Üyelik tarihi: 02.08.2002 Teşekkür etti: 0
18 Teşekkür 16 Mesaja aldı
| 8 Mart *Dünya kadınlar günü* Rahman Rahim Allahin adi ile... Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun. Afiyette ve belada, darlıkta ve genişlikte. Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir 8 Mart *Dünya kadınlar günü* Her sene 8 Mart *Dünya kadınlar günü* olarak kutlanıyor. İslamiyetin 14 asır önce vermiş olduğu haklardan habersiz olan kadın-erkek eşitliği, kadının ezilmişliği gibi mevzuları takrarlamaktan başka bir icraatları da bulunmayan sözde *kadın hakları savunucuları!* bakalım bu yıl neler yapacaklar! Bırakalım, onlar *gün*lerini kutlaya dursunlar... Müslüman hanımlar, İslamiyetin kendilerine verdiği haklarla senenin yalnızca bir gününü değil, her zaman değerli, haklarının ve mükellefiyetlerinin de ne olduğunun şuur ve idraki içerisindedirler. Geçen yıl ülkemizde toplanan HABİTAT çerçevesinde de *eşitlikten* değil *hakkaniyet*ten yani, herkesin hakettiği kadar hak sahibi olmasından bahsedilmektedir. Kadına şöyle bir baktığımızda görüyoruz ki; Allah Teala ona *annelik* vazifesi vermiş... Çocuğuyla, eşiyle alakalanmak durumunda... Hal böyle iken bir de dışarıda çalışıyorsa, iki yarı mesuliyet ve mükellefiyet var demektir. Bu ise, ona haksızlık olmaz mı? Ve bu vaziyette *eşitliği* değil *hakkaniyeti* müdafaa etmek gerekmez mi? Annelik ve çocuk yetiştirmek gibi kudsi bir vazife, nasıl hafife alınabilir? Hafife almak şöyle dursun, bu çok büyük bir şereftir. Kadın bu şerefi taşıdığının farkında olmalıdır. Ne yazık ki kadınlarımızın beynini yıkadılar. Bir kadın tahsilliyse ve evinde kendini kocasına ve çoluk-çocuğuna hasretmişse yaptığı bu iş küçümsenir, mutlaka tahsilini dışarıda değerlendirmek zorundaymış gibi gösterilir. Halbuki çocuk terbiyesinde 0-6 yaş arası çok mühimdir... Anne ne kadar tahsilli, bilgili ve kültürlü ise, bu aynen çocuğa aksedecektir. Sözde *kadın hakları* çığırtkanlarının gayesi; anneliği küçük gösterip, aile hayatını kötüleyip, kadını çalışma hayatına itmektir. Dinimizde kadının mevkiini (statüsünü) Allah Teala, Resulüllah (s.a.v.) Efendimize bildirmiş ve kadına gereken haklarını vermiştir. Sadece beşeri sistemlerin bir açmazı olan *Hak verilmez, alınır* sloganı ile yola çıkanlar, biraz da İslamın bu husustaki sesine kulak vermelidirler. Bilindiği gibi, islama yapılan hücumların başında, kadın ve kadın hakları mevzuları gelmekte, İslamın bazı Müslümünlarca doğru anlaşılamaması ve yaşanamaması da ne yazık ki, bu çeşit çirkin hücumlara zemin hazırlamakta. Halbuki sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), *Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır* (S. Müslim, Hac, 142) buyuruyor. Hulasa, İslam dini kadına çok büyük bir değer veriyor ve bir o kadar da ehemmiyetli bir vazife yüklüyor... Yani muallimelik ve mürebbiyelik (eğitim-öğretim) vazifeleri... Öyle ki, Allah Tealanın kadına verdiği hakları bilip riayet eden, şuurlu Müslümün erkeklerin yetiştirilmesi, kadının elindedir. Büyüdüğünde ailede ve cemiyette reislik vazifesini üslenecek olan, dolayısiyle de hakkaniyet sahibi olması gereken erkek çocuğun yapısını tayin edecek insan, yine kadındır. Bir atasözümüzde denildiği gibi, *Beşiği sallayan el, dünyaya hükmeder.* O halde *insanlığı* yetiştirecek olan kadın, her alanda ilim ve ahlakla mücehhez olmalıdır. |