| Bu Okullar Fransa'nın Olsaydı? Notre Dame de Sion, 150’nci yılını kutluyor. Aktüel dergisinin verdiği bilgilere göre okul Filles de la Charite rahibeleri tarafından kurulmuş, daha sonra da rahibelerinin yönetimine verilmiş. Sert eğitimi ve baskıcılığıyla dillere destan okul, kamuoyundaki şöhretini biraz da Çalıkuşu’ndaki Feride’ye borçlu. Romandaki yaramaz kız, disipliniyle ünlü bu okula gönderilir. Rahibelerin yönettiği okul bile delidolu Feride’nin haşarılıklarıyla baş edemez.
İki Dünya Savaşı’na, bir imparatorluğun çöküşüne ve Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık eden okul. bundan 150 yıl önce Rahibe Louise Weyvada’nın yönetiminde, aynaya bakması bile yasak 90 kız öğrenciyle açılır. 68 yıl boyunca Osmanlı kızlarına eğitim verir. Cumhuriyet’in yeni nesil kızlarını yetiştirir. Bedia Muvahhit’ten Füreya Koral’a, Ayla Algan’dan Nazlı Ilıcak’a, Gencay Gürün’den Mine G. Kırıkkanat’a, Piyale Antika’dan Vivet Kanetti’ye kadar ismini buraya sığdıramayacağım pek çok ünlü bu okuldan mezun olur. Okulun şimdiki müdiresi de 1970 yılında Türkiye’ye gelip bir daha geri dönmeyen Rahibe Soeur Manique Harisboure’dur.
Yine Aktüel dergisinin son sayısında okuduğuma göre Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Dr. Füsun Türkmen, okulla ilgili bir anısını şöyle anlatıyor: ‘’Edebiyatçı Nimet Leyla Başak ile tiyatro kolunun sahneleyeceği Vatan Yahut Silistre adlı oyunu konuşuyorduk. Erkek öğrenci yok, bu işi nasıl yapacağız, bari kardeş okullar Saint Joshep ya da Galatasaray Lisesi’nden destek alalım dediğimde, Nimet Hanım ‘Füsun dedi, ben bu okulda olduğum sürece okula erkek sinek bile giremez.’ Asker rolünü, milli güvenlik hocamızın getirdiği asker üniformalarını üstümüze uydurup siyah boyayla bıyık yaparak oynadık.”
Okuldan mezun olanları ve onların hatıralarını dinledikçe imrenmemek elde değil. Yine bakın o okul mezunu televizyon programcısı Ebru Keser Erda neler anlatıyor: “Okuldaki kırmızı halılı merdivenleri gördüğümde burası çok güzel ve çok güzel bir geleceğim olacak, diye oturup ağlamıştım. İş ilişkilerimde, çocuğumu büyütürken her şeyin içinde bir Dame de Sion mezunluğu olduğunu biliyorum. Kendini beğenmiş sözler gibi gelebilir; ama bizim okuldan çıkıp da başarısız olmuş kadın yoktur.’’
Ne kadar da imrenilecek sözler değil mi? Hayatta hiçbir kasıtlı engelle karşılaşmamak, başarılı olmanızın statükoyu rahatsız etmemesi ne güzel. Birtakım düzenlemelerle göstere göstere başarısızlığa mahkûm edilmemek, hakikaten gıptayla bakılacak bir durum. Kıyafetinden dolayı aşağılanmamak, üniversite sınavında sırf okuduğun okuldan dolayı puanlarının yarısının çöpe gitmemesi, ne büyük şans. Rahibelerin yöneticilik yaptığı bir okuldan mezun oluyorsunuz; ama kimse tarafından fişlenmiyorsunuz, kıyafetlerinizden dolayı horlanmıyorsunuz. Türkiye’de başarılı olmak için çok çalışmak, zeki olmak yetmiyor. Bir de engellenmeyenler sınıfında olmak gerekiyor.
Hayat hakikaten çok garip. Maça 3-0 mağlup başlıyorsun, daha sonra 5 nizami gol atıyorsun; ama hiçbirisini saymıyorlar. Karşı takım hiç gol atmadan maçı 3-0 galip bitiriyor.
Notre Dame de Sion, rahibelerin kurduğu bir okul olmasına, Fransa gibi laiklerin çok etkin olduğu bir ülke insanları tarafından kurulmuş olmasına rağmen 150 yıl boyunca hiçbir Fransız yetkili gelip de onlar hakkında aleyhte konuşmadı. Bunca yıl Fransa devleti tarafından hep desteklendi.
Türk vatandaşların da dünyanın dört bir yanında açtığı böyle okulları var, yasakçı ve baskıcı olmamakla birlikte, belki çok daha başarılı. Türkçe’yi bir dünya dili haline getiriyorlar. Türkiye’nin misyonunu dünyanın her yerine, en uzak bölgelere bile taşıyorlar. Peki Türkiye Devleti bu okullara nasıl muamele ediyor? Sadece bu bile ‘Fransa neden dünya devleti oluyor da Türkiye olmuyor?’ sorusu için iyi bir cevap.
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |