| insanı en mahveden sey keşkelerdir...
Üyelik tarihi: 06.08.2005 Teşekkür etti: 1
5 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| Batı’nın İslam korkusuna çare üretmeliyiz Tarihinin kritik dönemlerinden birini yaşayan İslam dünyası, milyonlarca insanın hayatını etkileyen büyük sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır.
Bu sorunları yok saymamız yahut başkalarının bu sorunları bizim adımıza çözmesini beklememiz artık mümkün değildir. İslam dünyası bu sorunları çözmek için ihtiyaç duyduğu kaynaklara sahiptir. Zengin kültür ve tarih birikimimiz ve sahip olduğumuz kaynaklar, bu sorunların üstesinden gelebileceğimizin teminatıdır. Tarihin öylesine kritik bir döneminde yaşıyoruz ki bugün insanlığın geleceği İslam dünyasının geleceğine sıkı sıkıya bağlı bulunmaktadır. Bu küreselleşme döneminde İslam dünyasında olan hadiseler dünyadaki bütün gelişmeleri etkilemektedir. Bu ahlaki sorumluluk bilinci, çağımızın acil sorunlarına cevap bulmamızı zorunlu kılmaktadır. İslam bütün insanlığa gönderilmiş bir dindir. Klasik İslam dünyası, bir dünya medeniyeti kurabilmiştir. İslami değerler aynı zamanda evrensel değerlerdir. Bu yüzden bütün dünya için örnek davranışlar ortaya koymak zorundayız.
Kendi problemlerimiz için başkalarını suçlama lüksüne sahip değiliz. Ulusal ve bölgesel sorunlarımızı cesaret, samimiyet ve açıklık ile ele almamızın zamanı gelmiştir. İslam dünyasının en büyük beklentisi budur. Siyasi, ekonomik ve kültürel kaynaklarımızı harekete geçirerek Müslüman ülkeler arasında bir dayanışma kültürü yaratmak zorundayız. Dünyadaki bütün kardeşlerimize ortak bir kaderi paylaştığımızı ve modern dünyanın zorluklarını ancak birlik ve beraberlik içinde göğüsleyebileceğimizi anlatabilmeliyiz. Bugün eylem temelinde dayanışmaya ihtiyacımız var. Somut eylemler aracılığıyla kaynaklarımızı ve enerjilerimizi birleştirebiliriz. Bu dayanışma hükümet ve sivil toplum kuruluşları düzeyinde olmalıdır. Böylece siyasi yaptırım gücüne ve kamu desteğine sahip olacaktır. Birlik, tek-düzelik demek değildir. Bu birliği, Müslüman devletlerin hususi özelliklerini göz ardı etmeden kurabiliriz. İslam toplumlarının zengin mozaiği, çoklukta birlik fikrinin güzide örneklerinden biridir ve diğer dünya toplumları için de bir örnek olabilir. İslam dünyası birlik içinde olduğunda tek tek Müslüman devletler daha güçlü olacaklardır.
İslam’ın terörle özdeş olmadığını göstermeliyiz
Batı ülkelerinden yükselişe geçen İslam korkusuna karşı mücadele etmek zorundayız. Bu sadece Müslümanlarla sınırlı olmayan küresel bir sorundur. İslam korkusuna karşı mücadele, cehalete, nefrete, bağnazlığa ve bilgisizliğe karşı verilmiş bir mücadeledir. İçinde yaşadığımız küresel medya çağında bütün dünya vatandaşlarını başkalarına karşı anlayış, saygı ve merhamet sahibi olmaya davet etmeliyiz. Bütün dünyaya İslam karşıtlığının sadece Müslümanlar değil bütün insanlar için büyük bir tehlike olduğunu açıklamalıyız. Çünkü bir grup insandan nefret etmek, bizim gibi olmayan insanları nefret etmeye yapılmış açık bir davettir. Bu yüzden İslam korkusu sorununu, Batı’daki pek çok uluslararası kuruluşla beraber gündeme getirdik. Bu kuruluşların liderlerine, uluslararası güvenliği tesis etmenin yolunun dinî gerilimi azaltmak olduğunu anlattık. Onlardan, İslam karşıtlığını yasaklamalarını ve Müslüman azınlıkları bu tür saldırılara karşı korumalarını talep ettik. Konuyu Birleşmiş Milletler’e sunduk. Cenevre İnsan Hakları Komisyonu, Müslümanlara karşı yürütülen nefret ve karalama kampanyalarını kınayan bir tavsiye kararı aldı. İslam karşıtı kampanyaları tespit etmek ve izlemek için İKÖ bünyesinde bir izleme komitesi oluşturduk. Dünyadaki etnik ve mezhebi çatışmalar sorununa acilen eğilmek zorundayız. Terörizme ve terörizmi üreten şartlara karşı mücadele etmeliyiz. Kişi, grup veya devlet, kim tarafından yapılırsa yapılsın terörizm bir suçtur ve Müslüman liderler tarafından etkin bir şekilde ele alınmalıdır.
Ekselansları, Majesteleri Baylar, Bayanlar... Bugün Müslüman toplumlar ümit ve arzularını dile getirecek bir sesin arayışı içindedir. Etraflarına bakıp böyle bir ses duyamadıkları zaman, aşın grupların ve onların meşru olmayan söylemlerinin ve amaçlarının kurbanı olmaktadırlar. Müslüman toplumların acil ihtiyaçlarına cevap vermeliyiz; böylece yeniden bir itidal ve ılımlılık ümmeti haline gelebiliriz. Bu hususları nazar-ı itibara alarak itidal ve modernleşmeye dayalı bir gündem önerisinde bulunmak istiyorum. İtidal, İslam’ın temel ilkelerinden biridir. Kur’an Müslümanlara “orta yol ümmeti” demiştir. İtidal ilkesi, anlayış, rahmet, müsamaha ve ötekine karşı saygı üzerine dayalıdır. İtidal, insanları bölmez, birleştirir ve toplumsal barış, ahenk ve dayanışmanın temelini oluşturur. İtidal eksikliği, modern dünyadaki istikrarsızlık ve kaosun ana sebeplerinden biridir. İslam ülkelerindeki fakirlik, okuma yazma eksikliği, bulaşıcı hastalıklar, yolsuzluk, gelir dağılımı eşitsizliği ve fırsat eşitsizliği istikrarsızlık yaratmakta ve insanların bu sorunlara meşru olmayan yerlerde cevap aramasına yol açmaktadır. Bu sorunlar meşru zeminlerde ele alınmadığı zaman, aşırı fikirler için bir bahane olarak kullanılmaktadır. İslam ülkelerindeki siyasi gelişmeler bu durumu daha da zorlaştırmakta ve insanları itidal ilkesinden uzaklaştırmaktadır.
Terörü besleyen şartları konuşma zamanı...
İtidali tesis etmenin etkin yollarından biri, zayıflık, yalnızlık ve ümitsizlik halini besleyen şartları ortadan kaldırmaktır. Aşırılığa kapı aralayan fikirlerin doğmasına engel olacak bir muhit yaratmak zorundayız. Bunun için İslam ülkelerindeki siyasi ve sosyal şartları iyileştirmeliyiz. Dengeli ve sürdürülebilir bir gelişme ve modernleşme programı, bu sorunları etkin bir şekilde çözmemize yardımcı olacaktır. Bu yüzden itidal ilkesini tesis edecek bir modernleşme programına ihtiyacımız bulunmaktadır. Dengeli bir sosyal, ekonomik, bilimsel ve eğitsel gelişme programı, insanların ümitlerini yitirmelerine sebep olan ve aşırılığa iten şartları ortadan kaldıracaktır. Dengeli ve sürdürülebilir bir modernleşme programı insanlara bir kimlik ve kendine güven duygusu verecektir. 2003 yılında Malezya’nın Putrajaya şehrinde yapılan l0. İKT Zirvesi’nde oluşturulan Akil Adamlar Heyeti’nin tavsiyelerini dikkatinize sunmuş bulunuyorum. Akil Adamlar Heyeti, 9-11 tarihleri arasında yapılan Mekke Forumu’na katıldılar ve görüş önerilerini sundular. 10 Yıllık Eylem Planı, Mekke’deki Alimler ve Düşünürler Forumu’nda formüle edildi ve dün yapılan Dışişleri Bakanları toplantısında ele alındı. Bu eylem planı, Ortak İslami Eylem’in temelini oluşturan ve belirlenen önceliklere önümüzdeki on yılda nasıl ulaşılacağını gösteren bir plandır. Bu plan aynı zamanda İslam dünyasını kalkındırmak ve küresel konumunu güçlendirmek için yeni bir yol önermektedir. Genel Sekreter’in hazırlayıp dikkatinize sunduğu rapor, ilim adamlarının ve düşünürlerin görüş ve tavsiyelerini özetlemektedir.
İslam dünyasını ve özellikle Ortadoğu’yu bir güven, barış ve refah diyarı haline getirmeliyiz. Biz, üç İbrahimî dinin bütün insanlık için bir barış çağrısı olarak gönderildiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Yeryüzünde adaleti tesis etme misyonumuzu yeniden kurmak zorundayız. Bugün Ortadoğu ve hatta dünyadaki gerilimin temel sebebi, Filistin’de yaşanan trajedidir. İsrail, uluslararası anlaşmaları, kural ve kanunları ve insan haklarını her gün ihlal etmektedir. Bu yüzden bölgede büyük bir istikrarsızlık hüküm sürmekte. Maalesef İsrail, Uluslararası Adalet Divanı’nın illegal ilan ettiği duvarı inşa etmeye devam etmekte ve BM’nin kınadığı yerleşimci bölgelerini yaygınlaştırmaktadır. İsrail, Kudüs’ün Müslüman nüfusunu azaltmakta ve tarihi kimliğini değiştirmeye çalışmaktadır. Biz bu eylemleri şiddetle kınıyor ve derhal sona ermesini talep ediyoruz. Kral Abdullah’ın önerdiği Arap Barış Planı bütün dünya tarafından desteklenmektedir. Buna karşılık İsrail, Filistin’de bir muhatabının olmadığını iddia etmektedir. Biz Ortadoğu’daki çatışmayı önlemenin yolunun barıştan geçtiğini defaatle ifade ettik. Uluslar arası topluluğu, Yol Haritası planına uyması için İsrail üzerinde baskı yapmaya çağırıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Kahire’de yapılan ve Irak toplumunun tamamını temsil eden Irak Ulusal Barış Konferansı’nı olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Önümüzdeki hafta yapılacak seçimlerin başarılı olmasını temenni ediyoruz. Irak’ın en kısa sürede barış, bağımsızlık ve istikrara kavuşmasını ve yabancı güçlerin ülkeden çekilmesini diliyoruz. Pakistan-Hindistan ilişkilerindeki iyileşmenin Keşmir sorununun çözümüne katkıda bulunacağını ümit ediyoruz. Afrika Birliği’nin Abuja’daki girişiminin Darfur sorununu harici müdahale olmadan çözeceğini umuyoruz. Aynı zamanda Somali’deki iç çatışmaların bir an önce sona ermesini bekliyoruz. Çeçen sorununun barışçı yollardan çözüleceğini ve Çeçen halkının acılarının sona ereceğini ümit ediyoruz. Kıbrıs sorununun da barışçıl yollardan çözüme kavuşmasını ve iki topluluğun eşit haklara sahip olmasını ümit ediyoruz. Güney Filipinler’deki çatışmanın sona ermesi için önerilen barış planının uygulanmasını ve Güney Tayland ve Myanmar’daki gerilimin sona ermesini talep ediyoruz.
Ekselansları, Majesteleri Baylar, Bayanlar... İslam Konferansı Teşkilatı, İslam dünyasının yeniden ihyası için kuruldu. Teşkilatın kuruluşundan bugüne kadar yaşanan hadiseler, güç dengelerini değiştirmiş ve maalesef Müslüman toplumların aleyhine bir durum doğmuştur. Suudi Arabistan Kralı ve diğer devlet başkanları İslam dünyası için yeni bir vizyon çağrısında bulunduğunda umutlarınız yeniden canlandı. Bu vizyon, İslam ülkeleri arasında dayanışmanın tesis edilmesini ve İKÖ’nün reform edilmesini içermektedir. Genel Sekreterliğe geldiğim günden bu yana, Teşkilatın mevcut siyasi ve uluslararası sorunlarla ilgilenmesini sağlayacak bir yapı oluşturdum. Bugün İslam dünyası, uluslararası topluluğun baş aktörlerinden biri haline gelmiştir. Teşkilat içinde yeni bir çalışma ve verimlilik düzeni tesis ettim. Sorumluluk ve şeffaflık için yeni standartlar getirdim ve Teşkilat’ın finansal imkânlarını geliştirdim. Alınan kararların etkin bir şekilde uygulanmasını sağlayacak mekanizmalar oluşturdum. Son yıllarda Genel Sekreter ve Sekreterliğin pek çok konuda görüşüne başvurulmuştur. Teşkilat, Müslümanlar ve diğer devletler arasında yeni bir umut ışığının doğmasını sağlamıştır. Bu yüzden Teşkilat, İslam dünyasının geleceği için önemli roller oynayacak bir pozisyonda bulunmaktadır. Teşkilat, kendisinden beklenen rolü oynamak, İslam ülkeleri arasında dayanışmayı artırmak, ortak eylem planları geliştirmek, Müslümanların haklarını savunmak, İslami değerleri yaymak, ekonomik işbirliğini artırmak, eğitim, bilim ve teknoloji alanlarında çalışmalar yapmak zorundadır. İslam Konferansı Teşkilatı’nın tüzüğü, böyle bir vizyon ve eylem planını ihtiva etmektedir. İKT, İslam dünyasının sesi haline gelebilecek en önemli kuruluştur. İKT, Müslümanların ümit ve isteklerine tercüman olabilir. Gerekli imkânlara kavuşturulduğunda İKT, çözüm üreten bir kurum haline gelecektir.
İslam dünyasının kendisine gelmesi için...
İKT, somut programlar yoluyla üye ülkeler arasında eyleme dayalı bir dayanışma vücuda getirebilir. Böyle bir dayanışma, bölgesel dinamikleri harekete geçirecek ve üye ülkelere barış, güvenlik ve refah getirecektir. Gerekli imkânlarla donatılmış bir İKT, itidal ve modernleşme programını hayata geçirebilir ve İslam dünyasının entelektüel ve ekonomik kaynaklarını harekete geçirebilir. Düşüncede ve eylemde itidal ve sürdürülebilir modernleşme, İslam dünyasını yeniden bir barış, güvenlik ve refah diyarı haline getirebilir. Sizlerin tertip ettiği bu seçkin konferans, bizim çabalarımıza büyük bir destek olacak ve İslam dünyasının ihtiyaç duyduğu şartların oluşmasına katkıda bulunacaktır. Burada Suud Kralı Abdullah ibn Abdülaziz’e tekrar teşekkür etmek istiyorum. İçinde bulunduğumuz durum hem çok hassas hem de çok önemlidir. Bu zor dönemden başarıyla çıkmak için siyasi iradeye, fedakârlıkta bulunmaya ve beraber çalışmaya ihtiyacımız vardır. Bugünkü uluslararası sistem, bize karşı adil davranmak için oluşturulmadı. Bunu elde etmek için çalışmak bize düşmektedir. Zayıflık ve ihmal, haklarımızın elimizden alınması için başkalarına fırsat vermekten başka bir işe yaramayacaktır. Biz bu tarihî zirvenin İslam dünyası için bir dönüm noktası olacağına inanıyoruz. Bu sayede güçlü ve birlik içindeki bir İslam dünyası, bütün insanlık için en iyi topluluk olma vasfını yeniden kazanacaktır. Selam ve hürmetlerimi sunarım. (İKÖ GENEL SEKRETERİ PROF. DR. EKMELEDDİN İHSANOĞLU’NUN MEKKE ZİRVESİ’NDE YAPTIĞI KONUŞMA) - MEKKE, SUUDİ ARABİSTAN 7-8 ARALIK, 2005
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |