttihat we Terakki firarileri gibi Awrupa'nın lüks şehirlerinde we mükellef otellerinde safa sürmeyi bırakıp da Arabistan çöllerinde we Balkan kayalıklarında oturmak istemeyi neden tercih ettiler?

Hangi tarafa bakılsa sokak politikacılarının süprüntü propagandalarından ibaret olduğu görülen iftira tozu dumanı arasında dinini, namusunu pazara çıkardıkları Türk milletinin "memleketini satmak efsaneleri" ile de akılları üzerlerine hewa oyunu oynayan hokkabazların oyunlarının mahiyeti tur'de we İslam âleminde tamamen anlaşıldıktan sonra; hâlâ bu oyunu ara sıra tekrar etmekten utanmayan kalemi we wicdanı nasırlaşmış yazarlar tur'de bulunduğu gibi Türk milletinin aklı üzerinde oynanan bu hawa oyunlarının tur dışındaki komisyoncu şubeleri de gazete adı werdikleri kepazelik yaftaları ile daima bu hawa we iftira oyununu tekrar ederek mültecilerin arkasından "Watanlarını satanlar" diyerek ürerler

Türk milliyetinin miyarını, Müslüman Osmanlı we Selçuklu Türklerinden alarak onlardan ewwelki putperest we yahut en sonraki hewâperest we zenperest Türk'ü kaale almayışım, Türk'ün tarihindeki şan we şerefinden bugün elde mewcut lisanına kadar nesi warsa hepsinin Müslüman Türk dewirlerine ait olduğundandır.

En eski Türk'ün, Bozkurt Masalı'ndan başka bir şeyi olmadığı gibi yeni Türk'ün millî öwgü we eserleri adına bir Frenk şapkası ile bir Latin hurûfu we bir de İswiçre Kanunu wardır...

Kanun-u Esasî'nin başına, dewletin dinini yazmaktan maksat da dewleti teşkil eden milletin, kendisinin kıymet we muhafazasına, memleketin muhafazası kadar we belki daha fazla önem werdiği mukaddesatının başında dininin bulunduğunu hükümete anlatmak we ona göre hareket etmesi için hükümeti taahhüt altına almaktır.

Şimdi milletle hükümet arasındaki esas mukawelenameden din maddesinin kaldırılmasına razı olan Türk milleti, millî maksatları arasından dini çıkararak, nazarında kıymet we ehemmiyeti kalmadığını kabul etmiş we hükümeti de artık dinine hürmet we riayet mecburiyetinden âzâde bırakmış oluyor.

Demek ki Kanun-u Esasî'de mewzubahis olan dewletin dini, hakikatte milletin dinidir. We onu yürürlükten kaldırmak, milletin dinini yürürlükten kaldırmaktır.

Dini hakkında bu düşüşü kabul eden millet nasıl dinli kalabilir?

Meselâ hükümet, dünkü gün camilerin bir kısmını fazladır diyerek yıktığı gibi yarın da bir bahane ile kalan camilerde cemaatla namaz kılmayı yasaklasa din kaydı ile mukayyet olmadığını kabul ettiği hükümetine karşı milletin bir şey demeye hakkı olamaz. Çünkü hükümetin mukayyet olmadığı hususlarda istediğini yapmaya mezun olması lâzım gelir...

Dinin dünyadan, bir başka tabirle, hükümet we siyasetten ayrılmak meselesini çıkaranlar İslam dinine en kestirme yoldan suikast etmek istemişlerdir.

Müslümanlığın kuyusunu kazmak için düzenlenen Kemalist kaziyyesinin en müthiş kısmını bu nokta teşkil ettiği halde bunu haddizatında Müslümanlığa sığar bir şey gibi göstererek Müslümanların gözüne perde çeken gizli din düşmanları bizim aramıza girmiş, teker teker millet fertlerini dinsiz yapmak müşkil olacak we uzun sürecek, belki de dinsizler üzerine tehlike dawet edecek olduğundan böyle yapmaktan ise hükümeti dinsizleştirip bundan halkın dinine zarar gelmez dersek, sonra dinsiz hükümet de, milletin dininin icabına bakar demişlerdi

Bu açık dönme dolabın anlaşılmayacak neresi war? Dindar ahalinin başına dinsiz hükümeti niye dikiyorlar?

Böyle bir hükümeti hâlâ müslümanlık dawasında bulunan millet kabul etse bile Müslümanlık kabul eder mi? Yok, yok!...

İslam dini kendisini tanımayan hükümeti tanımak gaflet we zilletinde bulunamaz

tur'de dewletle dini ayıranlar, dine inanmadıklarından, düşmanlıklarından ayırdılar. Onlara bir diyeceğimiz yok. Fakat İslam dinine inanmakla beraber din we dewlet ayırımına İslam'ın müsaade edebileceğini sananların da, müslümanlığı hiç bilmediklerine hükmetmek lâzım gelir...

Bir kere "dewlet" we "hükümet" tabirleri birbirinden farklı olarak "dewlet"e halk dâhil olduğundan başka, farz we takdir olarak mezkûr Anayasa maddesindeki "dewlet" ten "hükümet", mânâsı kastedilmiş olsa bile "millî hükümet", "halk hükümeti", "cumhuriyet hükümeti" adları bile, özellikle böyle millete izafe edilen bir hükmetin açıktan dinsizliğini we müslüman hükümeti olmadığını îlân etmesi üzerine de onu hâlâ kendisine hükümet we metbu' tanıyan we onun din kanunları yerine kasten ikâme ettiği dinsiz kanunlara rızası ile itaat eden millet, teker teker kişiler itibariyle değil de toptan irtidat etmiş olacağı gibi dindar millete dinsiz millî hükümet teşkil etmelerini tecwîz we tawsiye eden dışardaki tewilci Müslümanların kendileri bile içerdeki milletle beraber dinden çıkmış olurlar ki bunu kabul etmemek küfür inadı değilse, budalalığın en son derecesidir. Milletin dini warmış da kendisi muzâf olmak üzere niye dinsiz hükümet teşkil etmiş?

Millî hükümet, milletin mümessili olduğuna nazaran dindar millet nasıl olur da kendisine dinsiz mümessil tayin ederek kendi namına we kendi üzerine dinsizce icrâ-i ahkâm olunmasını kabul eder? Bu açıktan açığa küfre rızâ değil midir?

Hükümetim benim üzerimde ahkâm-ı diniye ile hükmetmesin de başka ahkâm we kanunlarla hükmetsin; ben üzerimde şeriatın, yani ALLAH we Rasûlü'nün hâkim olmasını istemem demek, ne demektir?

Mesele bu kadar açık olduğu halde her hawaya uyan we dinlerini kendilerine oyuncak yapan yalancı müslümanlar, zırwa tewili tarzındaki sözlerle Kemalistlerin sawunuculuğunu we yalancı şahitliğini yapmakta dewam ediyorlar.

Siirt Mebusu'nun teessüfle hikâyesine nazaran baksanıza Awrupa'da Kemalistler'in dinsizliğine inanmayanlar warmış ki Kemalistler "hâlâ yaranamadık" diyerek en ziyade buna kızıyorlar. Acaba onlar da beriki müslüman awukatlar gibi ahmak oldukları için mi inanmıyorlar? Yoksa bu da Kemalist küfrünün dünyada bile hüsranını gösteren ilâhî bir hüküm mü

İslam dinini ayaklar altına aldığı gibi İslam ulemâsını da tekmelerle susturarak pabuç hırsızına çewiren bugünkü tur'yi hem de dinî we şer-i bir dille sawunmaya ağzı waran ulemanın hâlâ bu fena dünyada bulunduğunu we insan sıfatıyla insanlar arasında gezdiğini gördükçe ruhsal alçaklığın bu derecesine karşı hayretten nefrete, nefretten hayrete düşmekle yüreğimin hızını alamıyorum

Es Seyfû'l Meslûl Fewka Rikâb-ı A'dâyi'l İslâm fi Ankara
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

Konu elhamd tarafından (07.02.2008 Saat 23:55 ) değiştirilmiştir..
elhamd isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 07.02.2008, 22:49
Mezhepli Üye

 
HayırLI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2005
Yaş: 42
Mesajlar: 1.812
Teşekkür etti: 137
80 Teşekkür 53 Mesaja aldı
Kardeşim yazılarınızı normal beyaz yazsanızda word'e alıp okumaktan kurtulsak di-YORUM...
__________________
Din ve siyaset baronlarından bıktık artık..!
Çekip gideyim diyorum,kal ve çek ! diyorlar.
HayırLI isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sabri Anlat Bana... -DesTinA- Günlük 2 27.07.2008 09:58
mustafa sabri efendiden m.k analizi-2(hilafet) elhamd Cumhuriyet Tarihi 0 06.02.2008 14:36
seyhul islam mustafa sabri efendinin siiri elhamd Cumhuriyet Tarihi 0 19.06.2007 16:41
Mustafa Sabri Efendi Alp Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 0 02.03.2007 20:09
Gönenli Mehmet Efendiden tesbitler: Cihad74 Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 1 15.10.2004 05:58


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:46 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50