Üyelik tarihi: 02.08.2002 Teşekkür etti: 0
7 Teşekkür 6 Mesaja aldı
| İsim koymada dikkat edilecek hususlar! Rahman Rahim Allahin adi ile... Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun. Afiyette ve belada, darlıkta ve genislikte. Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir İsim koymada dikkat edilecek hususlar! ***Cenabı Hakkın sevdiği isimler, Abdullah,Abdurrahman,Abdurrahimdir.Cenabı hakka mahsus olan Ali, Aziz,Kerim gibi isimler de kullanılabilir.Her ne kadar bu vasıflar Kamil olarak Hz.Allaha ait ise de, bu sıfatlar cüzi olarak insanlarda da bulunabilir.Ama bunlar Abdülaziz, Abdülkerim şeklinde kullanılırsa daha güzel olur. ***Çocuğa isim koyarken sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okunur.Konulacak olan isim,çocuğa karşı üç defa tekrar edilir. ***İsim seçerken fiziki özür,ahlaki kusur manası taşıyan kelimeler yerine manası güzel kelimeler seçilmelidir.Peygamber Efendimiz(s.a.v) manası güzel olmayan bazı isimleri değiştirmiştir. ***Peygamber isimleri,sahabe isimleri diğer isimlere tercih edilir.. ECDADIMIZDA ÇİFT İSİM VE LAKAP ANANESİ... ******************************** *Osmanlı örfünde soy adı bulunmadığından ve başka sebep ve düşüncelerden dolayı, doğan çocuklara umumiyetle çift isim verilmiştir. Buna rağmen aynı ismi taşıyan kişileri birbirinden ayırdetmek için lakap, ünvan, soy ve sülale adı birlikte kullanılmıştır. Ancak atalarımız, hiçbir zaman çocuklarına *Muhammed* ismini koymamışlar; onu yalnızca iki cihan sultanı Resulüllah (s.a.v.) Efendimiz için kullanmışlardır. Bu mübarek ism-i şerif anıldıkça da *salavat-ı şerife* okumayı ihmal etmemişlerdir.(Buna mukabil olarak aynı manaya gelen *Mehmet* ismini kullanmışlardır.) *Ecdadımız çocuklarına büyük insanların isimlerini koyduklarında, onlara sıradan da olsa ikinci bir isim daha verirlerdi... Zira terbiye ve telkinlerine rağmen çocuk, şayet taşıdığı ismin büyüklüğüne halel getirecek hareketlerde bulunursa, kendisini bir daha o asil isimle çağırmazlardı. Bu tatbikat, çocuk idrak çağına geldikten sonra, kendisine hitap edilen ismi istikametinde vaziyetini muhafaza ve kontrol edebilme imkanını temin ediyordu. Büyüklerden birinin ismini taşımak elbette ki büyük mesuliyet ister. Mesela *Fatih* ismi zahirde çok güzeldir. Ancak bu ismi taşımak, İstanbulu fethetmek kadar zordur. Zira hiçbir mümin, bu ismi taşıyan birinin, söz gelişi, herkesten küfür işitmesini, ahlaksız, düzenbaz, esrarkeş, alkolik veya sigara müptelası bir insan olmasını istemez. Bu hali, Hz. Fatihe hakaret addeder... *Çocuğa çift isim koymanın bir faydası da, ileride kendisine isim seçme hakkı tanımaktır. Bilfarz ömrünün herhangi bir devresinde, cemiyette aynı ismi taşıyan ayıplı birisi çıkar ve o da isminden utanmaya başlarsa, diğerini kullanabilsin. *Türk örf ve adetlerinde lakap kullanma ananesi ise oldukça yaygındır. İnsanlar bilhassa gençlik yıllarından itibaren bir lakapla anılmaya başlarlar. Bu lakabın *iyi ve güzel* olması arzusu, ister istemez sahibine de müsbet yönde tesir eder. Zira kişide menfi bir hareket, kötü bir huy, hayatının hangi devresinde yahut kaç yaşında olursa olsun, kendisine o yönde bir lakap taktırıverir. *Osmanlı paşalarının, vezirlerinin pek çoğu, o mevkilere yükseldikten sonra aldıkları lakaplarla tarihe geçmişlerdir. Mesela eski bahriye nazırlarındran bir Hasan Rahmi Paşa vardır. İsmini yazarken H. Rahmi yazar, halk da bunu Harami Rahmi (Paşa) diye okurmuş. Hal ve hareketlerinde haramilik olmasa, kimsenin ona bu lakabı yakıştıramayacağı aşikardır *... Keza Sultan II. Abdülhaümid Han rahmetullahi aleyh zamanında, jandarma eriyken müşirliğe kadar yükselip Yıldız ve Beşiktaş muhafızlığı yapan Yedi-Sekiz Hasan Paşa da öyledir. Bu zat da okuma-yazması olmadığı için imza atması gerektiğinde Osmanlıca yedi (v) ve sekiz (^) rakamlarını yazar, arasını da bir çizgi ile birleştirerek guya Hasan yazmış olurmuş. *Yine Abdülhamid Han zamanında uzun yıllar Pariste kaldıktan sonra İstanbula elde baston dilde pardon ile dönen Şerif Paşaya, herkes önceleri Fransızca güzel manasına gelen *bo* kelimesiyle *Bo Şerif* demiş. Sonraları ise kendisi bu saygıyı yitirince, lakabı *Boşherif*e dönüvermiş. ****** (((***Öyleyse muhterem okuyucularımız, siz siz olun, çocuğunuz doğunca sağ kulağına ezan, sol kulağına da kaamet okuduktan sonra –tabir caizse bir ezan hakkı için, bir de kaamet hakkı için olmak üzere– çift isim koymayı ihmal etmeyin.***))) |