| Hak-dilaram
Üyelik tarihi: 25.11.2005 Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| Özet olarak neşriyat iki kısımdır:
a. Zifir inkara davetçi; müslüman suretinde; hortumları beş yerden çatlak sol fikir..
b. Münkir suretinde; İslama davetçi ibahiyye fikirleri.
Birincisi, timsahın alt çenesi; ikincisi üst çenesi gibidir. Azvay otu balı bozduğu gibi, bunların fikirleri de kalbdeki aklı bozar.
İbahiyye fikrinde olanların belli bir davaları görülmüyor. Bir gün mücahid; ertesi gün mücahir (gizlide işlediği günahını, kabahatini açığa vuran).. Bir gün camide; bir gün baloda.. Beş dakika ibadette; saatlerce deniz kenarında... Hasılı her şey mübah...
Kimisinin kalbinin yansı müslüman, kafası tamamen Avrupa?.. Kimisinin kalbi tamamen müslüman, kafasının yarısı Avrupaî..
İşte bu yarımlar, milletimizi yarmaktadır.
Ömer Hayyam'ın tabiriyle:
Bir elde kadeh, bir elde Kur'an
Bir helaldir işimiz, bir haram
Şu yarım yamalak dünyada
Ne tam kafiriz ne tam müslüman
Bugün piyasaya hakim bunlardır, istedikleri şekilde nesli, süreten ve sîreten ibahiyyeye çevirmekte; gençleri İslamdan uzaklaştırmaktadırlar.
En insaflıları, İslamı hedef gösterip, halkı benliklerine davet ederler. Biri ortaya bir fikir atar. Fikri yanlış olsa dahi "Dediğim olsun." der; iftirayı helal görür; şahsına zarar gelmesin de Türkiye yıkılsın, acımaz... ve sözünden vazgeçmez. Birliği parçalayan da budur..Hakîkî müslümanlan tenzih ederiz..
Bakarsın, biri ortaya bir fikir atar; vakitsiz öten horoz gibi, halkı milliyetçiliğe, mukaddesata davet eder; benliğini ortaya koyar ve gizler. Maksadı olan bir servete ulaştı mı, toy kuşu gibi kafasını kuma sokar; sükut alemine girer. Halkın kendisini görmediğini ve unuttuğunu zanneder.
Hak süretinde birçok batılların, bidatlerin yerleşmesi kolaydır. Fakat batıl süretinde hakkın gelmesine imkan yoktur. Ah bu ibahiyecilik!..
Münkirinve münkirin süretinde olan müslümanın fikirlerinin birleştiği yer, dünya hayatıdır. Bu hayat: servet, şehvet, şöhret ve riyaset üzerine bina edilen zevk u sefa.. Dört put.
İşte ibahiyye fikrinde olanlar; bu putlara saygılarını, sevgilerini; gazetelerde, kitablarda, romanlarda, özellikle televizyonlarda ilan etmektedirler.. Duygu ve hislerini, istek ve arzularını, kimisi en açık, üryan fotoğraflarla, kimisi de hileli, yaldızlı sözlerle bildirirler.
Eğer açıktan halkı fuhuşa davet ederlerse herhalde, müslümanım diyen bundan tiksinecekti. Fakat isim değiştirirler.. Aldatırlar; avlarlar.. Meseleyi meydanda üryan görmek ve göstermek isterler.. Mesela, halkın gözü önünde oyun yollarını gösterenlere, sanatçı(!) derler. Sanat kelimesi bir efsun... sihir.. Salim akılları, İslamî hedeften kaydırırlar. İslama göre gayrı meşru veled; sanat yoluyla meydana gelirse, babalarından biri üzerine kaydedilir. Ama dînî nikahla meydana gelen çocuk, taşoğlu diye nüfusa geçirilir. Düğün merasimlerinde de, görürsün: Gelin hanıma giydirilmiş bir kefen... kefen içinde bir timsal.. İşte bunlar hepsi hoş görülmektedir.
Hoş görünen böyle fenalıkları, üryan bir biçimde kağıtlarda da göstermekten sakınmazlar: Bu defa adı: aşk.. şehvetin adı: aşk.. Demin sanat; şimdi aşk..
Gelelim tele-deccal'e.. Ne öğretiyor bize?. Çok güzel öğretir: Gelinle kaynana nasıl kavga ederler?. Hırsız nasıl evlere girer ve polisten kaçar?. Kız ve oğlan nasıl sözleşir, buluşur?. Bunlar çevreden suçlarını nasıl gizlerler?.. Hasılı İslamî gelenekleri bozar ve...ibahiyyenin istek ve arzuları yerine gelmektedir. Silahları: resimler, çıplak resimler... televizyon.. İşte manzara bu...
Saf müslümanlann -fakir olsa dahi- evlerinde televizyon.. Masalarında bütün özelliğiyle üryan kadınların resimleri.. Birçok namaz kılanlar dahi buna göz gezdirirler, seyrederler, izlerler.. Evladlarının ceplerinde, yanlarında, yataklarında, kadınlarla yan yana erkek fotoğrafları... yazılarında aşk.. Hiç kimse: "Evladım, ne bu?" diye sormaz. Artık nerede gayret?.. Bırak, bırak!.. Anne baba evladının cebindeki fotoğrafları, ellerindeki gazeteleri görmezler.. "Gençtir." derler. Kız evladlarının yanında erkeği, erkek evladlarının yanında kızı görseler dahi, aldırmazlar.. Dudaktan: "Kim?" denilse de: "Ders arkadaşım.. Arkadaşım"... işte hayat bu.. ibahiyecilik bu..
Nasıl bir manzara?. Manzarayı seyreden nasıl?.
Melek huylu, olgun, uslu biri dahi bu manzaraya baktı mı, hislerine hakim olamaz.. Aklının dizgini elinden çıkar.. Şehvet ateşi bedenin içinde alevlenir.. Namaza sığınsa dahi, kızgın yağ içinde kavrulan bir balık olur.. Hele bekar olursa bu fukara genç... Zavallının iradesi, şehvet çarklarının arasında ezilir.. imanın eseri uçar.. Sar'aya yakalanmış bir deli.. Arkası da var..
Şimdi iki eşten biri diğerine: "Ben filanla yaşarım." dese, o kabul eder mi?. Evet, demeden yanında yaşarsa kabul eder.. Şimdi televizyona çıkmış; dolgun gözlü, en parlak... tavırve bakışlarıyla en tahrikçi... Keloğlan.. Hanımı bu keloğlana bakan kimse: "Hoop!.. Sen niye onunla hayal kuruyorsun?" der mi?.. Aksini düşün... Demez.. Soruluyor: Gazetelerde çıplak fotoğraflara bakmanın hükmü nedir? Televizyonda müstehcen görüntüleri ve malayani programları seyretmenin hükmü nedir?
Herhalde hükmü anlaşılmıştır. Artık müslümanlara bunları izlemenin tavsiyesi caiz olur mu?.. İştihalanın mı diyelim?!.
İktibas: İnançlı Gençliğin Şuuru
__________________ Hakkperest olmayan putperest olur. |