İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 09.11.2003, 02:51

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.591
Teşekkür etti: 25
147 Teşekkür 76 Mesaja aldı
İ T İ K A F

İ'TİKÂF (1)

Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!..

Bismillâhir-rahmânir-rahîm.

Elhamdü lillâhi rabbil-àlemîn... Vel-àkıbetü lil-müttakîn... Ves-salâtü ves-selâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmâin...

Muhterem kardeşler!..

Cenâb-ı Hak tuttuğumuz oruçları kabul eylesin... Yaptığımız ibadet ve hayırları da kabul eylesin... Sevdiği ve razı olduğu kulları arasına cümlemizi kabul etsin...

Müslümanlığın iki yolu var: Birine ruhsat diyorlar, birisine de azîmet diyorlar. Ruhsat; meselâ, ayaklarınıza mest giyersiniz. Meste mesh verirsiniz, ayağınızı yıkamaktan kurtarırsınız. Buna ruhsat diyorlar. Ama mesti çıkarır da yıkarsanız, buna da azîmet diyorlar. Ama zaruret olursa başka. Zaruretin gayri zamanda ayakları yıkamak azîmettir.

Diğer ibadetler de hep böyledir. Meselâ, gece uyursanız ruhsattır. Ama kalkar da üç-beş Cenâb-ı Hak ne takdir etmişse, bir namaz kılabilirseniz; buna da azimet denir.


Şimdi, Ramazanın 14. gecesini kılacağız bu akşam. Yarın da onbeşinci... Ayın yarısı gitti demek... Şimdi bu ayda i'tikâf denen bir sünneti seniyye var. Bunu yapmak azîmetle ameldir. Terk eder yapmazsanız, bir şey demezler. Cenaze namazını hepimiz kılıyor muyuz?.. Beş-on kişi orda bir saf, iki saf kimse kılarlar namazı. Bütün memleket halkından vebal kalkar. Camide 3-5 kimse bu i'tikâfı yapar; hepimizden yük kalkar. Fakat, bizim bu işi yapmamıza azimet denir.

Onun için, bu büyük bir fırsattır. Bu dünya fani bir âlemdir. "Her gelen gitse gerektir!" dediklerini hepimiz biliyoruz. Şimdiye kadar da kimse kalmamış. Ne kadar çok yaşarsan yaşa en sonunda ölüm... Onun için, hastanelere bakıyor da insan, acıyor. Bu hastanelere milyarlarca para harcanıyor. Ne oluyor? Yaramızı tedavi ediyor, ağrımızı dindiriyor. Faydadan hali değil. Fakat ölümden kurtarabilen var mı?.. Yok!..


Biz vücutlarımızı besliyoruz. İstediğiniz kadar besleyin. Bu beslenen vücutları, yarın bir mezarı aç da bak, kurtlar nasıl yiyor! Az bir zamanda, nasıl yok olup gidiyor!.. Kuru kemik parçaları kalıyor geride...

Binâen aleyh, cesedi beslemek hüner değil; ruhu beslemektir hüner. Ruhun beslenmesi de azimetle amel ile olur. E, şimdi herkes camiye gelip kapanamaz amma, mümkün olduğu müddetçe evinin bir odasına girer, kapısını kapar. Ben burda i'tikâf yapacağım der. Ruhsat tarafı bu. Efendim, çorbayla iktifa eder. Sabah sahurunu da 21 üzümle yapabilirse; bir parça da ekmekle...

"--Yâ Rabbi, ben sana misafir olarak bunu yapıyorum. Beni affet! Camide yapmam lâzımdı amma, işte vaktim müsait değil, halim müsait değil..." diye bir takım özürler beyan ederekten, hiç olmazsa evcağızına kapan!

Dünyadan kendini on gün ayır. Nasıl olsa ayıracaklar ya... İşi var diye bırakıyorlar mı insanı? Vakti gelince herkesi alıp götürüyorlar.


Binâen aleyh, ruhun beslenmesi için en büyük âmil, bu Ramazan-ı şerifin son on günü olan i'tikâf günlerini ki: Rasûl-ü Ekrem SAS'in işini bilirsiniz, ne kadar ağır idi. Milletin işi, devletin işi, düşmanlarla boğuşma işi... Fakat hiçbir zaman Ramazanın 20'sinden sonraki i'tikâfı bırakmadılar. Bir sene bozdular; ertesi Şevvalde de iade ettiler.

Binâen aleyh bunlara, "Adam nolacakmış?" demeyelim! Bunların büyük faziletleri vardır. Üç beş fakir girer camiye. Napsın, fakir işte; "Bir şey bekliyor da, onun için girmiş." derler. Hayır öyle değil... Allah-u Teàlâ'nın rızasını kazanmak için gireceksin oraya, başka gayen yok... Para almak için, yahut beslenmek için değil de, Allah rızası için... "Beni affet yâ Rabbi!" diyerekten, Kuran oku! Kitaplar oku, başka şeyler oku ama, Allah'a gönlünü ver!..


Onun için, Abdülhàlik-ı Gücdevânî'nin sözünü de unutma! Ne dedi?.. (Vukuf-i zamânî) "Zamanını iyi bil!" dedi. Zamanını boşa kaçırma! Zaman bir kılıçtır. Sen onun kıymetini bilmezsen, o seni keser atar. Binâen aleyh zamanın kıymetini bilmek için de, aldığın nefesi, verdiğin nefesi, boşa alıp verme!.. Oyunla ve gafletle kaçırma bu zamanları...

Her nefes aldıkça ve verdikçe Allah-u Teàlâ'nın azametini ve bize olan lütuflarını düşün de, huzur ile nefes al! Allah-u Teàlâ'nın huzurunda olduğunu unutma!.. Onun bizim her halimizi gördüğünü, bildiğini, hatta içimizden geçenleri de bildiğini; hatta ve hatta gelecekte yapacaklarımızı da bildiğini; geçmişte yaptıklarımızı da bildiğini unutma!.. Her halimize vakıf yâni... Hiçbir halimiz ondan saklı değil! Meleklerin yazışı ayrı...

Onun için Cenâb-ı Hak cümlemizi affetsin de, bu mübarek ayda bu i'tikâf sünnetini yapabilmeye gayret etmeyi cümlemize nasib etsin...


Allàhümmağfir verham, ve tecâvez ammâ na'lem, inneke entel,eazzül-ekrem...

Yâ Rabbi!.. Bu mübarek Ramazan hürmetine bizi affet... Bize hidayet eyle... Bize lütfeyle... Bize ikramını, ihsânını ziyade eyle... Bizi sevdiğin ve razı olduğun kulların arasına kabul eyle...

Zengin olmak hüner değil... Bilgin olmak hüner değil... Hüner, Allah'ın sevdiği bir kul olabilmektir. Onun için takvâyı elinden bırakma!.. Azimet demek, takvâ ile amel demek... Allah korkusunu içinden çıkartma!.. Her halinde, Allah-u Teàlâ'nın bizimle beraber olduğunu da unutma!..

Allah cümlemizi affetsin de, sevdiği kulları arasına cümlemizi kabul etsin...


Geçenlerde söylemiştim, bir kez daha tekrarında fayda vardır:

Ebû Zerr-i Gıfârî denilen o sahabi, ya beşinci veya altıncı müslüman. Gelmiş Rasûlüllah Efendimiz'i dinlemiş. Dinlemiş dinlemiş, bakmış; "Oooo, ne güzel bir din! Ben de müslüman oldum." demiş, kelime-i şehadet getirmiş... Gitmiş Mekke'de, Kâbe'nin içerisinde ilan etmiş müslüman olduğunu... Dayaklar yemiş, sopalar yemiş... Derken nihayet bir vasıtayla kaçmış. Memleketine gitmiş. O, Rasûlüllah'tan aldığı feyz ü bereket ile hem kendi kabilesi olan Gıfar'ı, hem de yanındaki Eslem denilen kabileyi müslüman yapmış.

Bu hepimiz için şâyân-ı ibrettir yâni. Bizde bugün bilgiler çok, sürüyle... Fakat evladımıza bile sahip olamadığımızı da unutmamak lâzım! Ne kadar gaflet içindeyiz ki, bir çocuğumuza bile sahip olamıyoruz. Nerde kaldı başkalarına...

O müslüman, Peygamber'e nasıl bağlanmış, ondan nasıl feyz almış, nasıl nur almışsa; o nur sayesinde iki tane kabileyi müslüman yapabilmiş. Bunu, kitaplar böyle bize gösterirken, utanmaktan başka bir şey elimizden gelmiyor.


Allah hepimizi affetsin de, bu mübarek Ramazanın son on gününü, i'tikâfla geçirebilmek devletine cümlemizi eriştirsin...

Ben acizim şimdi tabii... Cemaate de gelemiyorum, üzülüyorum. Üzülüyorum ama elimden de bir şey gelmiyor. Tabii, bunun sonu, sonluk... İlerisi yok ki...

Onun için, Allah hepimizi affetsin... Gençliğin kıymetini bilin de... Ben bu güne gelinceye kadar, hiçbir sene de bırakmadım ama, şimdi aczimiz vâkî oldu. Tabii yapamıyoruz başka... Ama sizden rica ederim ki, siz yapın, bize de dua edin de, Allah bize de o sevapları ihsân buyursun...

El-fâtihah!..

* Mehmed Zahid KOTKU

25 Temmuz 1980 Cuma (13 Ramazan 1400)
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 09.11.2003, 02:53

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.591
Teşekkür etti: 25
147 Teşekkür 76 Mesaja aldı
İ'TİKÂF (2)

Euzü billâhi mineş-şeytànir-racîm.

Bismillâhir-rahmânir-rahîm.

Elhamdü lillâhi rabbil-àlemîn... Vel-àkıbetü lil-müttakîn... Ves-salâtü ves-selâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn...

Muhterem kardeşler!

Ramazanımızın yirmisi gitti, onu kaldı. Cenâb-ı Hak geçmişlerimizdekilerini de kabul etsin, gelecek olan günlerimizi de mübarek eylesin...

Bu on günü, i'tikâf günü olarak söylemiştik. İtikâfın fevâidi pek çok... Sayılmakla bitmez. En evvela; insanın misafir olduğu zata bakılır. Şimdi, bir bakana misafir olsanız, bir reisicumhura misafir olsanız; onu anlatmakla bitiremezsiniz. Ya, varlıkların sahibi Allah-u Teàlâ'nın evinde, Allah Celle ve A'lâ'ya misafir oluyorsunuz...

Bu on gün içerisinde, yemekte içmekte kısaltaraktan ibadetle vaktini geçirir. Lüzumsuz hiçbir hacet için dışarıya çıkamaz. Ancak zaruret miktarı, abdest almak için, def'-i hacet gibi zaruretlerde dışarı çıkmaya izin verilmiştir. Bundan gayrı zamanda dışarıya da çıkamaz. Boş söz söyleyemez.


Onun için, bu ayda ne var? Kadir gecesi var bu on günde... Bizim bildiğimiz Kadir, işte Ramazan ayının 27. gecesini bellemişizdir. Fakat Cenâb-ı Peygamber SAS, "21. gecesinde, 23. gecesinde, 27. gecesinde, hatta 29. gecesinde de Kadir'in olma ihtimali var." diyor. Mutlaka 27 değil yani...

21'den 29'a kadar günlerde Kadiri kaçırmamak için, i'tikâf sünnet-i seniyyesini bırakmışlar bize... Biz, bu sünneti seniyyeyi icra etmekle, hem memleketimize gelecek afetleri önlemiş oluruz, hem de kendimizi Cenab-ı Hakk'a teslim etmek suretiyle, kötülüklerimizi iyiliğe çevirmeğe çalışırız.

Malum insan için her şey mümkün de; iyi bir insan olmak, yâni Allah-u Tealâ'nın istediği ve razı olduğu bir müslüman olma herkese nasib olmuyor. Zengin olmak, bilgin olmak, kuvvet kudret sahibi olmak hüner değil! Bunlar olabilen şeyler. Asıl hüner; Allah-u Celle ve A'lâ'nın sevdiği ve razı olduğu bir kul olabilmek!..


Bunun için insanlar, çeşitli çarelere başvurmuşlar. Bunun en iyisi de, işte bu Ramazan-ı şerifin 20. gününden sonraki 21. gece ki, bu gece ikindiden sonra camisinde kalır. Ondan sonra, ta bayram gecesine kadar camisinde kalır. Bayram gecesinin akşamından sonra çıkar camisinden.

Bunun sevabını söylemeğe gücümüz yetmez. Peygamberimiz'in sünnetidir. Hiçbir zaman, Peygamberimiz'in işi kadar, kimsede iş olmamıştır. Şimdi, herkes bir bahane bulur; işim çok diye... Peygamber SAS'deki işler kadar, kimde iş vardı?.. On sene zarfında, 27 tane muharebeye girmiş çıkmış. Şöyle böyle, demek ki senede üç defa muharebeye girmiş çıkmış. Milletin işi var, devletin işi var... Fakirlik var, zaruretler var... Birçok ihtiyaçların karşısında. Yine öyleyken, Cenâb-ı Peygamber, i'tikâfı bırakmamıştır.

Eshab-ı kiram da ona uyarak, onlar da i'tikâflarını yapmışlardır. Bize de sünnet olarak tavsiye edilmiştir. Peygamber SAS'in ihtiyacı yok... O her zaman i'tikâf halinde... Fakat bize, "Sünnet olsun da, ümmetim de bu sünneti icra etsinler, Hakk'ın rızasını kazansınlar; Allah'ın sevdiği iyi bir kul olarak yaşasınlar; iyi bir kul olaraktan da, dünyadan ahirete göçsünler!" diye i'tikâf yapmış.


Bu hayat hepimize muvakkat, şüphesiz. "Her gelen gitse gerektir!" dedikleri bir yer. Gence yaşlıya bakmıyor, sırası gelen gidiyor. Binâen aleyh, Hakk'ın sevdiği bir kul olarak gitmek başka; Hakkın sevmediği, razı olmadığı şerir bir kul olarak gitmek, o da başka...

Onun için, hepimiz isteriz ki: Bak, Allah'ın evine geldik elhamdü lillâh... İbadet-tâat ettik. Sırf maksadımız, Hakk'ın rızasını kazanmak! Allah bizden razı olsun yanî. Bunu istiyoruz. Yoksa, başka gayemiz yok. Allah'ın da bizim ibadetlerimize ihtiyacı yok... Yalnız istiyor ki, "Benim kullarım bana lâyık olsunlar, kötülükleri terketsinler, fenalıkları terketsinler."

Aziz kardeş!... Hepiniz bilirsiniz ki, insanın alıştığı şeyi terketmesi kadar zor şey yoktur. En basiti, sigara... Fakat alışagelmiştir. Herkes söyler. Zararını kendisi de bilir. Bildiği halde bırakması da çok zor. Onun için alışmamak lâzım!..


Alışılan bir şeyin terki için de, işte bu on günü belle!... Eve gir, Allah'ın evine.... Elini aç! Elinle beraber gönlünü de aç ama... De ki:

"--Yâ Rab!.. Beni affet... Beni sana lâyık kul et... Senin sevdiğin bir kul olayım ben..."

O bahtiyarlık oldu muydu; dünya da senin, ahiret de senin...

"Dünyada cennete girmeyen, ahiret cennetine giremez." demişler. Ahiret cennetine girebilmek için, dünya cennetine girmek lâzım! Dünya cenneti; Hakk'ın rızasını kazanmak... Hakk'ın rızasını kazandın mı, dünya da senin için cennet, ahiret de cennet...

Allah hepimizi affetsin de, bu mübarek günlerin kıymetlerini bilip, Hakk'ın rızasını kazanmaya çalışan bahtiyarların arasına, Cenâb-ı Hak cümlemizi kabul etsin, inşâallah...


Yapmış olduğumuz kusurlar çok. Beşeriz. Beşeriyyetimiz dolayısıyla hatadan da sâlim olamayız. Hatadan sâlim olamadığımızdan dolayı da, Cenâb-ı Hak bize istiğfarları bahşetmiş. Onun için, sabahta ve akşamda, her halinde istiğfarı bırakma!.. Gücdevânî Hazretleri'nin dediği sözü de yabana atma; nefeslerini sakın boşa geçirme!.. Allah'ı hatırından zerre kadar çıkarma!.. Onun kulu ol! Onun emrine mutî ol! Aldığın verdiğin nefeslerde de bil ki, onu sana aldıran verdiren Allah'tır.

Bil ki, insanda en kıymetli şey akıldır. Akıl gittikten sonra insanın hiç kıymeti yoktur. O aklı da veren Allah'tır. Cesedi topraktan yaratmış; bu gün de yaratmaktadır. Bak, o topraktan yaratılan gıdaları yiyoruz; vücudumuzda kan oluyor. O kanlar vücudumuzu besliyor ve bizde çocukluk tohumları hasıl oluyor. O çocukluk tohumlarıyla evlâdlar dünyaya geliyor. O evlâdlarla beraber böyle devam edip gidiyor... Aslımız toprak, neslimiz de toprak...

Binâen aleyh, Allah-u Celle ve A'lâ'ya bak ki, o toprağı ne güzel bir göz yapmış da kâinatı görüyor... O Allah-u Celle ve A'lâ, bak ne güzel kulak vermiş de kâinatın sesini dinliyor. Şimdi sen dersin ki, ses yok... Radyoyu önüne koyunca, ta Ankara'yı da dinliyorsun, Arabistan'ı da dinliyorsun. O ses nerden çıktı?.. O bir vasıta. Tahta parçası bir vasıta oluyor, sana dünyanın seslerini duyuruyor da; sen eşrefi mahlûkat, ekmeli mahlûkatsın... En büyük insansın. En büyük mahlûkusun Allah'ın. En sevgili bir kulusun.... Onun için kıymetini bil! Allah'ın razı olmadığı işleri, kat'iyyen işlememeğe çalış!.. Beşeriyet iktizasıyla hataya düşersen, derhal tevbe istiğfar edip, bir daha yapmamağa da çalış!


Allah cümlemizi affetsin... Bu güzel günlerin kadr ü kıymetini bilip, Allah-u Teàlâ'nın emrine mutî, Peygamber SAS'in sünnetine de uyan bahtiyar kulları arasına girmeyi cümlemize nasib etsin inşâallah...

Ashab-ı kirâmın halini biliyorsunuz. Onların derecesine yetişmeğe bizim değil, hiçbir evliyanın gücü yetmez. Abdülkadiri Geylânî, Nakşıbend, Ahmed Rufaî... Bunların hiç birisinin sahabenin derecelerine ulaşmalarına imkân yok! Neden?.. Onlar Cenâb-ı Peygamberi gördüler. O görmelerinin şerefiyle öyle yükseldiler ki, Arş'a kadar. Allah-u Teàlâ onların hürmetine bizi de affetsin de, onlara olan hürmetlerimizi artırsın... Onların izinde gitmeyi cümlemize nasib etsin...

El-fâtihah!..

Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berakâtühû.

*Mehmed Zahid KOTKU

1 Ağustos 1980 Cuma (20 Ramazan 1400)
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 09.11.2003, 03:03

 
Alperen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.01.2003
Mesajlar: 4.737
Teşekkür etti: 20
30 Teşekkür 20 Mesaja aldı
Red face

Allah razi olsun....

Isabet oldu, ben de tam itikaf konusu ile ilgili yazilar ariyordum...

Cok tesekkürler.....

Dua ile.....
__________________
YAPAMAZ ERTUĞRUL EVLADI SENSİZ,CAN VERİR CANANI VEREMEZ TÜRKLER
EBEDİ HADİM-ÜL HAREMEYNİNİZ,ÖLSEK DE RAVZANI RUHUMUZ BEKLER
Alperen isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 10.11.2003, 01:13

 
Alperen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.01.2003
Mesajlar: 4.737
Teşekkür etti: 20
30 Teşekkür 20 Mesaja aldı
Alıntı:
Original geschrieben von el-Gafil
Ne o yigit, sen de benim gibi yillardir inzivaya( itikaf) cekilip
söyle bir iki senelik kaza namazlarini eda etmeyimi düsünüyorsun...?

Önceleri bizim cami buna müsaitti ama simdi restore edildi..
Ha bugün ha yarin derken seneler akip gitti biz hala erteleyip duruyoruz
Abi ben Dergáh´a kapanmayi düsünüyorum:))

Saka saka.. Tartisma ortamlari yine arastirmamiza sebeb...

bizde nerde o yürek itikaf´a cekilelim.....

Masiva´ya daldik, 5 dakikalik namazlar bile agir geliyor. Rabbim afvetsin..amin..

itikafa cekilmek icin Dergáh münasibtir.. hem ev halkindan da uzak olursun, canin SIKILINCA eve gidivermek istemezsin Buyur gel, Dergáh´a..
__________________
YAPAMAZ ERTUĞRUL EVLADI SENSİZ,CAN VERİR CANANI VEREMEZ TÜRKLER
EBEDİ HADİM-ÜL HAREMEYNİNİZ,ÖLSEK DE RAVZANI RUHUMUZ BEKLER
Alperen isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 10.11.2003, 01:48

 
Alperen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.01.2003
Mesajlar: 4.737
Teşekkür etti: 20
30 Teşekkür 20 Mesaja aldı
Abi o essekli saatinden ben bir kurtulsam yapacagimi biliyorum da... Ya nasib insaALLAH...
__________________
YAPAMAZ ERTUĞRUL EVLADI SENSİZ,CAN VERİR CANANI VEREMEZ TÜRKLER
EBEDİ HADİM-ÜL HAREMEYNİNİZ,ÖLSEK DE RAVZANI RUHUMUZ BEKLER
Alperen isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 09.07.2008, 09:09

 
Seida - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.01.2007
Mesajlar: 2.918
Teşekkür etti: 649
1.294 Teşekkür 640 Mesaja aldı
CezakAllahu hayran
Seida isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 09.07.2008, 09:15
Eylül'de...

 
güleninsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.04.2007
Yaş: 18
Mesajlar: 2.099
Teşekkür etti: 626
212 Teşekkür 142 Mesaja aldı
vay be 2003 ha!:)
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
güleninsan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 09.07.2008, 09:16
Eylül'de...

 
güleninsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.04.2007
Yaş: 18
Mesajlar: 2.099
Teşekkür etti: 626
212 Teşekkür 142 Mesaja aldı
nerde ah o günler!!..ben dışarda ip atlıyordum o zamanlar...
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
güleninsan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 09.07.2008, 09:17

 
Seida - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.01.2007
Mesajlar: 2.918
Teşekkür etti: 649
1.294 Teşekkür 640 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız güleninsan
Mesajı göster
vay be 2003 ha!:)
kiyamete kadar bizlere lazim olacak olan bilgileri devamli
Güncellemek lazim degilmi ama :-)
Seida isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 09.07.2008, 09:20
Eylül'de...

 
güleninsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.04.2007
Yaş: 18
Mesajlar: 2.099
Teşekkür etti: 626
212 Teşekkür 142 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Seida
Mesajı göster
kiyamete kadar bizlere lazim olacak olan bilgileri devamli
Güncellemek lazim degilmi ama :-)
evet
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
güleninsan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:53 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50