Üyelik tarihi: 28.02.2007 Teşekkür etti: 36
99 Teşekkür 72 Mesaja aldı
| Türkiyede iki Din ve Biz TÜRKIYE'DE IKI DIN VE BIZ Bizde kişkirtma yok, tebliğ var! Evet; Türkiye’de iki din vardIr. Biri Allah’In gönderdi ği ve indirdiği din, diğeri de devlet dini. Bir başka ifade ile; biri Kur’an’In târif ve beyan ettiği, milletin inandIğI din, öteki de devletin tanIdIğI, resmen kabul ettiği ve müsaade ettiği din. Bu iki din de „Islam“ ismini alIrsa da muhteva (içeriliği) bakImIndan aralarInda çok büyük farklar vardIr. Bir kIsmIna burada işaret edelim: 1- SahasI: Allah’In gönderdiği dinin sahasI, istisnasIz bütün hayat safhalarI olup insanoğlunun söz, fiil ve hareketlerini içine almIş ve hepsi hakkInda hüküm koymuş, müeyyideler getirmiştir. Devletin tanIdIğI din ise; Allah ile kul arasInda bir vicdan işi olup camide olup bitendir; dünya ile bir ilgisi yoktur. 2- Allah’In dininde; hem dünya hem de ahiret vardIr: Devletin dininde ise sadece ahiret vardIr; Din dünyaya karIşmaz. 3- Allah’In dininde; Din devlet bütünlüğü vardIr; ibadeti siyasettir, siyaseti de ibadettir. Devletin dininde ise; din ayrI devlet ayrIdIr; ibadet ayrI siyaset ayrIdIr. BunlarI birbirine karIştIrmak suçtur. 4- Allah’In dininde; aile yönetimi dine, Şeriat’a bağlIdIr. Devletin dininde ise, aile yönetimine din karIşamaz, evlenme ve boşanmalar, karI-koca arasIndaki hak ve görevler; Isviçre medenî kanunundan gelir, geçer. 5- Allah’In dininde; eğitim ve öğretim sistemi dine göredir. Okul programlarI yapIlIrken ibadet saatleri gözönünde tutulur. Devletin dininde ise eğitim sistemine din karIşamaz; müfredat programlarI yapIlIrken ibadet saatleri nazari itibare alInmaz. 6- Allah’In dininde; basIn-yayIn dine göre çalIşIr. Devletin dininde ise basIn-yayIna din karIşamaz. 7- Allah’In dininde; hâkimiyyet kayItsIz şartsIz Allah’IndIr. Devletin dininde ise, hâkimiyyet kayItsIz şartsIz milletindir. 8- Allah’In dininde; kanun koyma yetkisi yalnIz Allah’a aittir. Devletin dininde ise, kanun koyma yetkisi millete ve millet meclisine aittir. 9- Allah’In dininde; Anayasa Kur’an dIr. Devletin dininde ise, anayasayI millet ve temsilcileri yapar. 10- Allah’In dininde; hukuk sistemi Islam’dIr, Islam hukukudur. Devletin dininde ise, hukuk sistemi Isviçre ve Roma hukukudur. 11- Allah’In dininde; mahkemeler Kur’an’a göre kurulur; hâkimler hükümlerini Şeriat’a göre verirler. Devletin dininde ise, Italya, Isviçre ve benzeri ülkelerden getirilen kanunlara göre kurulur, hüküm ve kararlar da bunlara göre verilir. 12- Allah’In dininde; kaynak Kur’an, örnek Peygamber’dir. Devletin dininde ise, kaynak insan kafasI, örnek Mustafa Kemal’dir. 13- Allah’In dininde; şarap haramdIr; meyhanesi de haram, fabrikasI da haramdIr. Devletin dininde ise, bunlarIn hepsi, caiz ve serbesttir. 14- Allah’In dininde; faizin alInmasI da haram, verilmesi de haramdIr. Devletin dininde ise bunlar mübahtIr ve caizdir. 15- Allah’In dininde; zina mutlak surette haramdIr ve yasaktIr. Devletin dininde ise, taraflarIn rIzasI olduğu takdirde mubahtIr ve caizdir; istedikleri kadar yapabilirler. 16- Allah’In dininde; süt anne ve süt kardeşle evlenmek haramdIr. Devletin dininde ise, ikisiyle de evlenebilir; bir şey lazIm gelmez. 17- Allah’In dininde; tesettür vardIr ve farzdIr. Devletin dininde ise, tesettür yoktur; kadIn başInI da açar, kIçInI da. 18- Allah’In dininde; Cuma namazIna gitmek farzdIr. Cuma saatinde herhangi bir iş yapIlamaz, günahtIr. Devletin dininde ise, işi bIrakIp cuma namazIna gitmek olmaz. 19- Allah’In dininde; günah işleyenleri kInama ve onlardan nefret etme vardIr. Ve bundan müslüman sorumludur... Devletin dininde ise, hoşgörü vardIr; adamIn karIsI veya kIzI ile zina edilse bile bunu da hoşgörü ile karşIlayacak ve susacaktIr. 20- Allah’In dininde; kötülükleri elle, dille, kalple engellemek, kerih görmek vardIr ve her müslüman bundan sorumludur. Devletin dininde ise, hoşgörü ile karşIlanIr ve ayIplanIp kInanmaz. 21- Allah’In dininde; hakkI hak olarak, batIlI da batIl olarak tebliğ etmek farzdIr. Devletin dininde ise, kimse kimseye karIşmamalIdIr. I şte iki din! Malesef Türkiye’deki manzara bu! Iki din birbiriyle mücadele halinde! Memleket bir savaş meydanI! Müslüman iki suyun arasInda kalmIş ve şaşIrmIştIr; devletin dinine mi uysun, Allah’In dinine mi uysun?!. Bir taraftan Kur’an’In emrettiği din, bir taraftan kemalizmin müsaade ettiği din! Işte Türkiye’deki kavganIn esas menşei budur. Sürtüşmeler, anlaşmazlIklar, ihtilaflar, ihtiyatlar, geri kalmalar, itimatsIzlIk ve güvensizlikler, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kurulmasI, MIT teşkilatInIn seferber edilmesi, bir takIm şahIs ve ailelerin hapishanelere atIlacak mağdur edilmesi hep bu ikilik yüzündendir. ÇARE: Ikiyi teke indirmek zorundasInIz. Ya Allah’In dinini tamamen kaldIrIp, yasak edeceksiniz ya da devletin yarIm yamalak dinini kaldIrIp, onun yerine Allah’In dinini, hem devlete hem millete hâkim kIlacaksInIz! Ya o, ya da o! Ikisi bir arada yürümedi. Elli-altmIş senedir denendiği halde yürümedi. Size düşen ya Allah’tan, Allah’In dininden yana olmak, ya da devletten, devletin tanIdIğI ve müsaade ettiği dinden yana olmak. Yani ikisinden birini tercih etmek zorundasInIz. Siz, müslüman olarak devletin dinini tercih edemezsiniz. Çünkü yarImdIr, yanlIştIr. Kabul etmediğin takdirde, nihayet hapishanesi vardIr; Cehennemi yoktur! Fakat, siz, Allah’In dinini tercih edip ondan yana olacaksInIz ve olmalIsInIz. Çünkü Allah’In dini haktIr ve tamdIr. Ucunda cennet vardIr. Aksi halde dünyada rezil, ahirette sefil olursunuz. Sonunda da cehennemi boylarsInIz. Uçurumun kenarInda: I şte, bizim dert ve davamIz budur. Bu durumu ümmet fertlerine tebliğ etmek ve duyurmaktIr. Bu tebliğatImIzla ne devlet düşmanlIğI yapIyoruz ne de millet düşmanlIğI. Hem uçurumun kenarInda bulunan yarIm ve yanlIş din sahiplerini kurtarmak istiyoruz hem de, o yarIm ve yanlIş dincilere karşI sus-pus olduğumuz takdirde yine uçurumun kenarInda bulunan bizleri kurtarmak istiyoruz; bunun için çIrpInIyor, bunun için gayret ediyoruz. Tebliğ ve telkinatImIzI bunun için yapIyoruz ve yaparken de ilmî ve fIkrî zeminde kalIyor, kaba kuvvete baş vurmuyor, kIşkIrtma yoluna gitmiyor, terörist bir harekete teşebbüs etme niyyet ve maksadInI gütmüyoruz. Gütmemişiz de!.. „Kayna ğImIz Kur’an, örneğimiz Hz. Muhammed’dir“ dediğimize göre, kendimizi sorumlu addedmişizdir ki, aslInda öyledir; sorumluyuz. YanlIş din anlayIşInI tashih etmeye, noksanlarI ikmal etmeye başlamIşIzdIr. Tebliğ yoluyla, telkin yoluyla başlamIşIzdIr. Ve bu, başta hocalar olmak üzere her müslümana farzdIr. Mü’min olmanIn vasIflarIndan biridir, aksi yönde kalmak münafIklIk olur. Kur’an şöyle der: „Mümin erkekler ve mümin kadInlar, birbirlerinin velisidirler (dostlarIdIrlar). Iyili ği emrederler, kötülükten men ederler, namazI kIlarlar, zekâtI verirler, Allah’a ve Resulü’ne itaat ederler. Işte onlara Allah rahmet edecektir. Allah daima üstündür, hikmet sabibidir.“ (Tevbe, 71) „MünafIk erkekler ve münafIk kadInlar birbirlerindendir: Kötülü ğü emreder, iyilikten men eder ve ellerini sIkI tutarlar. Allah’I unuttular. Allah da onlarI unuttu. MünafIklar; işte yoldan çIkanlar onlardIr.“ (Tevbe, 67) Biz, münafIklarIn safInda değil, mü’minlerin safInda yer almak için, mü’minler gibi, tebliğat ve telkinatImIzI yapmak istiyoruz ve yapmaktayIz. Ve bunun için yola çIktIk ve diyoruz ki, Islam dini bir bütündür; ibadetiyle, siyasetiyle, devletiyle bir bütündür. HayatIn her safhasI, her hareketi hakkInda hüküm getirmiştir. Ve bunun bir istisnasI yoktur ve hak din de işte budur. Bütün müslümanlarIn böyle bilmelerini, böyle inanmalarInI, böyle yaşamalarInI ve böyle anlatmalarInI Allah emretmiştir, farz kIlmIştIr. Biz müslüman olarak, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ümmet olarak, dinin bu emrini, bu farzInI yerine getirmeye çalIşIyoruz ki, bu çalIşma bir yönüyle de cihaddIr. Kur’an’da 30’dan fazla ayet-i kerime’de yer alan cihad da farzdIr, Allah’In kesin emridir. Bu noktada da yanlIş anlamalar vardIr; „Cihad“ denince hemen tetik çekmeyi, savaş ilân etmeyi anlIyor bazIlarI!.. Halbuki cihadIn safhalarI vardIr; nefisle başlar cihad; önce insan kendi nefsine karşI cihad açmalIdIr; onu aşIrI istek ve kötü duygulara karşI firenlemelidir ki, cihadIn bu safhasI, Peygamber diliyle en büyük cihad sayIlIr. Sonra cihadIn ikinci safhasI gelir; kötülüklerin ortadan kalkmasI, yanlIşlIklarIn düzeltilmesi, hurafelerin bertaraf edilmesi için dil ile, kalem ile yani öğüt ve nasihatlarla; telkin ve tebliğlerle yapIlan cihaddIr. Işte bizim yaptIğImIz ve yapmakta olduğumuz cihad budur. Telkin ve tebliğ cihadIdIr, öğüt ve nasihat cihadIdIr, din hakkInda yanlIş telakkileri düzeltme cihadIdIr. „Din; Devletin anladIğI, kabul ve müsaade ettiği din değil; Allah’In gönderdiği ve indirdiği dindir...“ demek suretiyle yapIlan bir cihaddIr. Yoksa silahlI bir cihad değildir, savaş halindeki bir cihad değildir. SilahlI savaş hakkInda Kur’an’da „Cihad“ kelimesinden çok „KItal“ kelimesi kullanIlmaktadIr. Ve netice: Işte onlar ve işte biz! Onlar, yani kemalistler ne yaptIlar? Allah’In gönderdi ği dini tağyir ettiler, tahrif ettiler, bir takIm dinî vecibelere yasak koydular, bir takIm haramlarI mübah kIldIlar, serbest ettiler; dinin bir kIsIm hükümlerini diğerlerinden ayIrt ettiler, dini böldüler ve parçaladIlar. Ve nihayet bir kIsmInI kabul bir kIsmInI red ve inkâr ettiler ve bu surette küfre ve kâfirliğe saptIlar!.. Gidenler gittiler; yaptIklarI bu melunâne işlerin, bu münafikâne hareketlerin hesabInI vermek üzere gittiler. Dönüşü olmayan bir gidişle gittiler, telafisi ve tedavisi olmayan yaralar açarak gittiler, tamiri mümkün olmayan tahribatI, ihanet ve hIyaneti yaparak gittiler!.. Dünküler gitti, bugünküler de yarIn elbet gideceklerdir. Hiç olmazsa bugünküleri kurtarmaya çalIşalIm. ÇalIşmak her müslümana farzdIr. Her müslüman bundan mesuldür. Evi yanan birisinin evini kurtarmak gören ve bilen her müslümana bir vecibe, bir mesuliyet olduğu gibi bu da bir vecibedir, bir mesuliyettir. Işte biz bu vecibeyi yerine getirmek, bu mesuliyetten kurtulmak istiyoruz. Bunun için yola çIktIk. Bize kIzanlara, Kur’an’In şu ayetini hatIrlatmakla bahsi kapatIyoruz: „Ey benim kavmim! Neden ben sizi kurtulu şa çağIrdIğIm halde siz beni ateşe çağIrIyorsunuz? Siz beni Allah’I inkâr etmeye ve bilmediğim şeyleri O’na ortak koşmaya çağIrIyorsunuz; bense sizi O aziz ve çok bağIşlIyan Allah’a çağIrIyorum.“ (Mü’min, 41-42) |