| Dolikosefal mi Brakisefal mi? Başka bir başlık altında yazmıştım, burada bir kaydı bulunsun. Şevket Süreyya Aydemir (Suyu Arayan Adam) kitabında ''Atatürk'ün Türk
tarihinin, Türk medeniyetinin, Türk dilinin köklerini aramak heyecanının etrafa
yayıldıkça garip şekiller aldığını'' belirtiyor ve şunları anlatıyor: <<Günler ve geceler kelimeler aramak, kelime oyunları yapmak ve tarih yakıştırmaları cinsinden ömürsüz ve tamamen indi denemelerle geçiyordu. Öyle buluşlar, öyle nazariyeler ki, birçoklarının ömrü bazen bir günü bile doldurmuyordu. Örneğin bir komisyonun bir toplantısında bir sabah keşfolunan bir dil veya tarih hakikatinin, aynı günün akşam saatlerinden itibaren düştüğü ve bunun yerine gene birkaç günlük ömrü olan kelimeler ve tarihi hakikatler konulduğu görülüyordu. Bir aralık da bizim brakisefal mi, dolikosefal mi oldugumuz, yani kafataslarımızın biçimine göre hangi cinse ayrıldığımız meselesi, günlük mesele haline geldi. Bazı şahısları, bazı tali komisyonları bütün siyasi, içtimai meselelerden daha ziyade sardı. Bir aralık brakisefal olduğumuz keşfolunmuştu. Bazen de aksi ispat ediliyordu. O zaman yeni ölçmeler, yeni biçmeler, muazzam bir zaman kaybı...>> Şevket Süreyya Aydemir, Suyu Arayan Adam, s.433. Cemal Granda, Atatürk'ün Uşağı İdim isimli kitabının 57.sayfasında şöyle diyor: << Şapka devriminden sonra fes bir kenara atılmış herkes şapka giymeye başlamıştı. Şapkayla beraber, bunu giyecek olanların kafa ölçüleri de ortaya çıkmıştı. 1930 yılında Ankara'dayız. O zamanın Milli Eğitim Bakanı olan Dr.Reşit Galip elindeki makineyle herkesin kafatasını ölçüyor. Dolikosefal mi Brakisefal mi ? Yani biz hizmetkarların konuşmalarına göre hayvan mı, yoksa insan mı? Hatırımda kaldığına gore 77-79 gelen kafalar Dolikosefal, 81'den ileri olanlar da Fordman Brakisefal. Atatürk'ün başı ölçüldü ve 81 geldi. Odadakiler sıraya girmişler, başlarının ölçülmesini bekliyorlar. Atatürk Reşit Galip'e: --- Çelebi'ninkini ölç ! dedi. Öburlerinden önce başım ölçüldü. 81 çıktı. Sevinmeğe başlamıştım. Öyle ya, Atatürk'le aynı kafa ölçüsü taşıyordum. Fakat sevincim uzun sürmedi. Atatürk (Olmaz! O hayvan kafalıdır. Bir yanlışlık olmasın.) dedi. Neredeyse ağlayacaktım. ...Tekrar dalıma basarak, (Baksana Çelebi'nin kafasına. O melon kafanın benimkiyle ilgisi var mı?) dedi.>> Cemal Çelebi Granda, Atatürk'ün Uşağı İdim, s.57, İstanbul, 1973. |