Hasan Basri Çantay'ı bilir misiniz ? Milli mücadele meş’alesini yakan ilk kahramanlardan olan Hasan Basri Bey o günlerini şöyle anlatıyor : “ Omuzumda ağır bir İngiliz mavzeri , belimde kama , bomba , göğsümde kat kat fişekler , dürbün.. Her gittiğim yerde açıktan hitabeler veriyorum. “ (H.B.Çantay , Kara Günler ve İbret Levhaları sah.32 ) 1920 Yılının mayıs ayı ortalarından itibaren Ankara dönemi başlar.Birinci dönem Karasi (Balıkesir) milletvekili olarak Meclis’e girer.Aynı dönem Burdur milletvekili Mehmed Akif Bey’le Meclis’te aynı sırayı paylaşır. Mehmed Akif Bey Bursa’nın Yunanlılar tarafından işgali üzerine duyduğu ızdırabı yansıtan ‘Bülbül’ şiirini “ Hasan Basri Bey Oğlumuza “ hitabiyle ona ithaf eder. Hasan Basri Bey kahramanlar meclisinin en fedakar ,coşkulu milletvekilleri arasında yerini alır. Gerektiğinde en büyüğüne kadar müdahale ederek tenkit eder , cevap verir. Ödül konduğu için milli marş yarışmasına girmek istemeyen Mehmed Akif Bey’i bir vesileyle ısrarla şiir yazmaya ikna eder. Ve M.Akif Bey’in şiiri yediyüz küsur şiir arasında birinci seçilerek milli marş olarak kabul edilir. 23 Nisan 1920 Tarihinde toplanan ve en demokratik konuşmaların yapıldığı bu kahraman Meclis Lozan görüşmelerini de acımasızca eleştirir. İsmet Paşa’nın başkanı olduğu heyet Ankara’ya çağırılır ve müzakereler ara verilir. En uygun yol olarak 1 Nisan 1923 tarihinde “ Bu Meclis’in görevini yaptığı “ kanaatine varılarak yeniden seçimlere gitme kararı alınır. Yeni Meclis’e daha uyumlu ve itaatkar kişiler tayin edilir. Aynı yılın yazında Lozan antlaşması (Kerkük ve Musul’u da sınırlarımız dışında bırakarak) imzalanır. Türkiye Cumhuriyetinin temellerini atan birinci Meclis’te bin bir sıkıntı içinde çalışan , asker karavanasından yiyerek gecesini gündüzüne katan ve gözünü budaktan, sözünü dudaktan esirgemeyen birçok vatansever milletvekili böylece tasfiye edilirler. Muhalif olmak en büyük suçtur ve Hasan Basri Bey de bu suçlular(!) listesi içindedir. .Milletvekilliğinden ayrıldıktan sonra kendisine verilen edebiyat muallimliği(öğretmenlik) görevi de kısa bir süre sonra elinden alınır. Geçinmek için bir dükkan açar. Sivil polisler , geleni gideni, gireni çıkanı gözetlemektedirler. Müşteri gelmeyince dükkanı da kapatmak zorunda kalır. Bu arada memleketi için hayırlı işler yapmaktan da geri kalmayan Hasan Basri Bey , Kızılay, Yeşilay ve Çocuk Esirgeme Kurumlarının Balıkesir şubelerini açar. Hasan Basri Bey kısa bir memuriyet ve ticaret denemesinden sonra şehrin yakınındaki bağ evinde inzivaya ( insanlardan uzak kalma ) çekilir. “Kur’an-ı Hakim ve Meal-i Kerim “ ismiyle Cumhuriyet tarihinin en güvenilir Kur’an mealini yazmaya başlar. O günlerin modası olan Türkçe Kur’an ve ibadet konularında en şiddetli tenkitleri yapar. Meal çalışmaları sırasındaki mesaisi çok titiz ve yoğundur. Bir kelimenin manasını istediği gibi ifade edememiştir.”Hele şu ikindi namazını bir kılayım “ diyerek tulumbanın başında abdest alırken yanı başında hiç tanımadığı bir ihtiyar belirir : “ O kelimeyi ‘ötre’ ile oku evladım !” uyarısını yapar. Saatlerce çözemediği mana belirginleşmiştir. Üç ciltlik mealin satışından elde ettiği paranın kuruşuna bile dokunmaz:Tüm gelirini evinin yanında yaptırdığı caminin yapımına harcar. 1964 Yılında İstanbul’da vefat ettiği zaman cenazesini kaldıracak parası yoktur. Hanımının şilte altında sakladığı parayla cenaze kaldırılır. Balıkesir’li araştırmacı Aydın Ayhan Bey , merhum Çantay’ın hayatını şöyle özetler : “ Müfessirdir, bürokrattır, gazetecidir, politikacıdır,yazardır,şairdir, münekkittir, tarihçidir, piyes yazarıdır, kuvva yı milliyecidir, hatiptir,öğretmerdir, bestekardır,bağcılık uzmadırı, tüccardır, din adamıdır , tarikat ehlidir, yüce bir gönül adamıdır ve Balıkesir’lidir.” 1964 Yılında çok sevdiği yüce Rabbine kavuşan Hasan Basri Çantay’la ilgili olarak Yeşilay genel başkanlarından emekli albay merhum Selahaddin Kaptanağası’nın bir hatırası çok ilginçtir : “ Yedi yıl sonra Edirnekapı çevre yolunun geçmesi sebebiyle kabrinin yerinin değiştirilmesi gerekmişti. Şiddetli ve karlı bir kış günü mübarek naşını hayr ül halefi (manevi evladı) Mürşid Bey , ben ve mezarcı olduğu halde üç kişi yeni makamına nakil ve tevdi ettik. Kefeni çamurlu fakat mübarek vücudu konduğu gibi tertemiz ve sapasağlamdı “ Yüce Allah’ın esenliği ve bağışlaması O’nun kutlu yolundan gidenlerin ve bu vatan için karşılıksız çalışanların üzerine olsun.
(f)
__________________ Haklı çıkmak için değil , hakkı savunmak için tartışmalıyız. |